Afet ve acil durum yönetimi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s:293)
Ordu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mayıs 2009 · 610 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rahmi Güner (CHP), 29 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:293)); konuşma 610 kelime.
Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Afet ve acil durum yönetimi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s:293)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2009-05-29-afet-ve-acil-durum-yonetimi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
RAHMİ GÜNER (Ordu)Evet.
BAŞKANBuyurun efendim.
RAHMİ GÜNER (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Ülkemizde afet ve acil durum yönetimini gerektiren hususlar üç kurum tarafından yönetil-mekteyken bu kanun ile Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ortadan kaldırılarak Başbakanlığa bağlı olarak çalışacak ve Başbakanın görevlendireceği bir bakan vasıtası ile yönetilecek Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurulmaktadır. Bunun çıkış noktası, sanırım karşılaştığımız afet ve acil durumlar karşısında yaşadığımız karmaşa, özellikle yetki karmaşası, koordinasyon bozukluğu ve her türlü beceriksizlik neticesinde faturanın yine kamu yönetimine çıkarılmasıdır. Bir noktada yönetimin sağlanması neticesinde bütün bu sorunların üstesinden gelmek mümkün olmayacaktır. Amaçlanan ile ortaya çıkarılan yapı, beraberinde daha karmaşık sorunları getirecektir. Kimi görevleri itibarıyla farklılık gösteren kurumların birleştirilmesi pratikte yeni yapısal yönetim problemlerini getirecektir. Ülkemizde yeniden yapılanma sürecinde yaşanan krizin baş sorumlusu maalesef hep devlet, kamu yönetimi ilan ediliyor. Bu tasarıyla kamunun yeniden yapılandırılması operasyonuna afet ve acil durum hizmetleri de dâhil ediliyor. Bu ve benzeri düzenlemeler ile sosyal devlet anlayışından biraz daha uzaklaşılmakta ve düzenleyici devlet anlayışı yerleştirilmektedir. Yeni düzenleme neticesinde kamuoyunda imar ve afet hizmetlerinin kamusal hizmet olmaktan çıkarak ticarileşme sürecine girmesi kaygısı yaşanacaktır.
Sayın milletvekilleri, diğer benzeri düzenlemeler neticesinde ortaya çıkan tablo bu kaygıların ciddiyetine vurgu yapmaktadır. Yaşadığımız afetler, başta deprem, yine birçok yerlerde sel felaketleri, don felaketleri, yangın felaketleri ülkemizin birçok bölgelerinde devamlı yaşanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, benim bölgem Karadeniz Bölgesi devamlı sel afetleri olan bir bölgedir ve Karadeniz Bölgesi’nde bu sel afetlerinde -şunu açıkça belirtmek istiyorum- kamunun ve devletin yardımı çok geç gitmektedir.
Yine, değerli arkadaşlarım, kendi bölgemden bir örnek vermek istiyorum. Bu örnek 2004 yılında yaşanan bir don felaketidir. Binlerce aile, binlerce üretici sadece o yılın mahsulünden değil, üç-dört sene o meyve verecek olan, fındık verecek olan ağaçların tamamen kuruması, yok olması neticesinde binlerce aile mağdur duruma düşmüştür.
Değerli arkadaşlarım, biz, o zaman, iktidar partisine, burada bir felaket yaşanmıştır, don afeti yaşanmıştır diye devamlı baskılar yaptık, halk baskı yaptı. Öyle bir tespit yapıldı ki kimin zarar gördüğü, kimin zarar görmediği… Adil bir tespit yapılamadı. Fakat, yapılan tespit, 2004-2005 yıllarında, ne zaman seçim varsa, mahallî seçim varsa, mahallî seçimden on beş, yirmi gün önce, genel seçim varsa yine on, on beş, yirmi gün önce, belli bir miktar para aktarılmakta. Yani, şunu söylemek istiyorum: Mağdur olan bu ailelerin yardımı beş senedir yerine ulaşmamaktadır. Şu anda 100, 150, 160 trilyon, bir don felaketinden mağdur olan ailelere bu yardım yapılmamıştır, ne zaman seçim varsa o seçimden önce yapılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu şekilde zarar gören vatandaşlarımıza, bu şekilde felakete uğrayan vatandaşlarımıza, afetten zarar gören vatandaşlarımıza yardım yapılacaksa bu bir siyasi istismar değil, siyasi yatırım da olmamalı ancak o vatandaşların gereksinimi olan, ihtiyaçları olan çerçevede yapılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Güner.
RAHMİ GÜNER (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şimdi, bizim teklifimizde diyoruz ki bu şekilde felakete uğramalarda, sel, afet, deprem gibi birçok şeylerde koordineli bir yardım yapılmamaktadır. İşte, sunmuş olduğumuz teklifte, önergede şunu söylüyoruz: “Başbakanlık, yurt içinde ve yurt dışında meydana gelen afet ve acil durumlara ilişkin yardım kampanyaları düzenleyebilir.” diyoruz. Bu yapılan kampanyalarda bir organizasyon bozukluğu, bir organizasyon noksanlığı olmaması için, bunun bizzat Başbakanlık tarafından organize edilmesinde ve bu şekilde afetzedelere ulaştırılmasında yarar görüyoruz. Tek bu amaçla bu teklifi verdik. Bu da bir afetten sonraki acil önlemlerin en büyük göstergesi olacak, yardım olacaktır. Zaten tasarıda gördüğümüz bir durum. Afetlerin meydana gelmesini önleyici değil, afetlerden sonra ne yapılması gerektiği şeklinde bir kanun tasarısıdır. Biz bu yönden de yetersiz buluyoruz.
Ben sözlerimi bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 29 Mayıs 2009