İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Aralık 2010 · 729 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 15 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 729 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) ve TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) bütçeleri üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşünü sizlerle paylaşmak için buradayım.

İki kurumun da içinde ortak bir kavram var: Bilim. İki kurumun da bilim için yapmak istedikleri örtüşüyor: Bilimin ve bilimsel düşüncenin toplum genelinde yaygınlaştırılması. Bu, örtüşen amaçlarından bir tanesi. Bu yönde TÜBA ile TÜBİTAK’ın bir sinerji içerisinde, bir ortak çalışma içerisinde olmuş olması gerektiğini düşünüyorum fakat bunu göremiyorum.

TÜBA’nın özellikle bilim etiği konusundaki çalışmalarını ve genç bilim adamlarını -orada da “genç bilim adamı” destek programını da “genç bilim insanı” destek programı olarak değiştirmelerini kendilerinden rica ederim- destek programlarıyla ve ödülleriyle, bilimin değerinin toplumda anlaşılması yönündeki çalışmalarını takdirle izliyoruz. Fakat 10 milyonun biraz üstündeki bütçeyle bu konularda fazla bir çalışma yapılamaz düşüncesindeyim. Umarım, bu bütçe zaman içerisinde daha da artırılır.

TÜBİTAK da aynı konuda çok iddialı çalışmalar içerisinde. Fakat Sayın Bakanın konuşma metninde, Plan ve Bütçe Komisyonunda dağıttığı konuşma metninde, 71’inci sayfasında, bilimin toplumda yaygınlaştırılması ve sevdirilmesinden söz ediyor, “Nitekim bu alan Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesindedir.” diyor. İşte, bunu duyduğum anda, Başbakanın bilimi himayesi altına aldığını duyduğum anda, okudum anda, doğrusu, endişe beni kaplıyor.

Birincisi: Bilim ile inanç arasındaki farkı anlamadan bilime yaklaşmak hem inanca hem de bilime saygısızlıktır. Bu anlayışı ben Sayın Başbakanda görmüyorum, bunu ayırt etme anlayışını görmüyorum, bir.

İkincisi: Sayın Başbakanın himayesi altına aldığı konulardaki… Ha TÜBİTAK’ı da himayesi altına almak için -yasa üstüne yasa, yasa üstüne yasa, illa ben atayacağım Başkanını- himayesi altına almak amacıyla yaptıklarını biliyoruz, o çabaları hatırlıyoruz.

Bir de daha somut bir konuya gireyim: Himayesi altına aldığı uzay konusu var. İlk himayesi altına aldığı konulardan bir tanesidir uzay ve uydu konuları. Şimdi, bu konularda Türkiye arzu edilen ve insan kapasitemizin -ki en önemli kapasitedir- bize sağladığı olanaklardan yararlanamamıştır. 2004 yılında TÜBİTAK’ın projesi olan RASAT Uydu Projesi 2007’de atılacaktı, Başbakanın himayesi altındaki bu uzay ve uydu projesinin parçası olan RASAT Uydusu, gözlem uydusu, 2010’un 16 Aralığına, yarına atılacağı söyleniyor; bilmiyorum yarın atılacak mı bu, üç sene gecikme gösterdi. Bu arada, uzay konusunda başka başarısızlıklar oldu. Bir uzay ajansımız bile yok ki Avrupa Uzay Ajansının üyesi olduğumuz hâlde.

Şimdi, TÜBİTAK bütçesi üzerinde bir iki noktaya daha değinmek istiyorum bu çok sınırlı zaman içerisinde. Önce teşekkür ederim. TÜBİTAK ilk defa, son yıllarda, gerçekten daha öncekilere kıyasla etraflı ve içerikli bir bütçe metni hazırlamış, Plan Bütçeye sundu. Dört konuya çok kısa kısa değineceğim.

Performans: Şimdi, performans konusunda benim geçen sene yaptığım Avrupa Birliği karnesine göre eleştiriler vardı. Metodolojik olarak o karnenin hazırlanmasına TÜBİTAK itiraz ediyor, ayrıntılı olarak da yazmış burada. Daha önce de Sayın Başkan açıklamıştı. Katılıyorum kendisine. Fakat eğer biz o metodolojik sakıncalara katılacak olursak -ki nüfusun büyüklüğüyle ilgili büyük ölçüde- o zaman baz etkisini de metodolojik olarak göz önüne almanız gerekir. Burada “Yüzde şu kadar patentte arttık, yüzde bu kadar arttık.” diye, çok küçük yerlerden çok büyük yerlere gelmeyi ifade etme hakkını sizden alıyor o zaman Sayın Bakan, eğer metodolojiye önem veriyorsanız. Ha “Metodolojiye ben şurada önem veririm, bu endekste veririm, bunda vermem.” deme lüksünüz de yok. Fakat nereye bakarsanız bakın, sadece Avrupa Birliğinin karnesinde değil -bakın, TÜBİTAK’ın misyonunda da var, refahı artırmak, teknoloji politikaları ülkenin- hangi endekse bakarsanız bakın, Türkiye diplerdedir. Refah endeksinde, Legatum Enstitüsünün yaptığı sıralamada -Wall Street Journal’da 26 Ekimde güzel bir makale var, tavsiye ederim- 80’inci sıradayız 110 ülke içerisinde. Rekabet gücünde Dünya Ekonomik Forumunun sıralamalarında 60’lı sıralardayız. Küresel yenilik endeksinde 50’nci sıradayız. Beşerî sermayede 89’uncu sıradayız. Daha zamanım olsa diğer endeksleri de sayabilirim. Performans ölçütü sadece ne kadar para harcandığı değildir, ne kadar tam zaman, eş değer değildir.

Bakın, Avrupa Birliği 2020 açıklandı bu sene, Lizbon’un stratejisinin ötesinde. Orada beş tane performans endeksinden söz ediyor ve bunların ilişkilerinden söz ediyor.

İkinci konu: Politika, hedef, strateji ve mekanizmalar hâlâ yoktur. 5746 sayılı ARGE Yasası bir strateji ve politika içermiyor.

Üçüncü bahsetmek istediğim konu: Ulusal ekonomi politikalarına yansımıyor hiçbir şekilde TÜBİTAK’a aktarılan bu yüksek bütçeler.

Dördüncü bahsedeceğim nokta da: Saydamlık konusunda ciddi endişeler var.

Performans, politika, hedef, strateji, mekanizmalar iki; ulusal ekonomi politikalarına yansıması yani bir etki analizi görmek istiyoruz, yok ve saydamlık. Toplumda bazı ciddi endişeler var TÜBİTAK’a verilen bu paraların nerelere, nasıl harcandığına ve hangi araştırmaların, nasıl desteklendiğine ilişkin. Bu endişeler doğrudur yanlıştır, benim bir iddiam yok fakat bu endişeler yaygındır.

Saydamlık konusuna ve yandaş kayırmama konusuna özen gösterilmesini diler, tekrar, TÜBA ve TÜBİTAK bütçelerinin hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 15 Aralık 2010

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook