İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Özgül Saki

İstanbul Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 92. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Mayıs 2026 · 547 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Özgül Saki (DEM Parti), 7 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 547 kelime.

Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozgul-saki-2026-05-07-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararname (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144988

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ÖZGÜL SAKİ (İstanbul)Teşekkürler.

Evet, teklif edilen bu 27'nci maddeyle Türkiye Çevre Ajansına aktarılan katılım payları iki yıl daha uzatılıyor ve bunu söylerken amaç bölümünde de "Çevreyi korumak, yeşil alanları artırmak." denilerek âdeta bizimle dalga geçiliyor. Neden? Kanunun bütününe baktığınızda zaten kırıntısı kalmış olan denetim mekanizmalarının tamamı ortadan kaldırılıyor. Üstelik tüm kararlar tek bir imza, Cumhurbaşkanının tek bir imzasıyla yürürlüğe konuluyor. Hiçbir meslek örgütünün, alandaki hiçbir örgütün, örgütlenmenin önerileri dikkate alınmıyor ve asıl meselenin bir tanesi: Kaynaklar nasıl kullanılacak, kim karar verecek, öncelikler nasıl düzenlenecek? Bu kanun teklifi yerel yönetimlerin ve toplumun denetiminden uzaklaştırılarak âdeta bütün bir coğrafyayı şirketlerin insafına bırakan bir teklif.

Bu teklif aynı zamanda "'Acele kamulaştırma' diyerek bizden sadece bir arazi parçası değil hayatımızı, geçimimizi, köklerimizi söküp almak istiyorlar." diyen Akbelenlilere âdeta savaş açma teklifi. Aynı zamanda, Varto'da JES'e karşı nöbet tutanlara bu teklif âdeta savaş açıyor. Şırnak'tan Zonguldak'a madenlere karşı havasını, suyunu, toprağını korumak için mücadele edenlere âdeta savaş açan bir teklifle karşı karşıyayız.

Bakın, değerli milletvekilleri, buna benzer uygulamalarla aslında adım adım şirketlerin önündeki ufacık denetim mekanizmalarını bile ortadan kaldıran AKP iktidarı en küçük denetime bile tahammülü olmadığı için yeni bir teklifle tekrar kentsel dönüşüm, kamu arazilerini acele kamulaştırma kararıyla bütün yeşil alanları ortadan kaldırarak, halkı oradan zorla sürerek, mega projelere alan açarak âdeta hepimize diyor ki: "Şirketler var sadece, siz halkların, kentlilerin yaşamı bizim için hiçbir şeydir." Bu kanun teklifi aynen bunu söylüyor tüm maddeleriyle.

Bakın, İstanbul'a gelelim; Kanal İstanbul hattı, Arnavutköy, Başakşehir, Küçükçekmece aksı, deprem gerekçesiyle ilan edilen rezerv alanlar... Bakın, burası çok önemli: Deprem gerekçesiyle rezerv alan ilan edilen yerler riskli yerler değil ranta açık yerler. Gerçekten depreme riskli alanlarda herhangi bir uygulama yapmayıp şirketlerin özel isteğiyle parsel parsel tanımlanmış olan arazileri "Depreme dayanıklı yapacağız." diyerek rezerv alan ilan edip oradan halkı, kentlileri sürüyorlar.

Peki, bu sistem nasıl işliyor? Önce bunları ilan ediyorlar, sonra oraların değerlerini düşürüyorlar, sonra şirketlere aktarıyorlar, halkı da oradan sürüyorlar. Oradaki geçimlik tarım arazileri, oradaki su kaynakları, hiçbiri önemli değil; halk, nasıl olsa göç ettirilecek, ayrıca göç ettirilen insanlar için de hiçbir yaşam alanı olmayacak; tekrar onları da sömürerek, "TOKİ" diyerek, borçlandırarak, yoksullaştırarak yeniden muhtaçlık ekonomisiyle yönetmeye kalkan bir AKP iktidarı ve onun yeni rantçı teklifiyle karşı karşıyayız. Ama biz diyoruz ki: Tüm bu uygulamalarla artık tek bir alan bile bırakmadınız nefes alacak. Ve bu mücadele büyüyecek. Havasına, toprağına, suyuna sahip çıkanlar ortak mücadeleleriyle artık bu şirketlerin AKP'yle el ele kendi yaşamlarının üzerinde kurduğu bu ölüm cumhuriyetine son verecek. Kendi kaderlerini kendi ellerine alacaklar. Çünkü, bakın, o kadar açık ki AKP'nin politikaları, COP31 toplanacak yakın bir zamanda Antalya'da, şimdiden çeşitli toplantılar yapıyor AKP iktidarı. Oradaki konuşmalarına bir baksanız, orayı âdeta şirketler için bir fuar alanına dönüştürmüş durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla)İklim değişikliğiymiş, efendim, toprağın kirlenmesiymiş, hiç umurlarında değil. Bütün toprakları o uluslararası şirketlere... Kendi yandaş şirketlerine âdeta pazarlama alanı olarak kullanıyorlar COP31 Zirvesi'ni. Ama COP31 Zirvesi'ne karşı Halkların İklim Zirvesi de var. Halkların İklim Zirvesi de toplantılarını yapıyor ve diyor ki: "Biz hayatımıza sahip çıkacağız. Toprağımıza, o toprakta yaşayan, o suyun içinde yaşayan tüm canlılara sahip çıkacağız ve Halkların İklim Zirvesi'yle tüm bu alanlarımızı geri kazanacağız."

Ayrıca, bugün, Akbelen'de Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi, Esra Işık hâlâ hapiste, derhâl Esra Işık'ı serbest bırakın. Toprağımızı, suyumuzu biz savunacağız diyoruz.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

97 konuşma daha · 7 Mayıs 2026

Günün kaydı →
97 konuşmanın tamamı →