Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun tasarısı (s.s.:95)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 71. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2008 · 846 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 28 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:95)); konuşma 846 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun tasarısı (s.s.:95)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2008-02-28-arastirma-ve-gelistirme-faaliyetlerinin-desteklenmesi-hakkinda-kanun-t (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
7 Şubat günü tartışmasına başladığımız, Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere huzurunuzdayım.
7 Şubat günü başladık, araya diğer yasalar girdi. Hangi yasalar bunun, bu çok önemli yasanın önüne geçti bunu da takdirlerinize bırakıyorum.
Bu yasanın önemi, tekrar, ar-ge ve teknolojiyi üretmek bir ülkenin rekabet gücünü arttırmak için gereklidir. Türkiye’nin ar-ge harcamalarını arttırması gerekir. Sadece ar-ge harcamalarını arttırması değil ar-ge harcamalarının, araştırma geliştirme harcamalarının kompozisyonunu da değiştirmesi, yani daha çoğunun özel kesim daha azının kamu yapması gerekir. Bunları daha önceki konuşmamda da belirtmiştim. Bu konuda başarılı olan ülkelerde yüzde 70 ar-ge harcamasını, kabaca, özel kesim yapar, yüzde 30’unu kamu yapar. Türkiye’de bu tam tersidir. Bunu da değiştirmeye yöneliktir. Bu bakımdan yasa önemli bir yasadır. Fakat yasanın vahim bir eksiği vardır. Yasanın vahim eksiği, kısaca, herhangi bir strateji, herhangi bir teknolojik öncelikler gibi konuları ele almamasıdır. Daha da vahimi, daha da vahimi, sanki bir strateji varmış da bu stratejiyi destekliyormuş gibi yasanın sunulmasıdır.
Yasanın tümü üzerine konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı, ar-ge’den sorumlu Genel Başkan Yardımcısının konuşması çok yanıltıcıdır, bu daha da vahim bir şeydir. Aynen, 7 Şubat tutanaklarından okuyacağım bazı kısımları. Aynen okuyorum: “Kendi ar-ge’nizi yaparsınız, teknolojinizi kendiniz geliştirirsiniz ve dünyayla rekabet etme şansınızı oldukça artırırsınız. Bu arada kârınız da çok artar. Şimdi, bunları yapabilmek için ülkelerin belirli stratejilerinin olması lazım.” Peki, nerede bu strateji? Yok. Devam edelim: “Bu işleri yaparken belirli bir stratejinizin olması gerektiğini ifade etmiştim ülke olarak. Yoksa, doğrudan, işte şunun da ar-ge’sini yapalım, bunun da ar-ge’sini yapalım, bir ekonomik değer ortaya çıkartmadıktan sonra o ar-ge’lerin aslında çok büyük bir faydası olmuyor.” Burada da bir itiraf var. Şunun da ar-ge’sini destekleyelim, bunun da ar-ge’sini destekleyelim… Fayda çıkarmıyor. Bir ürüne dönüşmüyorsa, belli bir strateji izlemiyorsa, fayda çıkartmıyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı, ar-ge’den sorumlu, böyle bir açıklama yapıyor.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) – AKP değil, AK Parti, AK Parti…
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Tutanaklardan aynen okuyorum. Devam ediyorum, aynen tutanaklardan yine: “Keşke, geçmiş hükûmetler bu stratejileri yerine getirseydi.” Hangi stratejileri? Hangi stratejileri yerine getirseydi? Sanki ortada bir strateji var gibi! “Keşke, geçmiş hükûmetler bu stratejileri yerine getirseydi, başlatsaydı bugün farklı bir noktada olurduk. Ama bugün biz başlatıyoruz.” Neyi başlatıyoruz? Hangi stratejiyi başlatıyoruz? Bu, yani kasten yapılmış olmasına inanmak istemiyorum, fakat… Devam ediyorum, aynen tutanaklardan: “Bu anlamda neler yapıyoruz? İşte, Sayın Başbakanımız, bu ‘teknolojik gelişmeler’ konusunu himayesi altına aldı ve bu teknolojik gelişmelerin gündeme getirildiği, ele alındığı en üst platform olan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu diye bir kurul vardır. Biz her altı ayda bir Sayın Başbakanın Başkanlığında bu toplantıları yapmaktayız ve ülkenin teknolojik stratejileri konusunda çok önemli kararlar alınmakta burada. Bu önemli bir konu.” Peki, önemliyse bu teknolojik stratejiler, teknolojik öncelikler neden yer almıyor? Ben Sayın Bakana da sorumu sormuştum: “Herhangi bir ar-ge desteklenecek mi? Niye öncelikler yok?” dedim. “Yok bizde öncelik, ne olursa destekleyeceğiz.” dedi. Sayın Bakan burada. O da tutanaklarda, sorumun yanıtı tutanaklarda.
Değerli arkadaşlar, aynı minvalde devam ediyor. Bir de Kore ve Tayvan gibi örnekler veriliyor ki onların stratejisi olduğunu Sayın Denemeç çok iyi bilir. Ortada böyle bir strateji yok.
Peki, nedir bu strateji? Ne olmalıydı? Nasıl yapılsa doğru olurdu? Bakın, bir stratejinin mutlaka bir sektörel boyutu olmalıdır. Hangi sektörlerin desteklenmesi… Örneğin, savunma sanayisinin öneminin sadece savunma nedeniyle değil… Savunma sanayisinde geliştirilen teknolojilerin sivil alanda da kullanıldığı hatta sivil alanda kullanılan en önemli teknolojilerin savunma sanayisinde geliştiğini de biliyoruz.
Ben size yeni bir rakam vereyim. Yeni bir raporda, bakın İsveç’in… Şimdi, İsveç’i düşünün, İsveç’in konumunu düşünün, İsveç’in jeopolitik durumunu düşünün, İsveç’in bulunduğu coğrafyada etrafındaki tehditlerin varlığını, yokluğunu düşünün ve Türkiye’yi düşünün. İsveç’in koyduğu hedef yüzde 70 kendine yeterlilik. İsveç gibi bir ülke… Türkiye, bu içinde bulunduğumuz konumda, şu anda kendimize yeterlilik -Sayın Savunma Bakanı da buradaydı- yüzde 35,6 düzeyinde. İsveç’in yarısı. Şimdi İsveç’in konumuna bakın Türkiye’nin konumuna bakın.
Bununla ilgili bir rakam daha vereyim: Savunma harcamalarının yüzde 50’sinin yerli kaynaklardan sağlanması gerçekleşebilse, hayata geçirilebilse mevcut 1 milyar 770 milyon dolar olan yerli şirket cirosu 5 milyar doları aşabilecektir. Bu da işin diğer rakamsal kısmıdır.
Diğer bir belge önümde, belge çok. Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu, şimdi, ar-ge’den sorumlu Sayın Genel Başkan Yardımcısı orada, işte, stratejiler var, denilmiş, unutulmuş… Önemliyse niye söylenmiyor? Başbakanın himayesi altına aldığı stratejiler var, unutulmuş, bırakılmış. Demek ki ya onlar önemsiz yahut da unutulmuş.
Elimde Dokuzuncu Plan’ın 2007 Programı var: “Öncelik 2: Özel kesimin ar-ge kapasitesini ve talebini artırması desteklenecektir” Burada, özel sektöre verilen ar-ge destekleri artırılacaktır, yani, bu yasadan söz ediyor ve burada şunu söylüyor: Öncelikli alanlarda teknoloji yeteneğini üst düzeye çıkarmaktan söz ediyor, ama öncelikli alanlar yok! Şimdi, burada kasti bir yanıltma mı var, ne var? Ben bunu gerçekten endişeyle ve üzülerek izliyorum. Habire öncelikten bahsediliyor, habire stratejiden bahsediliyor, öte yandan bunların hiçbiri yasada yer almıyor.
Yasanın diğer eksikleri: Kamu tedarik politikası, bunun ar-ge’yle düzenlenmesi, teknoloji geliştirmeyle çok yakından ilişkilidir. Bunlara değinilmiyor. TÜBİTAK’ın 2004 yılında başlattığı TARAL Programı, bu ar-ge ve teknoloji üretiminin başarılı olması için üniversite, kamu ve özel kesim üçlü helezonunu beraber ve çalıştırmaya yönelik kurumsal yapılanma çok önemli bir kurumsal altyapıdır…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 28 Şubat 2008