Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ile İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Aralık 2025 · 682 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Özlem Zengin (AK Parti), 14 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ile İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 682 kelime.
Özlem Zengin (AK Parti, İstanbul). “Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ile İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozlem-zengin-2025-12-14-kars-milletvekili-gulustan-kilic-kocyigit-ile-istanbul-milletvekili-go (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=139988
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Bu konuşmayı 1946'da yapıyor, 1946. Diyelim ki seksen sene yani yetmiş dokuz yıl evvel Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bu çatı altında, değerli arkadaşlarım, teşekkür ediyor. Neye biliyor musunuz? İstanbul Teknik Üniversitesinin kurulmasına. Teşekkür ediyor Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin kurulmasına. Teşekkür ediyor İstanbulda Edebiyat Fakültesinde Fen Edebiyat Fakültesinin yanan binasının yerine yeni bir bina yapılmasına. Bu üniversitelerin, bu onur duyduğumuz üniversitelerin bu hâle gelmesi için seksen yıl geçmiş arkadaşlar, seksen yıl -ben "be arkadaşım" demiyorum, hakiki olarak "arkadaşım" diyorum- seksen yıl geçmiş. O yüzden bugün bizim temellerini attığımız üniversitelerden, belki seksen yıl sonra -biz görmeyeceğiz ama- oradan da eğitimini almış, kendini yetiştirmiş ve bu ülkeye ve hatta dünyaya hizmet eden gençler çıkacak. O yüzden bu üniversitelerle ilgili yapılan şeylerin tamamını negatif bir yaklaşımla anlatmayı bu ülkeye -bugün oy vereceğiz, elimizi kaldıracağız, bütçelerini onaylayacağız- bu üniversitelerde eğitim alan gençlere, akademisyenlere çok çok büyük bir haksızlık olarak görüyorum.
Şimdi, dünyada eğitimle alakalı bambaşka bir arayış var. Dünya çok belirsiz bir ortama doğru gidiyor. Bilgi, görüyoruz, her yerde; artık bilgiye ulaşmak diye bir şey yok yani burada bir sorun yok. Bilgiyi sizin adınıza okuyan, kitabı özetleyen, tarayan, size özetler çıkaran bir sürü imkân var. Bütün mesele -bir- bu gördüklerinizden hakiki bilgiyi ayırt etmek; hangisi gerçek, bunu öğrenebilmek. İkincisi, bu hakiki bilgiden sonra da bir muhakemeyle yeni bir bilgi üretebilmek yani elimizdeki verilerden bir muhakeme içerisinde yeni bir bilgi üretmek. Yani şunu demek istiyorum: Artık mesele, bilgiye ulaşmak değil anlamak, bir anlam yaratmak ve yeni bir anlam inşa etmek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Bizim telaşımız, bugün kürsülerde gördüğüm "şu fena, bu fena; şu fena, şu fena; bu fena, bu fena" bu an değil yani özellikle eğer Millî Eğitim Bakanlığıysa konu olan... Bakın, şu anda rakamları görüyorum, insan okurken şaşırıyor; bakar mısınız, bugün Türkiye'de neredeyse 2 milyona yakın okul öncesi çocuğumuz var, 2 milyona yaklaşıyor, 1 milyon 741 bin. İlkokul öğrenci sayısı 5 milyondan fazla, 6 milyona yaklaşıyor. Ortaokul, yine 5 milyondan fazla, lise 5 milyondan fazla. 18 milyon öğrenci var, bir ülke nüfusu kadar çocuk var. Bu kadar öğretmen var, bu kadar bakım ve hizmet var. Devam ediyoruz, üniversitede lisans okuyan 3 milyon öğrenci var, ön lisans 1 milyon öğrenci var ve 2'nci üniversitesini okuyan da 2 milyon insan var. Yani, şöyle: Matematik olarak hesap yaptığınızda, nereden baksanız 22-23 milyon genç ve çocuktan bahsediyoruz, bir ülke yönetmek gibi yani Millî Eğitim Bakanı olmak demek, bir ülkeyi yönetmek demek, her eve girmek demek; hakikaten çok zor bir işten bahsediyoruz.
Tüm bunlar olurken, bu kürsülerde, ben, eğer CHP'yseniz, Hasan Ali Yücel gibi, o günden seksen yıl sonrasını görebilen konuşmalar yapmanızı bekliyorum, bu tarz konuşmalar bekliyorum ama siz onu yapmak yerine, şimdi, hukuka da uygun olmayan bir iş yapıyorsunuz. Buraya koyuyorsunuz kayıt, biliyorsunuz, böyle bir kayıt... Kendi kaydınızı alabilirsiniz ama gördüğüm kadarıyla, siz, bakanlarımızı kaydediyorsunuz; onların iznini aldınız mı? Bu Genel Kurulda, bakınız, örneğin, burada konuşma yapan Turhan Çömez Bey'in konuşmasını, görüntüsünü ben kendim alamam ancak kendi görüntüsünü kendi alabilir. Bunun bir sebebi var.
MURAT ÇAN (Samsun)Ne alakası var? Burası kamuya açık, 85 milyon izliyor ya.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Alakası, hukuk bilmemeniz, hukuk bilmemeniz.
Siz her zaman büyük laflar söylüyorsunuz; hukuktan, adaletten bahsediyorsunuz ama siz, kendiniz insanların hukukuna riayet etmiyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Değerli arkadaşlarım, şimdi gelelim ilk nöbetimize yani aslında bu hafta Gökhan Bey'le nöbet tuttuk. Kendisi bütün konuşmalarına başlarken hep aynı kelimelerle bize hitap etti, hep aynı kelimelerle ve aynı kelimeyle bitirdi; belki 10-12 başlıkta bize dedi ki: "Utanmıyor musunuz?" En az 12 başlık, bir sürü konu vardı. Filistin'de ölen çocuklar için "Utanmıyor musunuz..." Efendim, Rusya meselesi, efendim... Hepsine neyle başladı? "Utanmıyor musunuz?" Peki, neyle bitirdi? Bence sizi, bakanlarımızı tahkir eden, bizi tahkir eden bir ifadeyle, bugün de aynı şeyi söyledi: "Be kardeşim! Be kardeşim!"
Değerli arkadaşlarım, sonra bizim konuşmamızı aldılar, kendi konuşmasının o son bölümüne bağlamışlar -benim konuşmamı- bütün televizyonlarda "Utanmıyor musun..." "Utanmıyor musun..." Ya, bir defa burası... Bence eğer burada siyaset yapıyorsak biz burada yaptığımız konuşmaları -ben de arkadaşlarım da sayın bakanlar da- vitrine yapmıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 14 Aralık 2025