Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun tasarısı (s.s.:95)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Şubat 2008 · 928 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 8 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:95)); konuşma 928 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun tasarısı (s.s.:95)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2008-02-08-arastirma-ve-gelistirme-faaliyetlerinin-desteklenmesi-hakkinda-kanun-t-4 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak için huzurunuzdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Bu yasa tasarısının görünürde iki önemli amacı var: Birincisi, ülkemizdeki ar-ge faaliyetlerini artırmak, sadece miktar olarak artırmak değil, kompozisyonunu da değiştirmek. Şu anda Türkiye'deki ar-ge faaliyetlerinin yüzde 70’ini, ar-ge yoğunluğu olarak, yani ar-ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı olarak yüzde 70’ini kamu, yüzde 30’unu özel kesim yapıyor. Oysa, bu, OECD ülkelerinde, AB ülkelerinde, gelişmiş ülkelerde tam tersidir kabaca, yüzde 70’ini özel kesim, yüzde 30’unu kamu yapar. Dolayısıyla, bu yasa, özel kesimin yapacağı ar-ge’yi destekleyerek, o bakımdan da kompozisyonunu, ar-ge yoğunluğu kompozisyonunu değiştirme amacına da görünürde hizmet ediyor.
En önemli amaç da, tabii, ar-ge’yi destekleyerek, sadece ucuz iş gücüyle değil, teknolojik üstünlükle rekabet edilebilmesini sağlamak.
Şimdi, bütün bunlar çok önemli ve güzel. Hatta, şu anda ülkemizdeki ender konsensüs, yani herkesin üstünde anlaştığı konulardan biri. Hiç kimse bunlara karşı çıkamaz, bu doğru. Öyle görüyorum ki, şimdiye kadarki iktidar partisi milletvekillerinin konuşmalarından da ortaya bir konsensüs çıkıyor, Sayın Bakan da onu söyledi, bu yasanın birçok eksiği var. Bunda da bir konsensüs, bir ortak anlayış var gibi. İşte, zamanla uyguladıkça bunları düzeltiriz şeklinde bazı eksiklikler dile getiriliyor.
Şimdi, ben, bu madde çerçevesi içerisinde, bu yasanın iki tane çok temel ve çok büyük yanlışını dikkate getireceğim, bunu sadece eksik diye geçemeyiz. Biraz önce Sayın Bakan da somut olarak yanıtladı sorumu. Bu yasa, kim, ne ar-ge yaparsa, araştırma-geliştirme yaparsa, hangi konuda yaparsa yapsın, belli kriterleri -yani belli düzeyi, umarım- tatmin ettikten sonra bunu destekleyecek. Yani, sektörel veya teknolojik bir öncelik içermiyor; kim ne yaparsa yapsın.
Değerli arkadaşlar, şimdiye kadar Türkiye’de uygulanan teşvik politikaları hep bu anlayıştaydı ve bu teşvik politikalarının -şimdi ar-ge’den bahsediyoruz, ama, ar-ge dışında teşvik politikaları da- somut hedeflere yönelik teşvik politikaları, strateji izleyen teşvik politikaları uygulayan ülkelerin yanında başarısız kaldığı da bilimsel olarak ders kitaplarına geçmiştir. Hedefsiz, somut stratejik politika olmadan, kim ne yaparsa yapsın teşvik verelim anlayışının yanlışlığı defalarca gösterilmiştir. Bunun en son örneğini sizin iktidarınız ve Başbakan söyledi. 5084 sayılı Teşvik Yasası’nı çıkardıktan sonra “Evet, bu eksik oldu, bunu düzeltmeliyiz.” denildi. Neydi o? Kim ne yatırım yaparsa yapsın teşvik. Güzel, istihdam sağlıyor; görünüşte çok güzel, ama, örneğin, Türkiye’de un fabrikaları yüzde 20 kapasiteyle çalışıyor. Un fabrikası kurun, yine teşvik alıyorsunuz. Bu yanlıştır. İşte, burada da aynı yanlış, bu temel yanlış tekrarlanıyor. Kim hangi teknolojik ar-ge yaparsa yapsın, o teşvik görecek.
Öte yandan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları var. Biraz önce ifade ettiğim gibi, Sayın Başbakanın ifade ettiği bazı öncelikler var. Dokuzuncu Plan’a girmiş, zannedersem 84’üncü sayfada 482 numaralı paragrafta belirlenmiş öncelikler var. Sanayi Bakanlığı, bir sanayi politikası geliştirmekten söz ediyor, onun birtakım öncelikleri var. Hayır, bunların hiçbirini kale almadan, bunların hiçbirini dikkate almadan “kim ne yatırım yaparsa yapsın, ar-ge’yi biz destekleyeceğiz” çok yanlış bir yaklaşımdır. Baştan söylediğim gibi, görünüşte çok iyi niyetli olan bir yasanın çok ciddi bir yanlışıdır bu, eksik deyip geçemeyiz buna.
Bu yasa -tekrar edeyim- somut hedef ve stratejiden yoksundur, bir politika yoktur, kim ne yaparsa yapsın anlayışındadır ve bir sürü kurum oturuyor; ya, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunun aldığı kararlar!.. Önemsenmiyor, onlar hiçe sayılıyor, Dokuzuncu Plan hiçe sayılıyor.
Şimdi, bu anlayışla hazırlanmış bir tasarı, harcamaları yapacaktır, gayrisafi yurt içi hasıla içerisinde ar-ge’nin payını yükseltecektir. Bunların hepsi doğru, ama bu yasanın ülkemizin rekabet gücünü ciddiye alacak oranda etkileyeceği kuşkuludur. Bu yasanın arzu edilen düzeyde teknolojik gelişmeler ve sıçramalar yaratacağı iyice kuşkuludur. Belli hedefler olmadan bu yapılamaz. Örnek çok, somut, bugün okuduğum bir şeyi söyleyeyim: İsveç gibi herhangi bir tehdit görmeyen bir ülkeyi bile askerî harcamalarını, askerî teknolojisini geliştirmek ve kendi kendine yeterli olmak hedefine yöneltmiştir. Yani İsveç bile “şu teknolojilere, askerî savunma teknolojilerine odaklanalım” diyebilirken, Türkiye bir ar-ge yasası çıkarıyor ve bunu söyleyemiyor.
İkinci yanlış da, şimdiye kadar ülkelerin çeşitli teknolojik politikaları oldu. Bunların bir kısmı başarılı, bir kısmı başarısız. Bilimsel çalışmalar şunu net bir şekilde gösteriyor ki, başarılı uygulamalarda üçlü sarmal denilen, “üçlü heliks” veya Türkçe “sarmal” denilen bir etkileşimi gerçekleştirebilmenin üstüne inşa edilmiş politikalardır. Nedir bu üçlü sarmal? Üniversite, sanayi ve kamu. Bunlar, üçü, birbirini destekleyerek yükselen ve teknolojiyi yükselten, etkileşmeyle, karşılıklı iş birliği ve etkileşme ile yükseltir. Bu, çok önemli bir kuramsal bulgudur dünyadaki uygulamalardan. Bu tasarıda bunu da görmüyoruz. Çok somut, çok basit bir örnek verebilirim: “Bu ar-ge personelinin yüzde şu kadarı üniversite öğretim üyesi olacak veya üniversiteden olacak.” gibi bir madde bunu sağlayabilirdi. “Kamu kuruluşlarının bütçelerinin yüzde şu kadarı, yüzde 2’si, 3’ü kendi alanlarında ar-ge için harcanacaktır.” gibi bir madde bunu sağlayabilirdi. Bunlar çok basit düzeltmelerle başarılabilecek ve bu yasayı başarılı kılabilecek konulardır.
Şimdi, bunlar ana konular, eksik de değil, yanlışları bence yasanın. Fakat şekilsel olarak da bazı sorunlar var. Bunları Sayın Akif Hamzaçebi söyledi, ben çok kısaca söyleyeyim. 4691 sayılı Yasa’nın 3’üncü maddesinde tanımlanmış olan “ar-ge” burada tekrar tanımlanıyor ve farklı. Yine aynı Yasa’nın 3’üncü maddesinde tanımlanmış olan “yenilik” kavramı burada tekrar tanımlanıyor, “Ar-Ge merkezi” kavramı tekrar tanımlanıyor. Aynı kavramların farklı yasalarda farklı ve hatta çelişkili bir şekilde tanımlanması bu yasanın uygulanmasında da sorunlar çıkarabilecektir.
Sonuç olarak, bu yasa son derece önemli bir konuda, arzu edilen özen gösterilmeden hazırlanmıştır, eksikleri çoktur -onu herkes söyledi- fakat bu, “Kervan yolda düzülür.” misali öyle giderken halledilecek eksiklerinin ötesinde yanlışları da vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Son cümlelerim Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunoğlu.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Bunları şimdi dikkate getirmeyi bir borç biliyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Bu yanlışların zaman içerisinde düzeltilmesi mümkün olabilir, fakat, daha önce çıkarılmış teşvik yasalarında -örneğin 5084, en son sizin çıkardığınız Teşvik Yasası’nda- bu yanlışlar hâlâ düzeltilmemiştir. Bunu da dikkatinize sunar, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 8 Şubat 2008