İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Hukuk uyuşmazlıklarında ara buluculuk kanunu tasarısı

Ömer Süha Aldan

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Mayıs 2012 · 1.214 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Süha Aldan (CHP), 24 Mayıs 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARA BULUCULUK KANUNU TASARISI); konuşma 1.214 kelime.

Ömer Süha Aldan (CHP, Muğla). “Hukuk uyuşmazlıklarında ara buluculuk kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-suha-aldan-24-2012-05-24-hukuk-uyusmazliklarinda-ara-buluculuk-kanunu-tasarisi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=2884

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 233 sıra sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Ara buluculuk Kanunu Tasarısı’na ilişkin, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına tasarının geneli üzerinde konuşmak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Aslında bu yasa tasarısıyla ilgili en çarpıcı örneği biz İtalya’da yaşadık. Komisyon üyeleri olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne, İtalya’ya, İngiltere’ye ve Avusturya’ya geziler düzenledik. Ben de İtalya’ya giden grubun içindeydim. İtalya Adalet Bakanı bu yasal düzenlemeyle ilgili, yani ara buluculukla ilgili “Bunu yabancı şirketler istedi, onun için hukuk sistemimize aldık.” dedi.

İkinci örnek ise İtalyan Senatosundaki bir senatörün verdiği yanıttı, o da dedi ki: “Hukukçular bilirler, Roma hukuku evrensel hukukun temel kaynağıdır. Biz ara buluculuğu kabul etmekle iki bin yıllık hukuk anlayışımızı inkâr ettik.”

Ara buluculuğu, aslında alternatif bir uyuşmazlıkları çözüm yöntemi olarak görmemek lazımdır. Ara buluculuk, gerçekte alternatif bir hukuk yöntemidir ve çok hukukluluğu başlatan yöntemlerden de biridir.

Aslında Komisyondaki tartışmalar sırasında, işte “Cemaatlerin, tarikatların ya da dinsel ögeli birtakım birimlerin çok hukukluluğu egemen olacak.” gibi yaklaşımlar öne sürüldü ama benim bu konudaki düşüncem daha evrenseldir. Bir kez küresel sermaye kendine özgü bir hukuk yaratıyor dünyada. Tümüyle yapılan bu düzenleme küresel sermayenin dayatmalarından biridir.

Ben biliyorum ki Adalet ve Kalkınma Partili pek çok arkadaşımız da bu ve buna benzer yasal düzenlemelere ilişkin olarak çekince içindedirler, bazı kaygılarını zaman zaman bizlere de dile getirmişlerdir ama şöyle bir gerçek var: Evet, dünya hızla şirketlerin yönettiği bir dünya hâline dönüşüyor. Tekelci sermaye, kendi şirketleriyle ulusal hukuklara da egemen olma çabası içindedir. Terörün finansmanı yasa tasarısının da temelinde bu vardır, devlet sırrı yasa tasarısının temelinde de bu vardır. Keza ara buluculukla ilgili yasanın temelinde de aynı anlayış yatmaktadır. Dışarıdan belli yasal düzenlemeler, özellikle de öğretim üyeleri aracılığıyla iç hukukta yer alan aktörlere empoze edilmektedir. Birtakım uluslararası ilişkiler kurulmakta ve “Bu yasal düzenlemelerde çok iyidir.” işte, “Yargının yükünü hafifletecektir, toplumsal barış sağlayacaktır.” adı altında iç hukuk tarafından da kabul edilir hâle gelmektedir.

Değerli arkadaşlarım, aslında, Türk ulusunun kendi geleneğinde ara buluculuk anlayışı zaten vardır. Mahallenin ileri gelen insanı, imamı, öğretmeni zaman zaman ortaya çıkan uyuşmazlıkları pekâlâ giderebilmişlerdir. Bireyci anlayışın egemen olduğu toplumlarda ara buluculuk yasal bir düzenlemeye dayanak olabilirse de Türkiye gibi feodal anlayışın, toplumsal yapının, millet duyarlılığının daha ön planda olduğu yerlerde böyle ara buluculuğa ilişkin düzenleme yapmaya bence hiç mi hiç gerek bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Ara buluculuk Kanunu Tasarısı yargının yükünü azaltmak, yargıyı hızlandırmak gibi görünürde kulağa hoş gelen gerekçelerle gündeme getirilmiştir. Ancak tasarı bu hâliyle bağımsız ve tarafsız mahkemelere alternatif ve doğrudan iktidara bağımlı bir yargı sisteminin oluşmasına yol açabilir endişesini taşıyoruz çünkü ara buluculuk faaliyetinin denetimi ve ara bulucuların eğitiminden tutun da sınavlarına kadar her konuda Adalet Bakanlığının yetkili olduğunu görüyoruz. Adalet Bakanlığının yargıç sınavlarındaki politik ve yanlı seçimlerini yaşayarak gördüğümüz için ara buluculuk sınavlarının da yandaş seçimine yönelik olacağını tahmin etmek hiç de zor değildir.

Tasarı gerekçesinde pek çok Avrupa ülkesinde ara buluculuk sisteminin kullanılan bir yöntem olduğu belirtilmektedir. Yapılan yurt dışı ziyaretlerinde de bu sistemin 2000’li yıllardan itibaren bazı Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlandığı ancak yaygınlaştırılamadığı, toplum tarafından kabullenilmediği gözlenmiştir. İngiltere’de ara bulucu olarak görev yapan avukatlar, bu sistemin daha çok tüketici haklarına ilişkin konularda uygulandığını beyan etmişlerdir. Bizim hukukumuzda da hâlen uygulanan tüketici hakem heyetleri zaten vardır, ancak tüketici hakem heyetleri işleyişi ve kuralları çok açık olan, tüm işlemleri aleniyet ilkesine uygun yapılan ve kararlarına karşı da mahkemeye itiraz edilebilen kurumlardır. Yani tüketici hakem heyetlerinin bu tasarıyla düzenlenen ara buluculukla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır.

Her toplumun kendine özgü duyarlılıkları ve yaşadığı toplumsal sorunlar nedeniyle ara buluculuk sisteminin her toplumda iyi sonuçlar vereceği anlamı hiçbir şekilde çıkarılmamalıdır.

Hukukumuzda var olan Avukatlık Yasası’nın 35/A maddesinde belirtilen uzlaşma hükümleri ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan sulh ve tahkim usulünün yargıçlar ve barolar denetiminde geliştirilmesi mümkünken, ayrıca bir ara buluculuk sisteminin oluşturulması hatalı bir girişimdir.

Öte yandan, bu tasarı, Anayasa’nın 9’uncu maddesinde belirtilen “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” hükmüne aykırıdır. Türk ulusu adına yargı yetkisini kullanan bağımsız mahkemeler yerine ara bulucuların vatandaşların arasındaki sorunları çözme konusunda yetkili kılınması mahkemeler ve hukuk sisteminin dışlanmasına yol açabilecektir.

Her ne kadar tasarı 15/4 bendinde “Hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.” dense de “Arabulucu, uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak ara buluculuk faaliyetini yürütür.” denmektedir. Üstelik ara buluculuk görüşmeleri sonrasında taraflar istediği takdirde mahkemeden icra edilebilir şerhi verilmiş bir ilam da alabilmektedirler.

Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, ara buluculuk tarafların belirlediği usul çerçevesinde yapılan, aslında yargısal bir faaliyettir.

Tasarının kapsamını belirleyen 1’inci maddesinde, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında ara buluculuğa başvurulabileceği öngörülmektedir. Bu durumda, özellikle kadınlar koca, baba, ağa baskısıyla bir ara bulucuya yönlendirilebilirler. Gizlilik içinde yapılan ara buluculuk çalışması sonucunda, kadına çocuğunun velayeti, görüşme hakkı, tazminat ve evlilik içi mal paylaşımından vazgeçtiğine ilişkin bir tutanak imzalatılabilir. İmzalanan bu tutanaklar hâkim tarafından tam anlamıyla ve içerik olarak yani taraf ehliyeti, irade fesadı yönleriyle denetlenmediğinde çok ciddi hak kayıplarına yol açılabilir.

