2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 40. Birleşim · 5. yasama yılı · 23 Aralık 2010 · 801 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 23 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 801 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2010-12-23-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın yükseköğretim kurumlarıyla ilgili işlemleri içeren 11’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak için söz almış bulunmaktayım.
Bu madde ödeneklerle ilgili, ödeneklerin kullanımıyla ilgili ve ödeneklerin transferiyle ilgili beş fıkra içeriyor. Bu beş fıkradan iki tanesi üniversiteleri gereksiz bir şekilde sınırlayıcı olduğu için, o iki fıkra için değişiklik önergemizi verdim. Sayın Bakan değerlendiriyor doğal olarak teknokratlarıyla. Umarım, rektörlerden bana gelen bu iki değişiklik önergesini olumlu değerlendirir ve burada sizlerin oylarıyla geçirir, bu maddeyi iyileştiririz.
Üniversitelerin ödenekleriyle ilgili konuşurken bu rakamlar üzerinde sık sık yapılan birkaç yanlışı burada da bir kez daha düzeltmek istiyorum. Sayın Eğitim Bakanımızın konuşmasından -aynen bu kürsüde yapmış olduğu konuşmadan- bazı rakamlar aktaracağım: Sayın Bakan 2002 yılında yükseköğrenim bütçesinin 2,5 milyar lira olduğunu, bugün 11,5 milyar liraya çıktığını söylüyor; 2011 bütçesi 11,5 milyar lira. Şimdi, bunu ben birkaç kere bu kürsüden düzelttim. Kamuoyunu yanıltmak için lütfen bunu tekrar yapmayınız.
Bu bütçe nasıl yükseldi? 2006’dan önce üniversitelerin iki tane bütçesi vardı. Bir tanesi merkezî bütçeden gelen para, ikincisi, üniversitenin zaten kendi parası olan, işte, harçlardan, işte, döner sermayeden, kiradan, oradan buradan toplanmış para, üniversitenin kendi parasıydı. Bu iki bütçe bir kanunla birleştirildi, üniversite bütçesi -üniversitelerin merkezî bütçedeki miktarı- birden ikiye katlanmış göründü. Bu, Hükûmetin sanki üniversitelerin bütçesini, yükseköğrenimin bütçesini artırdı şeklinde sunmak, elbette artıyor ama yeterince artırdı şeklinde sunmak, bu rakamlar yanıltıcı oluyor. Bunların, bu rakamların daha dürüstçe kullanılmasını dilerim bundan sonra da. Yeterli olarak artmamıştır üniversitelerin bütçesi.
Bu rakamlar üzerine bir yorumum daha var. 2002’de yine Sayın Bakanın konuşmasından okuyorum: “Üniversitelere ayrılan bütçenin 2002 yılında konsolide bütçeden aldığı pay yüzde 2,54.” 2011’de ne kadar konsolide bütçeden aldığı pay? Yüzde 3,68 yani yüzde 2,54’ten yüzde 3,68’e yükselmiş; Sayın Bakanın verdiği rakamlar, konuşmasından aynen okudum. Peki, üniversite sayısı kaça katlandı? Burada 1,5 kat, aldığı pay yüzdesi olarak 1,5 kat artış var, üniversite sayısı ise 2’ye katlandı. Üniversite sayısı, araştırmacı sayısı, öğretim üyesi sayısı, öğrenci sayısı, bütün bunlar bu kadar artarken, üstelik de -bütçede biraz önce açıkladığım gibi- iki farklı bütçe birleştirilerek artırılmış, şişirilmiş bütçede sadece bu kadar bir artış var, yetersiz.
Bütçedeki yetersizliğin daha ötesinde, daha acı bir konu var sizlerle paylaşmak istediğim. Bakınız, daha geçenlerde, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunda -geçen haftaydı galiba- Sayın Başbakan “Bilim için bilim olmaz, işte şunun için bilim olur.” diye… İşin kötüsü bilimi de himayesi altına almış Sayın Başbakan, işte o çok kötü.
Şimdi, bilimin nasıl değerlendirildiği… O tartışmalı tabii. Bilim için bilim olur, olmaz tartışmalı. Fakat bilimin ülke refahına, ülkemizin refahına, ülkemizin gelişmesine katkısını ölçen göstergelerden bir tanesi üniversitelerle sanayi arasındaki ilişkilerdir. Şimdi, şimdiki YÖK Başkanı 2007 Aralığında atandı. Bakın, Dünya Ekonomik Forumu’nun rakamlarını vereyim size: 2008-2009 yılında üniversite sanayi araştırma iş birliğinde 134 ülke içerisinde 57’nci sıradayız -2008-2009’da- 2009-2010 yılında 133 ülke içerisinde üniversite endüstri ilişkileri araştırma yönünde 67’nci sıraya düşüyoruz 57’nci sıradan, 2010-2011 yeni yayınlanan raporda yine üniversite-endüstri araştırma iş birliğinde 82’nci sıraya düşüyoruz 139 ülkede. Tekrar ediyorum: 2008-2009’da 57’nci sıradayız, 2009-2010’da 67’nci sıraya düşüyoruz, 2010-2011’de 82’nci sıraya düşüyoruz. Ne zamandan beri? YÖK Sayın Başbakanın himayesi altında ve Sayın Cumhurbaşkanıyla beraber 1-2 oy alan rektör adaylarını bile rektör atadığı dönemde olan bu gelişme.
Üniversitelerin sanayiyle olan ilişkilerinin bu şekilde olumsuza gitmesini nasıl açıklayabiliriz? Besbelli bu araştırmacılarınıza, üniversite hocalarınıza burada yanlışlıkla kabahat bulmak mümkün değil. Üniversite sisteminin yönetimiyle ilgili, üniversite sistemimizin ve ARGE’ye olan bütçedeki payın azlığıyla ilgili.
Burada TÜBİTAK’tan sorumlu Bakanımız da oturuyor. Defalarca bu kürsüden söylüyorum, bir kez kalkıp da cevap veremedi.
M. FATİH ATAY (Aydın)Dinlemiyor ki... Dinlemiyor zaten Bakan.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Dinlemesin.
TÜBİTAK’ın misyonunun ilk cümlesinde iki kavram vardır önemli olan: Bir tanesi rekabet gücüdür, öbürü refah kavramıdır. “Biz bütçeyi bu kadar artırdık, şu kadar artırdık.” diye Sayın Bakan övünüyor. Ben bunu defalarca söyledim, bu övünme meselesi değil, bu bir itiraf oluyor. Bütçeyi o kadar artırıyorsunuz, tam zaman eş değer araştırmacıyı bu kadar artırıyorsunuz, refah düzeyinde 80’inci sıradayız dünyada, rekabet gücünde 69’uncu sıradayız, ha bire düşüyor. Yani paraları artırıyoruz ama performans düşüyor. Bununla övünmek değil, bunu “Biz ne yapıyoruz.” diye gözden geçirmesi gerekir ama Sayın Bakan bir türlü bunu umursamıyor. Dünyada –biraz önce söylediğim gibi- gerek üniversite-endüstri ilişkilerinde olsun gerek ARGE performansımız olsun bu konularda sürekli geriliyoruz.
Bunları dikkatinize getiririm. Zaten yeterli miktarda bütçe artırılmıyor, “Bütçeyi şu kadar artırdık.” diye iki bütçeyi birleştirerek oluşagelmiş bir artırmayı burada “Bütçeyi artırdık.” gibi sunmanın yanıltıcı olmasının ötesinde, yine o bütçe harcamalarının, sonuçlarının ülke refahına, ülke rekabet gücüne, üniversite-sanayi ilişkilerine yansımadığını görüyoruz. Bu, üniversitenin kötü yönetilmesidir. Üniversitelerimizin rahat bırakılmasını, araştırmalarını ve bilimini rahatça yapabilmesini tekrar bu vesileyle dikkate getirir, Hükûmetten bu talebimizi gözden geçirmesini... Yoksa ülkenin rekabet gücüne ve üniversitelerine gerçekten yazık oluyor.
Bu görüşlerimi burada bir kez daha paylaşmış oluyorum. Umarım Hükûmet de buna, bu görüşlere biraz daha dikkat gösterir. Yükseköğrenim bütçemizin bu kadar sınırlı olmasına rağmen ve kısıtlayıcı olmasına rağmen hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
162 konuşma daha · 23 Aralık 2010