İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)

Ömer İnan

Mersin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 67. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Şubat 2011 · 1.805 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer İnan (AK Parti), 16 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)); konuşma 1.805 kelime.

Ömer İnan (AK Parti, Mersin). “Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-inan-23-2011-02-16-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER İNAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 616 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili olarak Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Komisyonuna ÖSYM ile ilgili olarak iki teklif, bir de ÖSYM’nin kendi hazırladığı metin olmak üzere üç metin gelmişti. Bir alt komisyonda bu konunun görüşülmesinde fayda mülahaza edildi ve bir alt komisyon oluşturuldu ve bu alt komisyon beş gün boyunca ciddi bir şekilde çalıştı ve önünüze gelen teklif beş günlük çalışmanın ürünü.

Bu teklif kanunlaştığı takdirde ne getiriyor, onlara şöyle kısaca bir göz atalım:

Bir defa, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi isim değiştiriyor, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi olarak bir teşkilat kanununa kavuşmuş oluyor.

İkinci olarak sekiz tane vakıf üniversitesi kuruluyor.

2547 sayılı Kanun’un bazı maddeleri değişiyor. Bütün genel ve meslek lise mezunu öğrencilerimize polis olma hakkı tanınıyor.

Bazı üniversitelere de kadro tahsis ediliyor.

Değerli arkadaşlar, ÖSYM’nin tarihçesine, daha doğrusu üniversiteye girişe şöyle kısaca bir baktığımızda şunu görüyoruz: Evvela her üniversite kendi imtihanını yapardı, bizim gençliğimizde öyleydi. Bir öğrenci üniversiteye gitmek istiyorsa İstanbul, İzmir, Ankara dolaşır dururdu. Daha sonra on sekiz üniversitenin imtihanı tek yapılmaya başlandı. Orta Doğunun imtihanı Orta Doğu tarafından yapılıyordu ve bunlar seçme sınavı yapıyorlardı, yani öğrenciler bir puan alıyorlar, puanlarına göre yine fakülte fakülte dolaşıp kayıt yaptırıyorlardı. Daha sonra yerleştirme oldu, yani ÖSYM öğrencilerin imtihanını yaparak üniversitelere yerleştirir hâle geldi. ÖSYM sadece üniversite öğrencilerini üniversitelere yerleştirmekle kalmıyor. Son yıllarda ÖSYM’ye yeni bir görev yüklendi. Bazı kamu kurum ve kuruluşları alacakları memurları, meslek mensuplarını ÖSYM kanalıyla, ÖSYM’nin yapacağı imtihanla almaya başladılar. Tabii, kamu kuruluşu dışında özel sektör de isterse yaptırabilir. Yalnız, ÖSYM’nin görevi artmasına rağmen, altyapısında bir değişiklik olmadı, ne yasal altyapısı değişti ne fiziki ne personel açısından; altyapı ilk kurulduğu günkü gibi kaldı, bir gelişme olmadı. Şimdi bu teşkilat kanunuyla hem kendi kanunlarına kavuşmuş olacak ÖSYM hem de bu eksiklik büyük ölçüde giderilmiş olacak.

Demin arkadaşımız da ifade etti; yılda yaklaşık kırk imtihan yapıyor ÖSYM, 9 milyon kişi de bu imtihanlara giriyor. Üniversite yanında, kamu kurum/kuruluşları da imtihanlar yapıyorlar; meslek mensupları, memurlar imtihanları hep buralarda yapılıyor. Ayrıca, özel hukuk tüzel kişileri de her türlü ölçme ve değerlendirmeyi burada yaptırabiliyorlar.

Bu kanunla gelen bir şey şu: Yurt dışına da açılıyor artık ÖSYM, yurt dışına da açılıyor. Yani yurt dışından herhangi bir kamu kurumu veya özel sektörden bir kuruluş ÖSYM’ye müracaat ederek imtihanlarını yaptırabiliyorlar.

Bu teklifin kabul edilmesiyle, ÖSYM kamu tüzel kişiliğine kavuşmuş oluyor, idari ve malî özerklik geliyor, özel bütçeli bir kurum oluyor ve Sayıştay denetimine tabi bir kurum hâline geliyor.

ÖSYM 7 üyeli Yönetim Kuruluyla idare ediliyor, 1 başkan, 6 tane üye. 6 daire başkanlığı kuruluyor ve uzman bir kuruluş hâline geleceği için de ÖSYM uzman yardımcıları ve uzmanları istihdam edilmeye başlanacak.

