Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi için yapılması gerekenler hakkında
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 134. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2010 · 745 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK DÜNYASIYLA İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER HAKKINDA); konuşma 745 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi için yapılması gerekenler hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-07-14-turk-dunyasiyla-iliskilerin-gelistirilmesi-icin-yapilmasi-gerekenler-h (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk dünyası sorunları ve ilişkilerin geliştirilmesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
“Türk dünyası” denince, Türk soyundan gelen, Türkçe konuşan, ortak dile, ortak kültüre, ortak değere sahip insan topluluğu anlaşılmaktadır.
“Türk dünyası” kavramı oldukça geniş bir coğrafyayı ilgilendirmektedir. Kuzey Buz Denizi’nden Afrika içlerine, Çin’in içlerinden Balkanların daha ötesine kadar uzanan muazzam bir coğrafya, bu terimin ilgi alanına girmektedir.
Bu geniş coğrafyada yaşayan Türk soyluların tamamı bağımsız kendi devletlerinde yaşamamaktadır. Başta Türkiye olmak üzere, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Türkler bağımsız devletlerinde yaşamaktadır. Buna karşılık, İran, Irak, Afganistan, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Romanya ve benzeri ülkelerde yaşayan Türklerin ise ayrı bir idari bölgeleri yoktur. Daha küçük Türk topluluklarının ise ne belli bir bölgeleri vardır ne de azınlık statüsüne sahiptirler.
Sayın milletvekilleri, Türk dünyasındaki devletler arasında da çok önemli sorunlar vardır. Bu sorunlar Türkiye Cumhuriyeti devletini ilgilendirmeli ve çözümlerinde de yardımcı olunmalıdır. Bakınız bunlardan bazıları olarak: Ahıska Türklerinin ana vatanı, malum olduğu üzere, günümüz Gürcistan’ının Ahıska bölgesidir; Stalin tarafından İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkistan’a gönderilmişlerdir; nüfuslarının yarısı bu sürgün sırasında kırılmıştır. Bugün, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Rusya Federasyonu’nun değişik bölgelerinde dağınık olarak yaşayan Ahıskalılar, ana vatanlarına dönme mücadelesi veriyorlar.
Bununla ilgili dernekler kurdular. Ne yazık ki, Gürcistan yönetimi “Türk” olarak dönüşlerine izin vermemektedir. Ancak, “Müslümanlaşmış Gürcü” kimliğini kabul ederlerse bölgeye dönebilecekleri konusunda bir teklifte bulunmuştur. Dönmüş olsalar da başka bir problemle karşılaşacaklardır. O da şudur: Ahıska bölgesine Sovyetler döneminde Ermeniler yerleştirilmişlerdir. Ermeniler, Gürcistan’ın hemen her bölgesinde vardırlar ve çoğu da “Gürcü” kimliği taşımaktadırlar.
Sayın milletvekilleri, Ahıska Türklerinin eski topraklarına geri dönmelerinde Türkiye Cumhuriyeti devletine de çok önemli görevler düşmektedir.
Türk dünyasında etnik sorunlara dikkat edilmelidir. Geçmişten bugüne kadar devam eden kardeş kavgaları hâlen devam etmektedir. Bu kavgaların arkasında bu bölgelerde emeli olan güçlerin olduğu bir gerçektir.
Sovyetlerin dağılma sürecinde çoğunlukla Fergana Vadisi’nde yaşayan Ahıska Türkleri ile Özbekler arasında çatışmalar yaşanmıştı. Bu çatışmaların neticesinde Ahıska Türkleri bölgeyi terk etmek zorunda kalmışlar ve çoğunlukla Rusya Federasyonu’na yerleşmişlerdi. Ne yazık ki, yeni yerleştikleri bölgelerde de Rusların baskılarıyla karşı karşıya kaldılar.
Kırgız Türkleri, Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nin Kırgızistan’a sınır olan bölgelerinde yaşamaktadırlar. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde bu bölgede Özbekler ile Kırgızlar arasında etnik çatışmalar yaşanmıştır. Çatışmalar Kırgızistan’a da yayılmış ve oldukça zor önlenmişti. Hem Kırgızistan’da hem de Özbekistan’da yakın zamanda yaşanan olaylar, ölümlere varan sonuçlar meydana getirmiştir. Olaylar ne kadar siyasi gibi görünse de arkasında etnik kızışma yatmaktadır. Bu bölgeye oldukça dikkat etmek ve Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak yardım etmek mecburiyetindeyiz.
Sayın milletvekilleri, bunların yanında Karabağ sorunu çok önemlidir, çözümsüz bir şekilde beklemektedir. Azerbaycan’la birlikte bu konu da bizim konumuz olmalıdır. İşgal bitmeli ve Azeriler kendi öz topraklarına dönmelidir. Ayrıca, Doğu Türkistan Türkü’nün yaşadıklarını, Kerkük, Musul ve Irak Türklerinin yaşamış olduklarını da unutmamak gerekir.
Sayın milletvekilleri, günümüzde Türk dünyası misyonerlerin cirit attığı bir bölge hâline gelmiştir. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte dünyanın hemen her Hristiyan ülkesinden misyonerler bölgeye akın etmiş ve 19’uncu yüzyıldaki Rus papazları gibi bölge insanını Hristiyanlaştırma gayreti içine girmişlerdir. Bu misyonerler, özellikle Sibirya, İdil-Ural bölgesi, Kazakistan ve Kırgızistan’da faaliyet içindedirler. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Diyanet İşleri Başkanlığına çok önemli görevler düşmektedir.
Türklerin yaşadığı ülkelerle ekonomik, siyasi ve kültürel iş birliğini kalıcı hâle getirecek çalışmalar yapmak, ilgili ülkelerle Türkiye’yi ve Türk kültürünü öğretecek kurumlar kurmamız gerekmektedir.
İsmail Gaspıralı’nın söylediği gibi, dilde, işte, fikirde birlik en önemli konumuz olmalıdır. Bunun başı da dildir. Türk dünyasının bugünkü bölünmüşlüğünün, ayrılığının temelinde ortak alfabe eksikliği yatmaktadır. Alfabe sorununu çözmeden Türk dünyasının ruh birlikteliğini sağlamak mümkün görünmemektedir. Türk dünyasının bütün sorunlarının, hatta ekonomik sorunlarının bile temelinde alfabe ayrılığı yatmaktadır.
Sayın milletvekilleri, Orta Asya ülkelerinde turizm potansiyeli çok yüksektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
REŞAT DOĞRU (Devamla)Teşekkür ederim.
İlgili ülkelerle turizm potansiyelini değerlendirmeli ve oraları turizme açarak onlara destek olmalıyız.
Ayrıca, 1990’lı yıllarda oluşturulan Büyük Öğrenci Projesi’nin çok büyük sorunları vardır. Büyük Öğrenci Projesi Türk dünyasının geleceğidir, Büyük Öğrenci Projesi’ne destek olmak mecburiyetindeyiz. Gençlik programları yaparak Türk dünyası gençleri kaynaştırılmalıdır.
Avrupa Birliği başta olmak üzere 3 milyonun üzerinde Türkiye Türkü yurt dışındadır. İlgili ülke yöneticileriyle birlikte bu insanlarımızın eğitim, kültür, siyasal ve sosyal hakları konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı, TİKA kuruluşu kuruluş amaçlarına yönelmeli ve Türk dünyasına gözlerini çevirmelidir. “Türk dünyası ortak pazarı” mutlaka kurulmalı, İpek Yolu canlandırılmalıdır. Sonuçta da hepimizin istediği ve beklenen müstakil “Türk dünyası bakanlığı” kurulmalıdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; unutmamalıyız ki bizlerin Türkiye olarak onların yanında bulunmamız ve onlara destek olmamız, gelecekte dünya üzerinde söz sahibi ülke olmamızın da yolunu açacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 14 Temmuz 2010