Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Tunceli Milletvekili Alican Önlü ve Van Milletvekili Murat Sarısaç'ın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine, "Kürt" kelimesinin AK PARTİ'yle özgürlüğüne kavuştuğuna ilişkin açıklaması
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Aralık 2019 · 878 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Özlem Zengin (AK Parti), 17 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Tunceli Milletvekili Alican Önlü ve Van Milletvekili Murat Sarısaç'ın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine, "Kürt" kelimesinin AK PARTİ'yle özgürlüğüne kavuştuğuna ilişkin açıklaması); konuşma 878 kelime.
Özlem Zengin (AK Parti, Tokat). “Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Tunceli Milletvekili Alican Önlü ve Van Milletvekili Murat Sarısaç'ın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine, "Kürt" kelimesinin AK PARTİ'yle özgürlüğüne kavuştuğuna ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozlem-zengin-27-2019-12-17-diyarbakir-milletvekili-garo-paylan-tunceli-milletvekili-alican-onlu (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83849
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ÖZLEM ZENGİN (Tokat)…Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey neredeyse kalmayacaktı, ele geçireceklerdi. Bu darbe girişiminden sonra sizin yere batırdığınız ve hiçbir şekilde destek vermediğiniz olağanüstü hâl içerisinde, olağanüstü hâlin anayasal anlamda bize verdiği yetkilerle biz kamunun içindeki FETÖ’cüleri temizleme imkânına sahip olduk. Ha, buradan şunu kastetmiyorum: Bu işler yapılırken uygulama içerisinde idarenin, yargının yaptığı işlemlerdeki hatalarla alakalı zaten devam eden süreç var. Burada kastettiğimiz şey şu: Siz, daha sonra, olağanüstü hâlle alakalı meseleyi izah ederken öyle bir dil kullanıyorsunuz ki neredeyse darbeye olan karşıtlığınızı ortadan kaldırıyorsunuz; bu dengede bir sorun var.
Şimdi, buradan şuraya gelmek istiyorum, konuşmalara gelmek istiyorum: Burada yapılan konuşmalara, hatta buraya gelmeden evvel “Acaba başkanlık sisteminden, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden evvel bütçeyle alakalı itirazlar hangi minvalde şekilleniyordu yani Sayın Cumhurbaşkanımıza daha evvel neler söyleniyordu?” diye dönüp baktığım zaman, aslında o gün söylenenler ile bugün söylenenler arasında hiçbir fark olmadığını görüyorum. Bir defa, eleştirilerimizi yaparken, bütçeye doğru eleştirilerimizi yaparken, hâlâ parlamenter sistemin argümanları içerisinde düşünerek cevap verildiğini görüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Bunlardan bir tanesi, çok tartışılan -ki tekrar açmak istemiyorum ama- atanmışlar meselesi, tartışma anlamında. Bizim elimizde İç Tüzük’ümüz var. İç Tüzük’ümüzü açtığımız zaman, İç Tüzük’ün 62’nci maddesi Sayın Fuat Oktay’ın yani Cumhurbaşkanı Yardımcımızın niçin burada olduğunu çok sarih bir şekilde izah ediyor. Niçin kendisi burada? Çünkü İç Tüzük’e göre -ki bunu da hep beraber yaptık- kendisi, hukuk çerçevesinde, yetki çerçevesinde bir temsil adına burada, Cumhurbaşkanlığını temsil adına burada. Fakat aynı yaklaşımı… Siz, Cumhurbaşkanlığına dair her meseleyi konuşurken şuna bağlıyorsunuz, aynen bunu söylüyorsunuz: “Efendim, darbeyi yaptırdınız.” E? “Buradan da güç aldınız -siz de biraz evvel buna benzer bir şey söylediniz- rejimi değiştirdiniz.” Ya, bu süreci biz beraber devam ettirmedik mi? Yani şunu kastediyorum: Siz seçime girerken başka bir yerde miydiniz? Bu ülkede referandumu hep beraber yapmadık mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu)Olağanüstü hâl altında yaptınız Hanımefendi!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Dur, bir dakika ağabey, ben cevap vereceğim, bekleyin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Devam ediyorum.
BAŞKANBuyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Evet, Sayın Özel cevap vereceğini söylüyor.
Referandum neticesinde ülkemizin insanları bu Anayasa değişikliğine “evet” demediler mi? “Evet” dediler. Bu sistem içerisinde Cumhurbaşkanımız seçilmedi mi? Seçildi. Hatta, biz milletvekilleri, buradaki milletvekilleri, siz de CHP’li arkadaşlarım, bu sistem içerisinde yapılan seçimle seçildiniz. Eğer bunu reddederseniz kendi varlık sebebinizi reddetmiş olursunuz.
ERKAN AKÇAY (Manisa)Bravo, bravo!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Şimdi, buradan şuraya geliyorum: Tutturmuşsunuz “tek adam, tek adam, tek adam.”
ERKAN AKÇAY (Manisa)Kaç adam çok adam, çok adam kaç adam?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Ben şunu söyleyeceğim: Bakın, bugün burada, burayı idare eden Meclis Başkan Vekilimiz var. Normalde nasıldı? HDP’li arkadaşlardan sonra biz konuşacaktık fakat kendisi bir irade kullandı -konuşmacıya söz vermişti- dedi ki: “2’nci grubu tamamlayalım, öyle vereceğim.” Kararı veren kaç kişi? 1 kişi. Çünkü bütün nihai kararları veren 1 kişidir. Bütün nihai kararları, bakın, müzakere, tartışma…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)İster parlamenter sistemde ister Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde her tür müzakereden sonra nihai kararı veren 1 kişidir.
Şimdi, başkanlık sisteminin çok öncesinde kuvvetler ayrılığının belki de fikir babası diyebileceğimiz Montesquieu “Kanunların Ruhu” adlı eserinde -muhteşem bir eser, adıyla da öyle- orada baktığınızda bizim gibi yasama meclislerinde çoğunluğun olması gerektiğini anlatıyor. Öyle; şu an Türkiye tarihinin en çoğunlukçu Parlamentosundayız. O beğenmediğiniz sistem buna sebep oldu. 9 tane siyasi parti var, 5 tane grubu olan parti var şu an Meclisimizde. Devamında şuraya gelmek istiyorum: Orada söylenen yasamayla alakalı kurullarda çoğulculuk ama karar vermede, yürütmede teklik esastır, bir olmak esastır. Tartışılır, müzakere edilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Almanya’da farklı mı sistem? Değil yani Merkel’den başka karar veren mi var, son nihai karardan bahsediyorum. O sebeple, bu sistem içerisinde, parlamenter sistemde de durum aynen böyledir. Başbakanın istemediği bir şeyi bir bakan yapabilir miydi? Mümkün değil, olamaz böyle bir şey. Yani Başbakanın seçtiği bakan sizin için kıymetli ama Cumhurbaşkanı seçilirken aslında yüzde “50+1”in, bu kadar fazla onayın alınmasının sebebi, onun içerisinde, seçilen kişiye, kendisine Anayasa’ya uygun olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısının, bakanların, bunların atanmasıyla ilgili yetkinin zaten veriliyor olması; bu, onun içinde mündemiç. Bunu tekrar tekrar söylemeyi artık hakikaten abes görüyorum.
Şimdi, burada bir tartışma oldu, hatta o tartışma esnasında ben kendi arkadaşıma da dedim ki “Söylememeliydi.” Aynı şeyi ben Sayın Özel’den de bekliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Şimdi, hatip konuşmasını yaparken konuşması içerisinde enteresan ifadeler var. Ben merak ettim, bu yem meselesini merak ettim yani bu yem neyin nesidir? Çünkü “yem” ifadelerini kullanırken hakikaten çok aşağılayıcı bir dil kullanılıyor, aşağılayıcı. Yani sanki almış, kendi yemiş, yok tavuklara yedirmiş, falan yapmış. Şimdi, bu ne için kullanılmış? Bu giderlerin ne için kullanıldığına baktığımız zaman, orada bomba kontrolüyle alakalı köpekler var, resmî törenlerde kullanılan atlar var ve devamında da orada evcil hayvanlar var; aslında bunların hepsiyle alakalı bir giderdir bu. Kaldı ki eğer gerçekten bir tarafıyla da o...
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)Pendik giderlerine ayrı bir kalem var onda.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)Sayıyorum yani ben Cumhurbaşkanlığımızdan aldığım bilgiyi paylaşıyorum.
Velhasılıkelam, bunları kullanarak bir ülkenin Cumhurbaşkanını değersizleştirmek hiç kimsenin hakkı değildir, haddi değildir. Buradan kürsüden böyle konuşurken çok doğal olarak hitap ettiğiniz kitleyi de terörize ediyorsunuz; hitap ettiğiniz kitlede bilerek, isteyerek tahribat yaratarak size saldırmasını isteyerek bir üslup, bir dil kullanıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
144 konuşma daha · 17 Aralık 2019