İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · CUMA

Tc anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan. tekl.(s.sayısı :430 ve 430' a 1inci ek )

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Mayıs 2004 · 446 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 7 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HK.KAN. TEKL.(S.SAYISI :430 VE 430' A 1İNCİ EK )); konuşma 446 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “Tc anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan. tekl.(s.sayısı :430 ve 430' a 1inci ek )”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-05-07-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hk-kan-tekl-s-sayis (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne, fevkalade tarihî bir fırsat gelmiştir. Bu fırsatı, çağdaş insanlar, çağdaş kadınlar ve erkekler olarak değerlendirmemiz gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliğine uyum adı altında bir paketi görüşüyoruz. Avrupa Birliğine uyum, uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerimizi yerine getirmemizi gerektiriyor. Bu bağlamda yükümlülüğümüz olan anlaşmalardan birisi de CEDAW Anlaşmasıdır. CEDAW Anlaşmasına göre, içhukukumuza, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu geçirmek zorundayız. Bu yetmiyor; buna, kadın ve erkek arasındaki eşitliği fiilen yaşama geçirmek görevini devlete veren bir hükmün de eklenmesi gerekiyor. Bu da yeterli değil; bunların arkasından, içhukukumuzda bu bağlamda alınacak geçici özel önlemlerin ayırımcılık veya imtiyaz sayılmayacağına ilişkin bir hükmün yer alması gerekiyor. Hani burada bu gerekler?! Getirilen düzenlemede, Avrupa Birliğinin ve CEDAW Anlaşmasının bizden beklediği gereklerin sadece bir kısmı gerçekleştirilmiş; ya diğerleri; bir bilmece halinde ortaya konulmuş.

Burada, bir anayasa yapıyoruz. Hukuk kuralının açıklılık ve belirlilik taşıması gerekiyor; ama, burada, Sayın Bakanın ve Anayasa Komisyonunun Sayın Başkanının açıklamaları, bu hükmün de pozitif ayırımcılığa imkân verebilecek biçimde yorumlanabileceği doğrultusunda. Böyle bir yorum yetmezse, uluslararası antlaşmalardan yardım istenir; onlar, zaten, yapacağımız değişiklik doğrultusunda kendiliğinden yürürlüğe girecektir deniliyor.

Değerli milletvekilleri, hiçbir zaman, bir ülke, kendi içhukukunun yorumlanmasını bir uluslararası antlaşmaya bırakmak istemez; kendi söyleyeceğini, bizzat, yasayla ilgili düzenlemeyi yaparken ortaya koymak ister; ama, biz, böyle bir yönetim anlayışına teslim olmuş gidiyoruz. Bu, yanlış bir yönetim anlayışıdır. Yasalar, bir bilmece olarak ortaya konulmamalıdır, neyi içerip neyi içermediği açık seçik bir biçimde belirtilmelidir. Neden kaçıyoruz ve neden korkuyoruz?! Şurada, İktidar ve Anamuhalefet Partileri olarak, partilerin programlarında cinslerarası ayırımı ortadan kaldırmak var; CEDAW Anlaşmasının hükümlerini yürürlüğe koymak var; bu, Cumhuriyet Halk Partisinin, seçimlerde topluma sunduğu programda da var, Adalet ve Kalkınma Partisinin programında da var. Adalet ve Kalkınma Partisi programında "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesiyle getirilen ilkelerin uygulanması sağlanacak" deniliyor. Bunu programınıza yazarken, ne yapmayı düşünerek yazmıştınız? Bu hükümlerin pozitif ayırımcılığı içerebildiğini, içerdiğini, içermesi gerektiğini düşünmemiş miydiniz? Halka bu programı göstererek oy aldınız; ama, bugün, burada, cinslerarası ayırımı ortadan kaldırmak ve CEDAW Anlaşmasının hükümlerini yürürlüğe koymak gündeme gelince, programdaki bu cümleleri unutmuş görünüyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri; sizlerden, bu önergeye destek bekliyoruz. Sizlerden, çağdaş kadınlar ve erkekler olduğunuzu göstermenizi kanıtlamanızı bekliyoruz bu önerge oylanırken. Kadınlardan bunu esirgemeyiniz; çünkü, haklarından yararlanmak konusunda mağdur olan cins, kadınlardır; yıllardır bunun acısını çekiyoruz. Aslında, bizim hukukumuza göre, hak sahipliği konusunda kadın ve erkeğin hiçbir farkı yoktur, kadın ve erkek eşit haklara sahiptir; zaten, bu yapılmıştır. Siz, böyle bir cümleyi Anayasaya bir kere daha yazdırmakla, cinslerarası eşitlik konusunda bir mesafe mi alındığını zannediyorsunuz; hayır. Almanız gereken mesafe, olumlu ayırımcılık önlemlerini almayı da devletin bir yükümlülüğü haline getirmek ve bunların imtiyaz ve ayırım sayılmayacağını Anayasaya sokmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

4 konuşma daha · 7 Mayıs 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook