Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Ekim 2008 · 927 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Yıldırım (AK Parti), 15 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ VE SU KAYNAKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ KONUSUNDA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (S.S: 138)); konuşma 927 kelime.
Recep Yıldırım (AK Parti, Sakarya). “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-yildirim-23-2008-10-15-kuresel-isinmanin-etkileri-ve-su-kaynaklarinin-surdurulebilir-yonetimi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP YILDIRIM (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi” konusunun araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, küresel ısınma adından da anlaşılacağı üzere küresel, tüm herkesi, dünyayı ilgilendiren bir olay. Bunun sebepleri de sanayileşme, enerji üretimi, ulaşım ve aynı zamanda insanların meskenlerini ısıtmada kullandıkları maddelerden doğan durumlardan meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir milleti, bir devleti ilgilendiren bir olay değildir. Bakınız son zamanlarda Amerika’da bir küresel ekonomi krizi çıktı, tüm dünyayı etkiliyor. Evet, bunu devletler ve milletlerin parayla yerine getirmeleri mümkün ve nitekim gerekli önlemler alınmıştır, alınmaya devam ediyor ve Türkiye’yi ve tüm dünyayı etkiliyor ama küresel ısınmanın etkilerini ve sebeplerini ortadan kaldırmak, onları yerine getirmek hiçbir şekilde mümkün değil.
İşte elimizdeki bu bilgilerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan bu komisyon, hem küresel anlamda hem Türkiye’miz genelinde komisyon çalışmalarını yapmış, ilgili birimlerden gerekli bilim adamlarını, uzmanları, bürokratları dinlemiş, işte elimizde, yapılan dört aylık çalışmanın sonunda bir rapor ortaya çıkmış; 545 sayfa bir rapor. Burada, bu raporda küresel ısınmanın ve suların korunması konusunda, sebepleri, nedenleri, niçinleri ve önerileri geniş şekilde yer almıştır.
Ben burada Komisyon Başkanımız Profesör Doktor Mustafa Öztürk Bey’e, geniş bilgileri, tecrübelerini buraya aktarıp tüm siyasi partilerimizdeki temsilcilerimizle uyum içerisinde çalışarak bu şekildeki bir raporu kazandırmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Ben de bu komisyonun bir üyesi olarak çalıştım. Türkiye’mizde bölgeler olarak Konya bölgesine, etrafına, Trakya bölgesine, Sakarya bölgesine, Hatay ve Urfa’ya, bölge bölge gezilerimiz de oldu, konuşuldu ama eylemle söylemin ne olduğunu yerinde görmek için bu araştırmaları yerinde de takip ederek gördük. Hakikaten burada tedbirleri herkesin alması lazım, tedavilerin de Türkiye genelinde ve dünya ölçeğinde de kullanılması lazım olduğunu gördük.
Değerli arkadaşlar, bazı arkadaşlarımızın burada bölgelerin bir kısmına gidilmediği ve bu konuda da raporun yetersiz olduğu konusunda görüşmeleri oldu.
Değerli arkadaşlar, bir ilaç firması ilacı yapar, bir tek şahıs bunu kullanmaz, tüm insanlık kullanır. Bu rapor da aynı şekilde, bir bölgenin, bir yerin raporu değil; bütün yapılan tetkik ve incelemeler de, çareler de mutlak surette her bölgenin kullanacağı, her bölgenin adının, suyunun, kaynağının, gölünün, denizinin geçmesi gerektiği değil, raporda ortaya atılan hususlarda “öneriler” kısmında da geniş şekilde bahsedildiği gibi Türkiye’mizde ilgili kurum ve kuruluşların, bakanlıkların, belediyelerin, yerel yöneticilerin ve taşra yönetiminin de mutlak surette buna uyması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu rapor bütün milletvekili arkadaşlarımızın odalarına kadar getirilip verildi, bunların okunulmasını, hatta sonuç bölümünü hiç olmazsa okumalarını, gerekli tedbirleri hepimizin alması icap ettiğini öneriyorum. Bu konuda, tabii, küresel ısınmanın belirtileri dünyamızda her gün televizyonlarımızda, gazetelerimizde ortaya çıkmakta. Değerli arkadaşlar, iklim değişikliği, bir tarafta kuraklık acayip şekilde sürerken diğer tarafta fırtınalar, yağmurlar, acayip şekilde seller olmakta, belli bölgeler tamamıyla sular altında kalmaktadır. Bunun yine sebebi insanlığın kendi yaptığının cezasıdır.
Değerli arkadaşlar, evet, bu konuda tedbirlerimizin alınması… Sanayici akıttığı atığı eğer arıtmadan atarsa, nehrini içeceği suya gönderirse elbette ki içecek su bulunamaz. Bunların başında mutlak surette biz bölgeyi gezerken göllerimizi gördük yer altı sularımızı -bilhassa Konya bölgesinde- belli ölçülerde tasarruflu kullanmaz, eğer hoyratça israf eder şekilde bunları tatbik edersek elbette ki içeceğimiz suyu bulmak mümkün değil. Bunlar için raporda geniş şekilde tedbirler açıklanmıştır. Mesela kaçak su kuyularına mutlak surette kartlı sistemle sayaç takılması ve bunların da mutlak surette kontrol altına alınması lazım gibi öneriler öngörülmektedir.
Değerli arkadaşlar, mesela belediyelerimiz… Belediye başkanlığından gelen bir arkadaşınız olarak söylüyorum, ucuz su, bedava su elbette ki mutlak suretteki elimizde olsun, verelim. Ama eğer tamamen suyu ucuz olarak verirsen, su yoksa, kaliteli su yoksa, arıtılmamış su elinizde var da vatandaşınıza veremiyorsanız bu belediyecilik örneği değildir. Masrafının mutlak surette alınması lazım. Söz vardır: “Kirleten mutlak surette öder, tüketen öder.” Mutlak surette bunlarda kâr amacı güdülmemesi lazım. Ama elde edilen gelirlerin de bu su rezervlerinin artırılması, altyapının yapılması çerçevesinde çalışmalara katkıda bulunması bakımından yatırımların yapılması lazımdır diyorum. Bu görüşlerin açık şekilde ortaya atıldığı bu su korunmasının devamlılığı konusunda, belediyelerimize çok büyük görev düşmektedir. İsale hatlarının çürüklüğü, şehir şebekelerinin hakikaten bozuk olması… Bir yerde 100 litre/saniyelik suyu kaynaktan alıp şehre götürürken bakıyorsunuz -belediyelerin envanterlerinden aldığımız cevaplarda bunu gördük- bir kısım belediyelerde yüzde 30 kayıp kaçak oranı, bir kısım belediyelerde yüzde 70 kayıp kaçak oranı var. Bunların mutlak surette aza indirilmesi lazım. Dolayısıyla, bu çalışmalarda, ne kadar gölünüz olursa olsun, ne kadar akarsuyunuz olursa olsun bu suların korunmasının da çok önemli olduğu kanaatini taşımaktayız.
Değerli arkadaşlar, ben burada fazlaca vaktinizi almak istemiyorum, çünkü dünden beri değerli arkadaşlarımız güzel açıklamalarda bulundular. Bu rapor, hakikaten Türkiye'mizde gerekli tedbirler alındığı takdirde sıkıntının yaşanmayacağını, alınmazsa türlü sıkıntılara girileceğini göz önüne sermektedir. Mesela bizim Sakarya bölgemizde Sapanca suyumuz var, Sapanca Gölü’müz var. Buradan Kocaeli ilimiz ve Sakarya ilimiz su temin etmektedir. Bunun korunması ve kollanması durumunda… Sanayicilerin fazla şekilde su çekmesinden dolayı her iki ilimiz de su sıkıntısı çekmiştir geçen senelerde. Bu bakımdan bu bölgelere biz gittik, ilgilileri dinledik. Gerekli önlemlerin alınması, gerekli kolektörlerin yapılarak suyun kirletilmemesi talimatları verilmiştir. Bu gibi talimatların bakanlıklarca, bilhassa Çevre ve Orman Bakanlığımız tarafından takip edilerek ilgili yerel yönetimlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının hassasiyetle bu çalışmaların, bu raporda geçen olayların takibini yaparak neticelendirilmesi gerektiği üzerinde durmak istiyoruz.
Bu vesileyle, özel olarak şunu belirtmek istiyorum: Dün Sayın Bakanımız da burada açıkladı; Çevre ve Orman Bakanımız, yeni barajlarla, yeni enerji santralleriyle ilgili güzel çalışmalar yapmakta. Çevre ve Orman Bakanlığımız, orman yangınlarında kullanılmak üzere ve aynı zamanda orman köylülerimizin su ihtiyacının giderilmesi bakımından hızla ormanlarımızda su göletleri yapmakta. Ağaçlandırmaların yapılması konusundaki gayretlerinden dolayı da Değerli Çevre Bakanımıza buradan teşekkür etmek istiyorum.
Bu konuların hassasiyetle takip edilip yürütüleceğini belirtiyor, bu raporda geçen tedbirlerin -ilgililer tarafından- alınarak hayata geçirilmesini temenni ediyor, daha güzel bir dünyanın, daha güzel bir Türkiye'nin yaşanmasını diliyor, hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 15 Ekim 2008