Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kocaeli Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 10. Birleşim · 6. yasama yılı · 20 Ekim 2022 · 444 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Halkların Demokratik Partisi), 20 Ekim 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 444 kelime.
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Halkların Demokratik Partisi, Kocaeli). “Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-faruk-gergerlioglu-27-2022-10-20-endustri-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=109984
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde konuştuğumuz yasanın içeriği bile şu kader planı ve diğer mazeretlerin nasıl da iktidarın işi olduğunu gösteriyor. Yasa patron lehine ÇED’i esnetiyor ve işçi cinayetleri bundan sonra geldiği zaman kalkıp “kader” diyorsunuz. Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı çıktı “kader planı” dedi, dinî kavramlar kullandı. Kimse dine iftira atmasın; bunu net bir şekilde söylüyoruz. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli sekiz yıl önce “‘Fıtrat’ dediğine ‘cinayet’ diyorlar.” diyordu. Şimdi, ortaklar ya “‘Fıtrat, kader değil, Amasra da Soma da cinayet’ diyenler samimi değil.” diyor. Hangi sözüne inanacağız Bahçeli’nin, hangi sözüne, bunu bize bir açıklasın bakalım. Sayın Bakan buraya geldi, bize açıklamalar yaptı fakat şunu gördük: Güya her türlü önlem alınmış, her şey yapılmış; yahu, Sayın Bakan, o zaman, patlama neden oldu, bize bunu açıkla, bunu açıklamadan gitti. İstifa etmesi gerekiyor, o da biliyor ama etmiyor. Hangi bakan istifa etti ki? Mekanizma böyle kurulmuş, Soma’da değişmiş miydi? İşte, Soma’da taksir suçuna onay verdirten iktidarın durumu. İlk önce taksir suçu bozuluyor, ardından alavere dalavere, hâkimler sağa sola gönderilip onay verdirtiliyor; değişen bir şey yok. Son on yılda 361 madenci ölümünün olduğu bir ülkedeyiz arkadaşlar. Soma davasının avukatları zulmen tutuklu ve cezaevindeyse bu kazalar bitmez; Soma, Ermenek, Amasra bitmez. Sevgili Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay cezaevindeyse bu sorgulamalar yapılmamıştır ve “kader” diyerek kimseyi kandıramazsınız.
Sansür yasası çıkardınız, ilk icraatınız ortada. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yargıya müdahale ederek “Hiçbir mesele yoktur.” açıklaması yaptı. Bu yasanın aslında bir korkutmayla, faşizm ruhuyla insanların korkmasına ve kendini sansürlemesine hizmet ettiğini görüyoruz ama halkımız susmasın, korkmasın, konuşmaya devam etsin, biz de konuşmaya devam edeceğiz çünkü ortadaki cinayetleri görüyoruz. “Taşkömürü Genel Müdürü önceki hatalarına rağmen Genel Müdür yapılmışsa bu kaza nasıl olur da olmaz?” diye sormak istiyorum.
Bakın “fıtrat” deniliyor, “kader” deniliyor, “Allah'ın işi.” deniliyor. Hiç kimse dinî kavramları istismar etmesin, biz bunları biliyoruz, bunların hepsi istismardır. Hiçbir işin fıtratında ölüm yoktur, alınmayan tedbirler sonrasında yaşanan cinayetler vardır ancak. Muktedirler “kader, kader” diyerek kendi sultalarının kaderini belirlemeye çalışıyorlar. Hayatını kaybeden Şaban Yıldırım gerçeği söylüyor: “Ne kaderi?” Şaban Yıldırım bu cinayetten üç buçuk ay önce eşine diyordu ki: “Ocakta grizu kaçağı var ve önlem alınmıyor.” Ve yaşananlar ortada. Muaviye de “İktidarım Allah'ın kaderi.” diyordu, Emevi sultanları da böyle söylüyordu. Cahiliye kaderciliği mi, ahlaki sorumluluk mu? Bunu size soruyorum. Bu din, insanları uyuşturmak için gelmedi, cahiliye kaderciliğini devam ettirmek için gelmedi. Bir de utanmadan dinî kavramlar kullanarak ahlaki ve hukuki sorumluluklarını örtbas etmeye çalışıyorlar. Bu kafayla işte geldiğimiz nokta burası.
Bakın, bunu merhum Mehmet Akif nasıl anlatıyor:
“Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri,
Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri!
O ihtişamı elinden niçin bıraktın da,
Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında?
“Kadermiş!” Öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru;” diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
104 konuşma daha · 20 Ekim 2022