Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Ordu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 29. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2010 · 487 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rahmi Güner (CHP), 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 487 kelime.
Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
RAHMİ GÜNER (Ordu)Değerli arkadaşlarım, önceki konuşmamda 1961 Anayasa’sının 1980 ihtilaliyle ortadan kaldırıldığından bahsetmiştim. O zamanın diktatörü şöyle bir laf etti: “1961 Anayasası bize holtak geliyor.” diye bir terim kullandı.
Değerli arkadaşlarım, o Anayasa halka uygundu. Halka uygundu da o Anayasa o diktatöre holtak geliyordu değerli arkadaşlarım. İşte mesele bu. Ondan sonra çıkan 1982 Anayasası’nda dikkat ederseniz bütün uygulamalar yargı üzerinde oldu. Derhâl Adalet Bakanı Hâkimler Savcılar Yüksek Kuruluna girdi. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Hâkimler Savcılar Yüksek Kuruluna girdi ve bizim Anayasa’mızda belirtilen yasama, yürütme ve yargı erkinin tamamen yürütme erkinin bir baskısı, bir kuklası durumuna sokulan Yüksek Hâkimler Kurulu meydana geldi değerli arkadaşlarım. İşte, Türkiye’de oynanan oyun bu idi. Dikkat ederseniz, sıkıyönetim mahkemelerindeki aynı uygulamalar, devlet güvenlik mahkemeleri tekrar gündeme getirilmek suretiyle, oluşturmak suretiyle görevi yapmaya başladı. İşte bütün bu uygulamaların özünde insan haklarının, insan yaşamının, özgürlüğün üzerine yapılan büyük uygulamalardı. Demek ki, bir darbenin en önemli yapacak olduğu işlerden birisi yargıyı yok etmektir, yargıyı baskı altına almaktır, çünkü o yargı gerçekten bağımsız değilse, o ülkede ne özgürlük ne demokrasi olur. Bunun simgesi vurgulanmaya başladı.
Şimdi tartışılıyor burada. Yüzde 92 küsur oyla kabul edilen 1982 Anayasası vardı. Bunu açıkça söylüyorum. Bu işi yaşayanlardan birisiyim. Halk şunun için oy verdi: Bir an önce bu diktatörlük gitsin, demokrasi kurulsun.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakıyoruz, Anayasa değişikliğine gidiliyor, Anayasa paketi sunuluyor. Değerli arkadaşlarım, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda Adalet Bakanının ne işi var? Müsteşarın ne işi var değerli arkadaşlarım? Neden o Kurulun içinde? Neden bağımsız yargıya bir müdahale durumu oluyor? Neden birçok işlemlerin hepsi Adalet Bakanlığına bağlı?
Değerli arkadaşlarım, siyasiler bilir, bir hâkimin tayini, ataması için o zamanın Adalet Bakanına geçmişte, 61 Anayasası yürürlükteyken bir atama, tayin müracaatı yaptığın zaman Adalet Bakanı şunu söylüyordu: “Benim hâkim ve savcı atamalarında hiçbir yetkim yok.” diyordu. Bugün hâkim, savcı atamaları Adalet Bakanlığında hazırlanıyor değerli arkadaşlarım, ondan sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sunuluyor. Hani bunun özgürlüğü?
Şunu belirtmek istiyorum: İşte, örneği Silivri, 9 tane hâkim görevini kötüye kullanmaktan tazminata mahkûm oldu. Sayın Adalet Bakanlığı hangi işlemi yaptınız, görevini kötüye kullanan bir hâkim hakkında hangi soruşturmayı başlattın? Devleti zarara sokuyor, kişinin özgürlüğünü, hürriyetini kısıtlıyor.
Değerli arkadaşlarım, yapılan işlem nedir? Bugün Mustafa Balbay diye bir gazeteci uzun süredir cezaevinde, altı yüz altmış dört gündür cezaevinde. Yine, Deniz Yıldırım diye bir gazeteci üç yüz doksan dört gündür cezaevinde.
Değerli arkadaşlarım, hiçbir siyasi partinin darbe yapma gücü var mıdır? Yine, bir siyasi parti genel başkanı dokuz yüz doksan gündür tutuklu bulunmaktadır. Neden tutuklu olduğu belli değil, neden içeride olduğu belli değil. İşte, devlet güvenlik mahkemelerinin yerine kurulan özel yetkili mahkeme. İşte, Adalet Bakanının denetiminde, sayın yürütme organının başkanının denetiminde. Demedi mi “1 milyar lira bana servetim var dedi, cezaevinde yatıyor.” diyor değerli arkadaşlarım. Mal varlığını… Ödünç para istediği bir gazeteci üç yüz doksan dört gündür cezaevinde. Suçu nedir? Ergenekon’muş! Devlet yıkma, devletin iktidarını, devletin rejimini yıkma şeyi, darbe yapma durumu var! Değerli arkadaşlarım, bu kürsüden söylüyorum: Bugün sivil darbe vardır sivil darbe.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 9 Aralık 2010