İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 90. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Nisan 2005 · 869 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 27 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KAN.(SS . 870 )); konuşma 869 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2005-04-27-633-sayili-diyanet-isleri-baskanliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-kan-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 870 sıra sayılı kanun teklifinin 3 üncü maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce yaptığım konuşmada, maddeyle ilgili olarak, kanunun 1 inci maddesinin 633 sayılı Kanuna eklediği ek madde 11'le ilgili olarak birtakım değerlendirmeler yaptım ve Anayasaya aykırı mütalaa ettiğim bazı hususlara dikkatlerinizi çekmekte yarar gördüm; ama, ne yazık ki, bazı değerli arkadaşlarımız, Anayasaya aykırılık konusundaki uyarılarımızı "bunlara ne gerek var, bu memleketin imam-hatip ihtiyacı var; biz de onları karşılıyoruz, bu tartışmalara gerek olmamalı" gibi bir tavırla karşıladılar.

Değerli arkadaşlarım, bizler, burada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kimseyi imamsız, hatipsiz bırakmak için birtakım değerlendirmeler yapmıyoruz. Böyle bir ihtiyacın yurttaşlarımızın çok doğal bir ihtiyacı olduğu bilincindeyiz ve bu mesleklerin mensuplarına da büyük bir saygı duyuyoruz; ama, aynı zamanda, şu Yüce Meclisin çatısı altında yaptığımız işe de saygı duyuyoruz. Bu işi özenle yerine getirmeliyiz, bir kerede en doğru düzenlemeyi ortaya çıkarmalıyız ve eğer ortada bir sorun varsa, bunu en doğru biçimde çözmeliyiz. Bu, bize vekâlet vermiş olan vatandaşlarımızın bizden beklediğidir, Anayasanın omuzlarımıza yüklemiş olduğu bir görevdir. Bu görevi özenle yerine getirmemiz gerekiyor.

Demin, ben, birkaç tane tespit edebildiğim Anayasaya aykırılık olayından söz ettim. Burada, bir tek alanda vekâleten görev yapmakta olan kamu personeline, asaleten o görev yaptıkları yerlerde kadroya atanma imkânı getiriliyor; ama, imam-hatipler dışında aynı şekilde vekâleten görev yapan vatandaşlarımız için, biz, aynı türden bir düzenleme getiriyor muyuz; getirmeyişimizin makul bir izahını ortaya koyabiliyor muyuz bu yasa metninde? Bazen bir ayırım yapılır; ama, bunun çok makul bir nedeni vardır. Burada öyle bir makul neden de ortaya koyamıyoruz. Binaenaleyh, Anayasanın 10 uncu maddesinde ifade edilen "kanun önünde eşitlik" ilkesine aykırı bir düzenleme yapıyoruz.

Bu düzenleme yeteri kadar belirli bir düzenleme de değil. Bir soru sordum hangi kamu personeli seçme sınavı diye. Doğrusu tatminkâr bir yanıt alamadım. İşte, sınavlardan herhangi birisi... Herhangi birisi başka bir şeydir, belli bir tarihte yapılmış belli bir sınav başka bir şeydir. Bundan on yıl önce bu sınava girmiş olanın aldığı notu burada değerlendirmeye tabi tutacak mıyız? Ben bu metne baktığım zaman... 2001, 2002, 2003 diyorlar değerli arkadaşlarımız açıklama yapmaya gelince. Peki 2000, peki 1995; onları da kapsıyor mu kapsamıyor mu? Benim bildiğim, iki yıl geçtikten sonra sınavın üzerinden o sonuçların değerini kaybettiği; uygulamalar buna göre yapılıyor. Burada o zaman herhangi birini geçerli kılıyorsak geniş bir zaman dilimi içerisinde, bir ikinci eşitlik ilkesine aykırı bir durum ortaya çıkıyor. Bir belirsizlik var.

Ne zaman girdiği sınav? Bu konuda suskunuz ve aldığı hangi puan? Bakınız, Anayasanın 128 inci maddesi, memurların ve kamu görevlilerinin atanma koşullarının yasada açıkça belirlenmesini amirdir, bunu gerekli görmektedir. Biz, vekâleten görev yapmakta olanları asaleten kamu görevine atıyoruz, kamu personeli haline getiriyoruz, kamu görevlerinin sürekli insan unsuru haline getiriyoruz. Atama koşullarının hepsinin kanunda açık seçik, teker teker gösterilmesi Anayasanın gereği. Biz burada ne yapıyoruz; puanla ilgili en azından bir taban belirlemesi yapıyor muyuz; hayır; hepsini Diyanet İşleri Başkanlığına bırakıyoruz belirleme yetkisini; yani, Anayasanın yasayla yapılmasını, gerekli gördüğü bir hususu belirleme yetkisini Diyanet İşleri Başkanlığına bırakıyoruz. Eğer, Anayasa bir görevi yasama organına bırakmışsa, onun devri mümkün değildir. Defeatle bu kürsüden anlatıyorum; yürütme, aslî düzenleme yapamaz. Yürütme ve idarenin aslî düzenleme yetkisi Anayasamıza göre yoktur. Önce, yasama, bir alanı temel ilkeleriyle belirler, düzenler; ondan sonra da, yürütme, bu alanda, bu çerçevesi çizilmiş alanda düzenleyici birtakım işlemler yapabilir; ama, yürütmenin düzenleme yetkisi aslî değil, ikincildir; yani, yasayla çizilmiş bir alandadır. Hele hele Anayasa, bir hususun yasayla düzenlenmesini gerekli görmüşse, artık, o yasayla düzenlenmesini gerekli gördüğü hususlarda yürütmeye yetki verilemez; bu, Anayasaya aykırı bir yetki devri niteliği taşır ki, Anayasamız, yasama yetkisi devredilemez diyerek, buna tamamen engel olmaktadır.

Eğer biz yasayı bu şekliyle çıkarırsak, Anayasaya aykırı bir düzenleme yapmış oluruz; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak üzerinde durduğumuz husus budur. Siz, seçmeninize ne vaatte bulundunuz; bu, bizi ilgilendirmez. Hangi kamu görevlisi grubuna ayrıcalık sağlamak istiyorsunuz; bu da, belki çoğunluğunuzla takdirinize bağlı olarak tespit edebileceğiniz bir husus; ama, çoğunluğunuzla aşamayacağınız bir şey var; Anayasanın emredici hükümleri. Çoğunluğunuz ne kadar ezici bir çoğunluk olursa olsun, bu hükümleri aşamazsınız; bunlara uygun hareket etmek zorundasınız.

Muhalefet olarak katkımızı istediğinizden söz ediyorsunuz; biz de katkı olarak bu gerçekleri dile getirmek istiyoruz. Bu kürsüde söylediklerimizi anlaşılır şeyler değil zaten, pek de anlamadık diyerek, üzerine bir çarpı çekip, bir kenara koyuyorsunuz. Size yardımcı olmak istiyoruz. Bu Yüce Meclisin çatısının altında, Anayasaya uygun, bizden beklenen doğru düzgün işler yapılmasını istiyoruz. Onun için böyle bir katkı vermeye çalışıyoruz, bu sefer de "anlamadık" diyorsunuz; içinizden bir kısmı.

Değerli arkadaşlar, herkes her şeyi anlamaz. Kimileri bir kerede anlar, kimileri üç kerede anlar, kimileri de ne kadar anlatırsanız gene anlamaz, ya anlayamadığından anlamaz ya anlamamakta kararlı olduğu için anlamaz.

Seçim sizin. Katkı bizden. Oylamada gereğini yerine getireceğinize inanmak istiyoruz. Doğru düzgün, Anayasaya uygun yasaların hukuk düzeninde yer almasını sağlamaya gayret ediyoruz. Çabamız bunun içindir.

İmam-hatiplere herhangi bir düşmanlığımız, onları gözden çıkarma gibi bir durumumuz yoktur. Kamu hizmetlerinin hepsi eşdeğerdir; ama, imam-hatiplik alanında görev yapan kamu görevlilerine bu şekilde bir hizmet götürülürken, onların bir sorunu çözülürken, zihnimizde çöreklenen bir soru var: Kamunun diğer kesimlerinde vekâleten görev yapan insanlar bu vatanın çocukları değiller mi? Onlar üvey evlatlarımız mı? Onları ne zaman düşüneceksiniz? Onları niye bunlarla beraber düşünmediniz? Öyle zannediyorum ki, bu da, bu vatan evlatlarına, sizin yanıtlamakla yükümlü olduğunuz bir soru. Yanıtlayabilirseniz yanıtlayınız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 27 Nisan 2005

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook