Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Mersin Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 58. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2020 · 543 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi), 19 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 543 kelime.
Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi, Mersin). “Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-turan-27-2020-02-19-bankacilik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85730
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)RIDVAN TURAN (Mersin)Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yüksek cari açık ve dış borca dayalı sermaye birikim rejimi duvara tosladı. Önce uluslararası süreçlerin etkisiyle bir döviz krizi, ardından döviz kurundaki anormal dalgalanma sebebiyle reel sektörün, şirketlerin borcunu ödeyememesinden kaynaklı büyük bir borç krizi ve ardından da finansal kriz arzıendam etti.
Şimdi, bir finansal kriz süreci yaşanıyor, bankaların kâr marjları ciddi manada düşmüş durumda. 2009’un on birinci ayı itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 8’in üzerinde bu kâr payları azalmış durumda. Batık kredi miktarı bir önceki yıla göre yüzde 56 oranında artmış ve bankaların bütün bu kriz konjonktürü sebebiyle borçları hem artmış hem de var olan borç sebebiyle durumları ciddi sıkıntıya girmiş durumda.
Şimdi, AKP, banka zararlarının sebebi kendisi değilmiş gibi, bu zamana kadar yaptığı biçimde, geldiği yol ve yöntemlerle bu sorunu çözeceğini var sayıyor. Oysa düşük faizli kredi ve düşük kur politikası, AKP’nin siyasi zoruyla bankalara, finans piyasasına dikte ettirdiği bir şeydi. Amacı neydi? Konut stokunun azalması, kredilerin ucuzlaması ve insanların rahatlıkla konut almaya… Yani AKP’nin destek kıtası hâline dönmüş olan bu inşaat baronlarının cebini doldurmak için, balon hâline gelen emlak sektörünü yeniden üretim yapabilir hâle getirmekti. Şimdi, krize sebep olan bu merkeziyetçi, bu garnizonvari politikalarla krizden çıkacağını varsayan bir fasit dairenin içerisine yuvarlanmış durumda. Aynı dolaşmış orlonla oynayan kedi yavrusu gibi, orlonun başı nerede sonu nerede belli değil ama belli ki bu inzibati yol ve yöntemlerle, özellikle BDDK’nin etki alanının arttırılmasıyla, Varlık Fonuna sınırsız borçlanma hakkının tanınmasıyla beraber bunun içerisinden çıkılacağı ufukta görünmüyor.
Değerli arkadaşlar, her krizin iki cephesi vardır; bu cephelerden bir tanesi sermaye ve iktidar cephesidir, diğeri halk ve yoksullar cephesidir. AKP bu teklifiyle sermaye ve iktidar cephesine ilişkin bir çözüm sunduğunu varsayıyor. Aslında onun için dahi bir çözüm söz konusu değil çünkü bu verili yapıyla finansal sektörün, sermaye piyasalarının yapısal krizlerinin çözülmesi mümkün değil ama yoksullar cephesi, halk cephesi söz konusu olduğunda buraya ilişkin herhangi bir tedbir söz konusu değil.
Bütün krizlerde bölüşüm ilişkileri devlet eliyle yeniden tariflenir ve bütün krizlerdeki eğilim alt sınıflardan yukarıya doğru bir servet transferinin olması ve sermayenin merkezîleşmesidir. İşte, aslında AKP’nin getirmiş olduğu bankacılık düzenlemesiyle birlikte aşağıdan yukarıya doğru bir servet transferi olurken aynı zamanda bölüşüm ilişkileri de yeniden tarifleniyor.
Bakın, bu insanı tanıyor musunuz, bilmiyorum. Bankacılıkla çok yakın ilişkisi olan bir kişi, teklifin ilk elden muhatabı şu gördüğünüz; tanır mısınız, bilmiyorum; gerçi artık tanıyamazsınız, dün itibarıyla arkasında bir not bırakıp intihar etti banka borçları yüzünden ve parasal sorunlardan. “Denizbanka 26 bin, Fibabanka 450 lira borcum var, ödeyemedim. Kimseye kızgın değilim. Herkes hakkını helal etsin.” diyor Halit Yılmaz. “Son.” diye de altına yazmış.
Dedim ya, her krizin iki cephesi vardır; bir cephe sermaye ve zenginlere ait cephedir. İşte AKP, bankacılık sektöründeki düzenleme çabasıyla birlikte aslında hem bu sektörün, bu kesimin, bu cephenin ihtiyaçlarını karşılarken ve onların krizden çıkmasını sağlarken aynı zamanda bir başka şeyi daha yapıyor; o yaptığı şey de bu egemen blok içerisinde, daha sonra belki İş Bankasına çökmek suretiyle, BDDK’nin yetkilerini artırmak ve bu alanda finansal bir konfigürasyon değişikliğini yeniden sağlamak suretiyle kendisine ciddi bir sermaye kaynağı da oluşturmuş olacak ama az önce gösterdiğim resimdeki insana ve sayabileceğimiz daha binlerce insana ilişkin hiçbir çözüm önerisi sağlanmış değil, o da bankazede arkadaşlar, bankayla onun da ilişkisi var. Bankaların zarar etmesi, kâr marjlarının düşmesi, borç içerisinde, batık içerisinde olması…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
131 konuşma daha · 19 Şubat 2020