İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 133. BİRLEŞİM · PAZAR

Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı

Özgür Özel

Manisa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 133. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Temmuz 2013 · 563 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Özgür Özel (CHP), 7 Temmuz 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 563 kelime.

Özgür Özel (CHP, Manisa). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozgur-ozel-24-2013-07-07-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dai-6 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=24984

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İçinde bulunduğumuz hafta, 30 Haziran Emekliler Haftası’ydı. Emeklilerin yaşam koşullarıyla ilgili üzerinde konuşmamız gereken çok şey var ama Türkiye’de biliyorsunuz beklenen her türlü iyileştirme bir millî gelir hesabı üzerinden yürüyor. Geçtiğimiz günlerde de Sayın Mehmet Şimşek ile Harvard Üniversitesi profesörü Dani Rodrik arasında millî gelir hesaplanmasıyla ilgili ciddi bir tartışma yaşandı Twitter üzerinde. Ben Bakana da danıştığımda, eninde sonunda Sayın Bakan da hesaplama yönteminin, 3 kat artan millî gelirin siyasileştirilebilmiş ve rakamların o yönüyle okunabileceği bir söylem olduğunu ama esas millî gelir artışı fiziksel sonuçların parasal ifadesi olduğu için, üretilen malların ve hizmetlerin toplamının karşılığındaki bir parasal ifade olacağı için, gerçek artışın yüzde 43 olduğunu ifade ettiler.

Tabii bu millî gelir-emekli ilişkisi çok yeni değil. Sayın Bakana “Emeklilere millî gelir artışından pay verecek misiniz?” diye sorulan bir soruya çok talihsiz bir yanıt gelmişti, yıllardır da hep hatırımızda. O da dedi ki: “Millî gelir artışından niye pay verelim. Emekliler millî geliri artıran değil, aksine azaltan unsurlardır.” Tabii, bunu böyle bir kâğıt üzerine yayıp da, millî gelir hesaplanırken “Emekliye ödenen maaş ne yapıyor, diğer taraftan çalışanın katkısı ne yapıyor?” diye bakıyor Sayın Bakan ama hem siyaseten emekliye “unsur” demek hem de emeklileri millî geliri artırmayan azaltan, o yüzden de sırtımızda bir yük gibi görüyor olmak, gerçekten iktidar partisinin son on yılda bu konudaki yaklaşımlarını doğrulayan, sağlamasını yapan bir ifade âdeta.

Tabii, emekliler millî gelir artışından pay alıyorlar almıyorlar, onlara biraz sonra bazı rakamlarla değinmek istiyorum ama bugün emeklilerin yaşadığı Türkiye’de bin lira olan açlık sınırı, 3 bin lira olan yoksulluk sınırı göz önüne alındığında, esnafımızın, işçimizin, çiftçimizin, kadınımızın, öğrencimizin, öğretmenimizin, memurumuzun, gencimizin, yaşlımızın ve emeklimizin her birinin ayrı ayrı bu güç yaşam koşulları altında ezildiğini ifade etmek yanlış olmaz.

İktidar partisi iktidara geldiğinde, beş yüz günlük “Acil Eylem Planı” olarak ifade ettiği programda, emekliler için söylediği pek çok vaadi bugüne kadar maalesef yerine getirmedi. İktidar partisi, zamanında emeklilerin yaşam koşulları açısından bir devrimi hayata geçirmeyi ifade ediyordu ama gelinen bu noktada, bir kere emeklilerin artık çalışmak zorunda olduklarını; emeklilerin artan genç işsizliğinden dolayı emekli maaşlarıyla evlerindeki çocuklarına veya evlendirdikleri ama evine bakamayan durumda olan çocuklarına bakmak zorunda kaldıklarını; bin liralık açlık sınırının, 3 bin liralık yoksulluk sınırının altında bir emeklinin, yaşaması gereken sosyal hayattan beklentilerinin o hayatın maliyetini karşılayamadığı için gerek kendi varlıklarını bir başka kaynak olarak işsiz çocuklarına aktardıklarından gerek çalışma hayatından üzerlerine alıp taşıdıkları ve hâlâ daha faiz kıskacı altındaki artan borçlarından, kredi kartı borçlarından ve maaşlarını aldıkları bankaya ipotek ettirdikleri ve karşılığında döndürerek kendilerini ayakta tutmaya çalıştıkları maaşlarından, emeklilerin durumunu anlamak mümkün. Aslında, bu, sizlerin de gittiği her kahvede karşınıza çıkıyor, her köyde karşınıza çıkıyor. Emeklinin yakınması sadece muhalefet partisinin duyacağı bir ses değil elbette, iktidar partisi de bunları duyuyor, işitiyor ama sıkıntı, gereğini yapmamakta. Ben zaman zaman sahadaki iktidar partisi milletvekillerinin sıkıntılarını dile getiren emeklilere, hep bir sonraki yasama yılında yapılabilecek birtakım iyileştirmelerin önünde bir beklenti yaratan hedef olarak ortaya koyduklarını ama bir yandan da o geçmişte verilen sözleri tutamamanın ezikliğini yaşadıklarını da sahada da karşılaşıyoruz.

Ocak ayında SSK ve BAĞ-KUR emeklisine yapılan 4,14’lük zam, temmuz ayında emeklilere verilecek olan yüzde 3’lük zam, geçtiğimiz seçim döneminde de… Evet, beş yüz günlük Acil Eylem Planı’nda verilen sözler -bir kısmına biraz sonra yine değineceğim- tutulmadı ama geçen seçim döneminde emekliye bir nefes aldırmayla ilgili vaatlerin hiçbirinin de yerine gelmediğinin altını çiziyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 7 Temmuz 2013

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook