Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kocaeli Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 17. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Kasım 2018 · 513 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Halkların Demokratik Partisi), 14 Kasım 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 513 kelime.
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Halkların Demokratik Partisi, Kocaeli). “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 14 Kasım 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-faruk-gergerlioglu-27-2018-11-14-saglikla-ilgili-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=72757
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şunu söylemek isterim: Günlerdir Komisyonda ve Genel Kurulda üzerinde konuşulan KHK’li doktorlardan birisiyim. KHK’li doktorlar adına konuşacağım; artı, KHK’li tüm meslek grupları adına konuşacağım çünkü onların dertlerini, sıkıntılarını çok iyi biliyorum. KHK’li olmasam da konuşurdum, aynı şeyleri söylerdim çünkü insan hakları savunucusuyum.
Şimdi, bu yasa teklifi üzerine, iki yıl dört aydır Sağlık Bakanlığı yetkilileri tam tersi bir uygulama yapıyordu, doktorların özel hastanelerde çalışması üzerine bir genelge yayınlamışlardı ve doktorlar çalışabiliyordu. Ne oldu da böyle bir yasaklama getirildi? Ben bunu bakan yardımcısına da bakana da sordum, cevap veremediler.
Şimdi, değerli arkadaşlar, sadece doktorlar değil, öğretmenler, hukukçular, akademisyenler ve diğer meslek grupları özelde çalıştırılmıyor, çok büyük bir hak ihlali var. Bakın, ben size örneklerini de getirdim. Abdülhalim Bitkin bir sağlık teknikeri arkadaşımız, mezuniyetten sonra iki yıldır güvenlik soruşturması sonucunu bekliyor ve çalışamıyor. Kendisine sordum: “Abdülhalim, çalışamıyorsun, ne yapıyorsun, nasıl geçiniyorsun?” “Hocam, hamallık yapıyorum.” dedi. Bakın, fotoğrafını da gönderdi. Sağlık emekçisine hamallık yaptırılan bir sistemde yaşıyoruz.
Yine geçtiğimiz gün odama bir KHK’li profesör geldi. Kendisiyle konuştuk, çok çarpıcı şeyler söyledi, lütfen dinleyiniz. Çalışma yaptığı üniversitede bir çalışmada Bank Asyadan ücret almış ve daha sonra KHK’yle ihraç edilmiş, kendisinin kontenjanından doçent eşi de ihraç edilmiş ve ardından -tıp dışı bir akademisyen- çeşitli fabrikalara giderek çalışmak istemiş ancak “Hocam, sen çok iyi bir akademisyensin, Amerikalarda eğitim görmüşsün ancak KHK’lisin, seni çalıştıramayız.” denmiş. Daha sonra parasız kalınca, malını mülkünü satmış iki yıl boyunca. “Onlar da bitince ne yaptın Hocam?” dedim, dedi ki: “Şu anda pazarda pazarcılık yapıyorum.” Profesörüne pazarda pazarcılık yaptıran, sağlık emekçisine hamallık yaptıran bir Türkiye oluşturdunuz. Allah’tan korkun.
Bakın, net, somut örnekler veriyorum. Cenk Yiğiter Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyeni. İşinden ihraç ettiniz. Yetmedi, bilimsel toplantılara katılamıyor, bilimsel dergilerde makalesi yayınlanamıyor ve bunun üzerine tekrar üniversite imtihanına girdi ve gazetecilik bölümünü kazandı. Ancak bu bölümde de öğrenci olarak başlayamadı. Rektör “Biz seni ihraç ettik. Burada üniversite öğrencisi olarak bile bulunamazsın.” dedi.
Yine bir başka vaka, iki gün önce -bakın, bunu duyun lütfen- Diyarbakır’da yaşandı. Çalışma izni verilmeyen bir öğretmen iki yıldır işsizdi güçsüzdü, parası yoktu, GSS yaptıracak parası da yoktu, borçlar içinde yüzüyordu. Eşi hamileydi, GSS’si de olmadığı için dört aylık bebek anne karnında öldü. 21’inci yüzyılda Türkiye'de yaşandı bu. Bunlar Nazi Almanyasında yaşanmıyor, Türkiye'de yaşanıyor. Elli altmış yıl önce Nazi Almanyasından Türkiye'ye doktorlar gelirdi, şimdi Türkiye'den Almanya’ya doktorlar kaçmaya çalışıyor. Buna dikkat edelim.
En çok da bu zulümlere AK PARTİ’nin başörtülü vekilleri niye karşı çıkmıyor diye merak ediyorum. Çünkü, bakın, bir hanımın başındaki başörtüsünden dolayı eğitim alamaması, çalışma hayatının kısıtlanması kadar büyük bir zulüm yoktur. Ben bu zulme yıllarca karşı çıktım. Beş yıl boyunca her hafta Kocaeli’de başörtüsü yasağına şiddetle karşı çıktım. Eski vekiliniz Fatma Benli de ara sıra gelirdi bizim gösterilerimize, hep birlikte “Zulme karşı direneceğiz.” diye slogan atardık. Peki, nerede şimdi başörtülü vekil arkadaşlarımız? KHK’li diye bir arkadaşımız üniversiteye öğrenci olarak bile başlayamıyorsa bu zulüm değil midir? Bu zulmü nasıl onaylıyorsunuz? Bir KHK’li hekimin özel hastanede çalışmaması, bir KHK’li öğretmene çalışma izni verilmemesi, hukukçuların avukatlık ruhsatının verilmemesi zulüm değil mi arkadaşlar? Bunu asıl siz nasıl onaylıyorsunuz, bunu aklım almıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
124 konuşma daha · 14 Kasım 2018