Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 25. Birleşim · 5. yasama yılı · 2 Aralık 2010 · 573 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 2 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 573 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-12-02-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanunun 60’ıncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış buluyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayıştay, devletin mali kontrolünü, Anayasa’nın 160’ıncı maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi adına görevli ve yetkilidir. Dolayısıyla, fakir ve fukaranın, tüyü bitmemiş yetimin hakkının korunması da bu kurumun sorumluluğundadır. Bu itibarla, kamu kaynaklarının, bütün kamu fonlarının, kamu faaliyetlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetimi Sayıştay tarafından yapıldığından, yolsuzluklarla ilgili bütün iddialar da ciddiye alınmalı ve araştırılarak kamuoyuna sunulmalı ve sonuçlandırılmalıdır. Son zamanlardaki bazı ihaleler, özelleştirmeler, kamu vicdanını rahatsız etmekte, en ücra köşedeki, benim Tokat ilinin Reşadiye kasabası Nebişeyh beldesindeki Ahmet Amca’mızı bile rahatsız etmektedir. O bile rahatsızlığını defalarca dile getirmiştir.
En son, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının bazı belgeleri kamuoyuna yansımıştır. Önümüzdeki zamanda daha da iddialar belki başka belgelerle ortaya çıkacaktır. İşte burada, devletin bütün kurumlarına, özellikle Sayıştayımıza çok önemli görevler de düşmektedir. Kimler “Ben geçinemiyorum.” diyerek siyaset sonucu zenginleşmiş, yurt dışı bankalarda hesap açtırmış, bunun hesaplarını ve bunun sonuçlarını göstermelidir.
Halk büyük bir sıkıntı içerisinde mücadele etmekte “Nasıl yaşamımı düzeltirim, nasıl borçlarımı öderim?” diyerek zorlanmaktadır. Örneğin, Tokat ilinde, Sigara Fabrikası işçilerinin telefonlarla bildirerek dile getirilmesini istedikleri konuyu, burada bir vesile olarak anlatmak istiyorum.
Kamuoyunda “Tekel işçileri” denen bu insanlar, sigara fabrikalarının satılması, sonradan da kapanması ile 4/C kapsamına geçirildiler. Ancak, kadroları olmadığı için ihtiyaç olabilecek her kuruma dağıtılıyorlar. Kendi evleri, çocukları olan yer değil de farklı yönlere dağıtıldığını da görüyoruz. Maaş olarak da tahsillerine göre 800 ile 950 lira arasında maaş alıyorlar. Bu durum, bu insanları mağdur ediyor. Aynı işi yaptıkları insanlardan hem çok daha az maaş alıyor hem de aile bütünlüğünün bozulmasını yaşıyorlar. Aldıkları kredileri ödeyemiyor, borçlanmaya devam ediyorlar. Hatta, icralar gelmeye başlamış. Hayatları altüst olmuş ve psikolojilerinin de bozulmuş olduğunu görüyoruz. Ben, Tokat ilinde onlarca bu şekilde insanın olduğunu biliyorum. Bu insanların durumlarını Hükûmet olarak tekrar ele almanız gerekmez midir?
Tekel işçilerinin başına gelen, şimdi de TEDAŞ işçilerinin başına gelmektedir. TEDAŞ işçileri de 4/C kapsamında dağıtılmaktadır. TEDAŞ işçilerinin sayısı az da değildir, yaklaşık olarak 50-60 bin kişi civarında olduğu ifade edilmektedir. Aynı uygulama da onların başına gelmek üzeredir. Ayrıca, sadece Tekel işçilerinin durumları da değildir. Tekel işçilerinden şu anda yaklaşık olarak -Tokat ilinden biliyorum- 200’ün üzerinde olan işçi henüz daha işe başlamamıştır, şu anda, aylardan beri maaş da almıyorlar.
“4/C ile biz özelleştirme mağdurlarına iş veriyoruz, onları mağduriyetten kurtarıyoruz.” diyorsunuz. Geçmişte, 57’nci Hükûmet zamanında özelleşen her kurumun işçisi mağdur edilmeden başka kurumlara aktarılmıştı. “Sadece bizim zamanımızda 4/C çıktı, biz yerleştiriyoruz, biz mağduriyetleri gideriyoruz.” demek de doğru değildir.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak toplum hayatını, demokratik rejimi ve manevi değerleri tahrip eden ahlaki yozlaşmanın önlenmesini ve yolsuzluklarla mücadeleyi millî siyaset anlayışının temel unsuru olarak görüyoruz. Temiz siyaset, temiz yönetim, temiz toplumun tesisi artık kaçınılmaz olarak ortaya çıkmıştır.
Siyaset kurumunun faaliyetleri mutlaka ama mutlaka süzgeçten geçirilmelidir. Siyasete etik bir temel kazandırarak siyasi ahlak yasası mutlaka zaman geçirmeden hazırlanmalı, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmalı ve de çok süratli bir şekilde de kanunlaşmalıdır.
Sayın milletvekilleri, milletvekili dokunulmazlığı makul esaslara bağlanmalı, kamuoyunu tatmin edici şekilde milletvekili dokunulmazlığı sınırlandırılmalıdır. Bunun yanında, belediye başkanları, üst düzey kamu görevlileri de hesap verebilmelidir. Görev öncesi, görev sonu mal bildirimleri kamuoyuna açıklanmalı, yanlış yapanlar da ortaya konulmalıdır.
Yolsuzlukla topyekûn mücadele için “yolsuzluklarla mücadele kurulu” mutlaka oluşturulmalı, millî bir program hazırlanarak sonuç alınmalıdır. Fakir ve fukaranın hakkı ancak böyle korunabilir. Seçim meydanlarında atılan nutuklarla hiçbir yere varılamayacağı da görülmüştür.
Sayıştay kanununa gelince: Sayıştay kanununun, tabii, daha iyi hazırlanması, iddialardan arındırılması gerekirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 2 Aralık 2010