İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 44. Birleşim · 5. yasama yılı · 29 Aralık 2010 · 848 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 29 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:395)); konuşma 848 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2010-12-29-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku-4 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 5 Haziran 2009 tarihinde Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun kabul ettiği tasarıyı aradan bir buçuk sene geçtikten sonra bir kez daha görüşüyoruz. Sayın Soner Aksoy’un ve 5 arkadaşının yasa teklifi yaklaşık iki sene önce gelmişti. Bir buçuk sene önce Komisyondan çıktı, geldi, gitti. Bu arada birçok önerge verildi, Sayın Aksoy ve arkadaşlarının ilk teklif ettiği rakamlar Komisyonda değiştirildi. Ondan sonra, Komisyondan çıktıktan sonra birtakım sohbetler oldu dışarıda anladığımız kadarıyla, Komisyonda tartışılmayan gerekçelerle o rakamlar bir kez daha değişti. Geldi gündeme, tartışırken geri çekildi. Şimdi tekrar geldi gündeme ve hâlâ birtakım önergeler uçuşuyor etrafta ve bizim önümüzde “Tartışıyoruz.” dediğimiz bir yasa teklifi var fakat aslında hemen hemen her maddenin değiştirileceği önceden belirlenmiş. Bu garabeti ben burada tutanaklara geçirmek durumundayım. Kanun böyle hazırlanmaz. Kanun için komisyonlar vardır, görüşülür, orada tartışılır çıkar, Genel Kurula gelir ama istikrar da… İşte istikrar buradadır. Tek parti hükûmeti her zaman istikrarlı demek ki olamıyor, bu düzeni gösterememiştir; bunu burada ifade etmek isterim. Zaten kanunda da birçok sakıncalar oluşmuştur bu süreç içerisinde.

Şimdi, ben, Sayın Bakanın bazı söyledikleri üzerinde duracağım bu maddeyle de ilişkili olarak. Sık ifade edilen şu terimin beni çok üzdüğünü, eminim sizleri de üzdüğünü ama âdeta öğrenilmiş bir çaresizlik içerisinde sürekli tekrarlandığını görüyorum, o da şudur: “Bu teknolojileri ithal ederek birilerini zengin edeceğiz. Türkiye’yi teknoloji çöplüğüne çevireceğiz.” Bunu bir veri gibi, baştan, bir aksiyomatik, değiştirilemez gerçek gibi kabul edip bunun üstüne argümanlar inşa ediliyor. Bu, ne kadar yanlış ve ne kadar kabul edilemez bir acziyet ifadesidir. Bu teknolojileri neden Türkiye geliştiremez? Ben buraya, 2002’de Milletvekili seçilmeden önce Orta Doğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyesiydim. Nasıl öğrenciler yetiştirdiğimizi biliyorum. İnsan kaynağımız var. “ARGE’ye de dünya kadar para verdik.” diye Hükûmet sürekli övünüyor. Bu teknolojiler neden Türkiye’de geliştirilmez, bir strateji içerisinde ele alınamaz, bunu anlayamadığım gibi, bunu bir veri gibi kabul edip “Ne yapalım bizde yok teknoloji.” diye bu varsayımı, değiştirilemez bir varsayım gibi bunun üstüne bir enerji politikası inşa etmeyi de kabul edilemez görüyorum.

Sayın Bakanın tümü üzerine yapmış olduğu konuşmalarda da birkaç noktaya değinmek istiyorum. Umarım, sonunda bu konularda bazı açıklamalar verir. Şimdi, Sayın Bakanın bazı cümlelerini alayım. Bakın diyor ki: “Her tarafı güneş yapmamız lazım dediler.” Kimse “Her tarafı güneş yapmamız lazım.” diye bir şey söylemiyor. Güneş enerjisi bu kadar bol olduğu hâlde yararlanmayan bir ülke hâlindeyiz. Yani bunu ekstrem bir uca çevirip “Her şeyi güneşle yapalım.” deniliyormuş gibi buna yanıt vermesi doğrusu doğru değildi, bir.

İkincisi, değerli arkadaşlar, Almanya’dan örnekler verdi Sayın Bakan, 28 sent, diğerleri gibi. Bunlar da ekstrem örneklerdir. Bunların üzerine argüman inşa etmek, hani dinleyene doğru gibi gelebilir ama yanlıştır. Buna başvurmadan haklı argümanlarını sunmasını Sayın Bakanın bekliyorum. Burada başka hatalar da var, onlara girmeyeyim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, şu anda görüştüğümüz yasa teklifinde bu kadar garip bir süreçten geçmiş, bu kadar rakamların arkasında somut bir araştırma olmamış bir yasa teklifini görüşmemizde işin açıkçası yavaş yavaş başka nedenler aramaya başlıyorum. Bunlar yanlış olabilir, insanlara niyet atfetmek yanlış olabilir ama makul bir neden, şu anda bu yasayı geçirmenin makul nedenini görmüyorum. Neden? Şimdi, bundan sonraki maddede, 4’üncü maddede 600 megavatlık güneş enerjisi için bir sınır konması üzerine bir önerge gelecek, değişiklik önergesi gelecek, daha önce olmayan, 600 megavat. Biraz önce Sayın Bakana sordum -bu var olan- bu yasa geçerse, bu yasanın kabul ettiği kurallar ve koşullar içerisinde ilk güneş enerjisi santrali -anlamlı elektrik üretimi yapan ilk, gene, güneş enerjisi santrali- ne zaman kurulur?” dedim. Sayın Bakanın cevabı “Üç sene içerisinde 600 megavat.” oldu. Şimdi üç sene içerisinde 600 megavatı sınırlamak, bundan sonraki maddede zaten var olan bir şey. Ben “İlk santral ne zaman kurulur?” diye sordum. Şimdi, bunlarda somut, yalın yanıtlar alamamak beni düşündürüyor, en kibar tabirle düşündürüyor.

Benim iddiam şudur… Bakalım zaman neyi gösterecek? Ama bunlar mühendislik hesabına… Bunlar fal açmayla olmaz. 2012 sonu itibarıyla güneş enerjisi pariteyi yakalayacak yani alternatif… Şunu unutmayın: Güneşten kaynaklanan her kilovatsaat elektrik enerjisi, birilerinin elektrik enerjisi almasını önleyecektir. O birileri de lobileri güçlü olan enerji kaynaklarının sahipleridir, onu da biliyoruz.

Şimdi, en geç 2012-2013’te güneş enerjisi ekonomik olmaya başlar. Âdeta, şimdiden, bir yasa çıkartarak -o zaman “Yahu, güneş pahalı.” filan gibi bahaneler de ileri süremeyeceğiz- 600 megavata sınırlama gibi bir niyet taşıyor anlayışındayım, düşüncesindeyim. Onun için, bundan sonra tartışacağımız 4’üncü maddedeki 600 megavat sınırının kaldırılması -şimdiden söylüyorum, yoksa onun başka bir izahı yok- güneş enerjisinin satımından enerji şebekeye verildikten sonra enerjisini şebekeye veremeyecek insanları sanki tatmin etmek içinmiş gibi geldi bana.

Burada bir rakam daha vereyim size ve bu rakam yanlışsa -ne olsa mühendislik hesaplarında yanlışlık yapabiliriz, şu anda mühendislik yapmıyoruz, siyaset yapıyoruz- onu da düzeltsinler. 600 megavat sınır konuyor güneş enerjisine. Bu iki tane 600 megavatlık santral kapasitesinin inşası, yapımı 1.200 megavatlık al ya da öde anlaşması yaptığımız doğal gazda almayıp da ödediğimiz miktara eşittir. Bir daha söyleyeyim 2008-2009’da almadığımız doğal gaza ödediğimiz miktar şimdi güneş enerjisine kurulu kapasiteye güce geçirilmek istenen kapasitenin 2 katı kadar kapasiteyi ülkemize kazandırabilirdi, bir de bu gerçek var ortada. Bütün bu gerçekler içerisinde çok iyi niyetle baştan itibaren desteklediğimiz yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin bu yasa maalesef arzu edildiği zamanlama ve şekilde gelmemiştir.

Bunları değerlendirmeniz dileğiyle saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 29 Aralık 2010

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook