İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Aralık 2007 · 1.050 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 12 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)); konuşma 1.050 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 12 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2007-12-12-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, fonlara ilişkin işlemler üzerinde -15’inci madde üzerinde- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Fakat, 14’üncü maddeden kalma tartışmaya bir ekleme yapmak istiyorum sözüme başlarken. Benden sonra konuşan ve bana yanıt veren Sayın Hocam, Bakanım Sami Güçlü’ye ben teşekkür etmek isterim. Çünkü, beni teyit etti. Şu bakımdan: Üniversiteler, Sayın Güçlü’ye göre “İşlevlerini, yani bilimsel araştırma yapmak, bilim üretmek, akıl deposu olmak gibi işlevlerini yerine getiremez duruma geldiği için, onları bu yola sevk etmek amacıyla- biz öyle istiyoruz- bir atama yapıldı.” dedi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir iki de düzeltme yapmak isterim önce. Ben, şimdi, atanan YÖK Başkanı hakkında olumsuz bir şey söylemedim. Sadece var olan gerçekleri saydım. Var olan gerçekleri, CV’sini, özgeçmişini, ODTÜ web sayfasından siz de bulabilirsiniz bunları. Bu gerçekler…

NECAT BİRİNCİ (İstanbul)Sosyolog demediniz, ODTÜ’den demediniz.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Onu demedim, ODTÜ’den demedim, tamam, dememişim, onlar eksik, aşikâr. Toplum Bilimi Profesörü, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden, onlar zaten biliniyor ve saydığım özellikler şu iddia içindi: Dört yıl boyunca üniversite sayısı, bölüm sayısı, fakülte sayısı yüzde 40’lar, 50’ler artarken, araştırma görevlisi sayısı sadece yüzde 7, öğretim görevlisi sayısı sadece yüzde 12 arttı. Neden? Burada bir tahmin yaptım “AKP İktidarı illa kendi düşüncesi tarzında birtakım atamalar yapmak istiyor.” ve söyledim “Eğer bu tahmin yanlışsa, bu tahmini doğrulayan birçok işaret var, biri düzeltirse memnun olurum.” dedim. Sayın Sami Güçlü aslında bunu doğruladı. Şimdi, bu yanlıştır, bu anlayış yanlıştır.

Bakın, bunun iki tane örneğinden, benim yaşadığım iki örneğinden söz edeceğim. Ben, ODTÜ mezunuyum aynı zamanda, sadece öğretim üyeliği yapmadım, ODTÜ mezunuyum. Ben ODTÜ mezunu olduktan sonra, isim vermeyeceğim, zannedersem de rahmetli oldu, ama yetkili birisi oraya atanan bir rektör için -bana söyledi, yani bizzat, kulağımla, bire bir konuşmamın sonucudur bu- “ODTÜ cezalandırılmalıydı.” dedi. Bakın, yorum yapmıyorum, “ODTÜ cezalandırılmalıydı…” 70’li yıllarda biliyorsunuz, “çok hareketli” diyeyim artık.

Şimdi, ODTÜ’yü cezalandırmak kime ne kazandırır? Yanlış bir şeydi. Ortalığı altüst etti, ama hiçbir şey de başarmadı. Şimdi… Haa, daha sonra TÜBİTAK’ta aynısını yaşadık. “TÜBİTAK bir türlü patent, teknoloji üretmiyor, şu, bu.” iddiasını Sayın Başbakan 2005 yılının başında başlattı. Ben, o sıra yazılı bir soru önergesi verdim “Sorun arzda mı, yani teknoloji arzında, patent arzında mı böyle bir talep, yoksa sorun talepte mi?” diye. Yani “Üniversitelerden bir talep var da üniversiteler veya TÜBİTAK bunu yerine getiremiyor muydu?” diye yazılı soru sordum. Sayın Başbakan yazılı soru önergemi Sanayi Bakanına göndermiş, Sanayi Bakanı gayet dürüst bir cevap verdi “Sorun taleptedir.” dedi. Şimdi, ona geleceğim biraz sonra, sorun talepte; teknoloji üreterek katma değeri yüksek ürünlerle rekabet etme anlayışını benimsemiş bir sanayi yapımız olmadığı için, daha çok ucuza, özellikle ucuz iş gücüne dayalı rekabet anlayışını benimsemiş bir sanayi yapımız olduğu için teknoloji talebi, patent talebi, yenilikçilik, bu gibi talepler zaten yok sanayide yani genel olarak. Dolayısıyla buna da, Sanayi Bakanı, geçen dönem benim bu sorduğum yazılı soru önergesine bu şekilde yanıt verdi. Yani Sayın Güçlü bence çok suçladı üniversiteleri. Yani o zamanki, yani “ODTÜ cezalandırılmalıydı…” Tabii üniversiteler cezalandırılmalı demiyor ama belli bir yöne çekimi. Nedir? Bilimselliğe. Yani üniversiteler akıl üretmiyor, bilim üretmiyor, sadece… Yani bunu ben haksız buldum. Demek ki benim söylediğimi teyit etti.

Bunun ikinci örneğini… Bakın birincisi ODTÜ’tedir. O zaman ODTÜ’yü cezalandıracağız diye çok ters bir rektör atanmıştı. Ben şimdi YÖK Başkanına terstir, şudur budur demiyorum fakat AKP’ye yakınlığı konusunda birtakım kaygılarımı belirttim. Bunu da artık doğal karşılamanız gerekir.

ALİ KOYUNCU (Bursa)CHP’ye yakın olsa…

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Hayır, CHP’ye de yakın olmasın efendim. Yani bilim dünyasının toptan kucaklayacağı… Bu tartışmaları Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaptık. Yani kucaklayıcı olması önemlidir. Ona yakın, buna yakın demiyorum ben. Ona yakın olmasın, buna yakın olsun diye bir tercih ifade etmiyorum burada. Şimdi o önemlidir. Bugün üniversitelerimizin ihtiyacı olan odur. O maalesef yapılmadı gibi geliyor bana. İcraatlarını göreceğiz hep beraber.

Fakat ikinci örneği, bakın TÜBİTAK’ta yaşadık. O zaman ben yine bu kürsüden defalarca söyledim, TÜBİTAK’ın eski yönetimini suçlamayın. Yeni yönetimini ben suçlamıyorum. Kimseyi suçlamayalım. Bilim insanlarını suçlamayalım. Fakat, bu şekilde bir davranışla yönetimi değiştirmek yanlıştır dedim. Nitekim, mahkemeler de, yargı organları da Anayasa Mahkemesinden iş mahkemesine kadar, Danıştayına kadar, idare mahkemesine kadar hepsi bizi doğruladı. Bu şekilde yaklaşım yanlıştır, bunu ifade etmeye çalışıyorum ben. Ne herhangi bir kişinin aleyhine veya lehine konuşuyorum ne herhangi bir kişiyi mahkûm ediyorum. Özellikle bilim insanlarına böyle bir davranış içerisinde bulunmamaya özel bir özen gösteririm. Bunun da bilinmesi gerekir.

Şimdi, bunu söyledikten sonra… Yani bu çok yanlış bir davranış oldu. Bence üniversiteleri suçlayarak, TÜBİTAK’ı suçlayarak, eski yönetimini suçlayarak bir yanlış değişiklik yapıldı. Yanlış derken, burada kişiden bahsetmiyorum yine, yöntem ve yaklaşım olarak diyorum.

Şimdi, fonlardan söz ediyoruz. Maalesef de zamanım az kaldı, özet olarak şunu söyleyeyim: Aslında -Sayın Maliye Bakanımız geldi, onun da, gayet tabii, bilgisi içerisinde, kendisinden de duydum- biraz önce burada oturan Hazineden sorumlu Bakanımız da ifade etti, yeni bir ar-ge yasası geliyor. Yasa taslağı, zannedersem, şu anda Başbakanlıkta, Bakanlar Kurulunda, değil mi?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir)Geldi Meclise.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Meclise de gelmiş.

Ar-ge’yi destekleyen o taslağı ben okudum, çok iyi bir şey tabii. Fakat iki sorun var, bakın: Birincisi, o taslakta -o zaman bunu tartışacağız ama- “ar-ge merkezi” kavramı getiriliyor ve “en az 50 ar-ge personeli çalıştıran…” diye. Bu, var olan teknoparklar için sorun yaratır Sayın Bakan. Bunu, gelince, ayrıntılarıyla tartışacağız.

Fakat daha ciddi sorun da şudur: Şimdi, o da, bu maddeyle yakından ilgilidir. Savunma fonlarından söz ediliyor burada, Savunma Sanayii Destekleme Fonundan ve diğer fonlardan. Bakın, dünyada, benim bildiğim, teknolojide atılım yapmış bütün ülkeler, savunma sektörlerindeki harcamalar sayesinde bunu yapmıştır. Savunma sanayisindeki harcamaların, teknoloji üretmek için, teknolojik yönlendirme ve hedefleri, stratejisi olması gerekir.

Şimdi hepimizin artık kullandığı düz ekran televizyon, plazma televizyon, örneğin, ilk, hava kuvvetlerinin ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır. Daha birçok örnek sayabilirim. Amerika’da çıkmıştır ve Amerika -Bill Clinton Başkan olduktan sonra- “Bu teknolojiyi biz yapacağız.” dediği zaman, Japonya’da o teknoloji vardı, ama “Biz, Japonya’ya muhtaç olmayalım, kendi teknolojimizi kendimiz geliştirelim.” diye yapmıştır.

Şimdi, Türkiye’de -ar-ge yasası geliyor- işte, savunma sanayisinde, belli stratejik hedefler üzerinde harcamalar yapılıyor, fakat maalesef, bir sanayi ve teknoloji politikası hâlâ yoktur. Dokuzuncu Plan’da sayar, şu şu sanayiler desteklenecektir diye; fakat, öyle sayar; bunların öncelikleri belirlenecektir. “Sanayi Bakanlığının önemli gördüğü teknolojiler…” der. Hangileridir onlar? Hâlâ ortada yok. 2008 programına bakıyorum, hâlâ yok, öncelikler yok. Bütün teknolojileri saymak, bunlar önemlidir demek elbette hiçbir işe yaramaz. Bunlar, bir yandan destekleme, bu şekilde programları yapıp, harcamaları TÜBİTAK’a…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

82 konuşma daha · 12 Aralık 2007

82 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook