İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İzmir milletvekili ahmet ersin, ankara milletvekili yılmaz ateş, kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam, adana milletvekili necdet ünüvar, istanbul milletvekili halide incekara, bitlis milletvekili vahit ve gaziantep milletvekili hasan özdemir uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6,19,36,39,41,51,103) (s.sayısı: 323)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Şubat 2009 · 2.579 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 26 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ, KIRKLARELİ MİLLETVEKİLİ AHMET GÖKHAN SARIÇAM, ADANA MİLLETVEKİLİ NECDET ÜNÜVAR, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HALİDE İNCEKARA, BİTLİS MİLLETVEKİLİ VAHİT VE GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ HASAN ÖZDEMİR UYUŞTURUCU BAŞTA OLMAK ÜZERE MADDE BAĞIMLILIĞI VE KAÇAKÇILIĞI SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/6,19,36,39,41,51,103) (S.SAYISI: 323)); konuşma 2.579 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “İzmir milletvekili ahmet ersin, ankara milletvekili yılmaz ateş, kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam, adana milletvekili necdet ünüvar, istanbul milletvekili halide incekara, bitlis milletvekili vahit ve gaziantep milletvekili hasan özdemir uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6,19,36,39,41,51,103) (s.sayısı: 323)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-02-26-izmir-milletvekili-ahmet-ersin-ankara-milletvekili-yilmaz-ates-kirkl (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Hollanda’da kaza geçiren Türk Hava Yollarına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Ölenlere rahmet diliyor, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ayrıca, 26 Şubat 1992 günü Ermenilerin Azerbaycan’ın Hocalı bölgesindeki yapmış oldukları katliamı bir kez daha şiddetle kınıyor, Meclisin ve tüm dünya kamuoyunun duyarlılığına sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önümüzdeki yıllarda en önemli sorunların başında madde kullanımı ve bağımlılığı olacaktır. 21’inci yüzyılda yeni dünya düzeninin oluşması ve toplumda sosyal yaşamdan beklentilerin değişmesi, aile yapısındaki bozulmalar bu durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunu sadece ülkelerin kendi sorunuymuş gibi değerlendirmek çok yanlıştır. Bütün dünyadaki toplumların ortak sorunu olmuş ve acil müdahale durumuna da geçilmeye başlanmıştır. Konu, bir insanlık problemi hâline gelmiştir. Ülkemizde bu sorun gün geçtikçe büyümekte, yaşlı, genç, fakir, zengin, erkek, kadın, toplumun bütün fertlerini etkisi altına almaktadır.

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 200 milyona yakın insan uyuşturucu kullanmaktadır. 150 milyon kişinin kullanımıyla esrar başta yer alırken amfetamin ve uyuşturucular, kokain ve eroin gibi diğer maddelerin de yoğun şekilde kullanılmış olduğu görülmektedir.

Uyuşturucu kullanımı istatistiklerinin doğruya yakın tespit edildiği ABD’de uyuşturucudan her yıl 20 bin kişi ölmektedir. Bu durumun benzerlerini Avrupa Birliği ülkelerinde de görmekteyiz. Toplumun yapısını zedeleyen, insanların amaçlarını ve umutlarını yok eden bu maddeleri en çok gençler kullanıyor. Bunu incelediğimizde yoğunluğun on beş-yirmi beş yaş arasında olduğunu görüyoruz. Ancak, ülkemizde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde altmış yaşın üzerinde insanların da bu maddeye ve bu hastalığa yakalanmış olduğunu görüyoruz. Ancak, hiçbir aile, çocuğunu esrar içerken, damarına eroin enjekte ederken ya da extacy tableti içerken hayal edemez. Ancak, araştırmalar göstermiştir ki gençlerin uyuşturucu kullanmaya başlamaları ile bu durumdan ailelerinin haberdar olmaları arasında belli bir süre söz konusudur.

2002 yılında Türk Psikoloji Derneği tarafından ülkemizde yapılan madde kullanımı ve profili araştırmasında on beş-yirmi dört yaş grubunda 7.681 kişide yapılan incelemede yüzde 27,4’le düzenli sigara kullananlar, bunlar ilk defa on dört yaşında başlıyor; yüzde 9,2’yle alkol kullananlar, ilk defa on yedi yaşında başlıyor; yüzde 2,9’la arkadaşlarından en az birinin madde kullandığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, Ankara’da yedi farklı lisede yapılan araştırmada ise lise öğrencileri yüzde 13,2 sigara, yüzde 23,5 alkol, yüzde 2,3 hayatta en az bir kere madde kullandığını ifade etmişlerdir. Ancak, son yapılan çalışmalar, ülkemizdeki sigara kullanımının çok yaygın olduğunu göstermektedir, bilhassa kadın nüfusta erkeklere oranla ciddi bir yükseliş görülmektedir. Ayrıca, toplumda alkol, uyuşturucu ve uyarıcı kullanımı da giderek artış göstermektedir. Bilhassa evlerde legal olarak kullanılan maddelerde ciddi artışlar vardır. Evde tiner kullanan çocukların sayısının, sokakta kullanan çocuklardan kat kat daha yüksek olmuş olduğu görülmektedir.

“Uyuşturucu” olarak adlandırılan bütün maddeler, beyin ve merkezî sinir sisteminden başlamak üzere vücudun bütün organlarını tahrip ederek etkileyen zehirlerdir. Akıl ve iradeyi etkisine alarak işlemez hâle getirirken kişiyi dengesiz yaparak normal yaşamdan uzaklaştırmaktadır. Maddi boyutunun ağırlığı yanında, beyin ve akıl sağlığının da en büyük düşmanıdır. Çok zeki, çalışkan, başarılı bir çocuğu, hayattan zevk almayan, ruhi sıkıntılar ve kaoslar içerisinde -bu maddeleri kullanmış olduğu için- görebiliriz.

Akıl ve zihnin en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa uğratarak, onu aileden, çevresinden ve toplumdan kopararak yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da hayvani bir hayata mahkûm etmektedir. Bağımlıyı yaşayan bir ölü hâline getiren, bu sebepten madde bağımlılığına giren insanların kendisi ve çevresi dışında ülke ekonomisine, sosyal yaşama, toplumsal hayata verdiği zararlar ifadelere sığmaz. Sonuçta anarşi, gasp, fuhuş, cinayetler, intiharlar karşımıza çıkmaya başlar.

Ülkemizde yapılan bir araştırmada, madde ve uyuşturucu bağımlılarının yaklaşık 2/3’ünün suç işlediği tespit edilmiştir. 24/2/2008 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında 94.277 hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır. Bu hükümlü ve tutukluların 13.280’i uyuşturucu suçlarından hapishanede yatmaktadır. Uyuşturucu suçlarının oranının da yüzde 15 civarında olduğu görülür. Son yıllarda cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından dolayı bulunanların sayısı ciddi oranda artış göstermektedir.

Ancak, kişinin kendisine ve topluma verebileceği zararlar söz konusu olunca konunun ne kadar ciddi ve önemli olduğu düşünülmelidir. Bu manada Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan uyuşturucuyla ilgili Komisyon raporu ve sonuçları da çok daha önemlidir. Toplumun geleceğini ilgilendiren bu konu üzerinde bıkmadan, usanmadan durmalıyız.

Birleşmiş Milletler Madde Kontrol Programı Birimi ile Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının beraber yürüttüğü, ülkemizde, madde kullanımı profili çalışmaları vakit kaybetmeden yapılmalı, çıkan sonuçlara göre de gerekli önlemler alınarak çalışmalar başlatılmalıdır.

Dünya uyuşturucu pazarında yaklaşık 450-500 milyar dolar dönüyor. Ülkemizde bu kara paradan pay alan ve ülke aleyhinde kullanan örgütler mevcuttur. Ülkemizde 50-60 milyar dolar civarında bir paranın bu yolla temin edildiği biliniyor. Uyuşturucu parasının en büyük sahibinin de PKK terör örgütü olduğu her yerde açıklanmış durumdadır.

Birleşmiş Milletler raporlarına göre PKK terör örgütü Afganistan, Pakistan, Irak üzerinden gelerek İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya pazarlarına ulaşmada rol oynuyor; ayrıca Hollanda, Danimarka kaynaklı, Arap ülkelerine doğru giden extacy gibi sentetik uyuşturucu kaçakçılığını bu terör örgütü yönetiyor. Bu yönden uyuşturucuyla ilgili mücadelenin önemi ülkemiz için bir kat daha artıyor.

Madde bağımlılığı bir sağlık sorunudur. Topluma bu yönlü mesajlar mutlaka geniş bir şekilde verilmelidir. Bunun sonucunda toplum tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu da kabul etmelidir.

Sayın milletvekilleri, Komisyon toplantılarında ve yapılan incelemelerde madde bağımlılığı ve uyuşturucuyla ilgili olarak çok dağınık bir yapı olduğu görülmüştür. Bu dağınık yapı merkezî bir yapıya kavuşturulmalı ve genel müdürlük bazında da mutlaka bir yapılanma olması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Uyuşturucuyla mücadelede çok etkin olmak gerekmektedir. Bundan dolayı da Komisyon raporunda da yer alan “Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle Mücadele Kanunu” adıyla özel kanun çıkarma gerekliliği vardır. Bu kanun çalışmalarıyla derlenip toparlanma sağlanacak, etkili bir mücadele gerçekleştirilmiş de olacaktır.

Uyuşturucu maddelerle ilgili suçlar kamunun sağlığıyla ilgili işlenen suçlardır, oluşturduğu zarar çok fazladır. Mahkemelerin uzaması, başka davalarla birleştirilmesi doğru değildir. Bundan dolayı uyuşturucu madde suçlarını soruşturma, kovuşturma ve yargılama aşamasını kapsayacak şekilde tahkikat konusu kendine has özellikler taşımaktadır. Onun için de bu konuda uzmanlaşmış hâkim ve savcıların bulunduğu ihtisas mahkemeleri mutlaka ama mutlaka kurulmalıdır.

Sayın milletvekilleri, uyuşturucu konusunda çocuklar çok önemlidir. Çocukları uçucu maddelerin zararlarından korumayla ilgili kanun bekletilmeden acil olarak Türkiye Büyük Millet Meclisince çıkarılmalıdır. Bu kanun teklifi, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülmüş, bütün siyasi parti temsilcilerinin ortak görüşüyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gönderilmiştir ancak müteaddit defalar gündeme getirmiş olmamıza rağmen henüz kanunlaşmamıştır. Bir çocuk bile bu duyarsızlıktan dolayı uyuşturucunun zalim pençesine düşse bunun hesabını kimden soracağız? Meclisimizin danışma kurullarına sesleniyorum: Her türlü, istediğiniz konudaki kanun tasarısını getirip görüşmesini yaptırıyorsunuz, insanlık için ve ülkemiz için en önemli kanun tasarılarından olan bu kanunu neden getirmiyorsunuz? Önümüzdeki günlerde danışma kurullarının görüşmeleri içerisinde bu konunun görüşülmesini özellikle arz ediyorum çünkü geleceğimizi ilgilendiren çok önemli bir konu, çocuklarımızın konusudur; ondan dolayı da bu kanunu mutlaka bu Meclis çıkarmalıdır.

Bunun dışındaki, ayrıca, diğer, uyuşturucuyla ilgili kanunların da Meclisimiz tarafından dikkatli bir şekilde çıkarılmasında fayda olduğu kanaatindeyim.

“Bağımlılık” denince sadece esrar gibi uyuşturucular aklımıza gelmemelidir. Evlerimizdeki çocukların hatta erişkinlerin bile İnternet bağımlılığı ciddi boyutlara ulaşmıştır. Kumar, at yarışı, alkol, sigara, kola kullanılması, Türk toplumu için çok önemli alışkanlıklar ve bağımlılıklar olarak önümüzde durmaktadır. Bu konuların da ciddi bir şekilde üzerinde durulması gerektiği kanaatindeyim. Bilhassa İnternet kullanımı noktasında çok ciddi sıkıntılar artık baş göstermeye başlamıştır. Çocuklarımızı İnternet’in başından alamıyoruz. Bu konuda da Meclisimize bazı görevlerin düşmekte olduğunu ifade etmek istiyorum.

Ülkemizde psikiyatr uzmanı ve psikolog sayısı yetersizdir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı acil önlem almalı ve personel temin etmelidir. Uzmanlar bu branşta çalışmak istemiyorlar çünkü çok zor hem de hayati tehlike arz ediyor, kanuni sorumlulukla karşılaşıyorlar. Bu branşta çalışan psikiyatr ve psikologlar için tercih edilecek bir ortam yaratmalıyız, doktorlar için yapılan ihtisas imtihanlarında psikiyatri dalı için ek kontenjanlar konulmalıdır, ayrıca psikologlar konusunda üniversitelerle görüşülüp psikologların sayısının artırılması noktasında da üniversite giriş imtihanlarında bazı kontenjanların artırılması gerekir diye düşünüyorum.

AMATEM merkezleri sayısı çok yetersizdir yani yeni merkezler oluşturmalıyız. Bağımlılıktan dolayı hastaneye müracaat eden herkese yatak verilmeli ve tedaviye derhâl başlanmalıdır. Yani hastaneye müracaat etmiş olup da “Tedavi olmak istiyorum.” diyen herkese cevap verilmesi gerekmektedir. Onu geri gönderdiğimiz zaman veyahut da o insanlara “Bugün git, yarın gel.” diye randevu vermiş olduğumuz zaman onun sıkıntılarını hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz. Ancak, yeni açılacak olan yerler iyi tespit edilmeli ve altyapı donanımları da mutlaka sağlanmalıdır.

Ülkemizde bazı şehirlerde çok ciddi şekilde madde kullanımında artışlar olduğu mevcuttur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi bunların başında sayabiliriz.

Ayrıca, denetimde serbestlik hizmetlerinin, suç şüphesinin öğrenilmesinden rehberlik, koruma ve yardıma kadar çok ciddi şekilde yapılması gerekmektedir.

Madde bağımlılığı rehabilitasyonunun özel önem arz ettiği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bu yapılmazsa kişinin kendine ve çevresine zarar vereceği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bu amaçla da tıbbi tahlil ve tetkik konusunda bir yönetmelik hazırlanarak bir standarda bağlı olması gerekmektedir.

Koruyucu hekimlik olarak on-on dokuz yaş grubundaki tüm çocuklara yaşam becerileri eğitimi programı uygulanmalıdır.

Okullarda sosyal ve psikolojik olarak destek programları geliştirilmeli, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenlerinin kadroları mutlaka artırılmalıdır. Bunların da çok yetersiz olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Hayat boyu öğrenmek için Devlet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, üniversiteler, on-on dokuz yaş çocukları için programlar yapmalıdır.

Gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak ve boş zamanlarını daha yararlı biçimde değerlendirmeleri için gençlik merkezleri kurulup destek olunmalıdır. Burada sivil toplum kuruluşları da desteklenmeli, onların da konuya eğilmeleri mutlaka ama mutlaka sağlanmalıdır.

Bu konuda basın ve medyaya da büyük görevler düşmektedir. Pembe diziler ve filmler yayınlanmadan önce bu yönlü olarak mutlaka denetlenmelidir. Alkol, sigara vesaireyle ilgili reklam ve filmler kaldırılmalıdır. Bu konudaki yayınlar halkın genelinin izlediği saatlerde yapılmalıdır. Hatta bazen yazılı basında yer alıyor, bilhassa alkol ve sigara reklamıyla ilgili olarak, buna da dikkat edilmesi gerektiğini buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum çünkü onların da etkili olmuş olduğu görülüyor.

Uyuşturucu ve madde bağımlılığı konusu, yazılı ve görsel medyanın sürekli gündem maddelerinden birisi hâline getirilmelidir.

Ayrıca, büyük şehirlere göç ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmalıdır. İnsanların bulunduğu yerde yaşamaları sağlanmalı, tarım ve hayvancılık göstermelik değil, ciddi olarak desteklenmelidir.

Çeşitli vakıflarca yürütülen sosyal yardımlar geçici bir destek olarak değerlendirilmeli, insanlar çalışmaya ve kazanmaya yönlendirilmelidir.

Yeni teşvik kanunlarıyla bütün şehirlerde istihdamı artırıcı, insanlara aş ve iş temin eden projeler desteklenmelidir.

Genç nüfusa sahip olduğumuz unutulmamalıdır. Okumuş işsizler ordusuna sahibiz. Çocuklarımıza gereken yeni beceri alanları, iş imkânları yaratmalıyız. İşsizlik ve boşluğa düşme, toplumumuzda birçok kötü alışkanlığın da sebepleri arasında sayılmaktadır.

Madde kullanıcılarının, son bir yıllık dönemde, yüzde 41’inin işsiz olduğu, yüzde 20’sinin ise tam zamanlı işte çalıştığı görülmüştür.

Yine, ülkemizde yapılan incelemelerde madde kullanıcılarının yarısından fazlasının uçucu madde kullanımı deneyimleri olduğu da görülmüştür.

Aile, Türk toplumunun temel direğidir. Aile ile ilgili Bakanlığa çok önemli görevler düşüyor. Aile bağlarını güçlendirici projeler ortaya koyarak bunları topluma, kamuoyuna anlatmalıdır. Çocuklarına ve ailelere sahip çıkmayan hiçbir millet ve devlet ayakta kalamamıştır.

Suçu, oluşmadan koruyucu önlemler alarak önlemek mecburiyetindeyiz. Madde kullanımında çocuk ve ergenlerin bulunduğu bazı ortamların riskli olduğu kabul edilmelidir. Erken tanıma ve tespit bu konuda çok önemlidir. Aile ve okul çocuğu mutlaka izlemelidir. Risk grupları takibi ciddi olarak yapılmalıdır. Evine, her zaman, akşamları saat on civarında gelen çocuklar mutlaka incelenmelidir, onlar takip edilmelidir. O çocuklarımız niçin onda, on birde geliyor? Bunları takip etmek mecburiyetindeyiz. Bilhassa başarılı bir şekilde okuluna devam ederken çocuğun bir anda başarısız olmasını, yani derslerinde çok ciddi oranda başarı kaybetmiş olmasını mutlaka takip etmek mecburiyetindeyiz. Bunları takip etmiş olduğumuz zaman, bir noktada, erken tedaviye başlama durumu olabilir, erken teşhis imkânıyla da karşılaşmış olabiliriz. Ondan dolayı da ailelerimize çok önemli görevler düşüyor ve beraberindeki okul yöneticilerine ve bilhassa öğretmenlerimizin de bu konuda görev alması gerektiği kanaatindeyim. Onların takipleriyle çocuklarımız kurtarılabilir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa’da uygulanan ve ülkemizde uygulanması istenilen ESPAD, yani Avrupa Gençlerde Madde Kullanımı Değerlendirme Projesi 2003 yılından itibaren Millî Eğitim Bakanlığı izin vermediğinden dolayı yapılamamıştır. Yani okullarımızda, gençler arasında istatistiki genel bilgiler 2003 yılına dayanmaktadır. Bu doğru değildir. Sayın Bakan “Verilen istatistiki sorular bizim insanımıza, kültürümüze uymamaktadır.” demektedir. Ben geçenki birleşimlerde bu yönde bir soru sormuştum ve bana bu şekilde cevap vermişti. Sayın Millî Eğitim Bakanı isterse soruları değiştirebilir veya aynı soruyu farklı olarak sordurabilir. Dünyada madde ve uyuşturucu bağımlılığı takibi ve alınan önlemler bu metotlarla yapıldığına göre, ülkemize de bu konuda sorumluluk düştüğünü unutmamak mecburiyetindeyiz.

Gösterilen mazeret mazeret değildir. Ailesinde bir tane bile madde bağımlısı bulunan bir anne babanın çektiklerini yaşamayan hiçbir surette bilemez. Ateş bacayı sarmadan gerekli önlemleri almamız gerekmektedir. Bu konuyu dikkatinize sunuyor ve sonuçlanmasını bekliyoruz. Özellikle AMATEM merkezlerini, yani alkol ve madde bağımlılığıyla ilgili tedavi merkezlerini ziyaret ettiğimiz zaman görüyoruz. Orada bazı insanların yürekleri yakan görüntülerine hep beraber şahit oluyoruz. Yani ailesinde bir tane madde bağımlısı olan insanın çok zor durumlarda olduğunu, neler yaşamış olduğunu da buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ondan dolayı da Sayın Millî Eğitim Bakanının 2003 yılındaki o verileri değil de, 2009 yılındaki verileri ortaya koymasında fayda olur diye düşünüyorum. Yani soruları komisyonlarda değerlendirsinler, aynı sorular farklı yöntemler içerisinde sorulabilir demek istiyorum.

Ülkemiz için diğer bir önemli konu da şudur: Avrupa’da, başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde, bildiğimiz gibi 3,5 milyonun üzerinde Türk yaşıyor. Avrupa Türklerinde uyuşturucu ve madde kullanımı çok büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa şehirlerinin varoşlarına gidilince, köşe başlarında uyuşturucu bağımlısı birçok genç çocuğumuza rastlıyoruz.

Almanya hapishanelerinde 30 binin üzerinde Türk insanı bulunuyor. Bunların suç incelemelerine baktığımız zaman birçoğunun uyuşturucuyla ilgili olduğu görülüyor. Ayrıca, Alman makamları bu suçtan dolayı hapisteki insanların cezaları bitince Türkiye'ye gönderiyorlar. Bu çocuklarımız Türkiye'ye gelince şehrine, köyüne gidiyor ama işte bundan sonra esas problem başlıyor. Burada saatli bomba gibi dolaştığı ve bu hastalığı insanlara bulaştırdığı görülüyor. Bundan dolayı da Avrupa Türkleri, dış Türklerle ilgili de çalışmalar yapmak mecburiyetindeyiz. Son zamanlarda özellikle -mesela yurt dışı seyahatlerinizde, lütfen gittiğiniz zaman takip ediniz- Frankfurt’ta olsun, Almanya’nın bazı kentlerinde veyahut da bazı yerlerde -bu konuyu çok önemli olarak yani üzerine basarak söylemek istiyorum- oradaki çocuklarımızda bu yönlü olarak çok ciddi bir yönelme vardır. Ondan dolayı da Meclisimizin bu yönlü olarak da çalışma yapmasında fayda olduğu kanaatindeyim.

Yurt dışıyla ilgili çalışmalar vakit kaybedilmeden başlatılmalıdır. Diyanet ve Millî Eğitim ile birlikte aile ile ilgili Bakanlığın da katkıları ile özel bir proje mutlaka ama mutlaka bu çocuklarımız, bu insanlarımız için başlatılmalıdır. Yurt dışında bu hastalığa yakalanan insanlarımızın tedavisi için çalışılmalı, onlara tıbbi ve sosyal destek de verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Doğru.

REŞAT DOĞRU (Devamla)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gençliğimizi ve dolayısıyla geleceğimizi etkileyen bu çok önemli sorun üzerinde her türlü siyasi mülahazayı bir yana koymak mecburiyetindeyiz. Okul-aile iş birliği ve sivil toplum kuruluşları ve devletin ciddi tutumu ile bu sorunun çözümünü gerçekleştirebiliriz. Sağlıklı nesillere ancak gençlerin bu tehlikeli durumu görmesi, aile ve toplumun ortak mücadelesi ile ulaşabiliriz. Devlet birey ve toplum sağlığından sorumludur.

Bu amaçla Meclis olarak bu Komisyon raporunu çok iyi bir şekilde inceleyip gerekli olan kanuni düzenlemeleri vakit kaybetmeden derhâl yapmalıyız. Gerçi çok kalın bir rapor olarak karşımıza getirilmiş ve sizlere sunulmuştur ama sayın milletvekilleri, bu raporu tüm milletvekili arkadaşlarımızın okumasını ben tavsiye ediyorum. Gördüğüm kadarıyla, belki konuşmacıların da bazıları tam olarak bu raporu okumamış olabilirler ama konunun önemi göz önüne alındığı zaman, yani geleceğimizi ilgilendiren, çocuklarımızı ilgilendiren, toplumumuzu ilgilendiren, Türk toplumunu ilgilendiren bir konu olunca, bu rapor, ciddi bir şekilde, hatta altı çizilerek de okunmalıdır. Ancak bunu okuduğumuz zaman daha iyi anlayacağımız kanaatindeyim.

Sayın Komisyon Başkanımız Necdet Bey’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Kendisi, arkadaşlarla beraber, tüm Komisyon üyeleriyle beraber çok ciddi çalışma yaptı. Ben de çalışmaların birçoğuna katılmaya çalıştım, Komisyon üyesi olarak. Çok değerli insanlar geldiler ve ülkemizdeki söz sahibi sivil toplum kuruluşlarının çok değerli insanları geldiler ve bu raporun hazırlanmasında özel önem arz ettiler. Ondan dolayı da kendilerine ve Komisyon raporunu hazırlayan tüm insanlara, buradan, Meclis kürsüsünden teşekkür etmek istiyorum. Ancak tabii, o insanların hepsi ve şu konuşmalarımızı dinleyen insanların hepsi, bu raporların sonucunun da bu Mecliste gündeme getirilmesini arzu ediyor, yani bu raporlar iyi incelendiği zaman ve beraberinde de kanuni olarak çalışmaları başlattığımız zaman, yani buraya yeni kanun teklifleriyle gelmiş olduğumuz zaman, ben inanıyorum ki o zaman ancak gerçek değerini vermiş olacağız.

Uyuşturucu kullanmayan, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlığı bulunmayan sağlıklı bir nesil temennisiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 26 Şubat 2009

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook