Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Musul'daki Türk askerî varlığına ilişkin Hûkümet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP grubu adına konuşması
Ardahan Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 17. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Aralık 2015 · 1.150 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Öztürk Yılmaz (CHP), 22 Aralık 2015 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Musul'daki Türk askerî varlığına ilişkin Hûkümet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP grubu adına konuşması); konuşma 1.150 kelime.
Öztürk Yılmaz (CHP, Ardahan). “Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Musul'daki Türk askerî varlığına ilişkin Hûkümet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP grubu adına konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2015. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozturk-yilmaz-26-2015-12-22-milli-savunma-bakani-ismet-yilmaz-in-musul-daki-turk-askeri-varligina (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=42364
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Başika konusunu değerlendiriyoruz ve o kapsamda söz almış bulunuyorum.
Doğrusu, dış politika deyince, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikası deyince büyük bir şey anlıyormuşuz gibi geliyor ancak Orta Doğu’da yaşanan olaylar, üst üste irtifa kayıpları ve yaşanan bu süreçler bize şunu gösterdi: Gerçekten, bizim gerçek manada bir dış politikamız var mı?
Bir zaman, Irak Merkezî Hükûmetiyle ilişkiler götürürdük, Irak Merkezî Hükümetiyle her şeyin olmasını isterdik, Irak Merkezî Hükümetinden her şeyin geçmesini isterdik. Hatta bölgesel Kürt yönetimiyle ilişkilerde bile merkezî hükûmeti işaret ederdik. Dolayısıyla her şey Irak Merkezî Hükûmeti üzerinden giderdi. Zaman içerisinde, son beş yılda, merkezî hükûmetle ilişkiler bir tarafa itildi, bölgesel Kürt yönetimiyle ilişkiler ön plana çıkartıldı.
Tabii, merkezî hükûmetle ilişkiler arka plana itilince Türkiye'nin Irak’la sorunları başladı. Irak’ta, Bağdat’ta -kabul edelim etmeyelim- bir Şii yönetim var, baskın bir Şii yönetim. Bunun, bu işlerden rahatsız olduğunu biliyoruz. Türkiye bölgedeki dengeleri maalesef bu süre içerisinde tutturamadı.
Bakınız, son beş yılda -IŞİD Musul’u ve Bağdat’ın kuzeyini işgal etmeden önce- bizim Türkiye'ye davet ettiğimiz aşiretlerin sayısını bile unuttuk. Bütün Sünni aşiretleri Türkiye'ye davet ettik, devleti bir tarafa bıraktık, bütün Sünni aşiretler Türkiye'ye geldi. Yediler, içtiler, konuştular, planlar yaptılar, 11 Haziran 2014’te Ebu Bekir Bağdadi’ye biat etti hepsi.
Bakınız, siyaset böyle bir şey mi? Bizim baktığımız, bizim yönlendirdiğimiz -güya- bizim ilişkiler geliştirdiğimiz aşiretler böyle bir sonuca mı gitmeliydi? Çünkü devletle ilişkiler geliştirilmedi, devlet ötelendi.
Bakınız, Başika kampıyla da aynı şey yaşanıyor. Niye sorun çıktı? Başika kampıyla niye sorun çıktı? Çünkü biz Bağdat’la bu işleri götürmek istemedik. Görevden alınmış eski Musul valisinin daveti üzerine gitmiş bunlar, peşmergenin uygun görmesi üzerine gitmiş. Sonra bilgi verilmiş. Peki ama niye bilgi verildiyse, onay alındıysa -bir kere, bilgi ayrı, onay ayrı- bunlara onay verildiyse niye şimdi karşı çıkıyorlar? Niye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine kırk sekiz saat içerisinde biz sizi şikâyet ederiz diye tutturuyorlar, ne oldu? (AK PARTİ sıralarından “Riyakârlar” sesleri) Onlar mı riyakâr sadece, onlar mı riyakâr? Bizde bir hata yok mu? Bağdat’la ilişkilerimizde bir taraftan “Bağdat’ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz, bağımsızlığını destekliyoruz.” diyoruz, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü ihlal edecek her türlü şeyi yapıyoruz. Komşuluk politikası böyle bir şey mi?
Bakınız, bölgedeki dengeler farklıdır, Irak’ı buradan okumak kolay değil, merkezde okumak gerekir, orada, arazide okumak lazım. Irak’ta her gün dengeler değişiyor. En doğru yol yine merkezî hükûmetle olan yoldu çünkü büyük devletler, Amerika’sı, İran’ı, Rusya’sı hepsi merkezî hükûmetle işi götürüyorlar; biz onu öteledik.
Şimdi, Dışişleri Bakanlığının yapmış olduğu açıklamada “Musul’dan intikali” deniliyor ve “Koordinasyonsuzluktan kaynaklandı.” deniliyor. Musul’dan intikal ne demek? Yani çekilme demek. Nezaketen diyemiyorlar “çekilmek” de “intikal” diyorlar. İntikal ne demek? Basbayağı asker çekilmesidir bu, askerin geri çekilmesidir; on gün önce gönderdiğiniz askerin on gün sonra geri çekilmesidir, başka hiçbir şey değildir. “Koordinasyonsuzluk yaşandı.” deniliyor. Niye yaşandı? Madem doğruysa bunlar, niye yaşandı? Demek ki, biz öyle bir noktaya getirmişiz ki bu Bağdat’la ilişkileri, artık koordine bile edemiyoruz; koordine etmeye kalkışsak izin vermeyeceklerini düşünüyoruz, o nedenle bu noktaya geliyor işler. Bizim bunu anlamamız lazım. Aynı şey Suriye’de oluyor. Bir zamanlar, “Maliki devrilsin de ne olursa olsun.”du, sonra “Esad devrilsin de ne olursa olsun.” oldu. Ne oldu sonuçta? Bugün Irak IŞİD‘le, bölgesel Kürt yönetimiyle, Sünnilerle fiilen 3’e bölünmüş oldu. Bugün Irak’ın tekrar bir arada bulunması şartları ortadan kaldırıldı. Sayın Bakan biraz önce “IŞİD sonrası stratejiyi biz planlamak istiyoruz.” diyor. Ya, bizim IŞİD öncesi stratejimiz mi vardı ki sonrasını planlayalım? (CHP sıralarından alkışlar) IŞİD bir buçuk yıldır orayı kontrol ediyor, IŞİD orada, IŞİD insanların ırzına geçti, IŞİD bütün kentleri yok etti, yağmaladı, IŞİD her şeye el koydu; IŞİD’in öncesinde ne yaptınız ki sonrasında ne yapasınız? (CHP sıralarından alkışlar)
MUSA ÇAM (İzmir)Uyuyorlar, uyuyorlar.
ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla)Bakınız, açık açık söylüyorum: Türkiye Irak’la ilişkilerini düzeltmeli. Asker bulundurmasına biz karşı değiliz ama peki amaç ne? Niye biz orada asker bulunduruyoruz? IŞİD sonrası bir stratejimiz varsa nedir? O bölgeyi Sünni bir bölge mi yapmak istiyoruz biz? Musul’u alıp Kürt bölgesel yönetimine mi katmak istiyoruz? Alıp, onu tekrar merkezî yönetime mi katmak istiyoruz? Ne yapmak istiyoruz biz? Birisi çıksın, bana sonraki stratejiyi açıklasın lütfen.
Yani biz bilmiyor muyuz bunları? Biz buralardan geçmedik mi? Allah aşkına, çocuk kandırmayın ya! Ne stratejisinden bahsediyorsunuz? IŞİD’le ilgili bir strateji yok, IŞİD sonrası bir strateji ise hiç yok. IŞİD’den sonraki dönem daha kanlı olacak. IŞİD oradan gidecek, çünkü terör örgütü, orayı ilelebet kontrol etmesi mümkün değil, bir şekilde uluslararası koalisyon, yerel güçler orayı temizleyecekler. Bu sene olmaz, seneye olur ama mutlaka orada IŞİD’in bir geleceği olmayacak, çünkü bu kadar katil, bu kadar rezil bir örgütün orada geleceğinin olması mümkün değil.
Peki, sonra bizim stratejimiz ne? Bu askerler oraya niye gitti? Orada ne amaçları vardı? Eğer onlar Musul’u kurtaracaksa, 600 asker Musul’u mu kurtaracak? Yoksa bizim elimizle Musul kurtarılıp birilerine mi verilecek? Biz neyi anlamalıyız buradan? Şimdi, burada yanlışlık had safhada, bakınız.
İkinci konu, biz Musul’da IŞİD’le mücadele ediyoruz. Musul nerede? Bizim sınırımızda Musul’u kesen bölgesel Kürt yönetimi var, Musul daha aşağıda. Ee, peki, Mare-Cerablus hattında IŞİD var, Suriye de bizim komşumuz, niye onunla mücadele etmiyoruz? Orada niye mücadele etmiyoruz?
Bakınız, Suriye’de “Esad gitsin de ne olursa olsun.” denildi. Bugün ne oldu? Suriye’nin bizim sınırımıza mücavir bölgenin çok büyük bir bölümünü, sizin terör örgütü olarak gördüğünüz PYD kontrol ediyor. Çok büyük bir bölümünü Cerablus-Mare hattını kim kontrol ediyor? IŞİD kontrol ediyor. Diğer bölgeyi El Nusra kontrol ediyor. Aşağıda Hizbullah var, daha aşağıda Esad sıkışmış. Suriye 7’ye bölünmüş.
HALİS DALKILIÇ (İstanbul)Tamam da niye bağırıyorsun ki?
ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla)Siz dinleyin lütfen.
HALİS DALKILIÇ (İstanbul)Biz duyarız, sakin konuşunca duyarız biz.
ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla)Dinleyin lütfen, dinleyin.
Bu kadar bölünmüş bir Suriye’yi başlangıçta siz tahmin edebiliyor muydunuz? O planı yaptığınız zaman şimdi “Musul’da IŞİD sonrası plan” diyorsunuz ya, Esad sonrası Suriye’yi hesapladınız mı? Ne olacak şimdi Suriye’de?
Bakınız, cuma günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Suriye’yle ilgili siyasi geçiş sürecini öngören takvimi onayladı. Eğer o işletilirse altı ay içerisinde geçiş hükûmeti kuruluyor, anayasa yazılacak. On sekiz ay içerisinde de ne oluyor Suriye’de? Yeniden seçimlere gidiliyor. Esad’sız bir çözümdü, şimdi Esad’lı bir çözüm var bakınız, en az on sekiz ay. PYD’siz bir çözümdü, PYD masaya geliyor. Bütün politikanız altüst olmuş. Bakınız, bunu anlamak lazım. (CHP sıralarından alkışlar) Bizim gerçeğe sirayet etmemiz lazım, gerçeğe. Gerçek nedir? Gerçek: Bölge ufalandı, küçüldü, bundan sonra da küçülüyor. Biz bir düzen tutturamadık Orta Doğu’da. Biz bir strateji uygulayamadık. Biz bir öngörüde bulunamadık. Libya’dan başlayın, Mısır’dan geçin, Doğu Akdeniz’den çıkın, ta Suriye’den Irak’a kadar bütün bölgeyle kavgalıyız, bir tane ülke kalmadı kavgalı olmadığımız. Ne olacak peki? Ya, 1 kilo domates satacağımız sınır kalmıyor aşağıda. Ya ne olacak? Türkiye diğer taraftan kavimler göçü gibi, 5 milyon insanı içimize aldık, 8 milyar dolar para harcamışız diyoruz. Bravo! Ah ne güzel, 8 milyar dolar! Kim sizi takdir ediyor? Kim sizi takdir ediyor?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Vicdan, vicdan!
ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla)Hiç kimse takdir etmiyor. 3 milyar euro veriyorlar, rüşvet veriyorlar bu 5 milyon insanı barındıralım diye. Yarın seçime girseler, emin olun barajı geçecekler bunlar! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
73 konuşma daha · 22 Aralık 2015