Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 58. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Şubat 2004 · 467 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 26 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 467 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-02-26-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısının 23 üncü maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi belirtmek üzere söz aldım.
Bu madde, tasarının tamamında gördüğümüz birçok zafiyeti de içerisinde taşıyor; fakat, bunlara girmeden önce, genellikle slogan düzeyinde söylenen birtakım sözlere kısa bir atıfta bulunmak istiyorum.
Benden önceki AKP'li sayın konuşmacı, örneğin, performans kavramına değindi "performansı ölçeceğiz" dedi. Otururken, birden, bu, bana bir küçük hesap yaptırdı. Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı üzerinde, Yüce Meclis, şu ana kadar, yaklaşık 34 saat çalışma yapmıştır. Yaklaşık 300 kişinin -gerek çay içerek olsun gerek burada olsun- bununla angaje olduğunu düşünürsek, bu da yaklaşık 10 000 milletvekili saati demektir. Bu da -kaba hesaplarla haftada 50 saat mesai olarak düşünürsek- 200 işgünü demektir ve haftada 5 mesai günü düşünürsek, 40 hafta demektir. Neredeyse, bir milletvekilinin bir yıllık mesaisine, biz, burada, iktidarın, ne toplumsal ne de muhalefetle... Toplumsaldan kastım; hizmet götürmeyi, hizmeti ayağına götürmeyi düşündüğü, halkımızın temsilcisi olan sivil toplum örgütlerine sorup, onlarla uzlaşma aramamasının, muhalefetle uzlaşma aramamasının sonucu olarak bu israf önümüzdeyken, biz, yeni Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısıyla kamuda israfı önleyeceğimizi söylüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, küreselleşme, yasa tasarısının gerekçesinin birinci kelimesi ve sık sık da geçiyor. Küreselleşmenin bir olgu olduğu ve bunun gereğinin yapılacağını sık sık yasa tasarısının çeşitli gerekçelerinde ve çeşitli konuşmalarda görüyoruz. Küreselleşmeye karşı politikaları iki aşırı uçta gözleyebiliriz: Birisi tam teslimiyettir, öbürü, tümden karşı çıkmaktır. İkisinin de yanlış olduğu aşikâr. Bu geniş spektrum içerisinde bu tasarı küreselleşme karşısında nasıl bir tavır alıyor; bu tasarının, küreselleşme karşısında Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyacak güçlü bir devlet... Güçlü bir devlet, hemen üretim yapan, şu bu devlet değildir, halkı ezen devlet de değildir; ama, dış rekabette, uluslararası rekabet gücünde olsun; ama, sadece ekonomide değil, kültürel bağlamda da, uluslararası anlaşmalarda da, Türkiyeyi, güçlü temsil edilebilecek bir devlet anlayışını bu tasarıda görmek mümkün değil; bunun neresinde olduğunu, baştan sona baktım, bulamadım. Bunu soru olarak da Sayın Bakana soracağım. Ondan sonra, o zaman gerekçelere baktım.
Bu tasarının, destekleyen bir kitabı var, hepimize verildi. Bakın, bu kitabın içinde diğer ülkelerdeki örneklerden bahsediliyor ve bu bahsedilen diğer ülkelerin arasında -ki, bu da yanlıştır; bu ülkeler hep gelişmiş ülkeler, belli bir noktaya geldikten sonra, ben, bunun neden-sonuç ilişkisini Sayın Bakana sormuştum; konuyu inceleyeceğini söylemişti- birinci örnek Amerika Birleşik Devletleridir. Bakın, Amerika Birleşik Devletlerinden iki örnek vereyim size. Bir tanesi, bundan önceki başkan, Demokrat Partiden Başkan Clinton'un söylemiş olduğu bir laftır: "Uluslararası şirketler nedeniyle, ben, ülkemi doğru dürüst yönetemez hale geliyorum."
Biliyorsunuz, şu sıralar, Amerika yeni bir seçime hazırlanıyor. Seçimde iki parti arasındaki, iki partinin başkan adayları arasındaki çekişmenin en önemli gündem maddesi nedir, biliyor musunuz; Amerika'dan dünyaya, küreselleşme sonucunda iş ihracatıdır. Ne demektir bu; Amerikan yatırımcısının gidip başka yerlerde yatırım yapmasıdır. Bu konu, seçimin birinci gündem maddesi haline gelebiliyor ve bunun karşısında belli devlet politikalarının geliştirilmesi zorunluluğu üzerinde iki rakip aday görüş bildiriyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 26 Şubat 2004