İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 114. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Haziran 2008 · 1.045 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 5 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 1.045 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2008-06-05-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 219 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, 5 Haziran Çevre Günü’nü kutluyorum. Çevre demek, sağlık demek, çocuklarımızın geleceği demektir. Tüm insanlarımızı, çevreye duyarlı şekilde sahip çıkmaya davet ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda TRT’nin yeniden yapılandırılması ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulması kapsamında bu kanun Meclisimize gelmiş ve görüşmeler yapılıyor. Çıkarılmakta olan kanunla yeni bir personel düzenlemesi ve yapılandırılması yapılmaktadır. Görüşmekte olduğumuz bu kanun, yeni personel yapılandırılması yapıyor. Ülkemiz ve milletimizin bekası için bazı düzenlemeleri de bundan sonra getireceğimiz kanunlarla yapmalıyız.

TRT Kurumu, yüce Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda kurulmuş, gelişen, demokratik, üniter devlet yapımızın, toplumsal barışın, birlik ve beraberliğimizin teminatı kuruluşlar arasında önemli bir yere sahip, anayasal bir kuruluştur. Bu Kurum, Anayasa’mızdan alınan yetkiler çerçevesinde kurulmuş ve çalışmalarını yapmaktadır. Kuruluş, bu yönde bakılınca, Anayasa’mızın değiştirilemez 3’üncü maddesi olan “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” hükmüne göre çalışma yapması gerekir.

Sayın milletvekilleri, tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını başkaları çizer. Dününü bilmeyenlerin de sonunu en yakın sandık belirleyecektir. 2002 yılında Milliyetçi Hareket Partisinin bütün itirazlarına rağmen, oluşan seçim ortamında, bugünkü bazı vekillerin de iştirakiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki gökkuşağı koalisyonu sayesinde idam kaldırılmış, vakıflarla ilgili düzenlemeler yapılmış, ana dilde yayın konusunda da düzenlemeler yapılmıştır. Avrupa Birliği dayatmaları neticesinde yapılan bu düzenlemeler vatandaşlarımız tarafından rağbet görmemiş, açılan farklı dilde öğretim kursları kapanmış, bu konuda yapılan TV yayınları rağbet görmemiştir. Vatandaşlarımızın günlük yaşamında ana dillerini kullanmalarıyla ilgili bir sıkıntıları bulunmamaktadır. Bu topraklarda birlik ve beraberlik içerisinde yaşamalarıyla ilgili bir sıkıntıları da yoktur ancak geçen süre içerisinde görülmüştür ki birlik ve beraberliğimizden rahatsız olan bizim kardeşlerimiz değil, Avrupa Birliği komiserleri ile onların emirlerini yerine getirenlerdir. Önceki düzenlemeler ile birlik ve beraberliğimizin bozulmayacağını anlayan kimileri yeni dayatmalar ileri sürüyorlar. Ana dilde yayınla ilgili herhangi bir sıkıntı yok iken TRT Yasası içerisine bu yönde hüküm konmasının iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. Nedir bu zorlama? Bu yasa örnek gösterilerek başka kanunlarla da benzer düzenlemelerin gündeme getirileceğinin işaretleri bu tür uygulamalardır.

Sayın milletvekilleri, TRT’nin bir görevi de Türkçenin en iyi şekilde korunması ve kullanılmasıdır. Türkçemiz tüm programlarda, diziler ve filimler dâhil, çok dikkatli ve güzel bir şekilde kullanılmalıdır. Ayrıca, TRT sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde değil, 300 milyonluk Türk dünyasına dilimizin, kültürümüzün ve milletimizin değerlerinin anlatılması, anlaşılmasından da sorumludur. 300 milyon nüfusla bütün Türk dünyasına uzanan, onlara milletimizin her türlü güzelliklerini anlatan, sevdiren politikaların da sahibi olunması gerekmektedir.

Bakınız, bugün Azerbaycan’ın her tarafında, TRT 1’le yapılan anlaşma neticesinde, karasal yayında izlenmektedir. Bu yayınlar neticesinde Azerbaycan Türkçesiyle Türkiye Türkçesi arasındaki yakınlaşma daha fazla olmuş, anlaşmalarda bir problem de kalmamıştır. Önümüzdeki beş on yıl içerisinde Bakü’deki bir Türk’le Tokat’taki bir Türk’ün konuşmasında, aksanında hiçbir fark kalmayacaktır. Aynı durumu neden Türk dünyasının diğer devletleriyle yapmıyoruz. Azerbaycan ile yapılan TRT yayın anlaşması yıllık 1 milyon dolardır. Bu yönlü olarak bugün de Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan devletleri ile de yapılması o kadar zor mudur? İşte o zaman ortak dilin oluşmasında mesafe alırız. “Uydudan yayın yapılıyor.” denilecektir ancak takdir edersiniz ki Türk dünyasının birçok ülkesinde halk çok fakirdir, uydu anteni temin etme şeklinde imkânlara sahip değillerdir, karasal yayınla evlerinde TV izliyorlar. Yapılan karasal yayın saatleri de yetersizdir ve devamlı olmalıdır. Yapılan yayınların ayrıca dolu dolu olmasını, tarih ve kültürel doku şeklinde de programların konmasını bekliyoruz.

Dil birliğinin tam sağlandığı yerde iş birliği de beraberinde sağlanacaktır. Büyük Türk yazar İsmail Gaspıralı’nın “İşte, dilde, fikirde iş birliği” ideali işte o zaman gerçekleşme zemini bulacaktır. Türk insanına dünyayla ilgili alışılmışın dışında bilgi vererek dağarcığını genişleten Sayın Banu Avar Hanım’ın yaptığı “Sınırlar Arasında” programının yayından kaldırılması Türkiye ve Türk dünyası için iyi olmamıştır. Bu durum, Türk dünyası için dış güçlere taviz anlamına gelen bir eksiklik, bir kayıptır. Bu kanun görüşülürken neden bu programı kaldırdığınızı da lütfen açıklayınız. Yayın tekrar başlamalı, hatta yoğun bir şekilde izlenebilir saatlere alınmasını milletimizin isteği olarak değerlendirilmesini de bu kürsüden bekliyoruz. Çünkü Banu Avar, Türk milletine kurulan tuzakları göstermeye çalışıyor, “Yurtta barış, dünyada barış.” felsefesiyle Türk’ün değerlerine, tarihine, her türlü değerin özelliklerine, kültür değerlerine sahip çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, Türk milletine sahip çıkmak suç mudur? Acaba Banu Avar, AB’yi, ABD’yi öven programlar yapsaydı TRT’den atılabilir miydi? Büyük Orta Doğu ve Asya projesinin gerçek yüzünün anlatılması ve sonuçta işe son verilmesi, çok ama çok dikkat çekicidir.

Sayın milletvekilleri, TRT ülkemizin şarkısıdır, türküsüdür, neşesidir, hüznüdür; nine ile torunu, Erzincan ile Edirne’yi, Artvin ile Tokat’ı, dün ile bugünü, yarını bağlayan köprüdür. Bütün vatandaşlarımız TRT ekranlarında ve mikrofonlarında kendileri için bir ses, bir görüntü bulmalıdır. Ülkemizin meselelerinin tartışıldığı, çözüm önerilerinin sunulduğu, ülke neslinin korunması, sağlıklı bir nesil yetişmesi için de TV programlarının yapılması da sağlanmalıdır. Bu amaçlarla Türk aile yapısı korunacak ve gençlerimizi her türlü kötü alışkanlıklardan koruyacak yayınlar da yapılmalıdır. Bugün bazı TV dizileri, madde bağımlılığından tutun da birçok kötü alışkanlıkların sebebi olabilecek durumdadır. Ülkemizin geleceği de unutulmamalıdır ki gençlerimizdir. Özellikle son yıllarda madde bağımlılığı ve uyuşturucuyla ilgili çok ciddi problemlerle karşı karşıyayız. Hatta sadece Türkiye’miz de değildir, Türkiye’nin dışındaki 3,5 milyonluk Avrupa Türklüğüne şöyle bir bakmış olduğumuz zaman bu gençlerimizin de çok süratli bir şekilde çıkartacağımız kanunlarla sahip çıkılması noktasında da çalışmaların yapılması gerekir.

Bakınız, TRT olsun veyahut da diğer özel televizyonlar olsun bazı konularda yayın yapmakla mükelleftirler. O yayınların tam olarak yapılmış olduğunu biz göremiyoruz Bu noktalarda da kötü alışkanlıklar olsun, çocuklara yönelik programlar olsun veyahut diğer eğitimle ilgili programlar olsun, bunların saatleri bazen gece yarılarına konuyor ve gece yarılarına konan bu yayınların da çok fazla izlenme oranının olmuş olduğunu da söyleyemeyiz.

Batı gençliğinin en büyük sorunu olan kötü madde kullanımı, uyuşturucu gibi alışkanlıklar konusunda duyarlı olmamız gerekmektedir. Özendirici programlar dikkatle izlenmeli ve yayından da mutlaka kaldırılmalı ve beraberinde de süzgeçten geçirilmelidir. Ayrıca, bunun yanında, gençlerimizi bilgilendirecek, zararları gösterecek eğitici programlara da çok geniş şekilde yer vermek mecburiyetindeyiz çünkü gençlerimiz bizim her şeyimizdir. Gençlere sahip çıkmayan milletler her zaman yok olmaya mahkûmdur.

TRT, millî birliğimizin ve millî kültürümüzün yayın organı olduğuna göre, günlük siyasi tartışmaların içine girmeden yayın yapmalıdır. Yayınlarında Anayasa’mızın temel ilkelerini hiçbir zaman göz ardı etmemesi gerekir. Milletimizin çocukları, millî gurur ve iftiharla yayın yapan bir TRT istemektedir.

Bu kanun, milletimizin birlik ve beraberliğine zarar verebilecek bazı maddelerin olmasından dolayı bizim için mahzur teşkil etmektedir. Bundan dolayı da Milliyetçi Hareket Partisi olarak ret oyu vereceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 5 Haziran 2008

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook