İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Ömer Abuşoğlu

Gaziantep Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mart 2006 · 1.026 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 16 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 1.026 kelime.

Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-03-16-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Üzerinde görüştüğümüz 1103 sıra sayılı tasarının 6 ncı maddesi üzerinde Grubum adına görüş belirtmek üzere huzurlarınızdayım.

Üç hususa değinmek istiyorum: Birinci husus, 6 ncı maddenin içeriğiyle ilgili; ikincisi, tasarının yapısı, iskeleti ve içeriğiyle ilgili; üçüncüsü de, AK Parti Grubunun tutumuyla ilgili.

Bu madde de, 6 ncı madde de, eğitim ordumuzu temsil eden öğretmenlerimizin ekders ücretleri ve benzer birtakım düzenlemeler içeriyor. Benden önce konuşan Sayın Gazalcı'nın dediklerine ilaveten ben bir iki hususu daha burada belirterek, tekrara da kaçmak istemiyorum. Özellikle, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim görevlisi, öğretim üyesi, okutman veya benzeri elemanların durumuna da ayrıca dikkat çekmek istiyorum.

Şimdi, bir kere, tasarının genelinde bir karmaşa var. Bu karmaşa aynısıyla bu 6 ncı maddeye de yansımış. Madde metni Türkçe ifade çerçevesinde ele alındığında, biraz zor anlaşılır, hatta birkaç defa okunmakla anlaşılabilecek paragrafları da içeriyor. O bakımdan, bu husus bir önerge verilerek mi değiştirilir, yoksa başka bir şekilde mi değiştirilir? Bunu, işin erbabı olan anlayabilir, maliyeciler anlayabilir; ama, bunu uygulayacak olan eğitim kurumlarımızda daha anlaşılabilir hale getirilebilmesi açısından metnin biraz daha basitleştirilmesinde fayda vardır diye düşünüyorum.

Metinle ilgili olarak bir başka hususa dikkat çekmek istiyorum. (c) fıkrasının son kısmına doğru "her 10 saat için 1 saat ekders ücreti ayrıca ödenebilir" deniliyor. Böyle bir ifade, kanun tekniğine, kanunun ruhuna uygun değil. Eğer, siz, bir şeyi ödemek istiyorsanız "ödenir" diyeceksiniz, ödemek istemiyorsanız da, burada, ödemeyle ilgili herhangi bir madde bulundurmayacaksınız. "Ödenebilir" dediğiniz zaman, bunun ödenmesiyle ilgili keyfe keder bir husus ortaya çıkacak demektir. Metne ilk baktığınız zaman, öğretmenlerimiz buradan anlayacak ki, bize, şu kadar daha ilave ekders ücreti ödenecek; ama, Maliye Bakanlığının yorumu veya Bakanlar Kurulunun kararı, o yıl için veya iki yıl için veya üç yıl için bu maddenin uygulanmasını erteleyebilir. Böyle bir durum, mademki zor şartlar altında bulunan memurlarımıza ilave bir katkıda bulunmak istiyoruz, öyleyse, buraya net ve açık ifadeler şeklinde koymamız lazım. Bir sene uygulanabilecek, gelecek sene uygulanmayacak veya hükümetin ihtiyaç duyduğu halde üç sene, dört sene, beş sene boyunca uygulayamayacağı, uygulamak istemeyeceği şekilde bir metinle, burada ikinci aşamadaki mevzuata imkân bırakmak, bence, pek yerinde olmasa gerek.

Bir başka dikkat çekmek istediğim husus: Burada aynı problem üniversitelerimizde de var; fakat, öğretmenlerimiz için bu problem ortadan kaldırılmış "pratik ders ve teorik ders uygulaması" adı altında geçen üniversitelerdeki husus, burada öğretmenler için kaldırılmış, uygulama dersleri de, aynı diğer normal ders saatleri şeklinde sayılarak ücretlendirilmiş, ücrete tabi tutulmuş; ama, aynı problem üniversitelerimizde devam ediyor. Biliyorsunuz, üniversitelerimizde iki tür ders söz konusu; birincisi teorik ders, ikincisi de pratik ders, uygulama dersi. Teorik dersin her saati, 1 saat ücret karşılığı sayılır; ama, uygulama derslerinin 2 saati ancak 1 saatlik ücrete tabidir. Düşünün, siz matematik dersi veriyorsunuz; girdiniz, teorik olarak anlattınız, anlattığınız konuyla ilgili de pratik yapma, uygulama ders saati yapma ihtiyacı var; öğrencilerin konuyu daha iyi anlayabilmesi açısından, haftada 2 saat de uygulamalı ders yapmak üzere, öğrencileri sınıfa çağırdınız ve aynı teorik derste yaptığınız gibi, elinizde tebeşir, tahtada problem çözüyorsunuz. Mevzuat diyor ki "bu durumda bu uygulama dersidir, bunun, ancak, 2 saatini ben 1 saat sayarım." Teorik dersi verirken de aynı eforu sarf ediyor hoca, uygulama dersini verirken de aynı eforu sarf ediyor. Niçin 2 saatini siz 1 saat sayıyorsunuz? Burada orta dereceli okullar için düzeltilen bu hususun, mutlak surette, üniversiteler için de bir şekilde düzeltilmesi gerekirdi; ancak, bu konuya yönelik, üniversitelerimize yönelik herhangi bir düzenleme söz konusu değil.

Yine, üniversitelerimizdeki okutman, öğretim görevlisi ve öğretim üyesi ekders ücretlerinde de günün getirdiği şartlar itibariyle ciddî aşınmalar ve erozyonlar söz konusu olmuştur. Nasıl, ortaöğretimdeki, ilköğretimdeki öğretmenlerimiz gibi, yükseköğretimdeki hocalar da ekders ücretinin artırılması ihtiyacıyla karşı karşıyadırlar. Biraz önce, Sayın Bakanın bir soruya cevap verirken kullandığı ifade "üniversitelerde, nasıl olsa, ekders ücretleri, ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin ders ücretlerinden daha yüksek; yüksek olduğu için, biz, üniversitelerde herhangi bir artışa gitmiyoruz." Bu, mantık değil. Bugüne kadar ortaöğretimle üniversitedeki ders saatleri arasında bir fark olmuşsa, meselenin, konunun özelliği dolayısıyla bu fark ortaya çıkarılmıştır. "Biz giderek bu farkı kapatıyoruz" mantığıyla, üniversitelerde zor şartlar altında görev yapmaya çalışan yükseköğretim personeline bir haksızlık yapıldığı kanaatindeyiz. O bakımdan, en kısa zamanda, Maliye Bakanlığından, Yükseköğretim Personel Kanununda mı olur veya başka bir çerçevede mi olur, mutlak surette, üniversitelerdeki öğretim üyelerinin ekders ücretleriyle ilgili olan bu sıkıntılı durumlarını karşılamak ve bu sıkıntılı durumlarını gidermek noktasında bir çalışma içerisine girmesini temenni ediyoruz.

Daha bir ay önce -bir ay da olmadı- 15 tane yeni üniversite açmak üzere buradan kanunu çıkardık. AK Partili milletvekili arkadaşlar biliyor mu acaba, üniversiteler personel temin etmekte ne kadar ciddî problemlerle karşı karşıyalar? Üniversitelerin verdiği asistan ilanlarına, eleman ilanlarına, üniversitenin istediği nitelikteki elemanlar, mezunlar müracaat etmiyor. Üniversite ne istiyor asistan alırken veya benzer elemanlar alırken; bir, lisan bilecek diyor, en iyi şekilde lisan bilecek. İki, kendi dalında en iyi şartlarda yetişmiş; hatta, yüksek derecelerle mezun olmuş olmak gerekir diyor ve ondan sonra, üniversite personeline ödenen maaşa bakıyoruz, bu vasıfları taşıyan personel, bu vasıfları taşıyan gençler, üniversitede asistanlığa heves etmiyorlar. Niye; aynı vasıflarıyla özel sektöre gittikleri zaman, aynı vasıflarıyla devletin bir başka kademesinde uzmanlık, müfettiş muavinliği gibi görevlere talip oldukları zaman, ellerine, üniversitede elde edeceklerinin iki katından fazla maaş geçer halde. Bu şartlarda üniversiteler, gerçekten, ihtiyaç duydukları elemanları temin etmekte ciddî sıkıntıyla karşı karşıyalar. Bu durumda ne yapıyor üniversiteler; istedikleri nitelikteki elemanı temin edemeyince, standardı ve kaliteyi aşağı doğru düşürüyorlar. Bu sefer de, üniversitelerde ciddî bir öğretim üyesi ve öğretim üyeliğine hazırlık aşamasındaki kadrolarda ciddî bir kalite sıkıntısı ve standart sıkıntısı ortaya çıkıyor. Öyleyse, bu durumu da dikkate alarak, Maliye Bakanlığının, yeni üniversite açmayla birlikte üniversitelerin eleman teminini de rahatlatmak noktasında bu hususu da mutlak surette düşünmesinde fayda olduğu hususunu bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Aslında, kürsüye üç konu üzerinde görüşlerimi ifade etmek üzere çıkmıştım; maalesef, sadece birini ifade edecek kadar vakit yeterli geldi, diğer iki hususu da bundan sonraki maddelerde ifade etmek isterim. Ancak, benden biraz önce 4 üncü maddede konuşan Sayın Kurtulmuşoğlu da ifade etti, gelin, bundan sonraki maddelerde konuşmayalım. Ben de, biraz önce Sayın AK Parti Grup Başkanvekiline, Sayın Gündüz'e teklif ettim, bundan sonra konuşulmasın, hiç olmazsa, bu tasarı bugün bitsin. Eğer, bu tasarı bugün bitmeyecek olursa, gelecek hafta biteceği konusunda da ciddî şüphem olacak. Acaba, bu tasarı üzerinde, her madde üzerinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 16 Mart 2006

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook