2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 40. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Aralık 2012 · 1.537 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 14 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 1.537 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-24-2012-12-14-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=8636
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Saygıdeğer Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; sizleri ve milletimizi saygıyla selamlıyorum. Sağlık Bakanlığımızın 2013 mali yılı bütçesinin Genel Kurula sunumunu gerçekleştiriyoruz. Bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, bütçe görüşmeleri önceki yılların değerlendirilmesi ve gelecek vizyonunun ortaya konması açısından önemli fırsatlardır. Hem iktidarda olan, bu yolla ülkemize hizmet eden bizler için hem muhalefet için gerçekten burada yapıcı tartışmalarla, yapıcı görüşmelerle, bu görüşmeleri milletin hayrına bir şekilde yürütmeye devam etmeliyiz.
Değerli milletvekilleri, bu sene Sağlık Bakanlığımıza, geçen yıla kıyasla bütçeden yüzde 17’ye yakın bir artışla pay verilmektedir. 16 milyar 894 milyon lira genel bütçeden bakanlığımıza para tahsis edilmiştir. Bize takdir edilen bu miktarı yerindelik, verimlilik ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde halkımızın hizmetine ekibimle birlikte harcamak için yüce Meclisimizden yetki isteyeceğiz.
Bu isteğimiz çerçevesinde, Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla on yıl içerisinde neler gerçekleştirdik, bundan böyle neler yapacağız, müsaadenizle bunun muhasebesini yapmak ve konuşmamda bunları sizlere takdim etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, elbette bir bütçe konuşmasında önemli olan retorik, yani hamaset değil gerçeklerdir.
Bakınız, konumuz hakkında, yani Sağlık Bakanlığının, Hükûmetimizin ortaya koyduğu Sağlıkta Dönüşüm Programı hakkında Dünya Sağlık Örgütü ne söylüyor. 2012 yılında Dünya Sağlık Örgütü bir rapor yayınladı. Bu raporun da başlığı “Başarılı Sağlık Reformları: Türkiye Örneği” adıyla “Yeni binyılın başında…” Önce 2002 için ne söylüyor, sonra 2012 için ne söylüyor. Hani on senelik bir reform programından bahsediyoruz. Aradaki farkı, bu hususta söz söyleyebilecek en önemli kuruluş Dünya Sağlık Örgütü acaba nasıl belirledi?
Şöyle söylüyor 2000’li yılların başı için Dünya Sağlık Örgütü: “Yeni binyılın başında Türkiye’deki sağlık sektörünün performansı, sağlık sonuçları, mali koruma ve hasta memnuniyeti penceresinden bakıldığında, hem OECD ülkeleri arasında hem de Dünya Sağlık Örgütü Avrupa bölgesinde en alt sıradaydı.” Bu ifade bize ait değil değerli milletvekilleri. Bu ifade, doğrudan Dünya Sağlık Örgütünün 2012’deki bu önemli raporuna ait bir ifadedir.
Peki, aynı raporda 2012 için Dünya Sağlık Örgütü ne demektedir, ne söylemektedir? “Dünya Sağlık Örgütü Tallinn Sözleşmesi’nin sağlıkta hakkaniyet ve taleplere cevap verebilirlik prensiplerini uygulayan ülkeler için Türkiye başarılı bir örnektir.” Şükürler olsun ki Sağlıkta Dönüşüm Programı, Türkiye Cumhuriyeti’ni, sağlıkta, Dünya Sağlık Örgütü nezdinde böyle bir konuma yükseltmiş durumdadır.
Aynı konuda 2008’de OECD raporu ne söylemekte idi? 2008’de de OECD bir rapor yayınladı. “Sağlıkta Dönüşüm Programı, 2003 öncesi sağlık sisteminin zayıf yönlerini bertaraf edip, güçlü yönleriyle reform yapmayı amaçlayan bir ders kitabı mahiyetindedir.”
Değerli milletvekilleri, bu kürsüden, Dünya Bankasının bunu bu şekilde söylediği ifade edildi ama bu yanlış bir bilgiye dayanıyordu. 2008 yılında OECD’nin yayınladığı bir raporda aynen bu ifadeler yer almaktadır. Ve daha sonra, 2011 yılının Mart ayında dünyanın en saygın tıp dergilerinden -İngilizce ismiyle söyleyelim- British Medical Journal’da bir makale yayınlandı. Herkes bilir ki, bu konuları iyi takip eden herkes bilir ki ilgili dergi dünyanın en saygın, hakemli dergilerinden birisidir ve bu dergiler, değerli milletvekilleri, hatır, gönül için hiçbir şeyi basmazlar, hiçbir şeyi yayınlamazlar. Dergide, yazıyı bu dergiye götürenlerin kimliklerinden daha önemli olan, bu dergilerin hakemli dergiler olmaları ve bu hakemlerin verdikleri kararlarla bu yayınları yapmalarıdır. Bu dergide, British Medical Journal’da şu ifade ediliyor, deniyor ki… Bir defa başlığı çok enteresan: “Türkiye’de Sağlık Hizmetleri: Geri Kalmışlıktan Liderliğe” Ve metinde de şu ifade edilmektedir: “Sıkça duymaya alıştığımız başarısızlıkların aksine Türkiye, orta gelir düzeyindeki ülkelerde eşi görülmemiş hız ve düzeyde sağlık çıktılarını iyileştiren ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni 2015’ten önce yakalayan bir başarı örneğidir.”
Değerli milletvekilleri, bu başarı için en başta, cefakâr sağlık çalışanlarına yüce Meclisimizin huzurunda teşekkürü bir borç biliyorum. Bu ülkenin doktorları, sağlık çalışanları, bütün sağlık çalışanları; hemşireleri, teknisyenleri, acilinden hastanelerine, aile hekimine kadar bütün kuruluşlarda çalışan sağlık emekçileri sağlıkta dönüşüme sahip çıkmasaydı biz bu başarıyı elbette yakalayamazdık ama bu başarı sonuçta Türkiye Cumhuriyeti’nin başarısıdır. Bunun için, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siz değerli üyelerimize, Meclis komisyonumuza ve bütün paydaşlara da şükran borçlu olduğumuzu biliyoruz.
Bu süre içerisinde Türkiye gerçekten önemli bir gelişme gösterdi. Birleşmiş Milletlerin gelişmişlik indeksleri açısından en önde gelen bir gösterge var: Doğumda beklenen yaşam süresi. Doğan bir kişinin ne kadar süreyle yaşaması bekleniyor. Bu süre değerli milletvekilleri, Türkiye ile aynı gelir grubunda olan ülkelerde son on yılda sadece iki yıl ilerlemişken Türkiye’de bu artış beş yıl oldu. Aslında, Türkiye’nin göstergelerini, sağlık dâhil, diğer alanlarındaki göstergelerini tartışırken orta üst gelir grubu ülkelerle birlikte tartışmak gerekir. Bazen burada OECD ülkelerinden ya da Avrupa Birliği ülkelerinden örnekler veriliyor. Bu, yanlış bir değerlendirmedir. Elbette, biz, ülkemizdeki sağlık göstergelerini, OECD ülkelerinin içinde en iyi duruma getirmek için gayret göstereceğiz, gösteriyoruz; elbette, Avrupa’nın da ilerisine taşımak için gayret göstereceğiz, gösteriyoruz ama gerçeklere baktığımızda Türkiye’yi mukayese ederken orta üst gelir grubuyla mukayese etmek gerekmektedir. Bu anlamda baktığımızda değerli milletvekilleri, Türkiye’de yaşam beklentisi yetmiş beş yılken orta üst gelir grubu ülkelerde yetmiş bir yıldır. Dolayısıyla Türkiye bu gelir grubundan şu anda dört yıl daha ileride bir yaşam süresine aittir.
Ve yine, Türkiye’nin sağlık sistemi performansını 2011’de değerlendiren bir diğer Dünya Sağlık Örgütü raporu şunu söylemektedir: “Sağlıkta dönüşüm programı uygulama süresinde, doğumda beklenen yaşam süresindeki iyileşme Avrupa bölgesindekinden daha ileri düzeyde olmuştur.” Bunu, bebek ölümlerinde, anne ölümlerinde de görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, 2025’te… Dünya Sağlık Örgütü 1998’de yayınladığı bir raporda Türkiye’de bebek ölümlerini, bebek ölüm hızını 2025 için binde 16 olarak öngörmekteydi. Yani Türkiye 2025 yılına geldiğinde bebek ölümlerinin binde 16 olması Dünya Sağlık Örgütü için beklenen bir rakamdı. Oysa bugün, bebek ölümleri, 2011 yılı itibarıyla Türkiye’de binde 7,7’ye inmiştir.
Yine, şöyle iddialar var: “Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında bu binde 12 olarak gösteriliyor.” ya da “Başka raporlarda benzer rakamlar var.” Ancak, şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Elbette biz elimizdeki en son araştırma verilerini buradan sizleri ve milletimizi bilgilendirmek üzere vermek zorundayız. Binde 7,7 olarak sizlere takdim ettiğimiz bebek ölüm hızları nasıl elde edildi? Bu, dünyada yapılmış en önemli bilimsel çalışmalardan birisiyle elde edilmiştir değerli milletvekilleri. 150 bin hanede, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, 3 üniversite birlikte çalışarak bu sonucu elde ettiler. Dolayısıyla, bütün milletvekillerimizin, sadece iktidar partisi AK PARTİ’mizin çatısında hizmet veren milletvekillerimizin değil, değerli muhalefetimizden milletvekillerimizin de bundan mutluluk duyması beklenir.
AYTUĞ ATICI (Mersin)Doğru olsa mutluluk duyarız.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Çünkü bu, sadece AK PARTİ’nin başarısı değil; bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin başarısıdır değerli arkadaşlarım.
AYTUĞ ATICI (Mersin)Keşke doğru olsa Sayın Bakan, tabii ki mutluluk duyarız.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, anne ölüm oranları açısından da baktığımızda, bugün Türkiye’de anne ölüm oranları yüz binde 15,5’ken, orta üst gelir grubu ülkelerde yani Türkiye’yle mukayese edilmesi gereken ülkelerde yüz binde 53’tür. Peki, üst gelir grubu ülkelerde bu nedir? Üst gelir grubu ülkelerde de yüz binde 14’tür. Yani Türkiye bu alanda, aslında mukayese edildiğinde çok da haklı bir mukayese olmasa bile, üst gelir grubu ülkeleri yakalamış durumdadır.
Avrupa Halk Sağlığı Raporu, 2009’da yayınlanan Avrupa Halk Sağlığı Raporu bakınız bunu hangi sebeplerle ilişkilendiriyor: “Anne ölüm oranlarını politik öncelik olarak belirlemek, buna göre finansman ayırmak, hizmet ve politikaları kültürel hassasiyetlere göre düzenlemekle sağlandı bunlar.” deniliyor. Bu örnekleri çoğaltabilirim, bütün dünya literatürüne girmiş, dünyanın en saygın uluslararası örgütlerinden örnekleri çoğaltabilirim ama zamanımızın kısıtlı olduğunu düşünerek, müsaadenizle onları burada kesiyorum.
Peki, bütün bunlar neye yol açtı? Türkiye’de yüzde 39,5 olan sağlıktan memnuniyet oranının on yılın sonunda yüzde 76’ya ulaşmasına yol açtı. On sene önce Avrupa bölgesinde vatandaşların –bütün Avrupa bölgesinde- sağlıktan memnuniyeti neydi diye sorarsanız, yüzde 62’ydi. Peki, 2000’den sonraki on senede yani bizim Sağlıkta Dönüşüm Programı’mızı gerçekleştirdiğimiz bu süre sonunda Avrupa’daki memnuniyet ne derseniz, yine yüzde 62, orası yerinde saymış ama Türkiye’de vatandaşın memnuniyeti yüzde 39’lardan yüzde 76’lara çıktı. Şimdi, bazıları bunu: “Siz algıyı değiştirdiniz, aslında değişen çok fazla bir şey yok ama.” şeklinde ifade etmek istiyorlar. “Görün, bakın, bu böyle devam etmeyecek.” diyorlar, bunu on senedir söylüyorlar yalnız, hani on aydır değil. On senedir AK PARTİ iktidarda, partimiz iktidarda ve bu dönüşüm on senedir gerçekleştirilen bir dönüşüm değerli arkadaşlar.
Dolayısıyla, on senedir bu ezberleri tekrarlayanlara sizin ve milletin huzurunda şunu söylemek istiyorum, bu ezberleri tekrarlayanlar şunu söylemek istiyorlar aslında: “Yani millet pek de anlamıyor bu işleri. Millet neden memnun olup olmadığını pek de bilmiyor. Biz biliriz bu işleri.” Bunlar geçmiş dönemin tarzı siyasetiyle siyaset yapanlar, bunlar –beni bağışlasınlar- Millî Şef döneminin zihniyetiyle siyaset yapanlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, milletin feraseti, milletin basiretiyle biz buradayız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Millî Şef döneminde ne oldu? Hastaneden hastalar geri mi döndürüldü? Hastanede hastalar öldürüldü mü?
AYTUĞ ATICI (Mersin)Yani yakıştı mı size Sayın Bakan, yakıştı mı! Koskoca Bakansın, yakıştı mı bu sana!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Hepimiz milletin feraseti ve milletin basiretiyle buradayız değerli milletvekilleri.
AYTUĞ ATICI (Mersin)Ne ayıp bir şey ya!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Şu koltuklarda oturan bütün milletvekilleri…
AYTUĞ ATICI (Mersin)Ne ayıp bir şey yaptığın!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)…millet doğru karar verdiği için buradadır.
AYTUĞ ATICI (Mersin)Yakıştı mı şimdi bu size! Sağlığı konuş sen, Millî Şef’i niye konuşuyorsun!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)İktidar adına da doğru karar verdiği için buradadır, muhalefet adına da doğru karar verdiği için buradadır.
AYTUĞ ATICI (Mersin)Yazıklar olsun size!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Onun için…
Bana, “Yazıklar olsun!” diye söz atan Sayın Milletvekili, sana yazıklar olsun! Seni terbiyeli ve edepli olmaya davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
HAYDAR AKAR (Kocaeli)L – Sana yazıklar olsun be! Sen Somali’nin Bakanısın!
AYTUĞ ATICI (Mersin)Sen Bakansın, ne konuştuğunu bileceksin! Millî Şef’le ne alakası var!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Burası milletin kürsüsü. Siz burada konuştuğunuz zaman biz sizi saygıyla dinliyoruz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 14 Aralık 2012