2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2008 · 494 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 22 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 494 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2008-12-22-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 2009 yılı bütçesi bağlamında Ulaştırma Bakanlığı bütçesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bütçesi üzerine görüşlerimi sunacağım.
Sayın Bakanın -Ulaştırma Bakanı- bu dönem, Karayolları Genel Müdürlüğünün de portföyüne eklenmesi sonucunda ağır bir yük altında olduğu görülüyor. O ağır yükün etkisiyle olsa gerek, burada çok ilginç bazı açıklamalarda bulundu. Bunlardan birincisi -kısaca iki tanesine değineceğim, aslında çok ilginç açıklamalarda bulundu- şu: 1923-50 arasında -Sayın Bakanın rakamı- 3.578 kilometre demir yolu yapılmış. Ne zaman yapılmış bu? Türkiye bir savaştan çıktığı zaman, yoksullukların içerisindeyken, o zaman yapılmış 3.578 kilometre yol. Ona buna el açmadan, ona buna kredi için taviz vermeden, likidite bolluğu içerisinde yüzen bir dünyada olmadığımız hâlde bu yapılmış. Şimdi, geliyor, altı yıl içerisinde -kendi ifadesiyle- 250 kilometreyle övünüyor. Daha da vahimi, Sayın Başbakan çıkıyor “Çivi çakmadınız.” diyor Cumhuriyet Halk Partisi devrinde yapılan bu demir yollarını görmemezliğe gelerek. Aslında Sayın Bakan, Başbakana çok ağır bir cevap vermiş oldu bu konuşmasında, bilmiyorum farkında mı tabii.
Şimdi, Sayın Bakan, bir de “Yirmi saat konuşurum, her sorunun yanıtını veririm.” dedi. Sayın Soysal’ın sorularına yanıt vermedi. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal bütçenin tümü üzerine konuşmasında açık ve net bir şekilde, Türk Telekom’un yüzde 55’ini yabancı bir aileye satarken, sattıktan hemen sonra, kurumlar vergisinin yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirilmesi, yani 300 lira vergi verecekken 200 lira vergi veren bir kurum hâline getirmesinden doğan değeri, kıyağı diyeyim, nereye gittiğini, nasıl olduğunu ve bunun sadece bir aileye, yurt dışından bir aileye, Arap dünyasından bir aileye bir hediye mi olduğunu sordu. Bunun da yanıtı yok. Ondan sonra “Yirmi saat konuşurum, her şeye yanıt veririm.” diyerek… Bu soruların yanıtını biz arayacağız, aramaya devam edeceğiz, sormaya da devam edeceğiz. Zaten halkımız da soruyor bunu. Bu çekilen kıyakların nereye gittiği, nasıl değerlendirildiği merak ediliyor.
Değerli arkadaşlarım, sık sık lafı edilen, bilgi çağı, bilgi toplumu. İçinde bulunduğumuz çağın en önemli sektörü telekom sektörüdür. Telekom sektöründe olan bitenleri yıllardır her platformda dile getiririz. Ama, hiçbir yanıt onlara da alamayız. Bu sefer başka bir yöntem deneyeceğim. Benim zaten yıllardır söylediğim, 2004’te serbestleşme gerçekleşmiş olması gereken yasaya göre serbestleşmenin aradan dört yıl geçmesine rağmen neden tamamlanmamış olduğunu her fırsatta soruyorum. Onun da yanıtı yok. Bir de AKP İktidarını her fırsatta desteklemeyi görev bilen Avrupa Birliğinin 6 Kasımda yayınladığı İlerleme Raporu’ndaki ifadelerle sorayım. Aynen şöyle diyor: “Sabit ve geniş bant piyasalarındaki rekabet yetersiz seviyededir. Daha da önemlisi, düzenleyici organ Telekomünikasyon Kurumu -şimdiki adıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu- özellikle yetkilendirme sürecinde yeterince bağımsız değildir. Telekomünikasyon Kurumunun karar alma süreci şeffaf değildir.” Hükûmetin, Bakanın ve Başbakanın baskısıyla hareket eden bu değerli kurumu Hükûmetin artık rahat bırakması gerekir. Bu sadece 6 Kasımda açıklanan İlerleme Raporu değil, 19 Aralıkta, yani geçtiğimiz cuma günü, biliyorsunuz, bilgi toplumu ve medya faslı da müzakerelere açıldı. Orada da ifade ediliyor, İngilizce; ben buradan, gayriresmî, Türkçe olarak, çevirerek okuyacağım: Rekabet, hâkim, egemen… Pazardaki egemen operatörün rekabeti önleyici davranışlarının önlenmesi gerekir. Yani sektör rekabete açılmalı, yüzde 55’i satılarak özel tekel hâline gelmiş olan kuruluş rekabete zorlanmalıdır, diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 22 Aralık 2008