İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 829 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 829 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-05-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Bu madde, 1475 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemeye paralel olarak, ara dinlenmesi konusunu düzenlemektedir. Anayasamızın 50 nci maddesine baktığımızda "dinlenmek, çalışanların hakkıdır" ibaresinin bu maddede yer aldığı görülmektedir. Çalışma hakkının gereğince yerine getirilebilmesi için, bir sosyal devlette işçi-işveren ilişkileri düzenlenirken dinlenme konusuna da değinilmesi gerekmektedir; aksi takdirde, Anayasasının 2 nci maddesinde sosyal bir hukuk devleti olduğu yazılmış olan devletimiz, bu düzenlemeyi, sosyal devlet ilkesine yaraşır bir biçimde gerçekleştirmemiş olur. Bu nedenle, bu kanunda böyle bir hükmün yer almasını gerekli ve fevkalade yerinde buluyoruz. Ancak, bu düzenlemenin içinde kadınların çocuklarını emzirmeleri için geçen sürelerle ilgili bir hükmün de yer almasını gerekli görüyoruz; böyle bir düzenleme için, bu maddenin en elverişli madde olduğunu düşünüyoruz. Biliyorsunuz, yine Anayasamız, 50 nci maddesinde, kadınlar çalışma şartları bakımından özel koruma altına alınırlar, diyor ve kadınları çalışma şartları bakımından özel koruma altına almak görevini, devlete veriyor; yasama görevini, yürütme görevini yerine getirirken, kadınları, çalışma şartları bakımından özel koruma altına almayı, bu erkleri kullananlara bir yükümlülük olarak getiriyor.

Biraz önce, kabul etmiş olduğumuz 66 ncı maddede, emziren kadın işçilerin çocuklarına süt verebilmeleri için belirtilecek sürelerin, günlük çalışma süreleri içinde mütalaa edileceğine ilişkin bir hüküm kabul ettik; ama, bu süreler ne kadardır, kaç saattir, kaç dakikadır; ne kadar süreyle, günde kaç kere, kadınlara çocuklarını emzirmeleri için izin verilecektir? Bu konuyla ilgili hiçbir düzenleme getirilen tasarıda yer almamaktadır. Bu, elbette ki, yönetmeliklerle, daha sonra düzenlenebilecek bir husustur; ama, işin önemine binaen, bu hususun, tasarı metnindeki bir madde içerisinde hükme bağlanmasında sayısız yarar vardır. En azından, kadınların bu konudaki haklarını güvence altına almak için, böyle bir yarar vardır.

Bu nedenle, bir önerge vermiş bulunuyoruz. Kadınlara, 74 üncü maddenin bir ve ikinci fıkralarında belirtilen sürelerin bitiminden itibaren, 8 ay süreyle, günlük çalışma süresinden sayılmak üzere, günde 1,5 saat süt izni verilmesini ve süt izni süresinin kullanımında kadın işçinin saat seçimi hakkı olmasına ilişkin bir düzenlemeyi madde metnine monte etmek için ve tasarının 68 inci maddesinin kenar başlığının da "Ara dinlenmesi ve süt izni" olarak değiştirilmesi için bir önerge vermiş bulunuyoruz. Kadınların çalışma yaşamında, çalışma koşulları bakımından korunması gereğine inanan tüm arkadaşların, bu önergeye destek vereceğini umut ediyoruz, umut etmek istiyoruz.

Bunun dışında, bu belirlemeyi yaptıktan sonra, böyle bir belirlemenin, bu maddede getirilen düzenlemeyi tamamlayıcı olacağına dikkati çektikten sonra, tasarının tümü hakkında birkaç değerlendirme yapmayı, bu maddeyi vesile bilerek, fevkalade yararlı görüyorum. Bu tasarı, gereğince, iş ilişkisinin sosyal tarafları tarafından üzerinde uzlaşmaya varılmadan hazırlanmış bir tasarıdır. Eğer bir iş kanunuyla çalışma yaşamına barış getirmek istiyorsak, bu barışın, iş ilişkisinin sosyal tarafları arasında bir uzlaşma oluşmadan gerçekleşeceğini beklememiz mümkün değildir; ama, tasarı Meclisin önüne konulmuştur, Yüce Mecliste görüşülmektedir; fakat getirilen düzenlemelerle ilgili tartışmalar hâlâ devam etmektedir. Sokaktaki işçi rahatsızdır, sendikalar rahatsızdır, hatta işveren temsilcileri, bazı konularda getirilen düzenlemelerin onların istedikleri dışında olduğunu ifade etmektedir; böyle bir ortamda, şu çalışmayla ile çalışma yaşamını barışlandıracak bir iş kanunu ortaya çıkarabileceğimizi umabilir miyiz?

Bakınız, değerli Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili olan arkadaşlarımız, bir kanunun Türkiye Cumhuriyetine ne kadara mal olduğunu çıkarmışlar. Keşke bu maliyetin yanı sıra, toplumda amacına ulaşmayan yasaların yapacağı tahribatı da hesaplamış olsalardı. Gerçekten, her zaman, bu kürsüye çıktığım zaman şu çalışmanın masrafına dikkat çekmeye gayret ediyorum; çünkü, Türkiye, zengin, parasını sokağa saçacak bir ülke değil. Eğer bir çalışma yapıyorsak, onun dakikasını, saniyesini bile ülke için yararlı bir biçimde değerlendirmeliyiz; ama gereken ön hazırlık yapılmadan, taraflar, üzerinde uzlaşmadan buraya birtakım düzenlemeler getirirsek, korkarım ki, bundan önceki görüşmelerde ve birtakım yasalarda olduğu gibi, yine bu yasayı da bir kere daha görüşmek zorunda kalacağız, hatta Anayasa Mahkemesi iptal ettiği zaman bir kere daha görüşeceğiz. Onun için çok iyi düşünelim, çok iyi bir hazırlık yapalım, yol yakınken hatalardan dönelim.

Bakın, iş güvencesi getirmekten söz ediyoruz. Bir işçinin, kendini güvencede hissedebilmesi için, iş sözleşmesinin feshi konusunda bir güvence hissetmesi gerekir. Burada bir düzenleme yapıldı; fesih için, haklı sebep gösterme yükümlülüğü getirildi işverene; ama, hangi işçiler için: İlkönce, 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri için getirmiştik bu düzenlemeyi, hükümet tasarıda böyle getirmişti. Biz, bunu dahi, getirilen fesih nedeni gösterme yükümlülüğünü, amacına ulaşmaktan uzaklaştıran bir düzenleme olarak niteledik; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu bir önerge verdi, sayıyı 30'a yükseltti.

Değerli arkadaşlar, dikkatinizi çekerim, bu getirilen güvenceden, Türkiye'de kim yararlanacak allahınızı severseniz, Türkiye'de kaç işletme 30'dan fazla işçi çalıştırıyor?! Bu düzenlemeyle, kimi aldatmaya çalışıyorsunuz?! Bu, güvence mi çalışan insana?! Bütün küçük ve orta ölçekli işletmeler, getirildiği iddia edilen bu güvencenin dışında kaldı. Bu tür düzenlemelerle, çalışma yaşamı barışlandırılabilir mi?!

Ben, bu maddeyi görüşürken, hükümete bir kere daha seslenmekte yarar görüyorum. Başta bu hüküm olmak üzere, pek çok hükümde getirilen düzenlemeler, çalışma yaşamını barışlandırmak konusunda, özellikle, işçiye güvence sağlamak konusunda yetersizdir. Lütfen, daha fazla vakit harcamadan, harcadığımız vakitlerle bu çalışmanın maliyetini daha fazla yükseltmeden, bu tasarıyı geriye çeksinler ve yanlışlığı üzerinde, işçilerin, bireysel olarak, sendikaları aracılığıyla ikazlarda bulunduğu bu düzenlemeleri tekrar gözden geçirsinler. Böyle bir tavrın, çalışma yaşamımızı barışlandırmak açısından sayısız yararı olacağını düşünüyorum ve bu uyarının dikkate alınacağını umut ederek, sizlere saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook