Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kırıkkale Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Ocak 2017 · 698 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ramazan Can (AK Parti), 12 Ocak 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 698 kelime.
Ramazan Can (AK Parti, Kırıkkale). “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-can-26-2017-01-12-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tek (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=56615
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Anayasalar toplum tarafından devleti hukukla sınırlamak için hazırlanan metinlerdir. Ancak Türkiye'de anayasaların tam tersi bir anlayışla toplum ve temsilcilerine değil vesayetçi zihniyete sahip elitler ve askerler tarafından devlet iktidarını sınırlandırmak yerine toplumu hizaya sokmak için hazırlanmış metinler olmuştur. 1961’de ve 1982’de askerî darbelerden sonra yapılan anayasalar toplum mühendisliği projesi anlayışıyla hazırlanmıştır. Millî iradeye ve seçimle oluşan iktidara güvensizlik asıldır. Darbelerle oluşan ve beslenen vesayetçi yapılar -zaman zaman açık, bazen örtülü- milletin seçtiği iktidara müdahalelerde bulunmuştur. 1961’den itibaren anayasalarda bürokrat kökenli bir kişi tarafından tasarlanan Cumhurbaşkanlığı profili 1980’de merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın seçilmesiyle sekteye uğramıştır. Vesayetçi parlamenter sistemde, bir vesayet organı olsun diye dizayn edilmiş Cumhurbaşkanlığı makamı vardır. Halkın iradesinin Cumhurbaşkanlığı makamını ele geçirmesiyle vesayet organlarının imkânı önemli ölçüde kısıtlanmıştır. Yeni değişiklikle Cumhurbaşkanı halkın iradesiyle vesayetçi sisteme çomak soktuğu bu fiilî duruma yasal ve hukuki çerçeve çizmek hepimizin boynunun borcu olmuştur. Bütün istikrarsızlıkların temelinde vesayet sistemi vardır. Bu değişikliklerle vesayet iptal ediliyor ve istikrar devamlı kurumsal hâle getiriliyor. Koalisyon olmadığı için siyasi ve ekonomik istikrar sağlanmış oluyor. Cumhurbaşkanlığı sistemi parlamenter sisteme nazaran demokratik değerlere daha uygun bir sistemdir. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi sisteme tartışmasız bir demokratik nitelik verir. Diğer bir ifadeyle, yürütmenin doğrudan halk tarafından belirlenmesinin daha demokratik olduğuna hiç kimse itiraz edemez. Olaya hesap sorulabilirlik açısından baktığımızda ise parlamenter sisteme göre daha demokratik bir sistemdir çünkü Cumhurbaşkanlığı sisteminde sorumluluk kolektif yapıda değil tekil yapıda yani Cumhurbaşkanındadır. Kimin sorumlu olduğu bellidir. Yürütme Cumhurbaşkanının elinde toplandığına göre işler iyi gitmediğinde halk hesap soracağı makamı ve kişiyi bilir. Yani bu sistemde parlamenter sistemde olduğu gibi suçun başkalarına yıkılması asla mevzubahis olamaz. Başkanlık sisteminde iki seçim dönemi arasında Hükûmet değişmeyeceğine göre, o dönemdeki sorumluluğun sahibi açıkça teşhis edilebilecek ve seçimde hesap sorulabilecektir.
Üçüncü olarak: Teşhis edilebilirlik açısından da Cumhurbaşkanlığı sistemi daha demokratiktir. Önceden seçmen oy pusulasını sandığa atarken oy verdiği adayın kazanması hâlinde kimin hükûmet olabileceğini bilmektedir ve bu sayede seçmenler geleceğe yönelik olarak tercih yapabilecektir. Oysa parlamenter sistemde, bir partinin çoğunluğu sağlayamadığı hâlde koalisyonun kimler tarafından kurulacağını seçmen bilemez. Bu nedenle de bu sistem, parlamenter sisteme göre avantaj sağlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı sistemi istikrarlı bir yönetim oluşturur, Cumhurbaşkanlığı sistemi güçlü bir yönetim oluşturur. Doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı, önemli bir güç ve önemli bir prestij sağlar. Bu Anayasa değişikliğiyle siyasi ve hukuki istikrar, güçlü yürütme, güçlü yasama, etkin denetim, etkin karar alma mekanizmaları devreye girerek ülkemizin ve milletimizin daha parlak geleceğinin temelleri inşa edilmektedir. Cumhurbaşkanlığı sistemi, milletimizin ve ülkemizin doğrudan bekasıyla ilgilidir. Dolayısıyla, teklife, en son şekliyle, aziz milletimizin iradesi cevap verecektir. Aziz milletimizden korkmayalım, aziz milletimizin iradesi başımızın gözümün üstünde olmalıdır diyorum.
Bu teklif, bir şahıs meselesinden ziyade, memleket meselesidir, Türkiye meselesidir, aziz milletimizin meselesidir. 2007’de “Cumhurbaşkanını 363 kişilik AK PARTİ Grubu seçsin.” dedik, “Yok.” dediniz; “Millete gidelim, millet seçsin.” dedik, “Yok.” dediniz; “Millet seçti, ona göre hukuki altyapıyı yapalım.” diyoruz, “Yok.” diyorsunuz; “Hükûmet sistemini değiştirelim.” diyoruz, “Yok.” diyorsunuz; “Koalisyonlara son verelim, siyasi istikrarı sağlayalım.” diyoruz, “Yok.” diyorsunuz. Peki, hep yok, hep yok, hep yoksunuz. Enteresandır, Mecliste yoklama yapıyoruz burada da yoksunuz. Allah aşkına siz ne yapmak istiyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edilmiştir ve önerdiğimiz sistem de Cumhurbaşkanlığı sistemidir, temeli de cumhuriyettir, gücü de cumhurdan almaktadır.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)29 Ekimlerde yoksunuz, hiç göremiyoruz törenlerde.
RAMAZAN CAN (Devamla)Cumhurbaşkanı da cumhuru temsil etmektedir hem de doğrudan.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)Siz 29 Ekime sahip çıkın, törenlere gidin.
RAMAZAN CAN (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklif, hukuk devletini güçlendiriyor. Bu teklif, yargının bağımsızlığını, yargının tarafsızlığını güçlendiriyor. Bu teklif, Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemleri yargı denetimine açıyor. Ve bu teklif, Cumhurbaşkanına siyasi sorumluluk getiriyor. Bu teklif, yasamayı yürütmenin etkisinden kurtarıyor arkadaşlar. Bu teklif, doğrudan yönetimi getiriyor. Bu teklif, gün ışığında yönetimi getiriyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Mustafa Kemal merhum İnönü’yü 1937 yılında azlettiğinde, yerine Başbakanlık kurma yetkisini Celal Bayar’a veriyor. “Bak Bayar, komutanları, büyükelçileri ve valileri ben atarım.” “Ben ne yapacağım Sayın Başkan?’ diye soruyor Cumhurbaşkanımıza. Atatürk de diyor ki “Sen, diğer işlere bakacaksın; bu işler benim yetkimde, benim tekelimde.” diyor. Peki, şu anki bizim getirdiğimiz sistemle…
AHMET TUNCAY ÖZKAN (İstanbul)Kaynağın ne kaynağın? Nerede söylüyor bunu?
RAMAZAN CAN (Devamla)Evet, aynen…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 12 Ocak 2017