Örneğin, miras hukukunda ara buluculuk geçerli olduğu takdirde, kadınların mirasta eşit pay sahibi olması konusunda zaten sorunlar yaşamaktayken kız çocuklarının ve geride kalan eşlerin miras paylarının korunması yeterince sağlanabilecek midir? Yoksa kadınlar manevi baskı altında tutanakları imzalamak zorunda mı kalacaklardır? Bu konuda tereddütlerimiz dayanaksız değildir. Kanada ve İngiltere’de Müslümanlar arasında ara buluculuk faaliyetlerinde şeriat hükümlerinin uygulanmasının yolu açılmış ancak bu uygulama sonucunda kadınların çok ciddi hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır.

Yine ekonomik yönden güçsüz olan işçiler de manevi baskıyla ara bulucuya başvurmaya zorlanabilir ve bu nedenle de hak kayıpları söz konusu olabilir.

Bu nedenlerle, 1’inci maddede ara buluculuk faaliyetlerinin kamu düzenine ilişkin hukuki ilişkilerde Türk Medeni Kanunu ve İş Kanunu kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmamasına yönelik verdiğimiz önerge ne yazık ki, reddedilmiştir.

Bu tasarının belki de en sakıncalı maddesi ara buluculuk faaliyetinin gizlilik kuralları içinde yapılmasını düzenleyen 4’üncü maddesidir. Bu madde uyarınca, ara bulucu, tarafların istedikleri usule göre, aleniyet ilkesine aykırı olarak gizlilik içinde işlemlerini yürütecektir. Bu durumda ise taraflar mahalle baskısı altında, töre, mafya kurallarına göre uyuşmazlıkların çözümlenmesini istediklerinde bu da mümkün demektir. Çünkü gizlilik içinde yürütülen bu faaliyeti denetlemek mümkün değildir. İşte bu durum, alternatif kadı sistemini karşımıza çıkartabilecektir. Bu konuda Prof. Dr. Baki Kuru da aynı görüştedir. Gizliliğin gereksiz olduğunu, sonuç olarak, tutulan uyuşmazlık tutanağının mahkemelere sunulabilmesini; aksi takdirde mahkemelere yardımcı değil, alternatif bir mercinin ihdas edilmiş olacağını belirtmektedir. Üstelik gizlilik kuralının ihlali durumunda, 33’üncü madde uyarınca altı aya kadar hapis cezası da verilebilmektedir. Bu sonuçlara yol açabilecek gizlilik kuralının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu nedenle, gizlilik kuralının tasarıdan çıkartılması ve aynen Hukuk Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 188/3 maddede düzenlenen sulh anlaşmasında olduğu gibi ara buluculuk görüşmelerinde de yapılan ikrarın tarafları bağlamayacağı yönündeki önerimiz reddedilmiştir.

Yine bu tasarının çok önemli maddelerinden olan 9’uncu maddenin başlığı “Arabulucu Tarafından Görevin Özenle ve Tarafsız Biçimde Yerine Getirilmesi” olarak konulmuştur.

Peki, ara bulucu görevini gereği gibi tarafsız bir şekilde yapmadığında, tarafların eşitliğini gözetmediğinde ve baskı yaptığında, görevini savsakladığında, tarafların iradesine aykırı olarak tutanak düzenlediğinde ne olacaktır? Bunun yaptırımı nedir? Tasarıda bu konuda hiçbir düzenleme yoktur.

Bu konuda sorularımız Komisyonda Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri tarafından ara bulucunun genel hükümlere göre cezalandırılacağı şeklinde yanıtlanmıştır. Burada pek çok hukukçu var, bana birisi anlatsın lütfen. Görevini tarafsızlıkla yapmayan bir ara bulucu neye göre cezalandırılacaktır?

Evet arkadaşlar, böylesi bir fiilin cezası yasada yoktur. Bu tasarıyla, ara bulucuya çok büyük sorumluluklar veriyorsunuz, ancak yetkilerini kötüye kullandığı takdirde de hiçbir yaptırım uygulamıyorsunuz. Böyle bir yaklaşım, böyle bir anlayış olamaz.

Gözlemlenen diğer ülke örneklerinde…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 24 Mayıs 2012

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook