Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 846 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 846 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Uşaklı hemşerilerimin çeşitli nedenlerle dört gözle beklediği üniversitenin nihayet kurulmakta olduğunu görmenin mutluluğu içerisindeyim; fakat, şunu da söylemek isterim: Bir üniversitenin kurulabilmesi bir lütuf değil, belli kriterlere bağlı olarak gerçekleştirilen bir olaydır.
Uşak Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesinin Uşak Kampusu, bu kriterleri, üniversite olma kriterlerini üç yıl önce tamamlamıştı. Dolayısıyla, bu noktada, bir yandan, Uşağımızın üniversitesine kavuşmasına sevinirken, bir yandan da, neden, hiçbir haklı gerekçe olmadan, üç yıl bunun bekletilmiş olmasını sormadan edemiyorum. Özellikle, bu üç yıl içerisinde, şimdi Uşak Üniversitesi olacak kampusta herhangi bir iyileştirme yapmadan bu üç yılın geçmiş olması beni üzüyor ve bunun nedeni üzerinde sizleri düşünmeye davet ediyorum. Burada siyasî polemik yapmayacağım; fakat, 3 Kasım 2002 seçimlerinden hemen sonra, o sıra Millî Eğitim Bakanı olan Sayın Erkan Mumcu'ya sormuştum ben bu üniversitemizin nasıl ve ne zaman kurulacağını. Kendileri, o zaman, Sayın Başbakanın, YÖK yasası değiştirilmeden yeni bir üniversite kurulmayacağı konusunda kesin kararlı olduğunu bana ifade etmişti. Daha sonra gelen Sayın Hüseyin Çelik Bakanımız da, aynı nedeni, aynı gerekçeyi ve aynı niyeti bana ifade ettiler. Şimdi, neden, hak ettiğimiz bir üniversite, YÖK Yasasının değiştirilmesi koşuluna bağlanıyor? Değerli milletvekilleri, bunu, bu sorunun cevabını ben değil, sizlerin vermesini istiyorum.
Daha da genel bir soru sormak istiyorum bu noktada. Hükümetimiz, bilim çevrelerine, üniversitelere neden sürekli olarak yüklenmektedir? Daha dün, daha birkaç ay önce, TÜBİTAK yasasını değiştirdi hükümet; TÜBİTAK'ın yeterince üretken olmadığı gerekçesiyle, Başbakan atarsa Bilim Kurulu ve TÜBİTAK yöneticilerini, o zaman, daha üretken olacakmış.
ALİM TUNÇ (Uşak)Doğru Hocam.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bu doğru değildir. Şu soruyu ısrarla soruyorum: TÜBİTAK ve üniversiteler ar-ge, patent, teknoloji ve bilgi üretip arz eden, sunan kuruluşlardır. Olay, sadece arz etmek ve sunmak da, bunları üretmekle ilgili değildir; olayın bir de talep kısmı vardır. Arz edilen, sunulan ar-ge'ye, araştırmaya, patente, bilgiye, bilime, yetişmiş elemana talep durumu nedir Türkiye'de? Bu konuyu, retorik bir soru olarak sormuyorum burada. Bu konuyu, bu soruyu, ben, Sayın Başbakana, yazılı soru önergesi olarak sordum. Sayın Başbakan, bu soruyu iki bakanına gönderdi ve gelen cevapların birisi net olarak, Türkiye'de ar-ge sorununun, bilgi üretmek sorununun, bir arz sorunundan çok, talep sorunu olduğunu kabul etti. O sayın bakanı kutlarım; doğru bir saptama yapmıştır. Ar-ge, Türkiye'de geliştirilen ar-ge elbette yeterli değildir, daha fazla olmasını arzu ederiz; fakat, ortada bir talep var da, bu karşılanmıyor değildir. Bunun sorumlusu kimdir? Talebi yaratacak olan üniversiteler midir; yoksa ar-ge değer üretme anlayışına dayanan bir rekabet gücü kazanmış olması gereken sanayimiz midir veya o sanayinin talepleriyle ar-ge arzını, ilişkilerini politikalarıyla, teşvik politikalarıyla geliştirmesi gereken hükümet midir? Şimdi, bu noktada, değerli arkadaşlarım, daha dün Sayın Başbakan, üniversitelerimizle ilgili son derece yanıltıcı bilgiler vermiştir. Bakın, Sayın Başbakanın gazetede çıkan cümlesi -birkaç gazetede aynı cümle çıktığı için doğru olduğunu varsayıyorum, zaten kendisinden başka vesilelerle bunu duydum- "Türkiye'deki bilimsel araştırmalar için ayrılan para 200 000 000 avronun üzerinde." Bu para "altıncı çerçeve" denilen Avrupa Birliği fonlarından. "200 000 000 avronun üzerinde. Bizim araştırmacılar -Sayın Başbakanın, maalesef, beğenmediği bizim araştırmacılar diye hitap ettikleri bizim araştırmacılar- bu paranın sadece yüzde 6'sını kullandı." Bu, doğru; ama, başka bir doğru daha var sayın milletvekilleri. Türkiye'de, Türk araştırmacısının, bu Avrupa Birliği fonları için, 2 174 başvurusu olmuştur, 323'ü kabul edilmiştir. Bu, yüzde 15 orandır. Avrupa Birliği başarı oranı da yüzde 15'tir. Almanya -rakamları veriyorum; yanlışsa düzeltirsiniz; bunlar, resmî rakamlardır- Türkiye'yle benzer bir nüfusu olduğu için, hem de çerçeve programında başarılı olduğu için Avrupa Birliği fonlarında. Bakın, 480 000 araştırmacısı vardır ve yüzde 23 oranında başarı sağlamıştır. Türkiye, 27 000 tam zamanlı araştırmacısı vardır, başvuru sayısı 1 214'tür, yüzde 22'dir. Gerisinde değiliz o kadar fazla Avrupa'nın, hem de hangi olanaklarla… Uluslararası standartlara göre, üniversitelerimizin -bir rakam veriyorum- öğrenci başına 20 metrekare alanı olması gerekir; üniversitede sınıf alanı ve laboratuvar, diğer bütün akademik alanlar. Bu, uluslararası standarttır. Türkiye'de bu nedir; 11,3 metrekaredir. Yani, Türkiye'deki araştırmacının -üniversitedeki- altında kırık dökük bir bisiklet var, ona rağmen bir şeyler yapmak istiyor; Avrupa'dakinin altında Mercedes var, onunla bir şeyler yapmak istiyor. Buna rağmen, benzer başarı elde ettiğimiz halde, Sayın Başbakan, üniversitelerimize ve hocalarımıza yükleniyor. Bu, insafsızlıktır. Şimdi, bilim insanına bu kadar yüklenmek yerine, bilim insanımızın olanaklarını düzeltmek dönemindeyiz.
Şimdi, miktar olarak 15 yeni üniversite açıyoruz. Elbette, sevindirici bir olay; elbette, üniversite açılan bütün illerin milletvekillerini bu nedenle kutlamak isterim; elbette, buna emeği geçmiş herkese, burada, huzurlarınızda teşekkür etmek isterim; fakat, bunların geleceğini de düşünmek zorundayız. Şu andaki bakış açısıyla, şu andaki olanakları yetersiz üniversitelerimizi suçlayan bakış açısıyla, o üniversitelerimizin ürettiğine talep olmamasına rağmen, âdeta, sorun arzdaymış gibi davranan bir bakış açısına rağmen, üniversitelerimizin durumunu daha iyileştirmek üzere iyi niyet olmayabileceğinden çok ciddî olarak kaygılıyım değerli arkadaşlarım. Bu konuda, şimdi açılan üniversitelerin yönetimlerine atanacak olanların bilimsel kriterler dışında, yönetim becerileri kriterleri dışında başka kriterler kullanılmamasını diliyorum. Bunun izleyicisi olacağız; ama, en önemlisi, halkımız bunun izleyicisi olmak durumundadır. Çünkü, dişinden tırnağından artırdığı paralarla, dünyada görülmemiş bir masrafla dershanelerden yetiştirdiği çocuklarının, elbette, belli bir siyasî ideolojiyle değil, doğru dürüst mesleklerinde yetişmeleri için, üniversitelerin olması için halkımızın da gözlemleyeceğini ve bu konunun üstünde duracağını umuyorum, bunu bekliyorum, bunu diliyorum.
Tekrar, bu kurulan üniversitelerin ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve bu yönde çabası geçen herkese de teşekkürlerimi sunuyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005