İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)

Rahmi Güner

Ordu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 27. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Aralık 2010 · 949 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rahmi Güner (CHP), 7 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.: 565)); konuşma 949 kelime.

Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2010-12-07-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-565 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesinde değişiklik yapılmasına dair 565 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü gündemde konuşan arkadaşlarımızın hepsi hukukçu arkadaşlarımız. Bunların içinde birçoğu, öğretim üyesi seviyesine gelmiş, kariyer yapmış arkadaşlarımız.

Değerli arkadaşlarım, bir konuyu belirtmek istiyorum. Biz hukuk fakültesinden mezun olurken yeminle diplomamızı alırız. Çok değerli arkadaşlarım, avukatlık mesleğine başlarken de yine yeminle o ruhsatı alırız, göreve başlarız. Bunu şundan belirtmek istiyorum: Bu kanun teklifini hazırlayan da bir hukukçu arkadaşımız. Şunu da ayrıca belirtiyorum: Bu hukukçu arkadaşımız, Türkiye’de gerçekten bir yara hâlini almış, Türkiye’de çıkmaz bir duruma gelmiş olan bir sorunda… Bu sorunun çözümü için 2005 yılında kabul edilen Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi ne oldu da beş sene sonra değişme noktasına geldi? Bu suçun, bu fiilin tarif ettiği eylem, suç mu ortadan kalktı? Yoksa bu suç mu niteliğini ve bu suç mu durumunu acaba azaltma durumuna girdi? Ne oldu da bu Ceza Kanunu’nda indirime gidiliyor?

Değerli arkadaşlarım, şöyle bir durum var dikkat ederseniz: Altı aydan iki yıla… Ve tekrar şunu da belirtiyorum: Eski Ceza Kanunu’nda 257’nci maddede bir yıldan üç yıla birinci maddede, altı aydan iki yıla kadar bu ceza indiriliyor. Yine ikinci kısmında da altı aydan iki yıla kadar verilen ceza da üç aydan bir yıla kadar indirilme noktasına geliyor.

Değerli arkadaşlarım, bu suçun kapsadığı eylemleri incelediğimiz zaman gerçekten büyük bir suç unsurunun ve çok miktarda bir suçun, eylemin ortaya çıktığını görmekteyiz. Bunlardan en önemlilerden birisi, yargı kararlarına uymama şeklinde bir durum var.

Şimdi yargı kararlarına eğer uymadığı zaman bir görevli, amme görevini yapmış olan kişi, bunun cezası -dikkat ederseniz- bir yıldan üç yıla kadarken altı aydan iki yıla inmektedir. Bu cezalar asliye cezalıktan -bir kısmı- sulh ceza kapsamına giriyor, müruruzaman müddetleri tamamen azalmakta. Yine ayrıca yargıcın hem cezaları erteleme hem de bu cezaları paraya çevirme noktasına geliyor.

Değerli arkadaşlarım, bu ne oldu da bu duruma geldi de bu ceza miktarları inmeye başladı? Değerli arkadaşlarım, 2005 yılında Hükûmet üç yıllık Hükûmetti. Üç yıllık Hükûmetin bu şekilde görevi kötüye kullanma fiilleri bu kadar kabarık değildi. Şimdi ise bu fiiller arttıkça, bu belediye başkanları, kamuda çalışan yetkililerin bu şekilde görevi kötüye kullanmaları arttıkça mahkemede dosyaları da artmakta ve şu eski Ceza Kanunu’na göre bunların bir kısmı tecil etme, bir kısmı paraya çevirmenin üzerinde müeyyide olduğu için burada bir sıkıntı çekilmekte ve bu yolsuzlukları yapan kişilerin cezalarını tecil etme, kaldırma imkânı olmadığı için sıkıntı burada doğmaktadır. İşte bugünkü bu kanun teklifinin gelmesinin özünde bu var.

Şimdi, arkadaşlarım da belirttiler, Sayın Kuzu’ya bir belediye başkanı telefon ediyor “Siz, bu cezaları indirin.” diyor, “Bu şekilde olan kişi, milletvekilleri de varsa onların listesini ver, ben onlarla da görüşeyim, bu cezayı indireyim.” diyor telefon görüşmelerinde ve dikkat ederseniz, bu teklif, şu anda elimizdeki kanun teklifi, aynı şekilde o konuşma metnindeki aynı müeyyideleri içermektedir. Değişen bir şey yok ve bu da açıkça gösteriyor ki bu kanun halkın isteğiyle değil, halkın sırtından rant sağlayan ve kendine menfaat sağlayan, bu kanunu uygulamakla başkalarına menfaat sağlayan ve kamuyu zarara sokan kişileri ilgilendiren bir indirim oluyor. Yoksa toplumda yaşayan halkımızın bundan bir istifadesi yok ve kanun içeriğini incelerseniz gerçekten olmadığını da görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine dikkat ederseniz burada bir durum söylendi, mahkeme kararlarına uymamak bir ihmal şeklinde tanımlandı. Değerli arkadaşlarım, mahkeme kararlarını uygulamamak bir yetkili tarafından, açıkça görevi kötüye kullanmadır. Bunun ihmalle bir ilgisi yoktur. Bunun da ayrıca çok yanlış bir tanımlama olduğunu görmekteyiz.

Yine burada bazı konuşmacılar şunu söylediler: “Bu kanun maddesi, işte indirilmekle bir durum olmaz.” Hatta daha benim anladığım kadarıyla da “Bu maddelerin kaldırılması da fazla bir şey değil” gibi çok hafife alma durumları var.

Değerli arkadaşlarım, bugün ruhsat verilme konularında, bugün imar uygulamalarında yine bazı kararlara uyulmaması durumlarında büyük bir menfaat sağlanmaktadır. Bunu açıkça söylüyorum. Bu menfaatten sadece o uygulanan kişiler değil, bunu uygulamayan kişiler de rant sağlamaktadır. Gidin, adliye mahkemelerinde bu yolda mahkûm olan çok kişi vardır. Bu uygulamaları, gerçekten, topluma büyük zarar verdiği şeklinde algılıyorum.

İkincisi, mahkeme kararına uyulmamasında, hem idari yönden bir dava açma durumu doğuyor -o da kurumu muhatap alırsan- ikincisi de şahsi, kişisel bir durumdan gidersen, o kişinin mahkûm olma durumu var ve öyle durumlar ortaya çıkıyor ki bugün adliye mahkemelerinde, kişisel sorumluluğundan gidersen tazminat davaları var, görevi kötüye kullanmadan; yine, eğer kurumu muhatap alma durumu varsa idare mahkemelerinde tam yargı davaları görülmektedir. Bu da yine, o mahkeme kararlarına uyulmamasından, mahkeme kararlarının uygulanmamasından ileri gelmektedir.

Şimdi, öyle açık bir durumdayız ki kamunun bunda bir yararı yok. Yine, İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi var bugün. Öyle uygulamalar var ki müstakil bir taşınmaz, kanun uygulamak suretiyle müşterek taşınmaz hâline getiriliyor, eğer vatandaşa zarar verme durumu varsa. Yine, o İmar Kanunu uygulanırken -bunu belediyeler, yetkili şeyler çok iyi bilirler- yeşil sahaya çevrilen bir alan bilahare imara açılmak suretiyle büyük rantlar sağlanmaktadır. Bunu birçok yerde görüyoruz. Burada isim vermek durumunda değilim ama bu açıkça meydana çıkan durumlardır. Bunu herkes biliyor.

Bir yerde “Benzin istasyonu kurulmaz” diye ruhsat vermeyen bir belediye, daha sonra o taşınmaz başkasının eline geçtiği zaman da ruhsat verme durumuna geliyor değerli arkadaşlar. Bir de inşaatlarda ruhsatın gecikme durumu var, üç sene, beş sene ruhsat verilmiyor ve bu arada o mülk sahibinin büyük bir zarara uğradığını görüyoruz. Bundan ben şahsen bir avukat olarak büyük bir tazminata mahkûm ettirdim hem o belediyeyi hem de o belediye başkanını.

Değerli arkadaşlarım, şu kanun bu şekilde geçerse bu Ceza Kanunu’nun caydırıcılığı tamamen ortadan kalkacaktır. O zaman nasıl olsa tecil ediliyor, nasıl olsa paraya çevriliyor, nasıl olsa bunun çok kısa bir müruruzaman süresi var, o bakımdan “Ben bu fiili işlesem de bana bir şey gelmez.” diye bir uygulama durumu ortaya çıkacak ve takdir durumu çıkacak, bu da cezanın caydırıcılık şeyini tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu yönden ben şunu söylüyorum, başta da söyledim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Aralık 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook