İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2009 · 689 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 16 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 689 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile Türkiye Bilimler Akademisi bütçelerini görüşürken bu iki önemli kurumun çalışmalarını da gözden geçirmemiz gerekiyor.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun kuruluş yasasının ilk cümlesini okuyorum: “Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarının saptanmasında Hükümete yardımcı olmak…” diye başlıyor.

Yine, TÜBİTAK’ın -kendi web sitesinde yayınladığı- misyonu: “Ülkemizin rekabet gücünü ve refahını artırmak...” diye başlıyor.

O zaman bu anahtar kelimeleri tekrar söylüyorum: Türkiye'nin bilim, teknoloji politikaları, rekabet gücü, yenilikçilik. Yenilikçilik üstüne inşa edilen rekabet gücü.

Peki, Türkiye'nin durumu nedir? Buna bakarsak: Küresel rekabet raporu, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı 2009-2010 raporunda rekabet gücünde Türkiye 133 ülke içerisinde 61’inci sırada. 17’nci büyük ekonomi olmakla övünen, Kafkasların, Orta Doğu’nun ve Balkanların en güçlüsü olduğuyla övünen Hükûmetimizin yönetiminde Türkiye 61’inci sıradadır 133 ülke içerisinde. Üstümüzdeki ülkelerin birkaçını sayayım: Panama bizden daha ileride, Azerbaycan, Endonezya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Slovenya, Tunus, Ürdün. Bunlar rekabet gücü olarak Türkiye'nin önünde. İnovasyonda 58’inci sıradayız ve biraz önce saydığım ülkeler yine Türkiye'nin önündedir.

Şimdi, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe sunumunda TÜBİTAK’a sağlanan olanakları bir bir ve büyük bir övünçle saydı. Ben bunların birkaç tanesini söyleyeyim: Kuruluşundan 2004 yılına kadar yirmi yılda sadece 9 kere toplanan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu, son beş yılda 10 kez toplanmıştır, 10 kez. TÜBİTAK’a son beş yılda sağlanan kaynak kırk yılda sağlanan kaynağın da üstündedir, vesaire. Peki, bütün bu harcamalar, kaynaklar, toplantılar, önemli çalışmaların sonucu rekabet gücünde 61’inci sırada, inovasyonda 58’inci sıradayız.

Daha da kötüsü, zaman üzerindeki dağılıma bakarsak en geçerli - bütün tablolar, istatistiklere itibar etmek mümkün olmayabilir fakat - Avrupa Birliğinin her yıl yayınladığı Avrupa İnovasyon Karnesi vardır. Bu karneye göre 2004’te Türkiye sondan 2’nci, üye ve aday ülkeler arasında. Altımızda bir tek Bulgaristan var 2004’te. 2005’te yine aynı. Notumuz bu arada Avrupa Birliği 27 (AB 27) ortalamasının yarısından daha düşük. 2006’da yine en sonda Bulgaristan, onun üstünde Türkiye. 2007’de Bulgaristan’la Türkiye eşit 206 puanla, AB 27 ortalaması 466 iken ve 2008 yılında Bulgaristan da Türkiye’nin önüne geçiyor, Türkiye en sonda. Yani zaman içerisinde göreceli olarak içinde bulunmayı iddia ettiğimiz Avrupa Birliği topluluğu içerisinde sürekli geriye düşen bir performans içerisindeyiz. “Türkiye ilerliyor.” deniyor, elbette ilerliyor. Yedi bin yıl önce tarım devrimini -diyelim- yapan insanlar da hükûmet olmadan, TÜBİTAK olmadan, parlamentoları olmadan ilerliyordu. İlerlemenin başarısı diğer ülkelerle göreceli olaraktır ve biraz önce saydığım, göreceli olarak diğer ülkelerin arkasına düşmemiz son beş yıl içerisinde, bu kadar kaynak, toplantılar vesairenin ne kadar başarısız olduğunu ortaya koyuyor. Daha da vahim bir durum var, onun ayrıntılarına giremeyeceğim ama Avrupa Birliği ortalaması bir yöne giderken Türkiye bambaşka bir yere gidiyor. Örneğin, Slovenya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği ortalamasını yakalıyor ama Türkiye bambaşka bir yöne gidiyor zaman içerisinde.

Bunun nedenleri elbette incelenmeli ve gereği yapılmalı. Bir kere, teknoloji politikası diye bir şey yoktur, bunun mutlaka hazırlanması gerekir. Türkiye’nin bu inovasyonda ve rekabet gücündeki başarısız performansının tek sorumlusu elbette ki Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu değildir. Hükûmetin teşvik politikaları da aynı şekilde, yanlış teşvik politikaları, ulufe dağıtır anlayışıyla herhangi bir hedef, öncelik ve izlemeden yoksun teşvik politikaları da önde gelen sorunlardan birisidir.

Fakat, değerli milletvekilleri, Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu derken bilim ile inancı da karıştırmamanın gerektiğini tekrar vurgulamak isterim. Sayın Bakan, bilim insanı olmak demek, bir alanda veya bir konuda çok fazla bilgi sahibi olmak demek değildir. Bilim insanı olmak, belli bir kültür, belli bir anlayış, belli bir zihniyet gerektirir, sadece bilgiyi üst üste yığarak olunmaz. Bunu sizin de takdir etmenizi ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun inançla bilimi birbirine karıştıran, bilimi âdeta inancın esiri durumuna getiren uygulamalarından vazgeçmesini sağlamak zorundasınız.

Bütün dünyada Darwin’i tanımamak, Darwin’i sansür etmek, Darwin’i küçük düşürmüyor, bunu yapanları küçük düşürüyor.

Şimdi, bilim kültürü ve bilim anlayışından bahsedince elbette ki Türkiye Bilimler Akademisinden de söz etmemiz gerekir. Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye’de bilim kültürünü geliştirmek ve yaymak için 10 milyon Türk lirası altındaki sınırlı bütçesiyle ve bir binasının bile henüz olmamasına karşın, bu sınırlı olanaklar içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. En önemlisi bir bilim dilimizin olmamış olmasıdır. Bu konuda çalışmaların başladığını memnuniyetle öğrendim.

Bu arada, TÜBA Başkanı Hocamızın kolunda -bilmiyorum göremedim burada mı- Hindistan Başbakanının hediye ettiği bir saat vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 16 Aralık 2009

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook