İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

GENEL KURUL · 2. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul · Açıklamalar

Özlem Zengin

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 2. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Ekim 2026 · 718 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yeni bir yasama yılının başındayız. Bu yılın hem tüm siyasi partiler için hem Türkiye Büyük Millet Meclisi için hem de ülkemiz için hayırlı, uğurlu ve verimli olmasını, problemlere çözüm üreten bir süreç geçirmeyi, yasama yılı geçirmeyi temenni ediyorum, dua ediyorum.

Tabii, Genel Kurulumuzun çok önemli bir genel meselesi var aslında, arkadaşlarım da bahsettiler. Genel Kurulda hepimizin elinde olumlu aslında veriler var, olumlu konular var ilimizle ilgili, şehirle ilgili, bakanlıklarla ilgili ama genel olarak memlekette olan olumsuz konular her şeyin önüne geçiyor, tıpkı çocuklarımızın saldırıya uğraması, hayatını kaybetmesi gibi. Ben uzun yıllardır siyasetteyim, siyasi hayatım boyunca ne zaman kadınlarla bir araya gelsem kadınlar için, anneler için en önemli meselenin öğretmenler ve eğitim olduğunu her zaman gördüm. O sebeple, bir annenin kafasının rahat olabilmesi için -ister çalışıyor ister ev hanımı, hiç fark etmez- çocuğu okula gittiğinde kendini güvende hissetmesi, çocuğunu güvende hissetmesi, bilmesi fevkalade önemli bir konu.

Ben hiç kaçınmadan söyleyeceğim; İstanbul'da Başakşehir'de ve maalesef Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda 8 çocuğumuz bir kız öğrenci tarafından, başka bir okuldan gelen -bu daha da vahimleştiriyor tabloyu- bir kız öğrenci tarafından saldırıya uğradı, hem de bıçaklı saldırıya uğradı.

Şimdi, burada bunun neden olduğunu anlamak, öğrenmek hepimizin vazifesi. Meclis olarak geçen yasama yılında, kapanmadan daha evvel burada araştırma komisyonu kurduk Maraş'ta, Urfa'da yaşanan hadiseler üzerine, elim hadise üzerine ve hep beraber çok da tartışarak önemli bir yeni mevzuat inşa ettik çocukların suç işlemesi hâlinde ne yapmamız, nasıl yapmamız gerektiği üzerine fakat -hukukçu arkadaşlarım çok daha iyi bileceklerdir- şunu görmemiz lazım: Hiçbir toplumsal problem sadece cezai yaptırımlarla, sadece hukuki yaptırımlarla çözülemez. Tüm bu olan şeyler bize gösteriyor ki toplumsal olarak fevkalade bir problemimiz var; çocuklarımız şiddete eğilimli. Bunun nedenleri, sebepleri ve ne yapmamız gerektiği bence Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli vazifesi, asli sorumluluğu, hepimizin sorumluluğu.

O sebeple, burada... İşte, fail orada, hayatını kaybeden çocuğumuz zaten tertemiz bir çocuk, Allah gani gani rahmet eylesin, annesi babası çok üzgün, burada hepimiz çok üzgünüz ama burada olması gereken şey "Neden toplumumuzda böyle bir yara var? Neden okullarda bunlar oluyor?" Bunun cevabını beraber bulmamız lazım. Şimdi bunu alıyorum, kenara koyuyorum.

Ben prensip olarak bana yöneltilen soruları önemsiyorum, bunlara cevap vermek istiyorum fakat tabii soru yöneltilirken de hiçbir ithamın da ne ben ne de arkadaşlarım parçası olamaz çünkü biz milletvekilleri olarak hukuktan yanayız. Mersin'de bir kadının, bir hanımefendinin sabah çok erken bir saatte hangi saikle olursa olsun kendi evinde, kendini en rahat hissettiği yerde kendi kapısı çalınıyor ve onun izni alınmadan görüntüsü çekiliyorsa -yayınlanmasa bile yani- ve bir de yayınlanıyorsa bu bir suçtur. Bunu takip etmek bizim vazifemizdir. Bu konuyla ilgili olarak, ben biraz evvel Adalet Bakanlığıyla yaptığım görüşmede şunu öğrendim ve paylaşmak istiyorum, sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum: Birincisi, İçişleri Bakanlığı bu görüntüleri çeken kolluk güçleriyle alakalı soruşturma başlattı. Bu soruşturma neticesinde görüntüyü çeken ve paylaşanlar muhakkak bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, Adalet Bakanlığımız da bu olaydan hemen sonra bir genelge yayımlayarak ailenin, kadının bu anlamda, bu soruşturma süreçlerinde, kolluğun müdahil olduğu süreçlerde nasıl bir aşamayla bu süreçleri götüreceğine dair yeni de bir genelge yayımladı. Bu genelgeyi de Sayın Ekmen'e gönderdim, diğer arkadaşlarımıza da gönderebilirim. Ama burada önemli olan uygulamadır yani genelgeyi tek başına yayımlamak yetmez, 2 şeyi muhakkak yapmamız lazım. Bir, bu genelgeye bundan sonra uyulacak mı? İkincisi de Mersin'de bunu yapan kolluk kimdir, kim kamuoyuyla paylaşmıştır ve bundan sonra da hangi cezayı almıştır? Bu konuyla ilgili ben de arkadaşlarım da gerekli takibi yapacağız. Bunu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, pek çok isimlendirme var: "Fonzi" deniliyor, "fon krizi" deniliyor, ben "fon meselesi" olarak tanımlıyorum. Bu konu, bence uzun zamandır Türkiye'de gördüğümüz en önemli meselelerden bir tanesidir, siyaseten de böyledir, hukuken de böyledir. O yüzden bu konuyu her birimizin ve elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin ciddiyetle takip etmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Şimdi, çok net ifade etmek istiyorum. Burada tertemiz, hayatı kendi içerisinde tutarlı bir pek çok millet... Bütün milletvekillerimiz böyle, pek çok demek de olayı yanlış anlaşılmaya sebebiyet verir. Çok sarih bir şekilde, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden AK PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekili olarak şunu ifade etmek istiyorum: Bu konuda kim yanlış yaptıysa, kim hukuku ihlal ettiyse, kim vatandaşlarımızın parasını istismar ettiyse, gasbettiyse siyasi görüşüne, sosyal çevresine, makamına, kimin yakını olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde muhakkak hesap verilmelidir, muhakkak.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 6 Ekim 2026

Günün kaydı →
53 konuşmanın tamamı →