İskenderun körfesinde katı atık yüküyle birlikte batan ulla gemisiyle ilgili
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Ekim 2004 · 1.115 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Pepe (AK Parti), 14 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSKENDERUN KÖRFESİNDE KATI ATIK YÜKÜYLE BİRLİKTE BATAN ULLA GEMİSİYLE İLGİLİ); konuşma 1.115 kelime.
Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “İskenderun körfesinde katı atık yüküyle birlikte batan ulla gemisiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2004-10-14-iskenderun-korfesinde-kati-atik-yukuyle-birlikte-batan-ulla-gemisiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hatay Milletvekili Haluk Çay'ın, İskenderun Körfezinde batan Ulla Gemisiyle alakalı yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vereceğim.
Saygıdeğer milletvekilleri, değerli arkadaşlar; İskenderun Körfezindeki Ulla Gemisi, 2000 yılının başında, Fransız firması olan Lafarge Astaldi'nin atıklarını İspanyol limanlarından yükleyerek, önce Cezayir'e yöneliyor. Cezayir'de baraj inşaatında kullanılacağı söylenen, termik santralların baca tozlarından ibaret olan bu atık, her nasılsa, anlayamadığımız bir şekilde, Cezayir limanlarında kabul görmüyor. Gemi, oradan İspanya'ya da dönmüyor, Türkiye'ye yöneliyor, Türkiye'nin İskenderun Limanına geliyor. Gemi, İskenderun Limanına gelince gümrükte bir beyanda bulunuluyor, bir de konşimentosunda yazan bir ibare var. Bakılıyor, görülüyor ki, geminin gümrükte beyan ettiği mal ile konşimentosunda yer alan ifadeler birbirini tutmuyor. Bunun üzerine, evrakta tahrifat yapıldığı, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin yapmış olduğu analizlerde bu atığın içerisinde 3,08 kilogram tehlikeli atık olan krom+6'nın olduğu tespit ediliyor. Dolayısıyla, Çevre Bakanlığı, o zaman, 2000 yılının başında bir yazı yazıyor "gemiyi tutun, gemiyi bırakmayın" diyor. Daha sonra, liman başkanlığı, demaraj parasını ödeyemediği için gemiye tedbir koyduruyor.
Bu arada, Dışişleri Bakanlığı marifetiyle, İspanya Hükümetiyle muhtelif yazışmalar oluyor, yerel mahkemeler tarafından açılan davalar oluyor, sivil toplum örgütlerinin birtakım nümayişleri oluyor, milletvekillerinin gündemdışı konuşmaları oluyor, soru önergeleri oluyor, konu Türkiye gündemine taşınıyor, Türkiye gündeminde tartışılıyor.
Bakanlığın ve Türkiye'nin ilgili makamlarının yapmış olduğu yazışmalar tam 3 klasör dolusudur. Bu yükü İspanya limanından yükleyen, Mavi Deniz adında bir acente var. Yükü yükleyen de, Fransız firmalarının en büyüklerinden birisi olan Lafarge firması. Bu firmalarla da yazışmalar yapılıyor, onlar da ikaz ediliyor, uyarılıyor; ancak, bizim Hükümetimizin işbaşına gelmesinden takriben onbeş gün sonra, konu, Cenevre'de, Basel Sözleşmesi Sekreteryası Başkanlığındaki bir toplantıda gündeme alınıyor. İspanyol tarafı, atığın kendilerince kabul edileceğini orada teyit ediyor, kabul ediyor, ortaya koyuyor; ama, gelin görün ki, 2002'nin aralık ayında Cenevre'de yapılan bu toplantıda, İspanya tarafı, atığı kabul edeceğine dair beyanda bulunmasına rağmen -tabiî, yazışmalar yapılıyor- İspanya Hükümeti, bir yazışmaya dokuz ay sonra cevap veriyor. İspanya Hükümeti bu yazışmalara cevap verdikten sonra, tam, gemiyi... Bizim Bakanlığımızdan teknisyenler tespit ediliyor. Artık, İspanya'dan gelecek olan bir gemiye limbo yapılacak; yani, yük aktarılması için, İspanya tarafından gönderilecek heyet bekleniyorken, geminin üzerine bir tedbir konuluyor. Bu, tabiî, ikinci tedbir. Daha öncesinde bir tedbir daha konulmuş; yani, Mavi Deniz Acentesi, zaman kazanmak için, hukukun birtakım boşluklarını çok iyi kullanıyor. Bir tedbir koyduruyor, koydurmuş olduğu tedbiri, biz, ancak, dokuz ayda kaldırıyoruz. Tedbir kalktı, şimdi, tam, gemideki yükü limbo yapacağız derken, bir tedbir daha konuluyor, o tedbir de, geçen hafta, gemi battıktan bir ay sonra kalkıyor.
Şimdi, bizim Bakanlığın benden önceki bürokratları, benim koltuğumda oturan arkadaşımız, elbette ki, çalışmalar yapmışlar; çalışmalarda, yazışmalar yapmışlar, toplantılar yapmışlar, müzakereler yapmışlar; ama, şunu söyleyeyim: Burada Türkiye'nin muhatap olduğu sorun, Türkiye sahilleri, Türkiye denizleri, maalesef, uluslararası tehlikeli atık mafyasının hedefi halindedir ve bunların saldırılarına, tecavüzlerine açıktır. Yaklaşık olarak 8 500 kilometrelik deniz sahillerimizi, kıyılarımızı, bu tür saldırılara karşı, kötü emellere karşı yeterince koruyabildiğimizi söylemek mümkün değildir.
Ancak, tabiî, fotoğrafın bu tarafını görmekte, işin bu boyutunu görmekte de, zannediyorum, fayda var; yani, Türkiye'nin gerçeğini, Türkiye'nin çevreyle alakalı sorunlarını, Ulla Gemisi batmasaydı, zannediyorum, bu boylamda hiçbir zaman tartışmayacaktık. Halbuki, Türkiye'nin çevre sorunları, Ulla Gemisindeki, denizin dibine batan 3,08 kilogram Cr+6'dan çok daha ağırdır. Elbette ki, bu konuda, Türkiye'nin çevre sorunlarını bir günde, bir çırpıda halletmek mümkün değildir; çünkü, yapılan hesaplamalar, Türkiye'deki çevre sorunlarıyla alakalı gerekli finansman ve zaman açısından baktığımız zaman, bizim, şu anda, çevre sorunlarını çözmemiz için, yaklaşık olarak 40 milyar euroya ihtiyacımız var.
YILMAZ KAYA (İzmir)Yapmayalım o zaman Sayın Bakanım!
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Müsaadenizle.
Sonra, yine, elbette ki, bugün başlayan bir fizibilitenin ve projesinin yapımı, işin bitimi için de bir süreye ihtiyaç var; ama, şunu söyleyeyim ki, çevreyle alakalı, elbette ki, Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye'nin, mevzuat noktasında, kanunlar noktasında, yönetmelikler noktasında yapmış olduğu çalışmalar, mutlaka, şimdi, icraat olarak, proje olarak yerini bulacak.
Burada, Ulla Gemisiyle alakalı, battıktan sonra ne yaptık; çünkü, arkadaşımız, geminin çıkarılması için herhangi bir şey yapılmamıştır, gemi battıktan bugüne değin herhangi bir çalışma yapılmamıştır, gemi üç ayda çıkarılabilir... Haluk Beyin birtakım bilgileri var; ama (CHP sıralarından 'Fuat Bey´sesleri) bu bilgiler çok doğru bilgiler değil; yani, görüşmüş olduğu arkadaşlarımız...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)"Haluk" değil, Fuat Çay.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Pardon; Fuat Çay'ın yapmış olduğu açıklamalarda vermiş olduğu bilgiler...
Ama, sonunda "Çay"ı tutturduk değil mi arkadaşlar?
GÖKHAN DURGUN (Hatay)"Çay" tuttu; ama, gerisi tutmadı.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)O zaman, "Sayın Çay" dediğimiz zaman mesele hallolmuştur.
Değerli arkadaşlar, zannediyorum, Sayın Çay'ı enforme eden arkadaşlarımız bilgilerin bir kısmını eksik olarak kendilerine vermişler.
FUAT ÇAY (Hatay)Hepsi belgelerden kaynaklanıyor.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Ancak, şunu söyleyeyim: Bakın, değerli arkadaşlarım, geminin battığı saatten birkaç saat sonra, biz, hemen bölgeden su numuneleri aldık ve analizler yaptırdık.
FUAT ÇAY (Hatay)Sayın Bakanım, yüzeyden aldınız.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Bu analizler; bir, TÜBİTAK tarafından alınan analizlerdir; iki, bizim Çevre Bakanlığı laboratuvarı ile üniversiteler tarafından alınan analizlerdir ve onların ortaya koymuş olduğu rakamlara baktığımız zaman, Tarım Bakanlığının yapmış olduğu açıklamalara, onların analizlerine de baktığımız zaman, orada, balıklar üzerindeki, karidesler üzerindeki analizlerin burada, elimizde rakamları var, dokümanları var arkadaşlar, 7.10.2004 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Hatay İl Kontrol Laboratuarlarının karides analizi var; karideste kabul edilebilecek krom miktarı 0,44 miligram/kilogram iken, orada tespit edilen rakam 0,002 miligram/kilogramdır.
Yine, balık analizinde ise, krom miktarında kabul edilebilir rakam 6,75 miligram/kilogram iken, tespit edilen rakam 0,02 miligramdır ve on günlük...
FUAT ÇAY (Hatay)- Sayın Bakan, bu geminin bir an önce çıkarılması lazım; var veya yok...
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)- Değerli arkadaşlar, burada size vermiş olduğum rakamlar, laboratuvarların, akredite laboratuvarların...
N.GAYE ERBATUR (Adana)- Sayın Bakan, hangi değerlerden söz ediyorsunuz?..
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)- ... benim laboratuvarlarımın yapmış olduğu açıklamalar, beyanlar, onların rakamları değildir; bakın, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun ve bölgedeki üniversitelerin, Mersin'deki Deniz Araştırmaları Enstitüsünün rakamlarından size bahsediyorum.
FUAT ÇAY (Hatay)- Sorun o değil!
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)- Şimdi, vatandaşı lüzumsuz yere panikletmenin ve bunun üzerinden siyaset yapmanın, arkadaşlar, hiç kimseye faydası yoktur.
FUAT ÇAY (Hatay)- O zaman bu gemi kalsın Sayın Bakan!..
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)- Ancak, şunu söyleyeyim: Evet, orada batan geminin içerisinde 2 200 ton bir atık var ve bu atığın içerisinde de 3,08 kilogram Cr+6 var. Bu Cr+6 geminin içerisinde. 3 tane ambarı olan gemi 40 metre derinliğe batmış. 40 metre derinlikteki geminin ambar kapakları kırılmış.
GÖKHAN DURGUN (Hatay)- Kapaklar açık zaten Sayın Bakan!..
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)- Ambar kapakları kırılınca, bu Cr+6 ; yani, bu toz halindeki termik santral külü anında suyla temas edince eriyor ve suya kolaylıkla karışıyor. Bizim bölgede yaptırmış olduğumuz, Deniz Kuvvetlerinin yapmış olduğu dalışlar, sonarla tespitlerle, buradaki atığın önemli ölçüde suya karıştığını; ancak, bizim...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
3 konuşma daha · 14 Ekim 2004