İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · SALI

Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve dünya siyaset tarihinin en önemli sivil itaatsizlik ve sivil direniş eylemlerinden olan Gezi direnişinin önünde saygıyla eğildiklerine ilişkin açıklaması

Özgür Özel

Manisa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 84. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Mayıs 2019 · 513 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Özgür Özel (CHP), 28 Mayıs 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve dünya siyaset tarihinin en önemli sivil itaatsizlik ve sivil direniş eylemlerinden olan Gezi direnişinin önünde saygıyla eğildiklerine ilişkin açıklaması); konuşma 513 kelime.

Özgür Özel (CHP, Manisa). “Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve dünya siyaset tarihinin en önemli sivil itaatsizlik ve sivil direniş eylemlerinden olan Gezi direnişinin önünde saygıyla eğildiklerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozgur-ozel-27-2019-05-28-denizli-milletvekili-cahit-ozkan-in-yaptigi-aciklamasindaki-bazi-ifade-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=78138

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubum ve şahsım adına yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Dün Meclis, iktidar partisi grubunun 200 milletvekiliyle Mecliste bulunma ve Meclisi çalıştırma sorumluluğunu yerine getirmediği için kapandı, kapandığı için de grup önerimiz dünden bugüne kaldı. Öneri dün görüşülebilseydi eğer Genel Başkan Yardımcımız Tuncay Özkan tarafından bu gerekçe açıklanacaktı. Zira grubumuzda Tuncay Özkan dışında Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Utku Çakırözer ve İzmir Milletvekilimiz Sayın Atila Sertel de var. Üçü de aktif gazetecilik yapmış olan, gazetecilik meslek örgütlerinde görev almış ve Gazeteciler Federasyonu Başkanlığı görevini yapmış Atila Sertel bugün demokrasi nöbetinde İstanbul’da olmasalardı kürsüde ben olmayacaktım. Tüm milletvekillerimiz gibi, grubumuzdaki 110 milletvekili gibi gazeteci arkadaşlarımız da dünya siyaset tarihinin en büyük mağduriyetini yaratan ve Türkiye demokrasisi açısından en kara lekelerden bir tanesi olan 6 Mayıs yerel siyaset darbesinin izlerini ortadan kaldırmak, Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbullunun hakkını savunmak, Türkiye’nin yitip giden itibarının daha da kötüye gitmemesi için İstanbul’da gayret gösteriyorlar.

Bugün Türkiye’de gazeteciler, tarihimizin en kötü günlerini yaşıyor. Anadolu Ajansının dahi üzerinde bir vesayet odağı var. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve bizzat İletişim Başkanı, şu anda basın kartlarının kime verileceğini, gazetelerin hangi manşetlerle çıkacağını, hangi siyasi parti temsilcisinin hangi gazetede, hangi televizyonda kaç dakika kalacağına bizzat karar veriyor. Ben şunu duymak isterim: “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına gazetelerin baskıya girmeden önce -3, 5 tane buna direnen muhalif gazete hariç- manşetlerini İletişim Başkanı görüp onay vermiyor; bu, doğru değildir.” denmesini isterim burada. Ama bu yalanlamayı yapabilecek durumda değilsiniz. Hepimiz biliyoruz ki bir merkezden üretilen manşetler, bir merkezden yaratılan algı operasyonları ve mutlaka ve mutlaka “1’inci sayfayı bir görsün bakalım bizim başkan, ondan sonra baskıya girersiniz.” diye gece yarılarına kadar baskı makinelerinin başında bekletilen basın emekçileri ve Türkiye’nin savrulduğu durum yani ön sansür pozisyonuna gelmiş durumdayız.

4’üncü güç, demokrasinin 4’üncü gücü ne durumda? Dünyada Basın Özgürlüğü Endeksi var. Bununla AK PARTİ dönem dönem övündü, geldiğinde 180 ülkede 99’daydık, 90’lara doğru yaklaştıkça övünüyordu, aynı endekste 157’nci sıradayız, 157, bunun içinde her şey var ama Türkiye, 180 ülke içinde siz geldiğinizde 99’uncu sıradayken bugün 157’nci sırada. Bunun savunulacak, kenarından dolaşılacak, bir bahane bulunacak tarafı da yok.

68 gazeteci şu an tutuklu durumda Türkiye’de ve 10 Mayıs günü Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, 25 Mayıs günü de Odatv yazarı Sabahattin Önkibar evlerinin önünde -birisi televizyondaki yayından çıktıktan sonra- sopalı birden çok kişi tarafından darbedildiler, öldüresiye dövüldüler, çok uzun iş göremezlik raporları var ve bunlar, 2019 Türkiyesi’nde bu gazeteciler muhalif söylemlere sahip diye oluyor. Sadece onlar değil, Antalya’da İdris Özyol ve Engin Çevik, Adana’da da Hakan Denizli isimli yerel gazeteciler aynı şiddetin kurbanı olmuş durumdalar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu çıkıp şunu söyleyebiliyor “prompter”cuğundan konuşarak ve dönüyor diyor ki: “Tayyip Erdoğan Türkiyesi, bugün herkesin kendini ifade ettiği, kimsenin korkmadığı, kimsenin çekinmediği bir ülkedir.”

Arkadaşlar, okudukları gazetenin yazarının elinde beyzbol sopaları olan Vandallar tarafından dövüldüğünü, kan içinde kaldığını, kaburgalarının, kemiklerinin kırıldığını görünce bu ülkede insanlar korkmaz mı? Gazeteciler o kalemi tekrar tutuyorsa sizin yarattığınız özgürlük ortamından değil, yüksek ahlakları ve baskıya karşı üstün dirençleri ve mesleklerine bağlılıklarından dolayı tutuyorlar. Ya tutamayanlar, ya yazarken kendiliğinden kendini sansürleyenler? Bunu yapmaya mı geldiniz erdemliler hareketi olarak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 28 Mayıs 2019

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook