Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 981 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Erdem (AK Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 981 kelime.
Orhan Erdem (AK Parti, Konya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-erdem-2026-11-05-tutanak-metni-3 (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91588
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ORHAN ERDEM (Konya)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Değerli Bakanım, Bakan Yardımcıları, çok değerli Komisyon üyelerimiz, bürokratlar, basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Sayın Bakanım, yeni oluşturduğunuz kadronuz için de tebrik ediyorum. Her 2 Bakan Yardımcınız da çok yetkin ve herkes tarafından takdirle karşılanan atamalar olmuştur. Diğer atamalar için de SPK ve diğer atamalarda dikkatiniz için teşekkür ediyorum.
Bütçeler, yalnızca gelir ve gider kalemlerinden oluşan teknik bir belge değildir. Bütçe bir ülkenin kalkınma hedefi, ekonomik öncelikleri, sosyal hayat, vatandaşa verdiği sağlık, ulaşım, eğitim birçok hususta gelecek vizyonunu ortaya koyar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bu millet, bu iktidara, Cumhur İttifakı'na her seçimde verdikleri yetkiyle, vekâletle bugün siyaset tarihinde ender rastlanan aralıksız 25'inci kez bütçe yapma imkânına sahip bir iktidarız.
Konuşmamın başında ben de söylüyorum çünkü birazdan yapılan birçok yeni ve yıllar içindeki gelişmeleri de söyleyeceğim. Biz de biliyoruz ki enflasyon hâlâ yüksek, emeklilerimize, çalışanlarımıza daha fazla vermemiz gerekiyor. İyi var, daha iyi var, çok daha iyi var. Bizim, iyi yaptıklarımızın da çok daha iyi olması için uğraştığımızın bilinmesini istiyorum ama yoktan bu, bütün yapılanları da hepten yok sayılması da tabii rahatsız edici oluyor. İnsanların kalbini kıran bir konuşma hiçbir zaman yapmam. Muhalefetin genel tutumu, hiçbir zaman yapılan iyi şeylerin de teşekkürü yapılamaz ve direkt başka yönüyle eleştirel bir yapıda. Bunun dışında ifadeleri olan arkadaşlar da var, onlara da teşekkür ediyorum. Hatta bu anlayışı, ana muhalefetten bir grup başkan vekili "Bilinmelidir ki Hükûmet dünyanın en doğru işini bile yapsa bizim bu Hükûmeti alkışlayacak hâlimiz yok, milletin bize verdiği görev bu kardeşim." diye de ifade etmişti. Millet bu şekilde bir görev vermiyor, yapılan güzelliklere de teşekkür etmemiz gerekiyor.
Özel bir durum yaşıyoruz, fon krizi var. Muhalefetin söylediklerinden farklı bir şey söylemiyoruz, Bakanımız da öyle söylüyor, Cumhurbaşkanımız da. Sonuna kadar gidilmeli, kim ne yaptıysa ortaya çıkarılmalı ama biz yıllarca uğraştığımız bu finansal piyasaları da düşünerek yapmalıyız. Bu, yaşadığımız örnekleme ve olabilir manasında demiyorum ama dünyanın birçok ülkesinde de yaşanıyor. Daha 2008'de Mortgage Krizi'ni, Asya Krizi'ni, Dow Jones Kara Pazartesi'ni... Birçok şey yaşanıyor, bazen bir adım geri atarsın ama sıçrarsın. Şimdi, biz, bunun hem gereğini yapmalıyız hem de finansal piyasaları artık gelinen bu ekonomik boyutta düzeltmemiz gerektiğini bilmemiz lazım.
Bizim coğrafyamızda yapılanların dünya ölçeğindeki planlamalarına da baktığınızda aslında biz haksızlığa uğruyoruz. Bugün Dünya Bankası veya Birleşmiş Milletler verileri alırken Avrupa Birliğiyle, İskandinav ülkeleriyle Türkiye'yi bir tutuyor. Son yirmi beş yıl, cumhuriyet tarihinde de çok var, zor bir coğrafya. Orta Doğu'da modern tarihin en büyük kırılması, yıkım, jeopolitik dönüşüm yaşanıyor, yakın coğrafyada askerî müdahaleler, iç savaşlar, sınırı aşan terör örgütleri, IŞİD'dir, DEAŞ'tır, Türkiye'nin bu sınır müdahaleleri, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, yanı başımızda Gazze Savaşı, şu anda İran, bütün bunların yanında, ülkemizin içinde Gezi olayları, 17-25, 15 Temmuz, asrın depremi, Türkiye bütün bunların içerisinde büyümesini sürdüren bir ülke. Avrupa Birliğinin içindeki bir ülke gibi numune, hiçbir sorunu olmayan -bir tek pandemiyi ortak yaşadık- bir hâlde değil, birçok çatışmalarla birlikte ama yükselen bir ülke, bunu görmemiz lazım. Bütçede "dayanıklılık" "refah" "dönüşüm" ifadeleri kullanılıyor, gerçekten öyle. Şimdi, geçmişle kıyasladığımızda, 1974'te bir Kıbrıs Barış Harekâtı oldu, çok önemliydi ama Türkiye'nin o günkü şartlarında 1 milyar 320 milyon ihracatı vardı 1973'te, ithalatı 2 milyar 86 milyondu. Bu yaşananlar, sağ-sol, 1980'e geldiğinde 2,9 milyar ihracatı var, 8 milyar ithalatı var; 2,5 buçuk katına çıkmış. 90'lara kadar, 2000'lere kadar siyasi istikrarsızlık bu yaşananlarla Türkiye çok daha farklı borçlanmalara maruz kaldı. 99 depremini yaşadı, 2000'de 27 milyar ihracatı var, küsuratı vermiyorum, ithalatı 54 milyardı. Şimdi, bütün bu yaşananlar, bu büyük depreme rağmen açığımız hep aynı hatta düzelmeler var, 36 milyar dolardan aldığımız ihracatı 285 milyar dolara getirmişiz, ithalatımız 370 milyar dolar, hizmet ihracatımız 120 milyar dolar, 60 milyar dolar orada artımız var, turizm gelirlerimiz var, dengeli bir ekonomiyle Türkiye'yi bir noktaya getirmişiz, enerjide çok önemli adımlar altmışız bu süreçte, Sakarya Gaz Sahası'nda, Gabar'da çok önemli adımlar altmışız. Millî eğitimde, sağlıkta, tarımda eksikleri de vardır ama yapılanlar gerçekten cumhuriyet tarihinin 3'üyle, 5'iyle, burada rakamlarla vakit harcamayacağım... Mesela, Dünya Bankası tarım hasılasında Avrupa'da 2002'de 24,5 milyar dolarla 4'üncü sıradan, 2025'te 83,2 milyar dolarla 1'inci sıraya yükselmişiz. Afetin bütün eksiklerini gidermişiz, 455 bin konut yapmışız, TOKİ 1 milyon 700 binin üzerinde konut yapmış, kentsel dönüşümlerle 12 milyon insanı güvenli evlere yerleştirmişiz, bütçe açıklarımızı kontrol altında tutuyoruz.
Yine, Dışişlerinde Türkiye'nin itibarı ve masada karar verici hâle gelmesi, bugün 267'ye ulaşan büyükelçiliği ve daimi temsilciliği sayesinde her alanda ilerleme devam etmiş. Şimdi, bu böyle olunca, bu istikrarla, bugün 1 trilyon 800 milyar dolarlara gelen bu gelir Türkiye'yi yüksek gelirli gelişmiş ülkeler sınıfına sokmuş. Şimdi, işimiz daha kolay. Makroekonomik istikrar, küresel alanda itibar, vatandaşlarımızın yaşam standartlarının doğrudan yükselmesi, bu yeni adımlarla ülkemiz yeni ekonomik ve finansal imkânlara, daha düşük borçlanma maliyetlerine sahip olacak, vatandaşlarımızın satın alma gücü daha da artacak, eğitim, sağlık altyapılarımız daha da iyi olacak, sosyal ve yaşam standartlarını daha iyi noktalara getireceğiz ve millî gelirimiz bugün inşallah 2026'da 20 bin dolarların üzerine gelecek. Bunlar bize nitelikli istihdam ve beyin göçünü tersine çevirecek inşallah. Bu geldiğimiz noktada, küresel, prestijli ve jeopolitik bir güç olarak günden güne dünyadaki yerimiz artıyor ve düşük borçlanmalarla inşallah zaten Avrupa Birliğinin oranlarının çok altında olan gayrisafi millî hasılaya göre borçlanma oranlarımızı da daha düşüreceğiz. Avrupa'nın durumunu görüyoruz; yıllarca hak etmedikleri, sahip olmadıkları bir refahı yaşadılar. Şu anda borçlanma oranlarıyla savunmaya harcamaları gereken yeni rakamlarla ne hâle geldiklerini biliyoruz. Biz çok daha istikrarlı bir hâlde devam ediyoruz.
Söylenecek çok şey var, biz vakti daha kısıtlı kullanarak sağlıklı bir bütçe sürecini yaşatmak istiyoruz. Ülkemiz elhamdülillah, yeni bir ligdedir. Sayın Bakanımız, tüm ekip, başta Cumhurbaşkanımız, Cumhur İttifakı'nın bütün üyeleri bu noktada hassasiyetle yürütmekteler. Bize bazen şimdi bunları dediğimizde şunu diyorlar: "Göreviniz, yapacaksınız." Ben de diyorum ki: "Cumhuriyet tarihi boyunca 6.500 kilometre yol yapılmış. Biz de yirmi beş yılda 2 bin kilometre yol yapsak görevimiz biterdi." Diğer bütün alanlarda da böyle baktığında görevimizin çok üstünde Türkiye'de bir gelişme sağladığımız için 25'inci bütçesini yapan bir iktidarız. İnşallah, önümüzdeki sorunları da en güzel şekilde çözecek ve geleceğe daha iyi adımlarla gideceğimize inanıyorum.
Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
23 konuşma daha · 5 Kasım 2026