Şu anda ÖSYM, üniversiteler için iki imtihan yapıyor, biri martta diğeri de haziranda. Marttaki imtihan Yükseköğretime Geçiş Sınavı “YGS” diye tabir ediliyor. Bu imtihanda 140 ve üzeri puan alanlar meslek yüksekokullarına girebiliyorlar ve açık öğretime kayıtlarını yaptırabiliyorlar. 180 ve üstü puan alanlar da haziranda yapılacak imtihana giriyorlar. Haziranda da beş imtihan yapılıyor. Bunun adı da LYS, yani lisans yerleştirme sınavı. LYS-1, LYS-2, 3, 4, 5 diye gidiyor. 1, matematik; 2, fen-edebiyat, sosyal bilimler, yabancı dil gibi imtihanlar açılıyor haziranda. Marttaki imtihanda 180 ve üzeri puan alan öğrenciler isterlerse bu imtihanların hepsine birden girebiliyorlar, beş imtihana da girebilirler. İsterlerse, sadece, hangisinde uzmanlaşmak istiyorsa ona girebilirler ve ondan sonra da yerleşiyorlar.

ÖSYM yöneticilerinin ifadesi: “Bu kanun teklifi gerçekleştikten sonra YGS yılda 3 defa yapılabilecek.” Yani martta yapılan imtihan sadece mart ayında değil bir yıl içerisinde 3 defa yapılabilecek. Yani düşünün, sadece martta üç beş saatlik bir imtihan için hazırlanıyor çocuk. Eğer hastalanırsa, herhangi bir şey gelirse başına o sene gidiyor, o senesi yanıyor. Bunun üstesinden gelebilmek için, bu talihsizliği giderebilmek için bir yılda 3 defa imtihan yapacak ÖSYM. Hangisinde müsait olursa öğrenci orada imtihana girecek. “Eş değer sınav” dedikleri bir sistem geliyor, yani farklı zamanlarda, farklı yerlerde benzer sorularla öğrenciler imtihan edilebilecekler.

Bir başka yenilik ÖSYM’yle ilgili olarak şu: On-line imtihana da imkân verilecek yani İnternet üzerinden imtihana da imkân verilebilecek. Herhangi bir kamu kuruluşu, 300 kişi, 500 kişi, bin kişi, on-line olarak imtihanı ÖSYM’ye yaptırabilecek. Bunun için İstanbul’daki kapasite şu an için 600, Ankara’daki 200, İzmir’deki de 300. Bu kapasite ilerideki tarihlerde artacak. Yani yine ÖSYM’nin denetiminde, gözetiminde bir odada bilgisayarların başına geçecek öğrenciler, imtihanlarını orada olacaklar.

Bu önümüzdeki imtihanlar için bir değişiklik de şu: Soru kitapçıkları artık bireysel. Yani eskiden, geçen sene, evvelki senelerde dört soru kitapçığı hazırlanırdı birbirinden farklı, “A”, “B”, “C”, “D” diye isimlendirilirdi. Bu imtihanla beraber, önümüzdeki imtihanla beraber 1,5 milyon soru kitapçığı hazırlanıyor, hepsi birbirinden farklı. Yani her öğrencinin sorusu, soru kitapçığı ayrı olacak ve soru kitapçıkları cevap kâğıtlarıyla beraber poşetlere yerleştirilecek. Bu poşetleri öğrenciler kendileri açacaklar. Şu andaki sistemde salon başkanları açar soru kitapçıklarını. Bu yeni gelecek sistemde ise öğrenciler bizzat soru kitapçığını kendisi açacak, cevap anahtarıyla beraber onu kendisi açmış olacak ve soru kitapçıkları ile cevap kâğıtlarının üzerinde de adayların resimleri olacak. Bütün bunlar güvenlik açısından ileri bir aşamayı ifade ediyor.

Ayrıca, imtihanın güvenliği için cep telefonları, saatlerin imtihana sokulmasına izin verilmeyecek. Hatta, öğrencilerin kurşun kalem, silgi gibi ihtiyaçları ÖSYM tarafından karşılanacak. Yani 2 tane kurşun kalem, 1 tane silgi, kalemtıraş, peçete, hatta şeker dahi ÖSYM tarafından öğrencilere verilecek.

Eskiden her binada yedek soru kitapçıkları ve cevap anahtarları olurdu. Şimdi o da kalkıyor güvenlik açısından. Yedek soru kitapçıkları sadece il sınav yöneticiliklerine gelecek. Burada, bayağı, güvenlik açısından iyi bir nokta diyebiliriz buna da. Tabii, bu çabalar, ÖSYM’nin büyük gayret göstermesi, orada çalışanların büyük gayreti, özverisi, fedakârca çalışmaları sonunda… Tabii bunlara bir sınav ücreti de veriliyor. Ben o konuya daha sonra geleyim.

Bu kanunla uygulamadaki bazı boşluklar gideriliyor. Onlara da kısaca değineyim. Biliyorsunuz, kopyanın mevcut durumda cezası yok. Kopya sadece kabahat kabul ediliyor. Yani toplu bir kopyaya teşebbüs edilse veya ferdî bir kopyaya, kabahattir bu, bir cezası yok. Geçenlerde yaşadığımız o KPSS olayında toplu bir kopya girişiminde hiçbir şekilde cezalandırılamadı bu işe tevessül edenler ve bunun ceremesini ÖSYM çekti. 8 milyon Türk liralık bir zarara uğradı ÖSYM. Bu yeni gelen sistemle, eş değer imtihan yoluyla bu büyük meblağdaki masraf yapılmayacak, yani 8 milyon kadar bir para, eğer eş değer imtihan sistemi geçerli olsaydı yapılmamış olacaktı. Ne demektir o? Benzer sorular sorularak o kopya çeken, mesela girmiş imtihana 40 almış, 50 almış, 30 almış, 40 almış, birden 100 almış; bu gibi öğrenciler, adaylar seçilerek, “Buyurun sizi tekrar imtihana alacağız.” denilebilirdi ve onlar imtihan edildikten sonra da hak ettikleri puanı verirlerdi eğer eş değer sistemi olsaydı. Olmadığı için 8 milyon liralık bir kayba uğradı ÖSYM. Bu değişiklikle, eş değer imtihanın getirilmesiyle hem kopya olayındaki imtihanın topyekûn iptal edilmesi olayı yaşanmayacak hem de başka sahalarda da bu şey kullanılabilecek.

Bir başka değişiklik de şudur arkadaşlar, getirilen ilavelerden biri de şudur: Biliyorsunuz, üniversite imtihanları okullarda yapılır, ya üniversitenin binalarında veyahut da liselerde, ilkokullarda yapılır. Burada da görevlendirilir kişiler. Kimler görevlendirilir? Üniversitede profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi, okutman, öğretim görevlisi, uzman; liselerde, ortaokullarda, ilkokullarda müdür, öğretmenler görevlendirilir, hatta müstahdem görevlendirilir ve hepsine de “sınav ücreti” adı altında bir ücret ödenir. Burada, bu imtihanlarda görev alamayan bir kesim vardır, onlar da polislerdir. Seneler önce bir polis müdürü arkadaşa sorduğumda, “Size ne ücret veriyorlar? Biz şu kadar alıyoruz, siz ne alıyorsunuz?” dediğimde cevabı şu oldu arkadaşın: “Efendim, biz görevimizi yapıyoruz.” Hâlbuki o görev esas itibarıyla hoca olarak bizlerindi, çünkü üniversiteye öğrenci alıyorduk biz. Para almaması gereken bir kesim varsa o da bizdik. Polisleri çok yakından ilgilendirmiyordu doğrusu. O görev hepimizin göreviydi. “Bu bizim görevimiz.” deyince ben utandım doğrusu. Şimdi bu utancı sileceğiz nasip olursa değişiklikle. Yani polis arkadaşlara da bir sınav ücreti ödenecek.

Düşünün, bir okulda 70 kişiye ücret ödeniyor müstahdem dâhil, oradaki 2 tane polise ödenmiyor; 72 olsun. Aldıkları ücret de fazla bir şey değil. Hak ediyorlar. Niye? Binaya en önce gelen onlardır, en son giden de onlardır. Şehir dışına kadar aracı takip ederler, ÖSYM’nin aracı şehir dışına gidinceye kadar da takip ederler. Dolayısıyla “Analarının ak sütü gibi helaldir, bunu onlara vermek durumundayız.” dedik. Bütün partilerin anlaştığı üç tane konu vardı, biri buydu. CHP’nin de, MHP’nin de desteğiyle bunu geçirdik, bunun için de sevinçliyiz. Tabii keşke Yönetim Kurulu üyelerine de bir 3 bin gösterge yerine 8 bin gösterge verseydik daha iyi olurdu. Yani ÖSYM -Ölçme, Seçme Yerleştirme Merkezi- Yönetim Kurulu üyelerinin aldıkları ücretin biraz daha artmasında fayda mülahaza ediyorum; bu, benim şahsi görüşüm.

Efendim, bu kanun teklifiyle getirilen bir başka değişiklik, ikinci mutabakatımız muhalefetle, yardımcı doçentlerin 1’inci dereceye kadar gelmelerine imkân sağlıyoruz bu maddeyle. Yani şu andaki mevcut düzenleme nedir? Yardımcı doçentler ancak 3’üncü dereceye kadar çıkabiliyorlar yani lise mezunlarının çıktıkları derece, 3’üncü derece. Bu değişiklikle artık yardımcı doçentler de 1’inci dereceden emekli olabilecekler. Bu da çok öteden beri hemen herkesin istediği ama bir türlü muvaffak olamadığı bir şeydi. Bunu da birlikte gerçekleştirdiğimiz için memnunum.

Bir başka değişiklik bu kanunla gelen, 2547 sayılı Kanun’un 58’inci maddesinin değişikliğinin yapılıyor olması; yani, döner sermaye ile ilgili bir değişiklik.

Bir başka konu da bazı üniversitelerin kadro ihdas talebinin yerine getirilmesi. Tabii çok sayıda üniversite kadro ihdas talebinde bulunmuş, bunların bazıları uygun görülmüş, bazıları da uygun görülmemiş. Uygun görülmeyenlerin uygun görülmeme sebebi de onların hâlen ellerinde saklı kadrolarının olmasıdır. Bu vesileyle o üniversitelere de duyurmuş olalım, saklı kadroları olduğu için onlara tahsis yapılmamıştır.

Bir başka değişiklik, Polis Yükseköğretim Kanunu’nun 10 ve 15’inci maddeleri değiştirilerek bu mesleğe girmek isteyen öğrencilerin mezun olduğu liseler ile ilgili kısıtlama kaldırılmaktadır. Daha eşitlikçi oluyor. Eskiden genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı okullar polis kolejine girebiliyorlardı, polis olabiliyorlardı, şimdi lise ve dengi okulların tamamı polis olma hakkına kavuşmuş oluyorlar. Bunun da daha eşitlikçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, bazı tabuların da yıkılması lazım gelir diye düşünüyoruz.

Son olarak, bu kanun teklifiyle gelen bir şey, 8 tane vakıf üniversitesinin kurulması. Demin arkadaşımız isimlerini saydı, ben tekrar saymayacağım. Bu 8 vakıf üniversitesi tabela üniversitesi değil bir defa, onu bilelim. Bu 8 üniversitenin kurulmasıyla üniversite sayısı 164’e çıkıyor. 2002 yılına kadar 76 tane üniversite kurulmuş, 1923-2002 arası 76 üniversite kurulmuş, senede 1 üniversite kurmuş Türkiye devleti; 2002’den bu tarafa 88 tane üniversite kurulmuş yani seksen senede 76 üniversite, sekiz, dokuz senede, on senede 88 üniversite. Yani seneye 10 üniversite düşmüş aşağı yukarı. Bu, üniversiteye ne kadar önem verdiğimizin bir ifadesi.

Tabela üniversitesi değil bunlar çünkü bunlar kurulurken yani vakıf üniversiteleri kurulurken -Özellikle onun üzerinde duruyor arkadaşlar.- vakıf üniversiteleri layüsel kurulmuyor, sorumsuzca değil, YÖK çok iyi inceliyor, ciddi bir şekilde inceliyor; kaynağına bakıyor, burslu öğrenci okutup okutmayacağına bakıyor. Öyle üniversiteler var ki orta vadeli bir perspektifte nereye gideceğini de yazıyor oraya, “Şu kadar fakültem olacak, şu kadar öğrencim olacak, şu kadar yayınım olacak.” diyor. Bunların mal varlıkları, taahhütleri yerine geldiği zaman bu üniversiteler… Bu üniversiteleri kuranlara ben ancak teşekkür ederim, Türkiye’nin eğitimine katkıda bulunuyorlar. “Kaynakçı” filan deyip de basite indirgemeyelim, üniversitenin gelişmesi açısından bu üniversitelerimiz çok önemlidir. Mütevelli heyetine baktığınız zaman da ciddi iş adamlarını, bürokratları, öğretim üyelerini görüyorsunuz.

Ben bu kanun teklifiyle ilgili görüşlerimizi aktardım. Hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 16 Şubat 2011

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook