İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Gümrük müsteşarlığınınteşkilat ve görevleri hakkında kanuna bir madde eklenmesi (s.s.1018)

Ömer Abuşoğlu

Gaziantep Milletvekili ·

Genel Kurul, 45. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Aralık 2005 · 855 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Abuşoğlu, 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞININTEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA BİR MADDE EKLENMESİ (S.S.1018)); konuşma 855 kelime.

Ömer Abuşoğlu (Gaziantep). “Gümrük müsteşarlığınınteşkilat ve görevleri hakkında kanuna bir madde eklenmesi (s.s.1018)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2005-12-28-gumruk-mustesarligininteskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-bir-madde (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Deminden beri, gerek muhalefet milletvekilleri ve gerekse iktidar milletvekilleri arasında, çiftçiye verilen destek noktasında, âdeta bir yarış… Muhalefet, çiftçinin sesine, köylünün sesine kulak vererek, oradan topladığı bilgileri derleyip, bu kürsüden dile getiriyor; ama, buna karşılık, herhalde, iktidar partisi milletvekilleri, tarım kesimiyle ilgili ciddî bir problemlerinin olduğunu yavaş yavaş anladılar ve tarıma, bugüne kadar ne ölçüde destek verildiğini, çeşitli ağızlardan dile getirmek üzere, kısa kısa konuşarak, hemen, çiftçinin ne gibi bir refah içerisinde olduğunu göstermek konusunda, âdeta, birbirleriyle yarıştılar. Bu, bana bir fıkrayı hatırlattı. Âdeta, İktidar Partisi milletvekillerine bakarsanız, çiftçi, bir eli yağda, bir eli balda. Durum çiftçiye sorulduğunda, hiç de öyle değil. Biz, Anavatan Partisi olarak, yaz aylarında, özellikle hasat döneminin yoğun olarak yapıldığı aylarda -bir çok ürünün hasadı yapılıyor- çiftçinin yüz yüze geldiği, bir yıllık emeğinin, çabasının sonucunu aldığı bir dönemde, çiftçiyle yüz yüze konuşma imkânı bulduk. Yurt gezilerinde birçok illeri gezdik, sadece bir bölgenin çiftçisi değil, birçok bölgenin çiftçisi, aynı yöndeki şikâyetlerini dile getirdiler.

Buna göre, çiftçinin durumu, iktidar partisi sözcülerinin dile getirdiği gibi, hiç de iç açıcı değil; ama, ısrarla, İktidar Partisi, çiftçiye neler verdiklerini, neler yaptıklarını, 2002 yılıyla mukayese ederek, izah etmeye çalışıyorlar. Tabiî, 2002 yılıyla mukayese ettiğiniz zaman… Aslında, mukayesenin de birbiriyle uyumlu dönemler itibariyle yapılması gerekir. Önemli bir politika değişikliği oldu orada, tarım kesimine yönelik destekler konusunda ciddî politika değişiklikleri oldu. Daha önceki dönemlerde, tarım kesiminin en büyük desteği tabanfiyat politikası ve destekleme alımlarıydı. Ekonomik kriz döneminden sonra bu politika terk edilerek, çiftçiye, farklı alanlarda, farklı metotlar kullanılarak desteklemeler verilmeye başlandı. Dolayısıyla, 2002 yılı da, bu yeni politikaların uygulandığı bir dönemin başlangıcıdır. O bakımdan, çiftçinin durumunu izah etmek, çiftçiye verilen destekleri anlatmak açısından iyi bir başlangıç yılı değildir. Birçok politika yeni uygulanmaya başlandığı için, gerek hükümetin hazırlıksız olması gerek verilen desteklerin hangi alanlara yayılması gerektiği konusunda yeterli hazırlık olmadığı için, desteklemeler konusunda 2002 yılı, iyi bir yıl değildir mukayese etmek açısından.

Haa, çiftçinin durumunu, çiftçiye devletin verdiği destekleri mukayese edebilmek açısından, bugün ile geçmişi, 2002 yılından önceki dönemlere gitmek lazım. Biraz önce Sayın Kandoğan'ın verdiği rakamlar ve bunların ait olduğu yıllara baktığımız zaman, çiftçinin kriz döneminden önceki durumu ne idi, bugünkü durumu nedir; çünkü, bugünkü durumu nedir dediğimiz zaman, özellikle şunun üzerinde durmamız lazım: Ekonomik kriz olmuş üzerinden dört yıl geçmiş. Krizin etkileri, krizden sonraki bir iki yıl içerisinde kısmen telafi edilir, normal dönemlere geçilir. O bakımdan, bugün artık hükümetin ve iktidar sözcülerinin biz, kriz döneminde şuydu, bu duruma getirdik gibi yaklaşımları, pek de uygun bir yaklaşım değil.

O bakımdan, çiftçiye geçmiş dönemlerde taban fiyat ve destekleme alımlarıyla verilen destekleri bir tarafa koyarak, bunları hiç dikkate almadan, sadece, doğrudan gelir desteği şu kadar oldu, mazot desteği şu kadar oldu gibi birtakım rakamlar verdiğimizde, bu yanıltıcı olur. Eğer, İktidar Partisi sözcüleri bu rakamlara dayanarak bir mukayese yapıyorlarsa, bir yerde kendi kendilerini kandırıyorlar demektir. Elbette, 2002 yılına baktıkları zaman, 2005 yılında daha iyi bir durumdu ama, krizden önceki döneme baktığımız zaman gerçekten tarımın durumu hiç de iç açıcı değil. Habire, durmadan, "tarım kesimine şu destekler verildi, bu destekler verildi…" Ama, çiftçinin feryadı neden; bu feryat niçin duymazlıktan geliniyor?..

Adamın birisi köyde arkadaşıyla kavga etmiş, dayak yemiş ve gelip mahkemeye şikâyet edecek. İstidacıya demiş ki: "Ben mahkemeye dilekçe vereceğim, beni dövdüler." "Peki, sen otur" demiş istidacı, çatır çutur yazmış ve "okuyayım sana" demiş. Yazdığı şikâyet dilekçesinde adamın yediği dayakların belki yüz misli dayak yediği şeklinde ifadeler var. Okuyup bitirdikten sonra, davacı olacak adam demiş ki: "Beni ne kadar dövmüşler de haberim yokmuş..." Çiftçinin durumu bugün âdeta böyle. Çiftçi diyor ki: Beni ne kadar desteklemişler; ama, benim bundan haberim yok, benim bundan cebime giren bir şey yok, benim hisseme düşen bir şey yok…

Geçen dönemler itibariyle bu dönem karşılaştırıldığı zaman, çiftçinin sattığı ürünlerle aldığı mazota bakın, çiftçinin sattığı ürünlerle aldığı traktöre bakın; biraz daha teknik konuşacak olursak, içticaret hadlerine bakın. İçticaret hadleri devamlı geriliyor; yani, tarım kesiminin ürün fiyatları ile diğer kesimlerin ürün fiyatları mukayese edildiği zaman, devamlı, tarım kesimi aleyhine bir fiyat gelişmesi söz konusu. Çiftçinin sattığı ürünler para etmiyor, buna karşılık, çiftçinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin fiyatlarında devamlı bir artış var. Sistem, devamlı olarak, çiftçi kesiminin ve köylünün aleyhine çalışıyor. O bakımdan, çiftçiye sadece… Hem de üstelik cari rakamlar kullanarak, reel rakamlar da kullanmayarak, birtakım mukayeseye giriştiğiniz zaman cari rakamlar yanıltıcı olur. O bakımdan, İktidar Partisi milletvekillerine, iktidara şunu seslendirmek istiyorum: Çiftçinin durumu, gerçekten, sizin belirttiğiniz gibi çok iyi durumda değil. Çiftçi sıkıntı içerisinde, biraz çiftçinin sesine kulak verin. Gelip, çiftçiye verilen destekleri ballandıra ballandıra burada anlatmaktan daha çok, çiftçiye daha ne gibi destekler verilebilir, çiftçinin durumu daha ne kadar iyileştirilebilir biraz bunun üzerinde kafa yormak gerekiyor.

Ben, süremin tamamını da kullanmak istemiyorum; çünkü, önümüzde yasalaşması gereken birkaç tane daha kanun var iktidarın bize dayattığı. Sayın Çelik de oradan gözüme bakıyor, bir an önce de bitsin bu kanun diye; o bakımdan, fazla uzatmayacağım. Yalnız şunu söylemek istiyorum: Çiftçi, gerçekten zor durumda. Çiftçinin ifadesi bu, bizzat kulaklarımla şahit oldum: "Bu iktidarın ölümü bizim elimizden olacaktır." Bunun için de, birazcık, seçim zamanını beklemeniz gerekiyor. Çitçinin size nasıl bir gelecek hesapladığını, nasıl bir gelecek planladığını seçim zamanına kadar anlamazsanız, seçim zamanında mutlak surette anlayacaksınız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

109 konuşma daha · 28 Aralık 2005

109 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook