2006 merkezi bütçe kan.tas.(sağlık bak.,hudut ve sahiller sağlık gen.müd.,ulaştırma bak.,telekom,denizcilik müst.) 8 inci tur
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Aralık 2005 · 2.280 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(SAĞLIK BAK.,HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GEN.MÜD.,ULAŞTIRMA BAK.,TELEKOM,DENİZCİLİK MÜST.) 8 İNCİ TUR); konuşma 2.280 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(sağlık bak.,hudut ve sahiller sağlık gen.müd.,ulaştırma bak.,telekom,denizcilik müst.) 8 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-saglik-bak-hudut-ve-sahiller-saglik-gen-m (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Bakanlığımın 2006 malî yılı bütçesini sunmaya başlarken, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi, Hükümetimiz, üçüncü hizmet yılını geçtiğimiz ay tamamladı. Bu vesileyle, konuşmamda, 2005 yılı faaliyetlerimiz yanında, Sağlıkta Dönüşüm Programımız çerçevesinde, üç yıl içerisinde başarmış olduğumuz iyileştirmeleri ve hedeflerimizi de sizlere arz edeceğim.
Değerli arkadaşlarım, Hükümetimiz göreve geldiği ilk günden itibaren, aslî görevlerini yerine getirmek üzere, hummalı bir faaliyet içerisine girmiştir. Sağlık Bakanlığımızda da, bu gayretin bir ifadesi olarak, bütün icraatlarımızın merkezine insanı yerleştirerek "önce insan" diyerek, insanımıza hizmet etmeye başladık ve vatandaşımızın hakkı olan hizmetin, ciddiyetle, hassasiyetle verilmesini, lütuf olarak değil de, en önemli vazifemiz olarak gördük. Vatandaşlarımızın yıllar içinde birikmiş ve kördüğüm haline gelmiş meselelerine, süratle, rahatlatıcı çözümler oluşturmak üzere, planlamalarımızı yaptık ve yola koyulduk.
Değerli milletvekilleri, bunlardan önemli birisi vardı ki, daha icraatımızın ilk aylarında gerçekleştirdik bunu. Bunun için, geçmişe dönüp, öncesi nasıldı, bunu, bir hatırlamak lazım. Ben, siyaset yoluyla milletime hizmete başlamadan önce, bir üniversite hastanesinde öğretim üyeliği yapmaktaydım ve gün olmazdı ki, bir hasta yakını bize gelmesin, rehin kalmış bir hastasını, hatta morgda rehin tutulmuş bir cenazesini evine götürmek için bizden yardım istemesin. Üstelik, hekimler olarak, sağlık çalışanları olarak da büyük sıkıntı içerisindeydik; çünkü, yanımıza gelen hasta yakınları "Hocam, lütfen, bize bir babalık yapın" diyordu; sanki bu meseleyi, hekim olarak, bizim çözebileceğimizi zannediyorlardı. Kesinlikle bu meseleyi sonlandırmak üzere, gerekli düzenlemeleri yaparak bunu bütün sağlık teşkilatlarına ilettik.
Şimdi, zaman zaman, çok enteresan bir biçimde, şu hastanede bir kişi rehin kaldı mı diye, âdeta böyle bir iz sürme yapılıyor. Değerli arkadaşlarım, biz, Hükümet olarak sistematik bir yanlışı tamamen ortadan kaldırdık. Tamamen ortadan kaldırılmış bir sistematik yanlışı, eğer birileri münferit vakalar olarak devam ettiriyorlarsa, kuşkusuz ki, onların da üzerlerine hassasiyetle gidiyoruz; ama, burada önemli olan nokta, işin sistematik olmaktan kalkması, ancak yanlış yapanların yanlışı olarak belki tek tük istisnai vakalar olarak kalmasıdır. Kuşkusuz ki, yanlış yapanlar her zaman olabilir, önemli olan, hükümet olarak, yönetim olarak, sosyal devlet olarak sizin nasıl bir tavır aldığınızdır.
Şimdi, bu Meclis kürsüsünde Sayın Başbakanımız konuşurken bir tartışma yaşandı; Antalya'da bir yavrumuzun bir özel hastanede rehin alındığından bahsedildi. Hâlâ bu iddia devam ettirilmeye çalışılıyor. Değerli arkadaşlarım, Türkçede belirli ifadelerin, belirli tanımlamaların anlamları var, rehin kalma şu demektir: Bir hasta, herhangi bir biçimde veya Allah korusun, bir hasta cenazesi -geçmiş yıllarda olduğu gibi- işlemleri bittiği halde bir hastanede tutulur; yani, tedavi edilmiştir, tedavi işlemleri bitmiştir, bir gün, iki gün, beş gün… Bakın, ben kendi yaşadıklarımdan biliyorum, bir ay boyunca üniversite hastanemizde yenidoğan ünitemizde, tutmak zorunda kaldığımız bebekler olurdu o günkü uygulamalardan dolayı. İşi bitmiştir, evine gitmesi gerekmektedir; ama, evine gönderilmez. Rehin kalma böyle bir şeydir.
Oysa, burada, Sayın Başbakanımız, kürsüden konuşulurken kendisine bahsedilen meselede, incelediğimizde gördük ki, yavrumuz, bebeğimiz, o esnada bir devlet hastanesinde tedavisine devam edilen bir hastadır.
Değerli arkadaşlarım, tedavisine devam edilen bir hastanın rehin kaldığından bahsetmek, kusura bakmayın ama, Türkçenin kavramlarını biraz da çok iyi değerlendirememekten ileri geliyor diye düşünmek zorundayım artık ben.
ATİLA EMEK (Antalya)Değil Sayın Bakan, senet…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Meselenin diğer detayını başka türlü tartışabiliriz.
Bakın, tekrar söylüyorum, değerli arkadaşlar, Türkçeyi bilerek konuşalım, Türkçeyi bilerek kullanalım.
ATİLA EMEK (Antalya)Türkçeyi bilerek konuşuyoruz. Belgeler burada!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Rehin kalmak, bir hastanede, tedavisi bittiği halde bir kişinin tutulması demektir.
ATİLA EMEK (Antalya)Bitmiyor efendim; 3,5 milyarın belgesi de burada!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Siz Türkçeyi öğrenin, sonra yine konuşalım.
Değerli milletvekilleri, halkımız acil servislerden, para ödeyemediği için veya bir sigorta evrakı olmadığı için geri çevriliyordu. Vatandaşımız, bir ambulansa hastasını bindireceği zaman, kendisinden para isteniyordu. Bunlar, bugün, bu ülkede tarihe karışmıştır.
Tekrar ifade ediyorum; herhangi bir hastanede, istisnai ve yanlış bir uygulama, sistematik bir yanlışın ortadan kaldırılmadığı anlamına gelmez. Siz, ısrarla bunun peşindesiniz. Gidip, hastane hastane dolaşıp, yanlış bir iş yapan, bir tane hastane yöneticisi veya oradaki bir idareciyi arıyorsunuz değerli arkadaşlarım; böyle bir yanlışın içine düşmeyin. Sizin göreviniz, bu ülkenin milletvekilleri olarak bu değildir. Yanlış bir işin peşindesiniz.
ATİLA EMEK (Antalya)Yüzlerce örnek geldi bize!
ALİ ARSLAN (Muğla)Eskişehir'de doktorlara zimmet geldi.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Biz, herhangi bir şekilde, bu uygulamalar konusunda kimin kusuru varsa, hassasiyetle onun üzerine gitmeye ve gerekli muameleyi yapmaya devam edeceğiz, vatandaşımızın sağlık hizmeti alması adına.
Değerli arkadaşlarım, sağlık alanında tespit ettiğimiz problemlere çare olarak, Sağlıkta Dönüşüm Programımızı ortaya koyduk. Bu program, birçok ülkedeki değerlendirmelerin ve teorik bir birikimin sonucu olarak, tamamen yerli ve millî bir program olarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin, Türkiye Cumhuriyetinin bir programıdır ve bu programa hepimizin sahip çıkması lazım. Bakınız, bu program, öncelikle Sağlık Bakanlığımızın, belli bir süreç içerisinde, aslî hizmetlerine dönüş yapan, sağlığı planlayan, standartları düzenleyip denetleyen bir bakanlık haline gelmesini öngörüyor. Bu maksatla, yine hepinizin bildiği gibi, gıdayla ilgili işlemleri Tarım Bakanlığımıza, okullarımızla, sağlık meslek liselerimizle ilgili yönetimi Millî Eğitim Bakanlığımıza devrettik. Yine, çevreyle ilgili birçok hizmeti de Çevre Bakanlığımıza ve belediyelerimize devrederek, kendi aslî işimizi daha mükemmel bir biçimde yapmanın gayreti içerisindeyiz. Bundan sonra da, 2006 yılında, teşkilat kanunu tasarımızı Yüce Meclisimize sunarak, Sağlık Bakanlığımızı yeniden örgütleyeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, koruyucu sağlık hizmetlerinden bahsedildi ve koruyucu sağlık hizmetlerine az pay ayrıldığından bahsedildi. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, şu anda, koruyucu sağlığa, bütçelerinin üçte 1'ine yakın bir kısmını harcamaktadırlar. Burada, tanımlamaya nereden baktığınız çok önemlidir. Bugün, verem savaş dispanserleri için, ana-çocuk sağlığı merkezleri için, kanser savaşla ilgili çalışmalar için, buralarla ilgili merkezler için ve bütün sağlıkocaklarımıza, şimdi pilot çalışmalarını başlattığımız aile hekimliğimize aktarılan personel kaynaklarını da, burada, birinci basamak sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri içerisinde düşünmek gerekir. Çünkü, bu değerli arkadaşlarımızın, buradaki değerli personelimizin birinci önceliği bunlardır. Yalnızca, burada bir örnek vererek ben size şunu ifade edeyim: 2002 yılında, aşılama hizmetleri için, cumhuriyet hükümetinin ayırdığı toplam miktar, bugünün rakamlarıyla ifade ediyorum, 10 000 000 YTL iken, bu rakam, 2006 bütçesinde 100 000 000 YTL'yi aşacaktır; yalnızca aşılama hizmetlerine ayırdığımız para. Değerli arkadaşlarım, üç yıl içerisinde, aşılama hizmetleriyle ilgili olarak, 10 katı bir para ayırıyoruz koruyucu sağlık hizmetleri açısından.
Sağlıkocaklarımızı bir taraftan aile hekimliğine hazırlarken, diğer taraftan da, altyapılarını güçlendirmeye devam ediyoruz. Biz buralarda yapılan hizmeti çok önemli görüyoruz. İster sağlıkocağı modellemesiyle yapılansın isterse aile hekimliğiyle yapılansın, buralarda yapılan hizmeti çok önemsediğimiz için, sağlıkocaklarımızın altyapılarını, insan kaynaklarını sürekli olarak geliştiriyoruz. Nitekim, sağlıkocaklarındaki muayene odası sayımız, geldiğimizde 6 200'lerdeyken, bugün 13 000'lere yaklaşmıştır. Artık, vatandaşlarımız, 10 tane hekimin çalıştığı, ama, 2 tane hekimin kendisine hizmet ettiği bir sağlıkocağı modelinden de kurtulmuştur.
Bağışıklamayla ilgili olarak, Avrupa'nın en büyük kızamık aşı kampanyasını, daha doğrusu, en büyük kampanyasını geçtiğimiz yıl içerisinde gerçekleştirdik ve 18 000 000 yavrumuzu aşıladık. Bu arada…
ALİ ARSLAN (Muğla)Sürekli olması gerekir.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Elbette sürekli olacak Sayın Milletvekilim.
Bakınız, sizlere… Belki elinizde var konuşmamızla ilgili kitapçıklar. 2001 yılından itibaren, daha doğrusu, 1999 yılından itibaren düşme eğiliminde olan aşılama oranları, 2005 yılı itibariyle yüzde 90'a ulaşmıştır. Bundan daha önemlisini söyleyeyim size: Öyle şehirlerimiz vardı ki doğuda ve güneydoğuda, yavrularımızın aşılama oranları bu şehirlerde yüzde 40'ların altına düşmüştü. Şu anda, 2005 yılı sonu itibariyle, yüzde 80'den daha düşük aşılama oranı olan ilimiz yoktur. Bu çok önemlidir. Sadece ortalamayı tutturmak da yetmez. Dolayısıyla, şu anda aşılama hizmetleri açısından, gerçekten, bir mükemmel noktaya doğru gitmekteyiz ve daha önemlisi -onu da ifade edeyim- üçlü aşı diye bilinen, kızamık-kızamıkçık aşısını, menenjit aşısı diye bilinen hemofilus influenza B aşısını ve hepatit B aşısını okul çağında yapmak suretiyle, aşılama şemamızı, Avrupalı birçok gelişmiş ülkenin aşılama şemasına 2006'da kavuşturmuş oluyoruz. Ben, bu kararı verirken, bu hususta bilimsel kurulumuzla, Bağışıklama Kurulumuzla toplantı yaptığımda bu teklifi kendilerine yaptığım zaman çok değerli bir meslektaşım bana şunu söyledi, dedi ki: "Sayın Bakanım, benim, bu karar üzerine gözlerim yaşardı. Biz, yirmi senedir bu Bakanlıkta, onbeş senedir, bu Bağışıklama Danışma Kuruluna geliriz, her zaman bunu teklif ederiz; her Bakanlık döneminde boynumuzu büker, Bakanlıktan çıkarız. 'Kaynak yok' derler, 'bu iş yapılamaz' derler ve biz de, bilim adamı olarak, çaresiz buna katlanmak zorunda kalırız." Bugün, hamdolsun, bütün yavrularımız, gelişmiş Batı Avrupa ülkelerindeki aşılama imkânlarına 2006 yılı içerisinde, inşallah, kavuşmuş olacaklar.
Değerli arkadaşlarım, acil yardım hizmet kapasitemiz, biz göreve geldikten itibaren yaklaşık olarak 2 misline çıkmıştır. 481 noktada hizmet verilirken, bugün 971 noktada hizmet vermekteyiz ve artık, köylerimizde de 112 acil sağlık hizmetleri veriliyor. Kırsalda hâlâ eksiğimiz olan bazı bölgeler var; ama, bu bölgelerde de süratle hizmeti yaygınlaştırıyoruz. Bundan üç sene önce kırsaldan bir köyden bir ambulans gidip hasta getirecek denseydi, bu ülkede hiçbirimiz inanmazdık. İşte, AK Parti Hükümeti, birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da büyük bir başarıya imzasını atmış durumdadır.
Değerli arkadaşlarım, anne ve bebekler için hakikaten çok ciddî adımlar attık. Değerli arkadaşlarım, konuşmacı arkadaşlarım Türkiye'de bebek ölümlerinin yüksekliğinden, anne ölümlerinin yüksekliğinden bahsettiler; haklılar; bunu bildiğimiz için, bu konuda daha önceden başlatılmış olan programları güçlendirdiğimiz gibi birçok yeni programı da biz devreye soktuk.
Bakınız değerli arkadaşlarım, bütün yavrularımıza koruyucu demir damlası ve D vitamini damlası vermeye başladık ücretsiz olarak. Yenidoğan taramaları konusunda, ilk defa, hipotroidi taramalarını, Türkiye'de biz başlattık. Yenidoğan canlandırma kurslarıyla ilgili olarak geçtiğimiz dönemde on yılda, oniki yılda yapılmış olanları, biz, üç yıl içerisine sığdırdık. Şartlı nakit transferiyle, yoksul ailelere, nüfusun en yoksul kesimi olan yüzde 6'lık kısma gebelik esnasında ve 6 yaşına kadar bebeklerimize, sağlık kontrolüne getirilmesi şartıyla kişilerin, ayda 16,5 milyon Türk Lirası yardım yapıyoruz. Biz bunu yaparken de karşı çıkanlar oldu. Efendim, bu, doğumların oranını artırırmış... Çok yanlış bir yaklaşım, değerli arkadaşlar. Bu kesime ulaşmak, bu kesimin hamilelerine yardımcı olmak, bu kesimin bebeklerine yardımcı olmak ve ulaştığınız zaman da, mutlaka, onları eğitmek gerekiyor. Bu kişiler doğumlarını bir sağlık kuruluşunda yaptıkları zaman, kendilerine 50 000 000 Türk Liralık da nakit yardımı yapıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, hastaların hastane kapılarından yoksul oldukları için çevrildikleri dönemleri hatırlarsanız, bugün verilen hizmetin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
ALİ ARSLAN (Muğla)Şimdi de senet verip dönüyorlar!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Programımızda, hepinizin bildiği gibi, aile hekimliği var. Şimdi, yine, bu kürsüden, biraz önce, gereksiz bir tartışma alevlendirilmek istendi. Acaba, daha önce sosyalizasyonu yapmış olan, Sosyalizasyon Kanununda büyük emeği geçmiş olan bir değerli hocamız, aile hekimliği Türkiye için çağdaş bir model olur dedi mi demedi mi tartışması. Artık, Türkiye, aile hekimliğini tartışmıyor.
ALİ ARSLAN (Muğla)Tartışıyor!..
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Siz, onu, kendiniz tartışabilirsiniz.
ALİ ARSLAN (Muğla)Siz tartışmıyorsunuz!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Artık, Türkiye, aile hekimliğini tartışmıyor.
ALİ ARSLAN (Muğla)Tartışıyor... Tartışıyor...
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Bize, bütün şehirlerden, ne zaman bizim şehrimizde aile hekimliğine başlayacaksınız; bu talep geliyor.
ALİ ARSLAN (Muğla)Ballandıra ballandıra anlatırsanız, öyle gelir tabiî!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Tartışılan artık budur.
ALİ ARSLAN (Muğla)Ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz...
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, siz, vatandaşı meseleleri anlamaz, anlayamaz mı zannediyorsunuz?!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Estağfurullah…
ALİ ARSLAN (Muğla)Estağfurullah…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Kusura bakmayın, öyle ballandıra ballandıra anlatırsanız öyle olur falan dediğiniz zaman, biraz da demokrasiye inancınız ortaya çıkıyor! Vatandaş neyi isteyeceğini herhalde en az sizin kadar biliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ ARSLAN (Muğla)Nusret Fişek'in söylediği burada Sayın Bakan...
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Burada, aile hekimliği çalışmalarını yürütürken, toplum sağlığı merkezlerimizi de kuruyoruz. Bir taraftan bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerini ve tedavi edici sağlık hizmetlerini güçlendiriyoruz; ama, öte taraftan çevre sağlığı hizmetlerini, sanitasyon hizmetlerini, toplum sağlığıyla ilgili diğer hizmetleri güçlendirmek için de toplum sağlığı merkezlerimizi kuruyoruz.
Değerli arkadaşlarım, afetlerle ilgili olarak 1 500 kişiden oluşan özel bir ekip yetiştirdik. Bunlar sağlık personelidir. Gönüllü olarak bir eğitimden geçmekte ve bu eğitimleri sürekli olarak yenilenmektedir. Bu projenin yürütülmesinde, Yüce Meclisin huzurunda teşekkürü bir borç bildiğim Kocaeli Milletvekili arkadaşım Dr. Nevzat Doğan'ın ismini de zikretmeliyim. Bu projeye kendisi öncülük yapmıştır ve yetişmiş olan bu 1 500 kişi hem Pakistan'daki depremde hem tsunami sırasında hem daha önce İran depreminde ve Türkiye'de Bingöl'de Karlıova'da, Erzurum'daki depremlerde mükemmel başarılara imza atmışlardır. Şu anda, Avrupa'da, afetlere müdahale anlamında yetişmiş olan muhtemelen en büyük ve en iyi yetişmiş ekip UMKE diye isimlendirdiğimiz bu acil ekipleridir. Hakikaten arkadaşlarımız büyük bir özveriyle bu meselenin içerisindedirler ve Pakistan depremi sırasında 4 saat içerisinde havaalanında hazır hale gelmişler ve uçaklarla kendilerinin Pakistan'a gönderilmesini beklemişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, burada sağlık işletmelerinden bahsedildi benden önce. Elbette biz sağlık işletmeleri oluşturacağız. Sağlık işletmeleri oluşturmazsanız, maalesef, sağlık çiftliklerine fırsat tanımış olursunuz. Elbette işletme oluşturacağız. Elbette aldığını sattığını bilen, hesabını bilen, verimli bir biçimde çalışan, performans gösterdikçe daha çok kazanan personelin çalıştığı, hizmet ettiği müesseseler oluşturacağız. Buradan performans sistemine tenkit yönelten değerli milletvekillerimiz, aslında, muhtemelen bazı gerçekleri bilmiyorlar.
Değerli milletvekilleri, performansa dayalı katkı payı ödemeleri başladıktan sonra, 2002 yılı içerisinde biz devraldığımızda, muayenehanesi olmayan hekim oranımız yüzde 11 iken; bakınız, hekimlerin yüzde 89'u muayenehane çalıştırıyordu, uzman hekimlerin; 2003 yılında, bu yüzde 11 olan oran yüzde 25'e, 2004 yılında yüzde 42'ye, 2005 yılı aralık başı itibariyle de yüzde 53'e çıkmıştır.
ALİ ARSLAN (Muğla)İki aydan beri alamıyorlar ama!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Artık, bu ülkede, hekimler, günlerinin tamamını, tam zamanlı olarak insanımızın hizmetine sunmak üzere, devletin kendilerine verdiği parayla benim vatandaşıma hizmet etmektedir. Birilerinin, AK Parti sağlığı piyasalaştırıyor iddiaları tamamen havada kalmıştır değerli arkadaşlarım.
Bu Meclis kürsüsünde, biz sağlık kuruluşlarını bir çatı altında toplarken, vatandaşlarımızın ilaçlarını serbestçe, rahatça, onurlu bir biçimde gidip eczanelerden almasının önünü açarken de bize karşı çıkıldı; Yüce Meclis çatısı altındaki ifadeler, tutanaklar, bunların en mükemmel delilidir; bize karşı çıkıldı; efendim, siz bu ilaçları niye dışarı çıkıyorsunuz?! Eğer siz, sağlık hizmetini verirken vatandaşın sağlık hizmetine erişmesini engelleyecek bir yöntemi benimsiyorsanız, tabiî ki, buna karşı çıkarsınız. Şöyle bir geriye dönüp bakalım; bir SSK'lı vatandaş olacaksınız, bir işçi yakını olacaksınız veya bir işçi emeklisi olacaksınız, bir hastaneye gideceksiniz; yanı başınızda sağlıkocağı var, ondan hizmet alamazsınız; yanı başınızda bir başka devlet hastanesi var, ondan da hizmet alamazsınız; sadece kapısında SSK yazan yere sizi mahkûm etmiştir bir zihniyet; buraya gidersiniz, sizi muayene ederler, eğer edebilmişlerse, belki de yalnızca o kalabalık içerisinde yüzünüze bakarak bir reçete yazmışlardır, ona da eyvallah dersiniz; yani, reçetemi aldım, şükürler olsun dersiniz, size bir kuyruk gösterirler.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 19 Aralık 2005