İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 24. Birleşim · 5. yasama yılı · 1 Aralık 2010 · 587 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 1 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 587 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-12-01-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanunun 31’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Devletin mali yapısının düzgün ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için kamu mali kontrol sistemine çok önemli görevler düşmektedir. Hayatın her alanında, kamuya ait her yerde şeffaf bir şekilde yönetim yapılmalı ve de hesap da verilmelidir. Kamu mali sisteminin iyi işlemesi bağımsız, şeffaf, emin bir denetim sisteminin oluşturulmasından geçmektedir. Bu yönlü olarak Sayıştay Başkanlığına çok önemli görevler düşüyor. Tarafsız, adil, ülke çıkarlarını gözeten, haksız kazanılan veya kullanılan bir kuruşun bile hesabının sorulacağını herkese gösteren bir görev anlayışında bulunmalıdır. Vatandaşın hakkını en iyi şekilde koruması ve hiç kimseye taviz vermemesi gereklidir ancak ülkemizde son yıllarda siyasi yolsuzluklar, ekonomik soygunlar bir bir gündeme gelmektedir fakat AKP İktidarında gündem değiştirmek adına her gün yeni yeni olaylar da olmaktadır.

Ülkemizde yeni gerginlikler ortaya çıkıyor, yeni yeni kazanç kapıları oluşturuluyor. İşte burada kamu vicdanı olarak da insanlarımız düşünüyorlar: Siyasilerin çeşitli yurt içi ve yurt dışı bankalarda paraları nasıl oluyor? Bu paralar ve imkânlar nasıl kazanılıyor?

Dünya Bankası tarafından yapılan, herkesin kabul ettiği tanıma göre yolsuzluk, kamu gücünün özel şahıslar için kötüye kullanılmasına bağlıdır. Yolsuzluk iddiaları, kamu gücünü elinde tutan politikacılar ve kamu görevlileri esas alınarak açıklanmaktadır. İşte, denetim burada görev başı yapmalıdır, Sayıştay gibi kuruluşlar kamu kaynaklarının suistimal ve israf edilmesinin hesabını sormalıdır ancak Sayıştay Kanunu hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduktan sonra AKP’nin bir önergesiyle performans denetimi ortadan kaldırılmıştır. On altı yıldan beri yaptığı, bu kanunla da daha fazla yetki ve imkân verilmesi gerekirken performans denetiminin kaldırılmasını anlayamıyoruz. Hâlbuki bu kanunun özü burada yatıyor. Acaba denetimden mi kaçılıyor? İktidar bunu halkın anlayacağı şekilde mutlaka izah etmelidir.

Sayıştayın hayatın her alanındaki yanlış yapılan işlerin hesabını sorması gerekmez mi? Örneğin, geçmişle ilgili kamuoyunun aydınlanmayı ve bilgilendirilmeyi beklediği Tokat’ta geçen bir olayı anlatmak istiyorum: Tokat Sigara Fabrikasında özelleştirme öncesinde makinelerin yenilenmesiyle ilgili ihale açıldı. Şartnamede “alınacak makinelerin yeni, kullanılmamış olması gerekli” ibaresi vardı ancak daha sonra ihale yapılmış, ikinci el, kullanılmış makinelerin yüksek fiyatla alındığı görülmüştür. Bu durum kamuoyuna yansıyınca makineler tekrar sökülerek geri götürülmüştür. İşte, burada bu makineleri kim almış? Kim menfaat temin etmiş? Sorumlular ortaya konmalı ve hesap da sorulmalıdır. Kamuoyuna da sonuçla ilgili mutlaka bilgi verilmelidir.

Halkımızın gündeminin en başında işsizlik ve yoksulluk gelmektedir. Hatta ülkemiz işsizlik konusunda yüzde 20 seviyeleriyle tarihî rekorlar da yaşamıştır. İşsizlikten dolayı insanların psikolojisi bozulmuş, intihar vakaları artmıştır. Ağır bir ekonomik buhranla da karşı karşıya olduğumuzu söylemek durumundayız. Öyleyse insanlarımız devletin elindeki imkânların adil kullanılmasını, yerinde kullanılmasını ve yatırımların teşvikleriyle beraber üretim ve istihdamın da artmasını beklemektedirler. AKP İktidarı “fakir ve fukaranın hakkını koruyacağım, işsizliği önleyeceğim” diyerek vatandaştan oy almıştır ancak fakirlik, yoksulluk, yolsuzluk iddiaları devam etmekte, günden güne de artmaktadır.

Özel idareler, belediye gibi özel kuruluşlar çok iyi bir şekilde denetlenmeli ve yaptıkları işler de yakından takip edilmelidir ancak “bu benim partimin belediyesi değil, bu kuruluş yöneticileri benim partime mensup değil” diyerek teftiş üzerine teftiş göndermek de doğru değildir. Örneğin Tokat Esnaf Odaları Birliğine devamlı müfettiş gelmektedir. Aynı konuda tekrar tekrar müfettiş göndermenin manası nedir? Birlik Başkanı Mehmet Bekçi, dürüst, başarılı bir sivil toplum kuruluşu başkanıdır. Bu arkadaşımıza ve kuruluşuna her gün neredeyse devamlı olarak müfettişin gelmekte olduğunu görüyoruz. Hâlbuki bu arkadaşımızın çalışkanlığı ve çalışma şevkini neden kırıyorsunuz? Neden insanların morallerini bozuyorsunuz? Yani bir konuda müfettişin biri bitiyor, aynı konuda tekrar müfettişin gelmesinin manasını da bir türlü anlayamıyoruz. Dolayısıyla bu insanların şevklerinin kırılmaması gerekiyor.

Devlet herkese adil davranmalı ve haksızlık, yolsuzluk yapan her kimse mutlaka hesap sormalıdır. Bugün toplumsal barışı ve demokratik sistemin özünü tehdit eden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 1 Aralık 2010

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook