Çin halk cumhuriyeti sincan uygur özerk bölgesi'ndeki olayların yıl dönümü münasebetiyle
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 129. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Temmuz 2010 · 618 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 6 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇİN HALK CUMHURİYETİ SİNCAN UYGUR ÖZERK BÖLGESİ'NDEKİ OLAYLARIN YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 618 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Çin halk cumhuriyeti sincan uygur özerk bölgesi'ndeki olayların yıl dönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-07-06-cin-halk-cumhuriyeti-sincan-uygur-ozerk-bolgesi-ndeki-olaylarin-yil-do (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 23’üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, Hakkâri’de, Şemdinli’de vermiş olduğumuz, Türk Silahlı Kuvvetlerinin vermiş olduğu 3 tane şehide Allah’tan rahmet diliyorum, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı diliyorum. 3 yaralımıza da Allah’tan şifalar diliyorum.
Türk tarihinin her döneminde hainler, ihanet edenler gereken cevabı bulmuşlardır. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemlerde de yüce Türk milletine silah çeken, onun bütün değerlerine karşı mücadele veren o terör örgütlerine karşı da gereken cevap verilmiş olacaktır.
Sayın milletvekilleri, Dışişleri Bakanlığı en önemli bakanlıklarımızın başında gelmektedir. Tabii, Türk milletinin değerlerini, Türk milletinin isteklerini, Türk milletinin her şeyini koruyan bir bakanlıktır. Ancak Dışişleri Bakanlığı olarak, Türk dünyasında yapılan çalışmalarla ilgili olarak söylemek isteriz ki Türk dünyasının beklemiş olduğu konularda başarılı olunmamıştır. Türkiye'nin birçok sorunları vardır, Türk dünyasının birçok sorunları vardır. Türk dünyasında Dışişleri Bakanlığının çok önemli görevler yapması gerekirken, şöyle bir baktığımız zaman Türk dünyasındaki sorunların hep beraber durmakta olduğunu görüyoruz.
Bakınız, şu anda Türkiye'nin Azerbaycan’la ilişkileri… Azerbaycan’ın yüreği yanmaktadır, Azerbaycan’da Karabağ işgal edilmiş ve Karabağ işgaliyle beraber yedi tane Azerbaycan kenti de işgal altındadır. Ama işgalin bir türlü sona ermemiş olduğunu, bununla beraber Ermenistan açılımlarının olduğunu görüyoruz. Yani, şu an itibarıyla Azerbaycanlı insanların hepsinin yüreği “Acaba benim ülkemdeki işgal ne zaman sona erecek ve 1 milyonun üzerindeki o kaçkın insan ne zaman yurtlarına dönecek, topraklarına dönecek?” şeklindedir. Ama bakıyoruz ki, şu an itibarıyla dünyanın birçok yerinde de neredeyse bu konu unutulmaya doğru yüz tutmuş ve de o insanların problemleri neredeyse bir kenara bırakılmış durumdadır.
Aynı durumu, tabii şu anda Özbekistan’da da görüyoruz. Bakınız, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde bir türlü gelişme olmuyor. Hâlbuki, Özbekistan Türk dünyasının en önemli ülkelerinden birisidir. Yaklaşık olarak 25 milyon nüfusuyla Orta Asya’nın kalbi, Türk dünyasının, Türk milletinin kalbinin olmuş olduğu bir yerdir. Buhara, Semerkant, Taşkent, buralar yüce Türk milletinin değerlerinin olduğu, tarihinin yaşanmış olduğu bir yerdir ama bakıyorsunuz, yine, Özbekistan’la ilişkilerimiz geliştirilemiyor ve Türkiye-Özbekistan ilişkileri ta ilk zamanlardaki gibi, neredeyse yaklaşık olarak sekiz on sene önceki konuma gelmiş ve bir arpa boyu da yol alınmamış olduğunu görüyoruz.
Tabii, bunun dışında, yine bakıyorsunuz Kırgızistan’la ilişkiler… Şu anda Kırgızistan’da Türkiye Cumhuriyeti devletinin çok farklı bir konumda olması gerekiyor. Sağ olsun Sayın Dışişleri Bakanımız, geçenlerde Devlet Başkanlarının yemin törenine katıldılar. Hâlbuki biz Dışişleri Bakanımızdan, devlet yetkililerimizden o coğrafyada devamlı olarak olmasını bekliyorduk yani Kırgızistan’da da olmalılar, Özbekistan’da da olmalılar, Azerbaycan’da da olmalılar. Yani, o coğrafyanın her türlü sorununda Dışişleri Bakanlığımızın aktif olarak rol oynaması gerekiyor ama aylardan sonra, yıllardan sonra, neredeyse, işte, buradaki, Kırgızistan’ın Devlet Başkanlığı yemin törenine gitmiş durumdadır. Ama orada Özbek kardeşlerimiz, Kırgız kardeşlerimiz birbirlerine girmiş, yüzlerce insan ölmüş, yüzlerce insan yaralanmış ve yüz binlerce insan da topraklarını, evini ve barkını bırakarak başka yerlere göç etmek mecburiyetinde kalmıştır. İşte bu ortamda, acaba Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapabileceği başka bir şey yok muydu? O ortam içerisinde, sadece “Olayları biz yakından takip ediyoruz. Olayların durmasını bekliyoruz.” şeklindeki açıklamaların yeterli olmadığını ifade etmek istiyorum.
Aynı durumu, yine şu anda Doğu Türkistan’daki durumlara bakıyorsunuz, 5 Temmuz 2009 tarihinde Urumçi’de Çinliler o mahzun Doğu Türkistanlılara bir kışkırtma neticesinde saldırdılar ve yüzlerce insan öldü, binlerce insan aynı şekilde yaralandı, yine binlerce insan kendi öz topraklarından başka yerlere göç ettirildiler. Orada ölen insanlarımızın hepsini rahmetle, minnetle anıyorum, Allah rahmet eylesin diyorum. Ama şu andaki zulüm devam ediyor, Urumçi’deki o zulümler hâlâ devam ediyor. Doğu Türkistan, Türkistan, Türklerin ata yurdu olan bir yerdir. Doğu Türkistan’da Türklerin geleceğine matuf soykırım çalışmaları yapılıyor. Bakın, şu anda Doğu Türkistan’da anneler, istemedikleri, istek dışı kürtajla karşı karşıyalar.
Yine, aynı şekilde, o bölgelerde özellikle nükleer denemeler yapılıyor. Nükleer denemeler Türklerin olmuş olduğu, Türklerin yaşamış olduğu yerde yapılıyor. Onun yapılmasıyla beraber de, işte, ileriye dönük olarak kalıtımsal olarak hastalıkların ortaya çıkması, yine Türklerin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 6 Temmuz 2010