İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 68. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Mart 2005 · 1.269 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 9 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.269 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 827 sıra sayılı yasa tasarısının, torba yasası olarak da ifade edilen yasa taslağının 1 inci maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz aldım.

1 inci maddenin, önce, niteliği hakkında biraz bilgi vereyim. Biliyorsunuz, Türk Telekomu özelleştirmek, siyasetin de ötesinde, bir tutku haline geldi ülkemizde ve bu özelleştirme yolunda bazı yasalar çıkarıldı. Bu yasalar çıkarıldıktan sonra fark edildi ki, Türk Telekomun kablo TV sistemini, altyapısını satmanın çeşitli sakıncaları var. Böylece, bu maddeyle, Türk Telekom özelleştirilirken daha önce çıkarılan bir yasayla uydular özelleştirme dışında tutulmuştu, şimdi de kablo TV altyapısı özelleştirmenin dışında tutuluyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada, hükümetin sık sık yaptığı bir dizi hatanın bir benzerini tekrar yaşıyoruz. Bunlar çok gayri ciddî hatalardır. Birincisi, şimdi değiştirmekte olduğumuz bu yasa -ki, bu, 5189 sayılı Yasadır- tartışılırken, 10 Haziran 2004 tarihinde Mecliste bu yasa tartışılırken, Türk Telekomun özelleştirilmesi yasası tartışılırken, ben, Sayın Bakana, Sayın Ulaştırma Bakanına - Meclis tutanaklarından okuyorum- aynen şu soruyu sormuştum: "Kablo TV şebekelerinin yatırımları, 1997 yılından bu yana, Türk Telekom Anonim Şirketiyle Gelir Paylaşımı Sözleşmesi imzalamış 6 özel şirket tarafından yapılmakta. Eğer, bu şirketler bir mülkiyet hakkına sahipse, olası bir özelleştirmenin sonucunda çıkabilecek hukukî sorunlar üzerine sizden bilgi rica ediyorum. Kaldı ki, bu şirketlerden bir tanesi, Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna devredilmiş durumda. Bu, ek bir sorun yaratacak mıdır?" 10 Haziran 2004 tarihinde Sayın Bakanın yanıtı da "hayır, öyle bir sorun yoktur. Biz, kablo TV'yi de özelleştirme kapsamı içerisinde satacağız" olmuştur. Bunun üstünden altı yedi ay geçiyor, kablo TV'nin ihaleye çıkarılmasının sakıncaları anlaşılıyor ve bizim şu anda tartıştığımız madde de, işte, budur; yani, yine yapılmış olan bir yanlışın sonradan düzeltilmesidir. Üstelik, bu yanlış yapılırken, yer yer iddia ediliyor, Cumhuriyet Halk Partisi sadece eleştiriyor, öneri getirmiyor, deniliyor. Hayır; işte, biz, o zaman bu öneriyi getirmiştik. Bu kablo TV'nin özelleştirme ihalesinin dışında kalması gerektiğini anlatmaya çalışmıştık, söylemeye çalışmıştık, laf dinletememiştik. Aradan altı yedi ay geçtikten sonra, bizim söylediğimiz noktaya gelinmiştir bu 1 inci maddede. Olay budur. Bu, gayri ciddidir. Bu gibi patinajların birçok örneği vardır. Bu konuda, siz AKP milletvekillerinden, hükümetinizi uyarmanızı, hem bir yandan Cumhuriyet Halk Partisinden eleştiri ve önerilere kulak asmıyorsunuz, ondan sonra o noktaya geliyorsunuz diye sormanızı öneriyorum, bu gayri ciddîliğin hükümet tarafından giderilmesi amacıyla.

İkinci konu: Şimdi, Kablo TV, özelleştirme kapsamı dışında tutuluyor; ihaleye çıkarılmıyor. Kablo TV'de durum nedir? Kablo TV, o kadar değerli bir altyapıdır ki, o değer, o kablonun kendisi değildir, o kablonun içerisindeki fiber veya başka malzeme değildir; o kablonun üstünden verilecek hizmetlerdir, o kablonun yaratacağı katmadeğerdir. Bu nasıl olur; bu, o kablonun işletilmesi, o kablo üzerinden hizmet verecek olan şirketlere lisansların verilmesi, yetki belgelerinin verilmesi... Bu sayede olur.

Bunlar, sürekli olarak geciktirilmektedir. Sözümona, 1 Ocak 2004 tarihi itibariyle Türk Telekomun vermekte olduğu tüm hizmetler rekabete açılacaktı, serbestleştirilecekti. Hâlâ bu tamamlanmamıştır ve hâlâ programın gerisindeyiz; hâlâ yetkilendirme yapılmamıştır, baştan planlananlar yapılmamıştır ve gecikme olmaktadır.

Neden bunlar; bunlar, artık bir tutku haline gelmiş olan "Türk Telekomu bir özelleştireyim" çabasının sonucu. Bunu, artık Türk Telekomu özelleştirmeyi bir amaç haline getirmişiz, bir araç değil.

Bunun çok ciddî sakıncaları var. Türk Telekomun özelleştirilmesinde son derece ciddî sakıncalar var. Bu sakıncaları yeri geldikçe açıkladık; fakat, zaman içerisinde bu sakıncalarımızı pekiştirecek gelişmeler de oldu.

Bakın, Türk Telekomun özelleştirilmesini savunan bir yetkili -isim vermek istemiyorum- üst düzey bürokrata, bu konuda yetkin bir bürokrata -kaynağı veririm; 7 Şubat 2005'te Radikal Gazetesinde yapılan bir söyleşi var- "Neden özelleştirmek istiyorsunuz" diye soruluyor. Yanıtlar, aynen okuyorum: "Bizimle ilgilenen şirkete baktığımız zaman, onların yatırım yaptığını görüyoruz; hiç durmadan yeni ve kârlı alanlara yatırımlar yapıyorlar, sürekli büyüyorlar; ama, Türk Telekomun böyle bir stratejisi olmamış."

Şimdi, bu nasıl "olmamış" oluyor; yani, olup da tepeden düşmüyor ki bu strateji?! Stratejiyi hükümet yapar, bir Telekom bilişim stratejisi olur ülkede. Bunlar, öyle olmaz, yapılır arkadaşlar, birileri yapar bunu, sorumlu olanlar yapar bunu. "Stratejisi olmamış" diyor değerli yetkilimiz.

Hükümetin bir Telekom... Çağımızın en önemli teknolojik gelişmesi olan iletişim teknolojilerinde bizim herhangi bir stratejimiz yok -işte, yetkin bir ağız- ve bu stratejimizin olmamış olmasını, bir özelleştirme gerekçesi olarak sunabiliyoruz. Bu, bir acziyet değil midir? Bir ülkenin, bir hükümetin, kendi ülkesinde, dünyanın şu anda yaşadığımız çağda en önemli teknolojisi üzerine bir stratejisi olmaması bir zafiyet değil midir?! Bu zafiyet özelleştirmeyle mi giderilir?!

Devam ediyorum, yine aynı yetkin kişinin, aynı tarihli Radikal Gazetesindeki söyleşisinden; şikâyetleri, niye özelleştirme olsun: "Ben, bir hizmeti verebilmek için bir ihale yapıyorum, ihalenin sonuçlanması dokuz ay alıyor. Kamu İhale Kanununa tabi olmayan özel sektör bunun kararını bir günde verir, en geç üç ayda da hizmete sokar."

Şimdi, İhale Yasasında dokuz ay alıyormuş; onun ayrıntısına girmeyelim.

Değerli arkadaşlarım, 1 Ocak 2004'te bütün dünyaya ilan etmişiz biz Telekom sektörümüzü serbestleştireceğiz diye. 1 Ocak 2004'te serbestleştirilmiş olması gereken Telekom hizmetlerinin, aradan onbeş ay geçtiği halde, hâlâ bunu yapamamış olan bir hükümet var, hâlâ bu serbestleşmeyi gerçekleştirememiş olanlar var; ondan sonra, biz, İhale Yasasında dokuz aylık bir gecikmeden şikâyet ediyoruz. O gecikmeden şikâyet de haklı, ona ben bir şey demiyorum; ama, bundan şikâyet edenin bunu şikâyet etmeye hakkı olması gerekir diye düşünüyorum, öyle bir hak da görmüyorum.

Türk Telekomu özelleştirmenin benim anlayamadığım bir tutku haline gelmiş olması için bir belge daha okuyacağım size. Yalnız, şunu bir açıklamak istiyorum: Özelleştirme ile rekabet arasında telekom gibi bir sektörde bir ilişki yoktur. Özelleştirmeyi, illa, işte, rekabete açacağız, daha verimli işletme, şu bu diye satmaya uğraşıyoruz bu fikri. Hiç ilgisi yoktur özelleşme ile rekabet ve kaliteli servis arasında. Örnek olarak; hepinizde cep telefonu var. Cep telefonunda üç tane şirket kıyasıya rekabet ediyor. Cep telefonunda servisler, hizmetler oldukça iyi. Peki, biz, bu cep telefonunda neyi, kime sattık, neyi özelleştirdik de bu duruma geldik; ne özelleştirildi, ne, kime satıldı; hiçbir şey satılmadı, hiçbir şey özelleşmedi. Yani, havadaki frekansı mı sattık ona buna; hayır. Ne yaptık; izin verdik, ruhsat verdik, sen firma kurabilirsin, ben de senin firmanı gözlerim -yani, kurallara uygun mu çalışıyor- al, kur şirketini dedik. İşte, üç tane şirket, kıyasıya rekabet içerisinde, bayağı da güzel servis, hizmet üretiyor; hiçbir şey özelleşmedi. Yani, özelleştirme ile rekabeti, verimli çalışmayı, hizmet sunmayı birbirine karıştırmayalım. Bu kafa bulanıklığını yaratanların bir maksadı olması gerekir gibi bir artniyet aramak durumundayım; çünkü, ikisi arasında hiçbir ilişki yok. Kabloyu satmışsınız... Yahu, o telleri adam alıp evine götürmeyecek ki, onun üzerinden hizmet verecek. Ee, verin izin, versin; verin izin, yapsın hizmeti zaten; verin ruhsatı. Genel izin var, ruhsat var, yetkilendirme var, bunların çeşitli kategorileri var; verin, rekabet etsin firmalar. İlla bunu satacağım kaygısı, tutkusu nereden kaynaklanıyor? Hiçbir rasyoneli yok, hiçbir rasyoneli yok.

Zaten, bakın, Almanya, Fransa, birçok büyük ülkede, hâlâ yüzde 50'den fazlası devletin elindedir, kamunun elindedir; çünkü, teknolojik bakımdan stratejik bir özelliği vardır telekom altyapısının; bir ülkenin teknolojisinin gelişmesi yönünde, çok büyük stratejik önemi vardır. Bunun farkında olan ülkeler farklı bakıyor bu olaya, öyle, haraç mezat satılması gerekir diye bakmıyor.

Şimdi, Özelleştirme İdaresinin resmî dokümanı -web sayfasından erişebilirsiniz- "Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin Satışa Çıkarılması. "Bakın, ne yazıyor burada; Özelleştirme İdaresi Türk Telekomu satarken; yani, satmak için verdiği ilanda ne yazıyor: "Ayrıca, bu süreçte -yani, şu ana kadar, son aylarda olanlar- Türk Telekom özelleştirmesine yönelik birçok olumlu düzenleme hayata geçirilmiştir." Tekrar okuyorum: "Türk Telekom özelleştirmesine yönelik birçok olumlu düzenleme..." Bakalım bu olumlu düzenlemeler nelermiş:

"1. Yabancılara yönelik sermaye sınırlamasının kaldırılması ve altın hissenin kapsamının daraltılması."

Yani, biz Türk Telekomu yabancılara daha fazla açarak olumlu bir iş yapmışız.

Değerli AKP milletvekilleri, 21 inci Dönem Hükümeti, Türk Telekomun yüzde 45'ini yabancılara satmaya ilişkin bir yasa çıkarırken, şimdi aranızda olan ve sizlerin önde gelen isimleri, bunu "uluslararası sermayeye peşkeş çekmek" olarak nitelemişti. Bu da tutanaklarda vardır. Şimdi, bugün, biz, bunu yabancılara daha çok açacağız diye... Şimdiki yasada yüzde 95'ine kadar yabancılara satılabiliyor. İşte, bakın, olumlu... Kimin için olumlu bu? Özelleştirme İdaresi bu olumlu tanımını kimin için yapıyor; Türkiye için mi?..

2 nci madde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 9 Mart 2005

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook