Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas.
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 101. Birleşim · 1. yasama yılı · 2 Temmuz 2003 · 1.143 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Koral (AK Parti), 2 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.); konuşma 1.143 kelime.
Recep Koral (AK Parti, İstanbul). “Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-koral-22-2003-07-02-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP KORAL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının 1 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, madde üzerinde ve maddeye bağlı diğer maddelerle ilgili de görüşlerimi arz edeceğim.
Burada, genellikle, hukukçular ve maliyeciler konuşuyorlar. Bu konunun teknik yönü boş kalıyor. Ben bunun Bayındırlık Komisyonundaki görüşmelerine katılmıştım. Aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüşmeleri izledim. Teknik yönünde boşluk olduğu kanaatindeyim; çünkü, burada bir imar affından bahsedildi. Tabiî "imar affı" dediğiniz zaman hem halkımızın hem de burada bulunan sayın milletvekillerimizin, bir önceki, 2981 sayılı, 2805 sayılı, 3366 sayılı kanunlarla çıkarılan imar affı akıllarına geliyor. Halbuki bu tasarıda asla böyle bir şey yok. Hazine arsası üzerinde yapılaşmalardan bahsediliyor ve hazine arsası üzerine yapılmış olan bu yapıların belediyeler eliyle mülkiyetlerine kavuşması söz konusu; yani "gecekondu" diye tabir ettiğimiz yapıların mülkiyetlerine kavuşması söz konusu. Bu doğru, bunu getiriyor; ama, bunu getirirken, imar aflarıyla gelen bir imar ıslah planı yok. Ne var?.. Mevcut imar mevzuatına uygun düzenlenmiş imar planları var. Bu imar planları, zaten, her yerde bütün insanlara aynı hakları veriyor. Yani, mevcut teknik düzenlemeler imar planlarına göre yapılır ve bu imar planlarına göre bu binalar mülkiyet kazandıktan sonra imar hakkı kullanılabilir. Yani, mevcut imarda bir af yok, bir değişiklik yok. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu yanlış söyleniyor. Bu söylemlerin düzeltilmesi lazım; çünkü, halkımızda da kamuoyunda da bir imar affı beklentisi var. Bunu dinleyenler de sanki bir imar affı çıkıyormuş zannına kapılacaklardır. Burada, sadece mevcut yapılardan Hazine arsası üzerine yapılanların mülkiyetiyle alakalı bir düzenleme geliyor ki, bu da doğrudur; çünkü, işgal ettiği araziyi bedel ödemeden kullanmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz.
Tabiî, diğer bakımdan, bu, SİT alanlarıyla alakalı, gerek basında gerekse kamuoyunda çok yanlış değerlendirmeler var. Tabiî, arkadaşlarımız, burada, mümkün olduğunca, muhalefete mensup olanlar da bunun doğrusunu ifade etmeye çalışıyorlar; ama, görüyoruz ki, burada yine bir çelişki var.
Biraz evvel 2/B arazileriyle alakalı değerlendirme yapıldı. Tasarıyla hiç uzaktan yakından alakası yok. 2/B ile alakalı anayasa değişikliği Meclisimize geldi, biliyorsunuz başına gelenleri; şimdi yeniden Meclisin gündemine gelmesini bekliyoruz; ama, bununla uzaktan yakından alakası yok. Bu, tamamen, SİT alanlarıyla alakalı bir koruma ve kullanma dengesini getiren bir maddeydi, onu içeriyordu; onu da komisyon geri çekti. Onun üzerinde de arkadaşlarımız görüşlerini belirtiyorlar ve hatta, bir adım daha ileri giden oldu; 2/B arazisini değerlendirmeyi ve bu yasaya dahil etmeyi bırakınız, bir de 2/B'nin orman arazisi olduğunu ifade etti. Halbuki, hepimiz biliyoruz ki, 2/B arazileri, orman vasfını kaybetmiş, orman dışına çıkarılmış ve tekrar, orman olarak ağaçlandırılması mümkün olmayan arazilerdir. Yani, bunlara orman arazisi deyip de, orman arazileriyle ilgili olarak, orman arazilerinde zilyetlik olmaz sözünü söylemek... Elbette, orman arazisinde olmaz; ama, 2/B orman arazisi değil ki! Bunu çok iyi ayırt etmemiz lazım ve konuşmalarımızı bu gerçekler üzerine bina etmemiz lazım.
Tabiî, SİT'lerle alakalı da... Kamuoyunda SİT dediğimiz zaman, eyvah, nedir; Ölüdeniz'in üzerine inşaat yapılacak! Tabiî, bunun böyle olmadığını her ortamda söylüyoruz. Yani, millî parklarımız, arkeolojik SİT'ler, tarihî SİT'ler, kentsel SİT'ler, ormanlarımız, kıyılarımız, Boğaziçi Kanunu buna dahil değil, bunu gayet iyi biliyoruz; ama, bunu bildiğimiz halde, yanlış anlamalara sebebiyet verecek söylemleri burada, Meclis kürsüsünden, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünden ülke insanımıza söylemeye devam ediyoruz. Lütfen, bu konularda biraz daha hassas olmaya devam edelim.
Tabiî, bazı arkadaşlarımız, yani, belki, kendilerince haklı olarak diyorlar ki, efendim, doğal SİT'te... Biliyorsunuz, şu anda, doğal SİT uygulamalarında takas usulü var. Hazine, burada bulunan şahıs mülkiyetindeki arazilere bir değer biçiyor, bu değer üzerinden bir belge veriyor ve bu belgeyi, hazine arsalarının ihalelerinde, arsa mülkiyetine sahip olan malikler para yerine kullanabiliyor. Yani, hazine arsalarında, kendi arsalarının değeri kadar bunu kullanabilme imkânları var; bir nevi takas ve para yerine geçen bir belge. Bu belge uygulaması devam ediyor. Şu ana kadar, Hazine, önemli bir talep olmamasına rağmen, 150 trilyonluk böyle bir belge düzenlemiş; bunun sınırı yok. Efendim, bunları, haksızlık yapmayalım, bu arazi, doğal SİT arazisi yüzde 10'dur, geri kalan yüzde 90, yani, arkeolojik SİT'lere, tarihî SİT'lere de kullanalım, onları da mağdur etmeyelim... Böyle bir imkân yok ki!.. Niye; çünkü, doğal SİT'lerle ilgili olarak kanundan gelen yapılaşma hakkı var. Şu anda, doğal SİT'le alakalı olarak, ikinci ve üçüncü derecede kalan doğal SİT'ler zaten yapılaşmaya açık. Bunun dışında, birinci derecede olan doğal SİT'lerle alakalı böyle bir tasarı gelmişti; bu madde önümüzdeki günlerde yine gelir diye umuyorum şahsen. Çünkü, neden; koruma-kullanma dengesi... Yani, koruma kurulları arzu ederse yüzde 3, yüzde 5, yüzde 10, bazılarına verebilir. Biz, burada getireceğimiz yüzdeyle, koruma kurullarına bir üst sınır getiriyoruz. Yani, bu tasarı çıksaydı, koruma kurullarından, korumu imar planı olmadan, uygulama planı olmadan herhangi bir şekilde imar izni almak, inşaat yapmak mümkün olmayacaktı ki. Burada getirilmek istenen, koruma kurullarına bir üst sınır çizmektir. Bundan daha ileri gidemezsin...
Metrekareyle ilgili olarak da hükümetin getirdiği tasarıda bir sınır yoktu. Biz, Bayındırlık Komisyonunda "10 000 metreden küçük olmasın" dedik. Bu, tartışılabilir; 2 500 olur, 5 000 olur, 10 000 olur; ama, 10 000 şunun için geldi: Yüzde 3'lük bir imar gelecekse, 10 000 metre arsası olan iki kat yapsa, 300 metrekare bir inşaat; yani 150 artı 150, toplam 300 metrekare yapabilir. Yani, 1 000 metreniz olursa, o zaman 30 metrekare inşaat yapacaksınız. Yani, o, bir mantıkla ortaya kondu. Bu mantık tartışılabilir, bu metreler değişebilir, değişmez şeyler değil; ama, bunu ne kadar aşağı indirirseniz, oran aynı olduktan sonra, inşaatla alakalı herhangi bir küçülme söz konusu olmayacaktır, oranla alakalıdır. Komisyonda yüzde 6'yı biz yüzde 3 olarak teklif etmiştik, üstkomisyondan da öyle geçti. Dolayısıyla, geldiği zaman Parlamento buna karar verecektir Onun için, değerli arkadaşlar, bu 10 dönüm şartı, tamamen Meclisin takdirindedir, değişebilir.
Ayrıca, bir konu daha var. Burada, imar planı yapılmaksızın hazine arsalarının belediyeye devrinde "imar planının yapılması ve imar uygulamasının yapılması esastır" deniyor. Bunun üzerinde çok iyi durmak lazım; ama, istisna getiriliyor. Çünkü, bir kadastral parsel vardır ve bu kadastral parselin üzerinden, imar uygulaması yapılmadan bir yol geçirilmesi söz konusudur, ilgili kamu kurumu tarafından. Tabiî, böyle bir durum söz konusu olabilir veya imar uygulaması tamamlanmadan evvel bu parselin satışı söz konusu olabilir. İşte, böyle bir durumda, sadece şartlardan bir tanesi terk ediliyor orada, dikkatli okursanız -burada hep dikkatli okuyun diye ifade ediliyor, ben de dikkatli okursanız diyorum- imar planı veya imar uygulamasından birisi. Yani, imar planı olacak, uygulamadan sarfınazar edebilirsiniz, istisnaî bir haldir bu. Bunlardan sadece biri geçiyor. İmar planı olmadan böyle bir satışın söz konusu olmayacağını bu tasarı içerisinde görmek mümkün.
Yani, bütünüyle değerlendirdiğimiz zaman, özel ormanlarda, tarım alanlarında imar hakkı olan bir ülkede, şahsıyla alakalı mülkiyeti olmuş insanların, bu haklarını, koruma -kullanmayla fevkalade yerine getirebileceklerine inanıyoruz; aksi halde, sahip çıkmak da mümkün olmuyor, devlet, kendi arsalarına, arazilerine bugüne kadar sahip çıkmamış.
Mülkiyet hakkıyla ilgili, arkadaşlarımın, bilhassa Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımın, en az AK Partili arkadaşlarım kadar hassas olduğunu biliyorum, inanıyorum. Dolayısıyla, mülkiyet hakkının değerlendirilmesinde ayırımcılık yapılmadan, her kim olursa olsun ayırımcılık yapılmadan değerlendirme yapılması gerektiğine inanıyorum.
Gerçekten, maddeleri itibariyle çok geniş; ama, ben, bu, 1 inci madde kapsamı içerisinde- özellikle "Hazineye ait taşınmazların ekonomiye kazandırılması esastır" diyor maddede- toparlama yapmaya ve teknik konularda bilgi arz etmeye çalıştım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 2 Temmuz 2003