İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Mayıs 2003 · 889 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 15 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 889 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-05-15-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; görüşülmekte olan 73 ve 73'e 1 inci ek sıra sayılı İş Kanunu Tasarısının 102 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yasa tasarısının 102 nci maddesi, ücretle ilgili hükümlere aykırılığı düzenlemektedir. Benzer bir madde, 1475 sayılı Yasanın 99 uncu maddesinde de düzenlenmişti; ancak, düzenlenen maddede de öngörülen para cezaları son derece küçük miktarlardadır. Sayın Bakan, konuşmalarında "işsiz, yükseköğrenim yapan gençler var; bu gençler asgarî ücretin altında ve sigortasız çalışmaya razılar" diyor. Tam da böylesi bir ortamda, bu kadar küçük para cezaları, namuslu olmayan işvereni, ücret hükümlerine uymama konusunda teşvik edici nitelik ve özellik taşır.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakandan dinlediğimize göre, Sayın Bakan, yükseköğrenim gören gençler asgarî ücretin altında ve sigortasız olarak buldukları işte çalışmaya razılar. Biraz da bu gençleri düşünmek zorundayız" diyor. Sanki "işsiz gençleri düşünmeyelim" diyen varmış gibi!..
Elbette, işsiz gençleri de düşünmek zorundayız, onların da sorunlarına çözüm bulmak zorundayız. Hele hele, iktidar makamı, şikâyet etme yeri asla değildir; sorunları çözme yeridir. Çalışma Bakanı olan Sayın Bakan, işsiz gençlere iş bulmuş da Cumhuriyet Halk Partisi mi karşı çıkıyor ya da Sayın Bakanın elini mi tutuyor?! Bunlar olmadığına göre, Sayın Bakana, kim "işsiz gençleri düşünme"demiş?! Böyle bir şey mi var?!
Ama, tehlikeli bir yaklaşım şudur: Eğer, Sayın Bakan "ey işçiler, siz de çok oluyorsunuz; iş bulmuş da bunuyor musunuz! Sizin yerinize daha düşük ücretle çalışmak isteyenler var. Getirdiğimiz her düzenlemeye razı olun" diyorsa, işte, o zaman, demokrasi ve çağdaşlık adına, hukuk devleti, sosyal devlet adına bu konularda daha, çok ev ödevi yapılmasına ihtiyaç var demektir.
Korkarım ki, Sayın Bakan, tam da böyle demek istiyor; çünkü, aynı konuşmanın bir başka yerinde, Sayın Bakan "İş Yasasını, işsizliği önlemek amacıyla çıkarıyoruz. Pasta büyüsün, herkese yetsin" diyor.
Şimdi, Sayın Bakanın bu sözlerini, önceki satırdaki söylemleriyle birleştirerek bir arada irdelemek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, İş Yasasıyla pasta nasıl büyütülür, işsizlik nasıl önlenir; İş Yasası, işsize iş bulma yasası mıdır, yoksa çalışma hayatını düzenleme yasası mıdır; bu konuları iyi değerlendirmek gerekiyor. İş Yasasıyla, yeni istihdam alanları yaratılmıyor, yeni sektörler, yeni teknolojiler getirilmiyor. Peki, bu durumda, işsize nasıl iş bulunacak; bunu bir değerlendirelim.
Değerli milletvekilleri, daha önceki konuşmalarımda da açıkça belirttiğim üzere, aslında, Sayın Bakan, bu konuda çok da bilinçsiz değil; ancak, öngördüğü toplum projesine bizim vicdanımız razı değil.
Sayın Bakan demek istiyor ki, biz atipik sözleşme biçimlerini, esnek çalışma biçimlerini, taşeron ve işçi simsarlığını yasalaştırırsak, bir anlamda, merdivenaltı imalatçılığını resmileştirmiş oluruz; asgarî ücrete bağlı olmadan, kıdem tazminatı olmadan, sosyal hakları olmadan sınırsız insan kaynağını kullanmış oluruz; yani, yedek sanayi ordumuzu harekete geçirmiş oluruz demek istiyor. Bu arada, pek çok kişi iş sahibi olur, sendika olmasa ne gam!.. Toplusözleşme düzeni olmasa ne gam!.. İnsanlar aç, sefil, asgarî ücretin altında ücretle ve hiçbir sosyal hak olmadan çalışsa ne gam!.. İnsanlar sömürülse ne gam!.. Biz, bu şekilde kalkınabiliriz demek istiyor. Sayın Bakan, Çalışma Bakanı olmasına rağmen, insanların sınırsız ve haksız bir biçimde sömürülmesi yolunu açabilecek bir yasa tasarısına "evet" diyor.
Sanırım, bu düşünce, sadece Sayın Bakanın düşüncesi değil, AKP'nin görüşü de bu doğrultuda olmalıdır ki, bir başka AKP sözcüsü de kendi vilayetlerindeki işçilerin, emekçilerin sömürülmesi için bu kürsüden çağrı yaptı.
Şimdi, değerli milletvekilleri, siyaset, aynı zamanda bir toplum projesi sunma biçimidir, toplum projesidir, toplumu şekillendirme, biçimlendirme projesidir. Siyasetçiler de toplum mimarlarıdır.
Sayın Bakanın iki cümlede verdiği toplum projesinde tablo şöyle: Türkiye'yi düşük ücret cenneti yaparak, her türlü emek/yoğun düşük teknolojili sektörlerde geliştirip, dünya pazarlarına bu alanda açılma; yani, Nijerya gibi; yani, Vietnam gibi; yani 10 dolar aylık ücretle çalışılan yerlerle rekabet etmeye çalışmak...
Değerli milletvekilleri, ben, bu Türkiye'ye razı değilim. Bu şekilde dizayn edilen Türkiye, rızam dışıdır. Türkiye'ye böyle bir rol biçilmesi, vicdanımın üzerinde kaldıramayacağım kadar ağır bir yük teşkil ediyor. Projesi verilen toplumda insana değer yok. Bu projede, asgarî ücretin altında çalışan, sendikasız, örgütsüz, esnek çalışma biçimleri, taşeron ve işçi simsarları arasında sıkışmış, sömürülmekten posası çıkmış, avurtları çökmüş, rengi sararmış, kara sarı sağlıksız insanlar var; bu projede, sömürülmüş kadınlar, tüketilmiş çocuklar var. Sunulan bu toplum projesini, şiddetle reddediyorum! Bunu, Türkiye'ye ve Türkiye'nin insanına layık görmüyorum!
Sayın Bakanımın çok ciddî yanıldığı bir nokta var; işsizliğin arttığı ortamlarda, emeğin ayak altına alınması değil de korunması politikasına ihtiyaç vardır. Hem bilinmelidir ki, mevcut işçinin hakkını ketmetmek, yok etmek, işsize iş sağlamayacaktır. İşsiz ile işçi arasında bir çelişki, bir husumet yoktur, olmamalıdır da. Bu politika, sadece vahşi kapitalizmi sınırsız uygulamak için, sözde bir gerekçe teşkil edebilir. Tam da söylemin aksine, emek arzının yoğun olduğu dönemlerde, iş yasası, emeği daha iyi korur biçimde düzenlenmelidir. Emek arzının düşük olduğu dönemlerde, emek zaten kendini koruyabilir; tehlikeye maruz kaldığı asıl dönemler, emek arzının yoğun olduğu, yani işsizliğin yoğun olduğu dönemlerdir. Herkesi yarı işsiz yapmak, bir başarı değildir; yeni iş sahaları, yeni sektörler yaratmak, yeni kalkınma modelleri bulmak başarıdır. Herkesi yoksullukta, yoklukta, muhtaçlıkta eşitlemeye çalışmak ve bir grup da tufeyli yaratmak övünülecek bir durum değildir. Gerçekleştirilmeye çalışılan iş yasası, özünde, bu kötülükleri taşımaktadır; onun için karşı çıkıyoruz; onun için Anayasamızın sosyal devlet ilkesine de aykırıdır.
Sayın Bakanın daha önceki konuşmalarındaki fotoğraf benzetmesine yollama yaparak "Sayın Bakan, fotoğrafta kan var; kan olan fotoğraf güzel değildir" demiştim. Bu anlattığım gerekçelerle; fotoğrafta kan var değerli arkadaşlarım; evet, fotoğrafta, emekçilerin, yoksulların kanı, gözyaşı, alınteri, sömürülen emeği var, tüketilen yaşamı var, zulüm var. Bu yasa, çalışanlar için zulümdür; gelin, zulme alet olmayın ve bilin ki, zulümle abat olanın ahiri berbat olur.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 15 Mayıs 2003