İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · SALI

Şeker hastalarının şeker ölçüm cihazı ve çubuklarının bedellerinin ödenmemesi ve hastaların mağduriyetleri hakkında

Ömer Dinçer

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Şubat 2011 · 1.080 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Dinçer (AK Parti), 22 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞEKER HASTALARININ ŞEKER ÖLÇÜM CİHAZI VE ÇUBUKLARININ BEDELLERİNİN ÖDENMEMESİ VE HASTALARIN MAĞDURİYETLERİ HAKKINDA); konuşma 1.080 kelime.

Ömer Dinçer (AK Parti, İstanbul). “Şeker hastalarının şeker ölçüm cihazı ve çubuklarının bedellerinin ödenmemesi ve hastaların mağduriyetleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 22 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-dincer-23-2011-02-22-seker-hastalarinin-seker-olcum-cihazi-ve-cubuklarinin-bedellerinin-ode (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul)Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli arkadaşlar, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Hem Sağlık Bakanımız hem de Çalışma Bakanımız görevinin başında ve işlerini tam anlamıyla yapmaya çalışıyorlar, bunun altını çizmek isterim.

İkinci olarak da şunu söylemek istiyorum: Diyabet hastalarımızın aslında -belki bürokrasi anlamında süreci biraz uzamıştır ama- bir mağduriyetleri söz konusu değildir. Bugün hangi nitelikte bir ürün olursa olsun, şeker ölçüm cihazı olarak hangi tür çubuğu istiyorlarsa, o çubuğu eczaneden alabilirler, gelip onun parasını da bizden tahsil edebilirler. Bu açıdan bakıldığında, hiçbir surette bir mağduriyeti ifade etmek mümkün değil. Ancak, aslında bizim, yine, Hükûmet olarak temel yönetim felsefemizden birisi olan bürokrasinin de ortadan kaldırılmasıyla ilgili iddialarımızı dile getirecek olursak, evet, şeker hastalarımız da kendileri para ödeyerek bürokratik birtakım işlemlerle karşı karşıya kalıp parayı bizden tahsil edecekleri bir uygulamaya düçar olmamalıdırlar. Bu açıdan bakıldığında da biz, yine, işimizin başındayız ve işimizin sahibiyiz. O insanların herhangi bir bürokrasiye maruz kalmadan rahatlıkla bu ilaçları, bu çubukları alabilecekleri düzenlemeyi yapmak üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Şunu ifade etmeliyim: Danıştayın konuyla ilgili iptal gerekçesinde bu alanda çok sayıda var olan çubukların ve cihazların kalitelerinin standartlarının tespit edilmediği ve bu standartlardan uygun olanlar için en düşük fiyatın belirlenmediğine dair bir gerekçesi vardı. Biz de bunu yapıyoruz şu anda. Gerçekten de piyasada çok sayıda çubuk ve cihazı bulunmaktadır ve biz bunların her birisini temin ettik. Uluslararası standartlarda ölçüm yapıp yapmadıklarını test ediyoruz ve uygun olanları ayırıyoruz. Bugüne kadar yaklaşık olarak 41 cihazın testi yapıldı, bunların içerisinden 6 tanesinin standartlara uygun olmadığı belirlendi, 35 tanesinin ise standartlara uygun olduğu ve ölçüm yapabileceği tespit edildi. Yine, bunların her birisinden, şimdi, fiyat almaya, bunlar içinden en düşük fiyatı verenin de o verdiği fiyatı alt limit olarak belirleyip ona uygun bir fiyatlandırma yapmayı yürüten bir çalışma yapıyoruz. Ama ikinci bir çalışmayı da ayrıca yürüttüğümüzü, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bunları toptan alarak, hastalarımıza, geldikçe, geldikleri zaman ücretsiz ve istedikleri miktarda verebileceğimiz bir mekanizmayı da araştırıyor ve inceliyoruz, hazırlıklarını yapıyoruz. Bu açıdan bakıldığında, konuyla ilgili biraz daha sabredilmesi hâlinde, hakikaten, vatandaşlarımızın da çok faydalanacağı, daha da önemlisi kamunun da buradan ciddi anlamda tasarruf edebileceği yeni bir yöntemi ve uygulamayı başarma imkânımız olacak. Çok az kaldığını ifade edebilirim, çalışmalar bitmek üzere.

Bu vesileyle, ben, özellikle sağlık hizmetleri ve sosyal güvenliğin yürüttüğü genel sağlık sigortasıyla ilgili konularda birkaç hususun altını çizmek istiyorum. Bir kere şunu belirlemek lazım: Biz, tüm dünyada sağlık hizmetlerinde, hem erişim itibarıyla, erişimin kolaylığı itibarıyla hem de genel sağlık sigortasının kapsamı itibarıyla dünyanın en iyi ülkelerinden birisi olmaya adayız. Gerçekten de, kim ne derse desin, hangi sorunu dile getirirse getirsin, bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, hatta Türkiye’de yaşayan yabancı ülkenin vatandaşları bile en rahat ve en kolay sağlık hizmetine erişebilir durumdadır. Herkes her türlü hastaneye gidebilir ve yine herkes her eczaneden ilacını alabilir bir seviyeye gelmiştir ve dolayısıyla erişim konusunda dünyanın en iyi ülkesi olduğumuzu iddia edersek yanlış bir şey söylememiş oluruz. Ama daha da önemlisi, yeni yapılan çalışmalara eğer dikkatle bakacak olursanız, özellikle uluslararası örgütlerin, Mackenzie gibi danışmanlık firmalarının yaptığı çalışmalara bakacak olursanız, OECD ülkeleri içerisinde, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde, genel sağlık sigortası kapsamı itibarıyla en fazla kapsama sahip olan sigorta hizmetlerinin yine bizim tarafımızdan verildiğini ifade etmemiz mümkün.

Bu vesileyle şunu söylemeliyiz: Biz, bunu da daha geliştirecek, hatta bu konuda yaptığımız hizmetleri daha ayrıntılaştıracak hizmetler de sunuyoruz. Daha önceden belirlediğimiz gibi, mesela, i-reçete uygulamalarına geçmeye başladık. Artık çok yakın zaman içerisinde, belki bu yıl, belki de bir bütün olarak Medula sistemi içerisinde reçeteyi de elektronik ortamda hazırlayıp sunan ve uygulayabilen bir noktayı bir bütün olarak başarmış olacağız. Ayrıca, i-rapor uygulamalarını da yapma imkânına sahip oluyoruz. Böylece, herhangi bir doktorun hastasına verdiği rapor da elektronik ortamda yapılabilecek ve elektronik ortamdaki raporları da biz yine ilgili birimlerin görmesini sağlayacak bir düzenleme yapacağız.

Elektronik ortamda hizmetlerimizi genişlettikçe iki şeyin üstesinden geliyoruz: Bir, vatandaşımızı bürokrasiden kurtarıyoruz; iki, maliyetleri de asgari düzeye indiriyoruz. O açıdan bakıldığında, bu hizmetler, hakikaten zaman içerisinde vatandaşlarımızın takdirini kazanmış hizmetler olacak.

Ayrıca, yine, sizler biliyorsunuz ki genel sağlık sigortası ile ilgili yeni değişiklikler yaptık torba kanunda. Özellikle silikozis hastalarıyla ilgili verdiğimiz kararda, silikozis hastalarının meslek hastalıklarıyla ilgili tedbirlerini zaten Sağlık Bakanlığı olarak almıştık, her türlü tedavi hizmeti kendilerine sunulmaktaydı ama daha da önemlisi, aslında, biz, bunu vesile kılarak tüm Türkiye’deki meslek hastalıklarıyla ilgili yeni bir projeyi de başlatmış bulunuyoruz. Bugüne kadar sadece meslek hastalıkları hastanelerinde gelen insanların hastalıklarının meslekleriyle irtibatlı olup olmadığı belirlenebiliyordu ama yeni yaptığımız çalışmayla, tüm Türkiye’de meslek hastalıklarının neler olduğu ve herhangi bir hastaneye müracaat eden hastamızın aslında hastalığının gerçek sebebinin mesleğiyle bağının olup olmadığını belirleyecek bir ilişkiyi ve hazırlığı yürütüyoruz. Böylece ülke çapında hangi tür hastalıklar ve hangi tür meslekler arasında bağ var bunu tespit eden bir kayıt sistemi de oluşturmaya başladık. Bu açıdan bakıldığında, meslek hastalıklarını bu vesileyle daha ayrıntılı analiz etme ve buna yönelik de daha doğru ve daha sağlam teşhisler ve çözümler üretme imkânımız olacak.

Yine silikozis hastalarıyla ilgili, biliyorsunuz, biz emeklilik hakkı da getirdik. Aslında emeklilik hakkı getirirken, normalde çalıştıklarını ispat edemedikleri hâlde ve herhangi bir prim ödemedikleri hâlde normalde malulen emekli olanların sahip olduğu haklara benzer hakları, 2022 sayılı Kanun’da düzenleme yaparak kendilerine verdik. Böylece herhangi bir rahatsızlık oranı itibarıyla yüzde 15 ve üstü paya sahip olan silikozis hastaları emekli maaşı alma hakkına sahip oldular. Kendilerinin vefatları hâlinde ise eşlerinin ve çocuklarının da bu konuda yardım alabilecekleri bir mekanizma üretilmiş bulunuyor. Bu açıdan bakıldığında yeni bir genişletme yaptığımızı ifade etmemiz lazım.

Ayrıca, staj yapan çocuklarımızın da genel sağlık sigortasıyla alakalı düzenlemeler yapıldı biliyorsunuz torba kanunda. Bugüne kadar anne veya babasından -eğer kendisinin sağlık sigortası yoksa- sağlık hizmeti alma imkânı yoksa, staj yapan bütün öğrencilerin, meslek lisesinde okuyan öğrencilerin, mezun olan öğrencilerin veya meslek yüksekokulunda öğrenci olan öğrencilerin staj yaptıkları süre içerisinde hazine tarafından primleri ödenecek ve genel sağlık sigortasına tabi olarak çalışacaklar. Böylece yine onlar da iş kazası ve meslek hastalığı için sigortalanmış bulunuyorlar.

Yine, bu minval üzere belki söyleyebileceğimiz bir başka hizmet, yine kapsam genişleten bir hizmet olarak ifade edebileceğimiz husus prematüre çocuklarla alakalı. Biliyorsunuz, İş Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle, prematüre doğum yapan kadınların, erken doğurdukları süre itibarıyla izinlerini doğumdan sonra kullanabilecekleri şekilde bir düzenleme yapıldı. Böylece, daha önceki var olan düzenlemede, doğum yapan bir kadının sekiz hafta doğumdan önce, sekiz hafta doğumdan sonra olmak üzere kullanabileceği ücretli izin süresini, prematüre çocuk doğurmuşsa şayet, doğumdan sonra on altı hafta süreyle kullanabileceği yeni bir düzenleme ve bir esneklik yaptık.

Gördüğünüz gibi, aslında bu alanda yapılan bütün çalışmalar hem bürokrasiyi ortadan kaldıran hem de bu alanda esnekliği artıran uygulamalar içeriyor.

Ben, bu vesileyle sizlere bunları tekrar anlatma fırsatı bulduğum için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 22 Şubat 2011

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook