İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 809 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 809 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının 88 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, sizleri saygıyla selamlarım.

88 inci madde, önemli bir madde; kadınlar açısından önemi daha da artan bir madde; çünkü, bu maddede kadınların çalışma koşulları, özellikle hamilelik dönemindeki çalışma koşulları ile emzirme koşulları konusunda birtakım düzenlemelerle ilgili belirlemeler yapılıyor. Kuşkusuz, bu çok önemli maddenin görüşmesinin ve bu tasarının diğer maddelerinin görüşmelerinin, demokrasinin ne olup ne olmadığı konusunda ortak noktalara vardığımız bir ortamda yapılmasını arzu ederdim; çünkü, demokrasi konusunda bu ortak noktalara varamazsak, vardığımız ortak noktaların sayısını artıramazsak, bu çatı altında, demokrasiyi, olması gerektiği gibi gerçekleştirmekte zorlanırız; ama, bugün yapılan kimi konuşmalar, bu ortak noktaların sayılarının giderek artmak yerine, azalmakta olduğunu ortaya koydu.

Değerli arkadaşlarım, bizler, muhalefet milletvekilleri olarak, sabahleyin Meclise gelmek üzere evimizden çıktığımız zaman, öğleden sonraki oturumda neyi görüşeceğimizi bilmek imkânından mahrumuz; bizi, bu hale getirdiniz. Sizlerin, iktidar partisi grubunun oylarıyla, bu Yüce Çatının altında günlük gündemler yapılıyor. Siz, buna "demokrasi" diyorsunuz; biz ise, muhalefet imkânlarımızın kısıtlanması olarak bakıyoruz bu olaya, tıpkı tüm çağdaş demokrasilerde bakıldığı gibi. Çünkü, muhalefetin ne görüşeceğini bilerek hazırlanması gerekir. Sizler, bizden bu imkânı almaya kalkışıyorsunuz, yaptığınız bu uygulamalarla muhalefeti engelliyorsunuz. Bu, çağdaş hiçbir parlamenter demokraside görülmemiş bir olay. Engellemeyi muhalefet yapar. İktidarın, muhalefeti engellemesi, engelleme yapması, hiçbir çağdaş demokraside eşi benzeri görülmeyen bir durumdur; ama, bizler, sizin iktidar grubu olmanızla birlikte, bu olayı yaşar hale geldik. İktidar, muhalefeti engelliyor. Bizden katkı bekliyorsunuz. Anayasaya, hukuka aykırı olanları, siyasî bakımdan, toplumun gerçekleri bakımdan uygun olmayan düzenlemeleri burada dile getiriyoruz. Acaba bunların kaç tanesini kabul ettiniz, size sormak lazım. Önerge veriyoruz; önerge verdiğimiz zaman bunun adı "engelleme" oluyor. Önerge vermiyoruz; muhalefet ilgisiz diye bizi suçluyorsunuz.

Değerli arkadaşlarımız, unuttuğunuz bir şey var; bu, bir tasarı, hükümetin hazırladığı bir düzenleme. Bizler de, burada, özellikle muhalefet olarak, bu düzenlemeyi eleştirmek üzere bulunuyoruz, yazmak üzere değil; biz yazmadık bunu. Siz bir şey getirdiniz, biz de burada düzeltmeye çalışıyoruz; ama, konuşmalardan öyle anlaşılıyor ki, tasarı metnini de biz hazırlayalım diye bekliyorsunuz. Bundan kaçınmayız; isterseniz, fikrimizi sorarsanız, bunu da üstleniriz, yerlerimizi de bu bağlamda değiştirmiş oluruz; ama, her şey yerli yerinde olsun, iktidar iktidarlığını, muhalefet de muhalefetliğini yaşayabilsin istiyoruz.

Değerli arkadaşlarımız, burada, defaatle bazı hususların yanlış olduğunu söyledik, kulak asmadınız; ikinci kere görüşmek zorunda kaldık. "Bu çalışmalar masraflı" diyorsunuz, masrafı ikiye katladık. İkinci kere görüşürken de uyarıları dikkate almadınız; şimdi, yasalar, burada yapılan düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin önüne tarafımızdan götürülmeye başlandı, birer ikişer iptal kararları, yürürlüğü durdurma kararları da bu iptal davalarını izlemeye başladı. Bunlardan bir pay çıkarmak lazım.

Bizler, burada, laf olsun diye muhalefet yapmıyoruz, laf olsun diye birtakım yanlışlara dikkatinizi çekmiyoruz; yanlışları görüyoruz; çünkü, deneyimli bir partiyiz. Parlamentoda çok uzun yıllar görev yaptık. Biz, öyle, iki yıllık, sekiz aylık, üç yıllık bir parti değiliz; Türkiye'nin en köklü, en eski partisiyiz. Deneyim çok şey kazandırır siyasî partilere, siyasal yaşamda. Bu deneyimden sizleri yararlandırmak istiyoruz; çünkü, Türkiye'nin sorunlarının hızla çözülmesine gönül vermiş olan bir partiyiz; ama, biz, ısrarla deneyimlerimizden sizi yararlandırmaya çalıştıkça, siz, ısrarla yararlanmaktan kaçınıyorsunuz. Bunları yapmayalım, demokrasinin ne olduğu konusunda ortak değerlerde buluşalım ve hızla mesafe alalım.

Değerli arkadaşlarımız, burada, 88 inci maddede bir düzenleme yapılmış; ama, gönül arzu ederdi ki, özellikle emzirme odaları ve kreşler konusunda birtakım esasları belirleme işi yönetmeliğe bırakılmasın, burada da bazı esaslar belirlensin. Bunu niçin söylüyorum; emzirme odalarının ve kreşlerin açılması ve çalışmasıyla ilgili konularda düzenleme yapan bir tüzük var. Bu tüzük, kadın işçi sayısını esas alıyor ve 100-150 kadın işçi çalıştıran yerlerde emzirme odası, 150'den fazla kadın işçi çalıştıran yerlerde de kreş açılmasını öngörüyor ve maalesef, kadın işçi sayısı hep bu sayının altında tutulduğu için, bu tüzük, pek çok işyerinde, amacına uygun kreşler, emzirme odaları açılmasını gerçekleştiremiyor.

Bizler, kadınlar olarak, bu durumdan fevkalade şikâyetçiyiz. Bu, bir toplumsal konu. Kreş, emzirme odası, yalnız kadına hizmet eden çözümler değil. Kreş ve emzirme odası, çocuklarımıza hizmet eden çözümler, gelecek nesillerin daha sağlıklı olabilmesi için hizmet sunan yerler. O nedenle, kadınların yanı sıra erkekleri de yakından ilgilendiren, toplumun bütününü yakından ilgilendiren bir konu bu.

Kreşlerimizin sayısının artması gerekiyor. Bir kadın düşünün, doğum yapmış, kendisine tanınmış olan sekiz haftalık süreyi tamamlamış ve ücretsiz izin almak da istemiyor. Bu kadın çalışma yaşamına devam edecekse, bu çocuğa nasıl baksın, kime bıraksın?! Zaten ne kadar para alıyor ki, bir de bakım için evde ona yardım yapacak birisini istihdam etsin! Bu gerçekleri göz önünde bulundurun. Hepinizin çalışan eşleri olmuştur, çalışan kadın yakınlarınız, tanıdıklarınız, komşularınız, kızlarınız, kardeşleriniz olmuştur; onların sorunlarını, elinizi vicdanınıza koyarak şu kısacık süre içerisinde anımsayın ve bu tüzükte yapılan düzenlemenin, özellikle kadınlar için, aileler için ne kadar rahatsız edici olduğunu lütfen görün.

Bizler, bu konuda rahatlatıcı bir önerge hazırladık ve kreş ve emzirme odası açma yükümlülüğünün kadın sayısına göre değil, işyerindeki işçi sayısına göre -kadın-erkek farkı gözetmeksizin- belirlenmesini öngördük.

Buna, değerli katkılarınızı esirgemeyeceğinize inanmak istiyorum, umut etmek istiyorum. Bu katkıları, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak beklediğimizi ifade ederek; sizleri, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003

77 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook