2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Şanlıurfa Milletvekili ·
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Aralık 2019 · 950 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Öcalan, 12 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 950 kelime.
Ömer Öcalan (Şanlıurfa). “2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 12 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-ocalan-27-2019-12-12-2020-yili-merkezi-yonetim-butce-kanun-teklifi-ile-2018-yili-merkezi-yo (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83340
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HDP GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözün anlamını yitirdiği bugünlerde 2020 yılının bütçesini yapıyoruz. Demokrasiden yoksun, insan haklarından yoksun, hukuktan yoksun bir süreci geçiriyoruz ama biz, bu zorlu ve zahmetli günlerin de geçeceğini biliyoruz.
Bakınız, ikide bir demokrasiden bahseden, demokrasi güzellemesi yapanları, 31 Mart 2019 seçimlerinde bu ülkenin 3’üncü büyük partisinin aldığı 3 büyükşehir belediyesini, 5 il, 45 ilçe, 12 belde, toplamda 65 belediyesini talan eden, kayyum eden zihniyeti Türk halkı da görüyor, Kürt halkı da görüyor, tüm dünya kamuoyu da görüyor. İlk başta, YSK eliyle saldırdılar, kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilen adaylarımızın o kürsüye gelip halkın iradesini temsil etmesi önünde büyük bir darbe yaptılar. Sonra büyük bir marifetmiş gibi, şimdiye kadar içinde 3 büyükşehir belediyemizin de olduğu 28 belediyemizi gasbettiler. Diz mi çöktüreceksiniz? Yanılıyorsunuz. Yıllardır bu halk dimdik durmuştur, ayakları üzerindedir, demokrasi mücadelesini de yükseltecektir.
Bakınız, bundan birkaç hafta önce Urfa’nın Suruç ilçesi Belediyesi de talan edildi, kayyum atandı. Belediye Başkanımız Hatice Çevik, IŞİD’in gar patlamasında kızını kaybeden, aynı zamanda eşinin kız kardeşini kaybeden bir anne. Önce IŞİD saldırdı, canını aldı, yüreğini aldı, şimdi de iktidarın yargı eliyle gasbettiği Hatice Çevik’i Urfa Cezaevine gönderdiler, oradan da sürgün edip Tarsus Cezaevine getirdiler, âdeta bir Çin işkencesine çevirmişler. Biz biliyoruz; bunlar, bu belediyelere yapılan saldırı Kürt belediyeleri olduğu içindir. İstanbul Belediyesine kayyum atayamayacaklar, Ankara’ya da atayamayacaklar. Biliyoruz, orada Kürt halkı dengeleri değiştirdi ama büyük metropoller olduğu için güç yetiremeyecekler çünkü orada Türk halkının da iradesi var. Ama biz bunları halkımıza anlatacağız.
Bakınız, yargıdan bahsediyorlar. Daha bundan birkaç ay önce -AKP Meclisi de burada; saray da çok uzakta değil, birkaç kilometre ileridedir, birkaç kilometre ötededir- Cumhurbaşkanı da “Biz, önümüze gelince işi bitiririz, hallederiz.” diyor. İçişleri Bakanı geçenlerde “Anayasa gözüyle, Anayasa Mahkemesi gözüyle bakamayız. Devletimizi tehdit eden unsurlara müdahale ederiz.” diyor. Anayasa’yı tanımayan bir İçişleri Bakanıyla karşı karşıyayız ama yeri gelince, dün olduğu gibi, Adalet Bakanı burada yargı güzellemesi yapıyor, insan haklarından bahsediyor, demokrasiden bahsediyor. Siz bunları ancak sözlerinizle söylersiniz. Kürt halkı bunun karşısında her zaman mücadelesini yürütecek.
Koca koca adliye sarayları yaptınız, üzerine de “Adalet mülkün temelidir.” yazdınız. Bence savcı ve hâkimleri bu ızdıraptan kurtarın; bir komisyon kurun, başına da İçişleri Bakanını koyun, zaten Cumhurbaşkanı işi bitiriyor yargıda, İçişleri Bakanı da “Biz Anayasa’nın gözüyle de bakmayız…” Normal bir vatandaş Anayasa’yı ihlal ederse acaba başına ne gelir?
Fransa’dan bahsediyorlar. Fransa’da polis şiddetini büyük, dev ekranlardan gösteriyorlar. Kendi ülkesine Fransız olan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Milletvekillerinin kolu kırılıyor, adliye binalarının önünde avukatların belleri kırılıyor. Siz Google’a girin bakın inanmıyorsanız, “polis ve şiddet” yazın, görürsünüz sizin önünüze düşen binlerce videoyu, görüntüyü. Ama diz çöktürecek misiniz? Yanılıyorsunuz. Bunlar, bu ülkede, bu ülkenin 3’üncü büyük partisinin mensuplarına, üyelerine, oy verenlerine yapılıyor. Ama biz burada direnmeye devam edeceğiz. Kürt halkı noktasında birleşen, bu Parlamento içinde muhalefet yapma onuruna sahip bir partiyiz. Tarihe de not düşeceğiz; bu Mecliste Kürt karşıtı alınan kararların oy birliğiyle çıkmasının önündeki engel olan bir partidir HDP ve burada da biz muhalefetimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Bir Rojava meselesidir Kuzey-Doğu Suriye ya da Suriye. Başlattınız operasyonu, Afrin’e girdiniz. “Savaştır.” diyoruz, “Savaş demeyin.” “İşgaldir.” “İşgal demeyin.” İnsanlar ölüyor, uçaklar kalkıyor, tanklar hareket ediyor, en ağır silahlar kullanılıyor; buna ne diyelim? Bunun ismi, uluslararası arenada da toplum içinde de “savaş” olarak telaffuz edilebilir hatta bir Kürt savaşıdır, bunun adını da biz buradan koyuyoruz. Bin yıllık kardeşlikten bahsedenler bin yıllık kardeşlik hukukuna ihanet etmektedirler. İnsanlar kardeşlerini ülke içinde tutuklayıp, gözaltına alıp, 2,5 milyonun yaşadığı coğrafyadaki belediye başkanlarını, Meclislerini talan etmez; maalesef bu talan da devam ediyor.
Biz Halepçe’den de biliriz; Enfal suresiyle başlattılar katliamı; dini Kürt katliamına gerekçe ettiler, din sosuyla oradaki Kürt katliamını Saddam Hüseyin denilen diktatör meşrulaştırmaya çalıştı. Bakınız, Halepçe’de kimyasal silahlar kullanıldı, on binlerce Kürt yaşamını kaybetti.
TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir)Onlara da biz sahip çıktık.
ÖMER ÖCALAN (Devamla)Bakınız, şimdi de Afrin’e operasyon yapılıyor, Gire Spi’ye, Serekaniye’ye, Rojava’ya operasyon yapılıyor, savaş açılıyor. Neymiş? Fetih Suresi. Fetih suresinin anlamından yoksun bir iktidar geleneğiyle karşı karşıyayız. Siz yaptığınız bu yanlış politikaları din perdesi altında yapamazsınız. Biz kendi dinimizi de inancımızı da çok iyi biliriz.
Bu devletin geleneğidir arkadaşlar; Kürt olunca, talan, nüfus planlaması ve asimilasyon en büyük pratiğidir.
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Hadi oradan, hadi! Saçmalama!
ÖMER ÖCALAN (Devamla)Gittiniz bundan bir ay önce Gire Spi’de, Serakaniye’de Kürtçe tabelasını indirdiniz.
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Ayıp, ayıp! O kadar bölücü olma!
ÖMER ÖCALAN (Devamla)Bakınız, orada bir Türk bile yaşamıyor, orada Kürtler, Araplar yaşıyor, kimi yerlerde de Türkmenler yaşıyor. Kürt dilinden ne istiyorsunuz? Görüntülere yansıdı, sosyal medyaya bakınız. Kürt diline bile, Kürtçe diline bile tahammülü olmayan bir gelenekle karşı karşıyayız. Söyleyeceğiz, konuşacağız. Doğrudur, sözün sizin için bir anlamı olmayabilir.
Nüfus planlaması… Sayın Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler toplantısında eline bir harita alıyor. Haritanın özü 1935 Doğu Raporu’ndan alıntılanmıştır. Dün, Baas Rejimi Kürtler arasında perde çekmek için “Arap Kemeri”ni kullandı, şimdi de AKP’nin öncülüğünde bir Selefi, Cihadist kemer oluşturulmaya çalışılıyor, Rojava Kürtleri ile Türkiye Kürtleri arasında bir barikat örülmeye çalışılıyor. Bunu dünya âlem görüyor. Birkaç ülke dışında hiçbir ülke, yapılan bu saldırı noktasında hemfikir değildir. Tüm dünya kamuoyu bunun yanlış bir savaş, yanlış bir operasyon olduğunu söylemiştir.
Değerli arkadaşlar, bu kirli politikalar tabii ki sonuca ulaşmayacak. Bakınız, kendi Kürt meselenizi çözmediğiniz için Çin’de Uygur Türklerine yapılan zulmün karşısında duramıyorsunuz; yumuşak karnınızdır.
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Ne alakası var?
ÖMER ÖCALAN (Devamla)Çin’de Uygur Türklerine yapılan zulüm politikasının karşısına açık yüreklilikle çıkıp Çin yetkililerine anlatamıyorsunuz çünkü bu ülkede Kürtlere yaptığınız hakaret, zulüm, iradesini gasbetme önünüze çıkacaktır.
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Yazıklar olsun! Yediğin ekmeğe yazıklar olsun! İçtiğin suya yazıklar olsun!
AYHAN EREL (Aksaray)Urfa’da kimin namazına engel oldular? Urfa’da kimin orucuna engel oldular?
ÖMER ÖCALAN (Devamla)Bakınız, biz yıllardır bu coğrafyada yaşıyoruz, bin yıllardır bu coğrafyada yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz. Atalarımız yaşadı, biz yaşıyoruz, bizden sonra çocuklarımız da yaşamaya… (Gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
111 konuşma daha · 12 Aralık 2019