Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 51. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Ocak 2009 · 1.093 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 29 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 1.093 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-01-29-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 266 sıra sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, geçtiğimiz pazar günü Gümüşhane Zigana Geçidi’nde çığ felaketinde hayatını kaybeden Trabzon Dağcılık Kulübü üyeleri Doktor Davut Akdeniz ve arkadaşlarına Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine, camialarına başsağlığı diliyorum.
Tarihsel süreç içerisinde toplumların ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı, her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütünü olan kültür bir toplumun kimliğini oluşturur. Bugün üzerinde görüşmeler yapacağımız kanun tasarısı kültürün maddi ögeleri olan binalar ve yapılar hakkındadır.
Bir toplumun dünyanın herhangi bir yöresinde yıllar öncesinde yaşadığının anlaşılmasının en önemli göstergesi olan kültürel varlıkların korunması gereklidir. Günümüzde bazı devletler geçmişten insanlığa miras kalan başka milletlerin, özellikle de Türk kültür eserlerinin izlerini yok etme gayretleri içerisinde görülmektedirler. Özellikle Bosna Savaşı sırasında camiler ve köprülerin yıkılması ve Suudi Arabistan’da Ecyad Kalesi’nin ve Hicaz Demir Yolu’nun yıkılması bunlara örnektir. Bazı ülkelerin de yurdumuzdaki kendi toplumlarına ait eserlerin korunması yoluna gittikleri görülmektedir. Başta Akdamar Kilisesi’nin onarımı olmak üzere birçok eserin korunması için çalışmalar yapılmakta, Yunanistan Hükûmetinin Rum eserlerini bedava onarmak için yerel yönetimler nezdinde devreye girdiği İçişleri Bakanlığının genelgesinden anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk kültür değerlerinin korunmasına büyük önem vermiş, yurt dışında bu amaçla, Balkanlarda, Türk dünyasında ve Moğolistan’da önemli çalışmalar yapmasının yanında yurt içinde de kültür varlıklarının korunması için genel yönetime ve yerel yönetimlere kanunlarla önemli görevler vermiştir, görüşmekte olduğumuz tasarıda olduğu gibi özel finansman kaynakları da geliştirmiştir.
Görüşmekte olduğumuz kanunun 1’inci maddesi ülkemizin nasıl yönetildiği hakkında iki önemli sonuç çıkarmaktadır.
Bunlardan birincisi, ülkemizi yöneten AKP İktidarının planlı bir yönetim göstermediği, günlük politikalarla önünü göremeyen bir yönetim anlayışı sergilediği gerçeğidir. Çünkü yakın zamanda belediyelerin gelirlerini artırmak için bu Mecliste yasal düzenlemeler yapılmış olup borçları affedilmiştir. Bugün de belediye gelirlerinden oluşan kaynaktan yüzde 30 kesinti yaparak, il özel idarelerine -aynı amaçla kullanmak üzere de olsa- kaynak aktarma yoluna gidiliyor.
Bir diğer sonuç ise kanunun genel gerekçesindeki “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki iller ağırlıkta olmak üzere pek çok şehirde herhangi bir projeye aktarım yapılmamakta… Bu durum; belediyelerin proje geliştiremedikleri…” şeklindeki ifade ile kanun tasarısının altında imzası bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Komisyondaki beyanı ile ortaya çıkan bir gerçektir.
Sayın Bakan, Komisyonda kültür ve tabiat varlıklarının korunması için emlak vergisinden yapılan yüzde 10’luk kesintilerle oluşan hesapta 2007 yılı sonu itibarıyla 234 milyon YTL olduğunu, bunun ancak 90 milyon YTL’sinin kullanıldığını belirtmiştir. Bu da çoğunluğu AKP yönetiminde olan belediyelerin bu konudaki başarısızlığını göstermektedir. Elbette ki belediyeciliği imar rantlarından yararlanma ve millî birlik ve beraberliğe saldırma şeklinde değerlendiren bazı belediyelerden bu konuda başarı beklenemezdi.
Gelin, Milliyetçi Hareket Partili belediyelerin kültür varlıklarının korunması konusundaki başarılı çalışmalarına bakalım. Size bu konuda ülkemizde MHP’li belediyelerin gerçekleştirdiği çok örnekler gösterebiliriz ancak fazla uzağa gitmeden, en yakınımızdaki Beypazarı’nın dürüst ve çalışkan Başkanı Mansur Yavaş’ın kültür değerlerine yaptığı hizmetleri görmemiz yeterli olacaktır, Beypazarı’nı dünyaya açmış ve tanıtmıştır.
Ayrıca bunların yanında kendi seçim bölgem olan Tokat’tan örnek vermek istiyorum. Tokat’taki Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan, Zile Belediye Başkanı Murat Ayvalıoğlu, Reşadiye Belediye Başkanımız Rafet Erdem’in yapmış olduğu çalışmalar ortadadır. Düzgün çalışmışlar, dürüst çalışmışlar, kendi bölgelerine -kısıtlı imkânlar içerisinde bile olsa- en iyi şekilde hizmet etmenin mutluluğunu yaşamışlardır. Şu an itibarıyla o bölgeleri görmüş olduğumuz zaman belediyeciliğin nasıl yapıldığını ve nasıl yapılması gerektiğini de göstermesi bakımından bunu örnek şeklinde söylemek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanaatimizce böyle bir düzenlemeye gerek yoktur. Bugün il özel idarelerinin kültür konusunda çalışma yetkisi vardır ve kaynakları da vardır. Belediye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlarımızdan tahsil edilen kaynağın, tasarının genel gerekçesinde belirtildiği şekilde il özel idarelerinin görev alanında, belediye dışındaki alanlarda kullanılmasını doğru bulmuyorum.
2004 yılında belediyeler tarafından kullanılması uygun görülen bir kaynağın yüzde 30’unun, proje geliştirilmediği gerekçesiyle dört yıl sonra, yukarıda da belirttiğim gibi, özel idarelere devrediliyor olması yanlıştır. Bu yapboz anlayışından kurtulunması gerekir.
Yapılması gereken, paranın olduğu yere saldırmak değildir. Belediyelerin bu konuda proje geliştirme gibi eksiklikleri varsa bunlara yardımcı olunmalı ve kurumsal kapasiteleri geliştirilmelidir. Doğru olan budur. İl özel idareleri, kendi bütçeleri çerçevesinde ve fazla verdiği iddia edilen genel bütçeden Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi aracılığıyla aktarılacak kaynaklar kullanılarak proje geliştirmeli ve gerçekleştirmelidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında, seçim beyanna-memizde de açıkladığımız gibi Türk kültürünün yaşatılmasına, gelecek nesillere aktarılmasına, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına, geliştirilmesine büyük önem verilecektir. Yurt içinde ve yurt dışında bulunan Türk kültürüne ait mimari eserlerin korunması yönünde gerekli çalışmalar yapılacak, Türk kültürü ve sanatının yaşatılmasının temel kurum ve mekanizmaları oluşturularak “Millî Kültür Enstitüsü” kurulacaktır.
Sayın milletvekilleri, arşivlerimizin tasnifi mutlaka yapılmalıdır. Türk dünyasının tüm kütüphane, müze ve arşivlerindeki kültürel eserlerimiz tespit ve konularına göre tasnife tabi tutularak hizmete sunulmalıdır.
Ayrıca, ülkemizdeki kültürel değerler de ortaya mutlaka çıkarılmalıdır. Örneğin İç Anadolu Bölgesi’nde çok güzel eserler vardır ama yine seçim bölgemden örnekler vermek istiyorum: Şu an itibarıyla Tokat Kalesi’nin restorasyonu, Danişmentlilerin Başkenti Niksar ve Zile Kalesi’nin ve Talazan Köprüsü’nün restorasyonu, Erbaa Horoz Tepesi’ndeki tarihî eserlerin çıkarılması, Sulusaray ilçesindeki tarihî kent kalıntılarının özellikle… Çünkü Sulusaray ilçesi, yıllardan beri işte Sebastopolis diye bir kentin üzerinde bulunması hasebiyle, şu an itibarıyla büyük sıkıntı içerisindedir. Oradaki vatandaşlar evlerine en küçük bir şey ilave etmeye çalışsalar… İşte, tarihî eserlerle karşılaşmış olmalarından dolayı da tüm çalışmaların hepsi durdurulmuştur. Şu an itibarıyla da Sulusaray’a bu yönlü bir desteğin zamanı geçmektedir ve insanlar da bu konuda umutsuz duruma düşmektedir. Sayın Bakanlığımızdan ve yetkililerden de bunu bekliyoruz. Yani, Sulusaray ilçesindeki vatandaşlara yönelik olarak oraya işte kazı çalışmaları mı yapılacak veyahut da nasıl bir çalışma yapılacak, onu süratli bir şekilde getirmeleri ve insanların rahatlatılmış olması gerekiyor.
Ayrıca, bunun dışında Pazar ilçemizin Ballıca Mağarası gibi dünyanın birçok yerinde çok önemli bir şekilde görüntü veren, dünyanın her tarafına ünü yayılmış olan bir mağarası vardır. Ballıca Mağarası’nın da geniş bir şekilde, etrafıyla beraber açılması ve bunun da kamuoyuna sunulması gerekiyor. Ballıca Mağarası tabii şu an itibarıyla açıktır ama bunun da yeterli olmadığını tüm Tokatlılar olarak düşünüyoruz. Buranın tanıtımının çok iyi yapılması, bura yapıldığı zaman aşağı yukarı 5 kat olan bu güzelliklerin ortaya çıkarılmasını ortaya koyacaktır. Bununla beraber de işte tanıtımla beraber Tokat’a yeni bir yatırımın getirilmiş olacağı veyahut da Ballıca Mağarası vasıtasıyla o bölgenin çok iyi bir şekilde tanıtılmış olacağını da düşünüyorum.
Bunun yanında, ayrıca Almus ilçemizde ortaya çıkarılan mağaranın da turizme kazandırılması gerekir. Almus ilçesi de Tokat’ın fakir bölgelerinden bir tanesindedir. Ancak orada da çok güzel bir şekilde, şu anda bulunmuş olan mağarasının da bir noktada ortaya konması ve de kamuoyuna sunulması ve dünyaya kazandırılması gerekiyor. Tabii, yapılması gereken çok şey vardır ama kültürün, milletler hayatında çok önemli olduğunu bir kez daha buradan söylemek istiyorum.
Kanunumuzun ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 29 Ocak 2009