İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Mayıs 2009 · 2.468 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 7 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇOCUKLARIN UÇUCU MADDELERİN ZARARLARINDAN KORUNMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.89)); konuşma 2.468 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2009-05-07-cocuklarin-ucucu-maddelerin-zararlarindan-korunmasina-dair-kanun-tekli (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Çocukların Uçucu Maddelerin Zararlarından Korunmasına Dair Kanun Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, terör örgütleri tarafından şehit edilen askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Türk tarihinin her döneminde olduğu gibi hainlere her zaman Türk milleti gereken cezayı vermiştir, bugün de verecektir, yarın da verecektir demek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun çok önemli bir kanundur. Sigara, alkol gibi uçucu ve çözücü maddelerin, çocukların kolay temin etmesinden dolayı alışkanlık yapmakta olduğu görülmektedir. Bu maddelere çocuklar hamur atölyelerinden veya kırtasiye sektöründen kolay bir şekilde ulaşabiliyorlar. Bu da daha çok iş gereği, okul çalışması gereği karşımıza çıkıyor. Bu önemli sorun gün geçtikçe de ilerlemektedir. Hatta bazen çocuklarımızda veyahut da insanlarımızda bu konuyla ilgili olarak intiharlara kadar ulaşan bir tabloyu görüyoruz. Bu yönde olarak da çıkarılmakta olan kanunun önemli olduğunu ve bundan sonraki dönemlerde de bu tür kanunların mutlaka çıkartılması gerektiğini düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, uçucu maddelerin içerisinde “tolüen” denen bir madde vardır. Bu tolüen maddesi, işte, tinerdir, balidir, buradan alınarak çocuğun vücuduna girmekte, onda çeşitli psikolojik etkiler meydana getirerek alışkanlığa doğru çok süratli bir şekilde de götürmektedir. Günümüzde uçucu madde kullanımını kanıtlayacak spesifik bir laboratuvar testi de bulunmamaktadır. Uçucu madde zehirlenmelerinin, dolayısıyla antidotunun da olmadığını söylemek istiyorum.

Tabii, madde bağımlılığı konusu Türkiye’miz için en önemli konuların başında gelmektedir. Bu konuyu hatta siyaset üstü, politika üstü şeklinde de değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü geleceğimizi ilgilendiren, Türk milletinin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir konudur. Bu mealde de zaten Meclisimiz bir araştırma komisyonu kurmuş, araştırma komisyonunun neticesinde de çok önemli kararlar alınmış ve alınan kararların uygulama safhasına geçirilmesini de beklemekteyiz. Hatta şahsım olarak bununla ilgili bir kanun teklifi hazırladım ve kanun teklifini de şu an itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş durumdayım.

Tabii, devlet olarak çalışmalar yapıyoruz. 31/12/2007 tarihinde İçişleri Bakanlığının imzasıyla Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı yayınlanmış ve bununla beraber de bilim ve koordinasyon kurulları kurulmuştur. Bu iki kurul vasıtasıyla ülke politikaları ve uygulamalar tüm yönleriyle, akademik bakış çerçevesinde değerlendirilmekte, alınan kararlar da koordinasyon kurullarına aktarılmaktadır.

Tabii, aktarılmaktadır ama bu yönde olarak şunu da söylemek mecburiyetindeyiz: Türkiye genelinde acaba uyuşturucuyla mücadelede veyahut da madde bağımlılığıyla mücadelede ne kadar başarılıyız, bunu hep beraber görüyoruz. Yani alınan kararlar vardır, yapılan toplantılar vardır, komisyon toplantıları yoğun şekilde çalışmaktadır ama şurası da bir gerçektir ki her yönüyle çok süratli bir şekilde uyuşturucunun ülkemizde, okullarımızda, çocuklarımızda gün geçtikçe yayılmakta olduğunu da görüyoruz. İşte bu mealde de çok önemli olduğunu, yani bu konunun çok önemli olduğunu söylemek istiyorum.

Çocuklarımıza bakmış olduğumuz zaman madde bağımlılığı sebeplerinin birçoğunu görürüz ama şurası da bir gerçektir ki madde bağımlılığı bir sebep değil, bir sonuçtur. Bundan dolayı da aile içerisinde anne ve babanın çocukla ilişkilerinde yaşadığı sorunlar çok önemlidir. Geçimsizlik, uyumsuzluk bunların başında gelir. Çocuk sokağa itildiği zaman, yani geçimsizlik sebebiyle veyahut uyumsuzluk sebebiyle sokağa itildiği zaman işte burada tehlikenin başlamakta olduğunu da görüyoruz.

Çocuk, ailesinde bulamadığı ilgiyi, desteği, sokakta, arkadaş grubunda bulmaya başlıyor. Hatta yapmış olduğu çalışmalarının veyahut da konuşmalarının orada onay bulmasıyla beraber de tehlike başlıyor. Sokaklarda yaşamaya başlıyorlar. Sokak onun bir parçası hâline geliyor. Sokakta kimlik kazanıyor hatta bazen sokakta güç kazanmakta olduğunu da görüyoruz.

Çocuk aileden tamamen koparak sokağın bir parçası olduğu zaman her türlü manipülatif etkiler, arkadaş etkisi, maddeye alıştıran çıkar gruplarının etkisi, merak, ilgi çocuğu maddeye doğru çok süratli bir şekilde yöneltiyor. Çocuk madde bağımlısı hâline geliyor. Madde kullanan çocuklar tiner, bali, esrar, kokain, ecstasy ve çeşitli karışık maddeler şeklinde kullanıyorlar. Sonuçta işte toplumda hep beraber görmüş olduğumuz kapkaç olaylarıyla karşılaşıyoruz, hırsızlık olaylarıyla karşılaşıyoruz, tecavüz olaylarıyla karşılaşıyoruz. Daha doğrusu fiziksel şiddet, duygusal şiddet de beraberinde başlıyor. Tabii, bunu sadece fakir ailelerin çocuklarında görmüş olduğumuzu da söyleyemeyiz. Özellikle ekonomik durumu yüksek olan ailelerde de bu madde bağımlılığı veyahut da çocukların bu uyuşturucuyla ilgili bağımlılığını da görüyoruz. Burada aile ilişkilerinin, eş ilişkilerinin önemi olduğu kadar şunu da söylemek mecburiyetindeyiz ki tiner kullanımı veyahut da uçucu madde kullanımları, sayın milletvekilleri, belki de sokak çocuklarından daha fazlasının, 3 mislisinin, 4 mislisinin aile içerisinde olduğunu da söylemek mecburiyetindeyiz. Yani aile içerisinde görülmeyen bir şekilde uyuşturucu kullanımı, işte bu uçucu maddelerin kullanımının da yoğun bir şekilde artmakta olduğunu da söylemek durumundayız.

Tabii, bunların içerisinde aile arasındaki iletişim sorunları dedik veyahut da parçalanmış aileler, çocuklar burada çok önemli. Ailede bir madde kullanıcısının olması çocukta bunun kullanılmasına da etkili oluyor. Özellikle bunu sigara kullanımında, alkol kullanımında hatta esrar kullanımında bile görebiliyoruz. Yani, eğer ailenin içerisinde sigara kullanımı varsa veyahut da esrar kullanımı varsa, alkol kullanımı varsa çocukların bu yönlü olarak da oraya doğru yönelmekte olduğunu da görüyoruz. Çocuklar bu işe merakla başlıyorlar, arkadaşlarıyla başlıyorlar yahut da annesini babasını örnek alarak başlıyor.

Çocuğun sosyal faaliyetlerle yaşantısının, değerli milletvekilleri, işte doldurulmasının bir örneğini de burada görüyoruz. Yani çocuklarımıza aile yuvasının şefkatinin verilmesi, aileyle beraber sahip çıkılmasıyla beraber ondaki bu kötü alışkanlıkların da, hani sebep değil sonuç dediğimiz o tablonun da nerelere varmakta olduğunu görüyoruz. Sosyal beceri, sanata yöneltme, spora yöneltme şeklinde çocuklarımızın meşguliyeti noktasında veyahut da onların bir noktaya doğru yönlendirilmesi noktasında ne kadar önemli olduğunu da dikkatinize çekmek istiyorum.

Uçucu maddelerin başlama yaşı toplumumuzda on yaş ila on, on bir, on üç yaşları civarındadır. Hapta bu oranı on altı-on yedi yaşlarında görüyoruz. Esrarda on altı, eroinde on sekiz-on dokuz yaşlarını görüyoruz. Ama enteresandır ki Türkiye’mizde, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde bu madde bağımlılığı yaşının altmış yaşın üzerinde olduğunun da görüldüğü yerler vardır. Yani altmış yaşın üzerinde, romatizmal manada veyahut da başka çeşitli manalar şeklinde, vücuda sürme şeklinde de bu madde bağımlılığıyla karşılaşan, hatta ondan sonrasında da işte, vücuduna sürüp ondan haz alıyor, ondan birtakım, işte, vücuduna geçmesiyle beraber bu maddeye bağımlılık oranının artmakta olduğunu Doğu ve Güneydoğu bölgesinde bu manada da görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, esrar ve eroin gibi maddeler yükseköğrenim görmüş kişilerde de görülüyor. Ülkemizde 35-36 milyon çocuk vardır. 2003 itibarıyla sokakta yaşayan çocuk sayısının 88.313 olduğu görülmüştür. Bunların yüzde 44’ü madde bağımlısıdır. Aile içinde bunların kullanım oranlarının 3 misli olduğunu yani bağımlılığın daha fazla artmış olduğunu görüyoruz.

İstanbul Valiliği 1997 yılında, Ankara Valiliği ise 2000 yılında on sekiz yaşından küçük çocuklara tiner, bali, derby gibi kimyevi maddelerin satışını yasaklamıştır. “Bu yasaklamanın aksini yapanlar üç yıl ila altı ay arasında hapis cezasıyla çarptırılır.” şeklinde de hüküm konulmuştur. Hatta bu yasak seksen bir ile bildirilerek ulaştırılmıştır. Ancak geçen yedi yıl içerisinde -enteresandır bakınız- 46 iş yeri hakkında cezai işlem yapılmıştır. Yani alınmış olunan karar bir noktada uygulanmamış ve uygulanmamasıyla beraber de işte şu an itibarıyla başta büyük şehirler olmak üzere hem madde bağımlılığını hem de uçucu maddelerle ilgili bağımlılığı çocuklarımızda yoğun bir şekilde görmekteyiz.

Enteresandır, Millî Eğitim Bakanlığımızın yapmadığı istatistikler, Türkiye Kamu Çalışanları Sendikası olan Türk Eğitim-Sen tarafından yapılmıştır. Kırk ilde dokuz-on yedi yaş grubu arasında 13.430 öğrenci denek olarak kullanılmış, 2.748 sokak çocuğuna ulaşılmış, araştırma yapılmıştır. Ankete katılan öğrencilerin yüzde 16’sı sigara, yüzde 11’i alkol, yüzde 2,9’u uyuşturucu kullanmış, sokak çocuklarının ise yüzde 84’ü sigara, yüzde 68’i alkol, yüzde 82’sinin ise uyuşturucu kullandığı görülmüştür. Uyuşturucu kullanan öğrencilerin de yüzde 66’sının uyuşturucu kullanımına yapıştırıcı ve tiner gibi uçucuları koklayarak başladığı ifade edilmiştir. Uyuşturucu kullanan sokak çocuklarının yüzde 92’si ise uyuşturucu kullanımına uçucu madde kullanarak başlamıştır. Uçucu madde koklayarak başlayan çocuklara sorulduğunda, bunun yüzde 71’i temininin kolaylığından, yüzde 68’i ise kokusundan hoşlandıklarını ifade etmişlerdir.

Yani sonuçta şu ana kadar, yaklaşık olarak benim bildiğim kadarıyla üç seneden beri, iki senenin üzerinde bu kanun bekliyor. Bu kanunun işte Türkiye Büyük Millet Meclisine verildiği tarihten itibaren de yine, sayın milletvekilleri, kanunun çıkmamasından dolayı da birçok çocuğumuzun bu uyuşturucuyla karşılaşmış olduğunu da söylemek istiyorum.

Yani yüzde 71’i teminindeki kolaylıktan dolayı bu hastalıkla -çünkü uyuşturucu kullanımı bir hastalıktır- karşı karşıya kalmıştır. Tabii birçoğu da kokuyu sevdiklerinden, yani bu kokuyu sevdiğinden dolayı da kullandığını ifade ediyor.

Yani, değerli milletvekilleri, şunu söylemek istiyorum ki bu sorun günden güne artarken özellikle suç işleyen çocuklarda, tutukevinde yapılan bir araştırmada yüzde 60’ın üzerinde bu maddeye bağımlılığıyla ilgili, uçucu madde bağımlılığıyla ilgili çocuklarımızla da karşılaşmakta olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

Tabii, işte burada en önemli şey aile yapısının korunması, geliştirilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Aile yapısının bozulmasıyla çocuklar erken yaşlarda sorunlarla karşı karşıya kalıyor ve ailede çocuk kendine örnek alacak ebeveynleri bulamıyor. Bu da, çocukları erken yaşlarda madde kullanımına başlamasında en önemli sebep olarak karşımıza çıkarıyor. Hatta bunun diğer sebeplerinden birisi de zorunlu göçle ilgilidir çünkü göçle ilgili olarak da Doğu ve Güneydoğu bölgesinden gelerek büyük şehirlerin varoşlarına yerleşen çocuklarda da -bir tür hastalık diyorum- bu hastalıkla yoğun bir şekilde karşılaşmakta olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

Tabii, bunların çeşitli noktalarda önlemlerinin alınması gerekiyor ve bunlardan en önemlisi okullarımıza düşüyor. Bakınız, okul müfredatıyla ilgili gerekli bilgilerin verilmesi gerekiyor çocuklarımıza. Bu konularda da –işte, Meclis olarak alınacak kararların belki bir bölümü olabilir- özellikle okul çağındaki ilkokul çocuklarımıza… Çünkü aşağı yukarı madde bağımlılığı yaşının Türkiye’mizde dünyadan da farklı olarak neredeyse yedi sekiz yaşlarına doğru çok süratli bir şekilde inmekte olduğu düşünülürse demek ki o zamanki çocuklarımız okullara başladığı zaman bununla ilgili müfredata gerekli bilgilerin de konulması gerekiyor.

Okulda sosyal ve psikolojik olarak destek programları mutlaka yapılmalıdır. Psikolojik danışmanlık rehberliği önemlidir ama şu an itibarıyla Türkiye’mizin birçok okulunda da psikolojik danışmanlık merkezlerinin olmadığını, rehberlik uzmanlarının çok kısıtlı sayıda olduğunu da ifade etmek istiyorum. Burası da çok önemlidir çünkü okullarda bu tür çocukların ilk başta müracaat ettikleri yer rehberlik hocalarıdır, psikolojik danışmanlık merkezleridir. Bu mealde de rehberlik branşının artırılmasını, bu manada da kadroların artırılmasını da beklemekte olduğumu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca bu konuda medya da çok önemlidir. Sinemalarda, TV’lerde, dizilerde bu konuya çok önemli bir şekilde dikkat çekilmelidir.

Aileyle ilgili Bakanlığın da çalışmalar yapması gerekmektedir. Tabii şu an itibarıyla görmüş olduğumuz tablo içerisinde aileyle ilgili Bakanlığın da çok fazla başarılı olamadığını da söylemek mecburiyetindeyiz. Gerçi Bakanlık olarak aile eğitimleri yapılmaya çalışılıyor, çocuklarla ilgili birtakım çalışmalar yapılıyor ama şu anda görmüş olduğumuz tablo da gösteriyor ki başarılı olunsaydı belki de şu anda çok ağır bir tabloyla, bu tabloyla da karşılaşmamış olurduk.

Özellikle çocuklarımıza beceri kursları açılmalı, onlar yönlendirilmelidir. Aile hizmet birimleri kurulmalı.

Ayrıca, bu sokak çocuklarının büyük bir kısmı okullarını, eğitimlerini yarı bırakarak sokaklara geçmektedirler. Okuldan ayrılan çocuklar… Mutlaka onlara sahip çıkılması, onlara çeşitli noktalarda birtakım öneriler şeklinde götürülerek, onların toplum içerisindeki suç örgütlerinin ellerine düşmesi önlenmelidir. Ayrıca, tabii, suç işleyen çocuklara da destek olunmalıdır.

Bakınız -bir ay önce konuşmamda söylemiş olduğum gibi- şu andaki suçlu çocukların büyük bir kısmı, yaklaşık olarak yüzde 60 grubu, bu, işte, tiner kullanımından, uyuşturucu kullanımından, madde bağımlılığından dolayı hapse girmişlerdir. Onların oradan çıkmalarıyla beraber o çocuklara sahip çıkılması gerektiği, onların yönlendirilmesi gerektiğini söylemek istiyorum.

Uyuşturucu bağımlısı kişi özgürlüğünü tamamen kaybeder, kendine olan güveni zayıflar. İnsanın prensipleri yok olurken kendini kontrol edemez duruma gelir.

Madde bağımlılığında erken teşhis çok önemlidir. Gencin içinde bulunduğu okul, aile, yakın çevreye çok önemli görevler düşmektedir. Ne kadar erken fark edilirse kişinin bağımlılıktan kurtulma şansı da o kadar çoktur. Kişide arkadaş çevresinin değişmesi, aile ilişkilerinin azalması, okul başarısı ve okul devamlılığının azalması, daha fazla para harcaması, bazen neşeli ve sakin hâlinden farklı şekilde yırtıcı bir konuma gelmesi, ruhsal problemlerin ortaya çıkmasıyla beraber bu durumla karşılaşmakta olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Yani çocuğa çevre olarak sahip çıkmak mecburiyetindeyiz, aile olarak sahip çıkmak mecburiyetindeyiz, en önemlisi de toplum olarak aile yapısını güçlendirerek sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.

Tabii, buradan konu şuraya geliyor -konumuz çocuk olunca- ESPAD Projesi diye bir proje vardır, sayın milletvekilleri. ESPAD Projesi, Avrupa Gençlerde Madde Kullanımı Değerlendirme Projesi’dir. Türkiye’de sigara, alkol ve madde bağımlılığı konusunda tatmin edici bir veri tabanı bulunmamaktadır. ESPAD Projesi ülkemizde 2003 yılında yapılmış ve o zamanki veriler ortaya konmuştur ancak bunun dört yılda bir yapılması gerekmektedir.

Tabii, bununla ilgili, ESPAD Projesi’yle ilgili, Komisyon çalışmaları esnasında da çok şiddetli konuşmalar meydana gelmiş, hatta bazı konularda suçlamalar da ortaya konmuştur ama…

Sayın milletvekilleri, ESPAD Projesi’nin çok önemli olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. Eski Millî Eğitim Bakanımıza biz bu konuyu anlatamadık. Özellikle Komisyon çalışmaları esnasında sert tartışmalar yaşandı. Komisyonumuzun çok değerli üyeleri bu konularda çok önemli görüşler ortaya koydular. “ESPAD Projesi’nin mutlaka ülkemizde uygulanması gerekir.” diye bir tablo ortaya konuldu ancak bunu biz gerçekleştiremedik. Şu an itibarıyla okullarımızdaki verilerin hepsi 2003 yılında yapılan o projeyle ilgilidir ama 2003 yılından, işte, 2009 yılına geldik, hâlâ biz o projeyi uygulatamıyoruz. İnanıyorum ki yeni Bakanımız bu projeyi önemser, çocuklarımızı önemser, gençliğimizi önemser de bu proje bir an önce uygulamaya konur çünkü Türkiye’de madde kullanımı veri bankası mutlaka oluşturulmalıdır. Yani elimizde veriler olmadığı zaman, o zaman çalışmalarımızın hedefinin nereye ulaştığını bilemiyoruz. Yani burada esasında çocuklarımız üzerindeki yapılacak olan çalışmalar bazen, tabii, bazı şekilde, işte, “Bize uymayan sorular vardır.” şeklinde değerlendiriliyor ama sayın milletvekilleri, o Komisyon yetkilileriyle bizler görüştük, o Komisyon yetkilileri Türk toplumuna uymayan soruları çıkarttıklarını hatta o sorular yerine başka sorular konduğunu, yani Türk toplumuna uygun soruların sorulması gerektiği konusunda fikir birlikteliğinde olduklarını ifade etmeye çalıştılar. Hatta o Komisyondaki çok değerli hocalarımız da bu konuda çok ciddi manada önümüzde sıkıntı olduğunu, bir manada da elimizdeki son verilerin 2003 yılında olmasından dolayı da yapmış olduğumuz çalışmaların nereye gelmekte olduğu veyahut da nereye gelmiş olduğunu da anlayamadıklarını söylüyorlar. Ben inanıyorum ki yeni Bakanımız, Millî Eğitim Bakanımız bu konuyu tekrar çok iyi şekilde değerlendirir ve değerlendirmesiyle beraber de buna izin verir ve önümüzde de, en azından, 2003-2009, yaklaşık olarak altı yıllık bir süre geçmiştir, altı yıllık süreyi biz kapatır ve beraberinde de elimize verileri alır ve ona göre de çocuklarımızın bu veyahut da toplumumuzun en önemli yarasını tedavi etmenin yollarını buluruz.

Sayın milletvekilleri, tabii, alışkanlıklar diyoruz. Bunlar alışkanlıklar işte. Alışkanlıklardı zaten bu sorunun en önemli oluş sebeplerinin başında gelen. “Ben günde bir tane içersem bir şey olmaz.”, “Haftada bir kadeh alırsam yine bir şey olmaz.”, “Esrar ottur, zararı yoktur.” şeklindeki söylemlerin hiçbirisi doğru değildir. Kullanılan madde arttıkça bağımlılığın da artmakta olduğu görülür. Yani “Bir kezden bir şey olmaz.” denir ama ondan sonra her şey o bir kez kullanmaktan başlamıştır: Dolayısıyla, bağımlılığın çok süratli bir şekilde artmakta olduğunu da gösterir.

Bağımlılıkta sadece esrar, eroin gibi yasa dışı maddelerin dışında başka şeyleri de saymak mecburiyetindeyiz. Bakınız, şu anda toplumumuzda at yarışları vardır, loto vardır, kumar oyunları vardır, hatta sigara ve kola kullanımı yanında -enteresandır- son zamanlarda İnternet alışkanlığıyla da karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Doğru, devam edin.

REŞAT DOĞRU (Devamla)Evlerimizde şu anda çocuklarımız yoğun bir şekilde İnternet kullanmaya çalışıyorlar. Yani İnternet kullanımının bir bağımlılık yaratmakta olduğunu da ifade etmek istiyorum. O manada bir noktada İnternet kullanımının da, yani çocuklarımızı ve ailelerimizi, gençlerimizi oraya bağlama noktasında da, bunun da bir alışkanlığa doğru çok süratli bir şekilde gitmekte olduğunu ifade etmeye çalışıyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii, ülkemizin en önemli konusu olan bu madde bağımlılığı konusu, önümüzdeki yıllarda hem dünyamızın önemli sorunu olacak hem de aynı zamanda Türkiye’mizin de çok önemli sorunu olarak karşımıza geleceğine ben inanıyorum.

Bu mealde, sözlerimin başında söylemiş olduğum, bununla ilgili, yani komisyon çalışmalarıyla ilgili bir kanun teklifi hazırladım ve Türkiye Büyük Millet Meclisine verdim. Bu kanun teklifimizin esas özü şudur. Tabii, bunu söylemekteki maksadım da bu kanunla ilgili desteği beklemekte olduğumdur. Basın toplantısıyla da kamuoyuna bunu açıklamaya çalıştım.

Şu anda ülkemizde sadece, sanki, işte, bir yerde, arz noktasında mücadele edilmeye çalışılıyor. Yani burada emniyet güçlerimize teşekkürlerimi sunuyorum, özellikle Emniyet Genel Müdürlüğüne...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 7 Mayıs 2009

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook